Hindistan özellikle son beş yıldır seri şekilde serbest ticaret anlaşmalarına odaklanmış durumda. Bu daha açık bir ekonomiye doğru bir adım anlamına geliyor ancak uzun vadeli kalkınma hedeflerine ulaşma şansını artıracak olsa da yapısal değişiklikler gerektirecek.
Son beş yılda Mauritius (2021, Hindistan'ın Afrika ile yaptığı ilk ticaret anlaşması), Birleşik Arap Emirlikleri (2022, ikili ticaret 2025 mali yılında 100 milyar doları aştı), Avustralya (2022, Hindistan Avustralya'ya sıfır tarife ile giriş hakkı kazandı), Umman (2025, Hindistan'ın Körfez'deki en büyük tarife muafiyeti), Yeni Zelanda (2025, Hindistan'ın tarihindeki en hızlı ticaret anlaşması - yalnızca 9 ay), Birleşik Krallık (2025, Hint ihracatının yüzde 99'u tarifeden muaf) ve Avrupa Serbest Ticaret Birliği (2024/25, 100 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım taahhüdü) ile serbest ticaret anlaşmaları imzaladı ve 12 yeni anlaşma daha imzalamak için görüşmeler yürütüyordu. Bunlar arasında en büyük ihracat pazarı olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile ikili ticaret anlaşması imzalamayı amaçlayan görüşmeler ve en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği (AB) ile uzun süredir devam eden müzakerelerin son aşamaları yer alıyordu. Bu müzakereler 27 Ocak 2026'da AB ile iddialı bir serbest ticaret anlaşmasının imzalanması ile sonuçlanırken (AB mal ihracatının yüzde 96,6'sında tarifeler azaltıldı), ABD ile 2 Şubat 2026'da duyurulan geçici ticaret çerçevesi şimdilik karmaşık/tartışmalı bir durum yarattı bu konuyu yazının sonlarına doğru açacağız. Hindistan ayrıca mevcut sekiz anlaşmayı güncellemek için de görüşmeler yürütüyor.
Hindistan'ın ihracatı ABD'nin Hint mallarına Hindistan'ın Rus petrol alımları nedeni ile uyguladığı yüzde 25'lik gümrük vergisi ile birlikte yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulaması ve siyasi faktörler nedeni ile ticaret anlaşmasının sonuçlandırılmasındaki gecikmelerden olumsuz etkilendi. Ancak 2025 ortalarından itibaren Hindistan ihracat pazarlarını çeşitlendirerek bu gecikmeyi faydaya çevirmeye çalıştı. Önceki on yılda hiç anlaşma imzalamamışken 2021'den bu yana toplam sekiz yeni ticaret anlaşması imzaladı.
Ancak korumacılık geçmişi olan Hindistan'ın 1991'den beri ekonomisini liberalleştirmesine karşın 2024 yılında ortalama yüzde 15,9'luk En Çok Kayırılan Ulus tarifesi ile küresel olarak en yüksek ithalat tarifelerinden bazılarına sahip. Hindistan'ın seri biçimde ticaret anlaşmaları odağı GSYİH'nin yüzde 70'inden fazlasını oluşturan özel ve kamu tüketimi ile esasen iç talebe dayalı bir ekonomi için dramatik bir değişiklik anlamına geliyor. 2024 yılında Hindistan'ın GSYİH'sinin yüzde 45'ini iç ve dış ticaret oluştururken ihracat yüzde 21'ini oluşturdu.
Hindistan yeni ticaret anlaşmalarının başarılı olması halinde 2047 yılına kadar Viksit Bharat (Gelişmiş Hindistan) olma hedefine ulaşmasına yardımcı olacağını düşünüyor. Bu anlaşmaların ihracat ve ithalat pazarlarını coğrafi olarak çeşitlendirmesini, ihracat değerini artırmasını, ithalat engellerini düşürmesini, Hint işletmeleri için öngörülebilir ticaret kuralları sunmasını, ürün kalitesini iyileştirmesini ve Hindistan'a ihracat yapan yabancı ülkeler arasında rekabeti teşvik etmesini sağlayacağını öngörüyor. Anlaşmaların Hindistan'ı küresel tedarik zincirlerine daha iyi entegre etmesi, Hint işletmelerinin gelişmiş pazarlardaki rekabet gücünü artırması ve istihdam yaratması umuluyor. Ayrıca ortaklar ile daha geniş bir güven inşa etmeye yardımcı olmaları ve Hindistan'ın çok yönlü dış politikasına katkıda bulunmaları nedeni ile jeopolitik bir boyuta da sahipler.
2021'den bu yana Hindistan çeşitli ticaret anlaşmaları yolu ile özellikle ithalat engellerini azaltmaya odaklanıyor. Bu anlaşmalar arasında belirli kalemlerde tarifelerin düşürüldüğü sınırlı Tercihli Ticaret Anlaşmaları, mevcut tarifelerin çoğunu azaltan veya ortadan kaldıran Serbest Ticaret Anlaşmaları ve tarife dışı engeller, yatırım, nitelikli profesyonellerin hareketliliği ve istihdam yaratma gibi daha geniş ekonomik işbirliğini içeren kapsamlı anlaşmalar yer alıyor. Örneğin 2000 ile 2025 yılları arasında 33 ülkeyi kapsayan 15 yeni ticaret anlaşması ve yedi ülkeyi kapsayan üç tercihli ticaret anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaların yedisi ağırlıklı olarak Güneydoğu ve Doğu Asya ülkeleri ile olmak üzere 2011'den önce imzalanmıştı. Ancak bu anlaşmalar Güney Kore ve Japonya ile olmak üzere Hindistan'ın ticaret açığının artmasına neden oldu. Ayrıca Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) üyelerine ihracatı yüzde 5,5 azaldı. Hindistan şu anda Japonya, Güney Kore ve ASEAN ile olan ticaret anlaşmalarını güncellemek ve bu pazarlara ihracatı artırmak için çalışıyor.
Hindistan'ın ASEAN üyeleri ile Avustralya, Çin, Japonya, Yeni Zelanda ve Güney Kore arasında imzalanan Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) ticaret anlaşması müzakerelerine katılması ticaret politikasında bir dönüm noktasını teşkil ediyordu. Ancak politik açıdan hassas süt ürünleri sektörünün açılması ve RCEP'in Çin'den daha fazla ithalata yol açacağı kaygıları nedeni ile Kasım 2019'da RCEP müzakerelerinden çekildi. Hindistan ve Çin 1975'te imzalanan Asya-Pasifik Ticaret Anlaşması kapsamında yalnızca sınırlı bir tercihli ticaret anlaşmasına sahipler. Bununla birlikte daha sonra diğer pazarlara ihraç ettiği bileşenler de dahil olmak üzere Çin ithalatına büyük ölçüde bağımlı kalmaya devam ediyor. 2024-2025 mali yılında Hindistan'ın Çin ile mal ticareti açığı 99,2 milyar dolardı ve bu, toplam 283,5 milyar dolar olan mal ticareti açığının yüzde 35'ini oluşturuyordu.
Hindistan RCEP müzakerelerini terk ettikten sonra tercih ettiği gümrük tarifesi seviyelerini müzakere etmek için daha fazla pazarlık gücüne sahip olduğu tek ülkeler veya bloklar ile ikili ticaret anlaşmalarına odaklandı. Yeni Zelanda ile ticaret anlaşması 2026'da yürürlüğe girdikten sonra Çin hariç 15 RCEP üyesinden 14'ü ile tam ticaret anlaşmasına sahip olacak.
2021'den bu yana imzaladığı ticaret anlaşmaları çoğunlukla daha geniş ekonomik işbirliğini içeren kapsamlı anlaşmalar oldu. 2022'de imzalanan Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile yapılan anlaşma petrol dışı ikili ticaretin 2030 yılına kadar 100 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor. Avustralya ile yapılan görüşmeler 2022'de imzalanan sınırlı anlaşmayı Avustralya'nın tüm tarife kalemlerindeki gümrük vergilerini yüzde 100 oranında kaldıracağı kapsamlı bir anlaşmaya dönüştürmeyi amaçlıyor ki bu sayede ikili ticaretin 2028 yılına kadar 50 milyar dolara çıkarılması ve Hindistan'da istihdam yaratılması hedefleniyor. İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre'den oluşan Avrupa Serbest Ticaret Birliği (EFTA) ile yaptığı ticaret anlaşması 2040 yılına kadar Hindistan'a 100 milyar dolar yatırım ve bir milyon iş yaratma taahhüdü içeriyor. Temmuz 2025'te İngiltere ile yapılan anlaşma Hindistan'ın büyük bir Batı ülkesi ile yaptığı ilk kapsamlı ticaret anlaşması. Bu anlaşma ikili mal ve hizmet ticaretini 2024-25 mali yılında 56 milyar dolardan 2030 yılına kadar 112 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor ve Hindistan ihracatının yüzde 99'u için gümrüksüz erişim sağlıyor. Umman, Hint ihracatının yüzde 99,38'ini kapsayan gümrüksüz erişimi kabul etti. Yeni Zelanda ise Hint ihracatının yüzde 100'üne gümrüksüz erişim sağlamanın yanısıra 2040 yılına kadar Hindistan'a 20 milyar dolar yatırım yapma taahhüdünde bulundu.
Önemli olarak imzaladığı tüm bu anlaşmalar ölçeğinde Hindistan'ın ticaret görüşmeleri sırasında her zaman korumaya özen gösterdiği tarım ve süt ürünleri sektörleri hassas bir konu olarak kalıyor. Örneğin, Yeni Zelanda'nın pazar erişimi süt ürünlerini kapsamıyor.
Hindistan bu yıl 24 ülkeyi kapsayan 11 ticaret anlaşması için aktif müzakereler yürütüyor. Ocak ayında AB'nin 27 üye ülkesi ile imzalanan serbest ticaret anlaşmasının ardından şimdilerde odak noktası ABD ile bir anlaşmanın sonuçlandırılması. 2024-2025 mali yılında Hindistan'ın ABD'ye mal ihracatı 86,5 milyar dolar, toplam mal ihracatının yüzde 20'sini oluşturuyor. ABD ile ikili mal ticaretinin toplam değeri 132,1 milyar dolar. AB'ye mal ihracatı ise 75,9 milyar dolar, toplam mal ihracatının yüzde 17'sini oluşturuyor. İkili mal ticaretinin toplam değeri 136,6 milyar dolar.
27 Ocak'ta AB ile imza edilen serbest ticaret anlaşması 2007 yılında başlayan müzakere sürecinin sonucu. Bu anlaşma gümrük vergisi indirimleri kapsamındaki mallar açısından Hindistan veya AB'nin imzaladığı en büyük ticaret anlaşmasıdır. Hindistan'ın AB'ye ihraç ettiği mallar arasında ilaç, makine, tarım ürünleri ve tekstil yer alıyor. Bu anlaşma Hindistan'a gümrük tarifelerinin yüzde 97'sinde tercihli erişim sağlayarak ticaret değerinin yüzde 99,5'ini kapsıyor. Bu tekstil ve mücevherat gibi emek yoğun sektörler de dahil olmak üzere Hint ihracatının yüzde 91'i için anında gümrük vergisi indirimlerini içeriyor. Hindistan AB ihracatının yüzde 97'si için gümrük vergisi indirimleri teklif etti. Anlaşma ayrıca Hindistan'ın hizmet sektörü için AB pazarına erişimi artırmayı da içeriyor. Onaylandığında AB'ye ihracatın çeşitlendirilmesini sağlayacak ve ABD'nin artan gümrük vergilerinin Hint ihracatçılar üzerindeki olumsuz etkisini kısmen telafi edecek. Bununla birlikte kritik nokta olarak her iki tarafın da hassas tarım ve süt ürünleri sektörlerine erişim kısıtlı kalacak.
Hindistan'ın ABD'ye yaptığı önemli ihracatlar arasında elektronik ürünler (özellikle akıllı telefonlar) ve ilaçlar (her ikisi de ABD gümrük vergilerinden muaf) ile birlikte tekstil, giyim, mücevher ve tarım ürünleri yer alıyor. İkili ticaret anlaşmasının imzalanmasında yaşanan gecikmeler Vietnam gibi bazı rakip ihracatçıların ABD ile gümrük vergisi indirim anlaşmaları imzalamış olması nedeni ile Hint ürünlerinin ABD pazarındaki rekabet gücünü olumsuz etkiliyor.
Ancak ABD ile ticaret anlaşması konusu son derece tuhaf, karmaşık ve tartışmalı bir hal aldı, alıyor. 2 Şubat'ta duyurulan, daha doğrusu Trump'ın sosyal medya platformundan tek taraflı duyurduğu ticaret anlaşması anlaşma dahi değil henüz, anlaşmaya dönük çerçeve hatta geçici. "Tüm Anlaşmaların Anası" olarak nitelenen ve "win-win" olarak kutlanan AB-Hindistan serbest ticaret anlaşmasının aksine ABD-Hindistan geçici ticaret anlaşma çerçevesi önemli tartışmalara yol açtı. Trump yönetimi bir dizi tek taraflı hamle ile bu düzenlemeyi eşit ortaklık yerine adeta patron ve bağımlı ülke ilişkisi çerçevesinde sundu. Hindistan'ı eşit bir ülke olarak değil, Amerikan emirlerini yerine getiren ve yaramazlıklarından dolayı cezalandırılan itaatkar bir vasal ülke gibi konumlandırdı.
Trump ilk önce 2 Şubat'ta Truth Social'da tek taraflı açıklama yaptı. Bu açıklamada ticaret anlaşması Modi'nin "isteği" üzerine verilen ve ona "dostluk ve saygı"dan dolayı sunulan bir iyilik olarak küçümseyici bir şekilde sunuldu. Trump'ın paylaşımından yaklaşık 40 dakika sonra Modi X'te yanıt vererek Trump'a tarife indiriminden dolayı teşekkür etti, ancak "ticaret anlaşması" teriminden özellikle kaçındı ve Trump'ın iddia ettiği şartların hiçbirini doğrulamadı. Birkaç gün sonra Beyaz Saray diplomatik protokolün önemli bir ihlali olacak şekilde sözde bir "Ortak Bildiri" yayınladı Ki Hindistan tarafından "yankılanan sessizliğe" kulak verince ortak bildirinin ortaklığı kuşku uyandırıyor. Bu "Ortak Bildiri" ile ABD Hindistan'ın 500 milyar dolarlık devasa alım taahhüdü ve Rusya'dan tüm petrol alımlarını durdurma sözü dikte ederek Hindistan'ı ticaret statüsü karşılıklı stratejik eşitlikten çok Amerikan onayına bağlı olan bağımlı bir aktör olarak konumlandırdı. "Ortak Bildiri"nin yayınlanmasından bir saat sonra Beyaz Saray anlaşmanın en zorlayıcı unsurunu açıkladı: Başkanlık kararnamesinde kodlanan "geri dönüş" mekanizması. ABD Hindistan'ın Rusya'dan tüm doğrudan ve dolaylı ithalatını durdurması koşulu ile yüzde 25'lik "Rus petrol cezası"nı kaldırarak Hindistan'ın dış politikasını kısıtlamak için ticareti etkili bir şekilde silah haline getirdi. Hindistan tarife indirimini ekonomik bir kazanım olarak nitelerken anlaşma kalıcı bir kırılganlık durumunu kurumsallaştırıyor. ABD Hindistan'ın uyumluluğunu denetlemek için bir "İzleme Yetkisi"ni elinde tutarken Hindistan stratejik özerkliğini savunmaya çalışırsa cezalandırıcı yüzde 50'lik gümrük vergilerinin derhal yeniden uygulanması ile karşı karşıya kalacak. Yani kısacası aslında ticaret ortaklığı olarak sunulan şey Hindistan'ın ekonomik istikrarı ve enerji güvenliğinin ABD'nin jeopolitik önceliklerine itaatine bağlı olduğu koşullu bir düzenleme olarak işlev görüyor olacak. ABD için bu BRICS'in uyumunu ve etkisini sınırlamada stratejik bir atılım açık bir diplomatik zafer anlamına gelir.
Bu konuya özetle şu aşamada ABD ile söz konusu olan ticaret anlaşma çerçevesini Hindistan için tekstil/giyim gibi kilit sektörlerde Bangladeş ve Vietnam gibi rakipleri karşısında kısa vadeli bir zafer ancak genel olarak ABD karşısında büyük bir yapısal kayıp olarak görüyorum. Bu bir ticaret anlaşması çerçevesinden çok jeopolitik bir "sıraya gir" çerçevesi gibi duruyor. Ancak Trump yönetimi ile yapılacak herhangi bir anlaşma Güney Kore örneğinde olduğu gibi günün ruh haline bağlı olarak değişebilir. Bu Amerikan hegemonyası. Ve gerçekçi bakışla tarafların da zaten eşit olmadığı dikkate alınmalı ki üstün olan taraf baskın gelir ne yazık ki. Ve hükümetler özellikle görüşmelerin ortasında tüm stratejilerini kamuoyuna açıklamaz. Yani bugün uyumluluk gibi görünen şey taktiksel bir sabır olabilir. Ve tercihler kesinleşene kadar bu bir analizdir, sonuç değil. Daha çok göz boyama gibi duran 500 milyar konusu bir "niyet", bir taahhüt değil. Evet, Sözcükler önemlidir. Her iletişimde.. Hindistan Ticaret Bakanlığı Rus petrolünü dış politika meselesi olarak ele alıyor, Dışişleri Bakanlığı ise bu konuda konuşmaktan kaçınıyor. Yani Rus petrolü konusunda henüz görülen bir taviz verme durumu yok. Mart ayına kadar Rusya'dan petrol ithalat siparişleri hala geçerli. Özel bir şirket olan Reliance ABD yaptırımları tehdidi altında Rus petrolü alımını durdurdu. Hindistan Petrol Şirketi IOCL hala Rus petrolü alıyor. Nayara ise Rus kontrolünde ve hala Rus petrolü alıyor. Bu arada Hindistan ABD'nin baskısı altında Rus petrolü almayı bıraktığında sıradaki adım Hindistan'dan Rus silahı almayı bırakmasını istemek olur muhtemelen. Neyse ayrıca bu anlaşmanın şu anki çerçeve hali ile yeni ticaret açısından gerçek değeri çok az. ABD ihracat açısından muhtemelen yılda 4 milyar dolardan fazla bir artış elde etmeyecek. Çok az bir artış olacak. Hindistan ise 2024 yılına kadar devam eden ihracatını esasen koruyacak. Yani aslında bu bir anlaşmadan çok taktiksel bir "geçiştirme" gibi. Büyük olasılıkla Trump görevden ayrıldıktan sonra yeni bir ticaret anlaşması imzalanır ve bu anlaşma iptal edilir diye düşünüyorum.
ABD ile ticaret anlaşmasının gecikmesi ve belirsizliği ile birlikte Hindistan yukarıda bahsettiğim çeşitlendirmelerin yanısıra Körfez, Avrasya ve Latin Amerika'daki ihracat pazarlarını çeşitlendirmeyi de hedefliyor. 2006 yılında müzakerelerine başlanan Körfez İşbirliği Konseyi ile serbest ticaret anlaşmasının tamamlanmasındaki gecikmeler nedeni ile BAE ve Umman ile olan anlaşmalarına ek olarak Bahreyn ve Katar ile de ikili ticaret anlaşmaları müzakereleri yürütüyor. Rusya'yı da içeren Avrasya Ekonomik Birliği ile serbest ticaret anlaşması müzakereleri Kasım 2025'te başladı. Hindistan ayrıca kritik minerallere erişim sağlamayı amaçlayan Şili ile genişletilmiş bir anlaşma ve Peru ile yeni bir anlaşma peşinde.
Ek olarak iş yapmayı kolaylaştırmak ve yabancı yatırımı çekmek amacı ile vergilendirme ve iş kanunları da dahil olmak üzere iç ekonomik reformlara öncelik verdi. Bu 2020'den beri ucuz ithalat akışını izlemek için kullanılan ancak tedarik zinciri aksamalarına yol açan çeşitli Kalite Kontrol Emirlerinin kaldırılmasını da içeriyor. Bir sonraki adım olarak 1 Şubat'ta duyurduğu 2026 Birlik Bütçesi'nden hareketle tarife yapısını ve gümrük sistemini basitleştirmeyi planlıyor.
Hindistan'ın ticaret anlaşmalarına yaklaşımı dört açıdan stratejik:
- Bu pazarlara erişimini artırmak için gelişmiş ekonomiler ile anlaşmalar imzaladı.
- RCEP üyesi 15 ülke ile anlaşmalar yapmayı hedefledi ve Çin hariç hepsi ile anlaşma imzaladı.
- Avrupa, Kuzey Amerika, Latin Amerika, Körfez ve Güneydoğu ve Doğu Asya dahil olmak üzere belirli coğrafyaları hedefledi.
- Rusya ve İsrail gibi önemli ikili ortaklar ile görüşmeler yürütüyor Kİ Bu ülkeler kendi başlarına büyük ihracat pazarları olmasalar da Hindistan'ın genel ticaretini artırma ve daha da önemlisi önemli siyasi, güvenlik ve savunma ilişkilerini geliştirme konusundaki istekliliğini gösteriyor.
Son söz olarak Hindistan bekleyen müzakerelerini sonuçlandırabilirse Çin ve Türkiye hariç tüm G20 ülkeleri ile ticaret anlaşması yapmış olacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish