Pekin’in üst düzey askerî kademelerinde günlerdir süren bir hareketlilik var. Bu tablo, satır araları iyi okunmadığında basit bir “tasfiye” manzarası gibi görünebilir. Oysa durum bundan ibaret olmaktan çok uzak.
Merkez Askerî Komisyon’un iki kilit ismi Zhang Youxia ve Liu Zhenli hedef tahtasında. Bu soruşturmalar yolsuzlukla mücadele söylemi, savaş hazırlığı tartışmaları ve iç güç dengelerini bir arada gündeme taşıdı.
Bugün Çin ordusunda olan biteni anlamak için resmi çerçeveyi bir kenara bırakıp perdenin arkasına bakmak gerekiyor.
Savunma Bakanlığı bu adımı “disiplin ve yasa ihlalleri” vurgusuyla açıkladı. Bu hamle 2012’den beri süren kapsamlı anti-yolsuzluk kampanyasının son halkası niteliğinde. Ancak işin rengini değiştiren nokta soruşturmanın uzandığı yerin yüksekliği.
Hedefteki isim Komisyon’un iki numarası ve Politbüro üyesi Zhang. Kendisi Şi Cinping’e en yakın isimlerden biri olarak biliniyor.
Bu durum ordu içine net bir mesaj veriyor: “Dokunulmazlık zırhı kimseyi kapsamıyor.”
Dışarıda ise “ordu istikrarsızlaşıyor mu” sorusu yüksek sesle soruluyor. Tayvan cephesi gelişmeleri hem risk hem fırsat penceresinden okuyor. Taipei yönetimi Pekin’in komuta kademesindeki bu “olağandışı” değişimleri dikkatle izlediğini açıkladı.
Ancak askeri hazırlık düzeyini sadece tekil isimlerin akıbetine bağlamıyorlar. Daha temkinli bir çizgi benimsiyorlar. Buna rağmen Pekin’in Tayvan stratejisinin takvimi ve kapsamı hakkındaki tartışmalar yeniden alevlendi.
Ne oldu, kimler hedefte?
Çin Savunma Bakanlığı 24 Ocak’ta bir açıklama yaptı. Merkez Askerî Komisyon Başkan Yardımcısı Zhang Youxia ile Genelkurmay Başkanı Liu Zhenli’nin soruşturulduğunu duyurdu. Gerekçe “ciddi disiplin ve yasa ihlali şüphesi”.
Zhang Komisyon’un iki numarası olmasının ötesinde sembolik bir figür. 1979 Çin-Vietnam savaşından bu yana tecrübesi olan az sayıdaki generalden biri. Liu ise operasyonel planlamanın beyni konumundaydı.
Bu gelişme 2023’teki soruşturma dalgasının doğal bir uzantısı. O dönem Roket Kuvvetleri ve silah tedarik birimlerinde düğmeye basılmıştı. Özellikle nükleer caydırıcılığın belkemiği olan füze kuvvetlerinde ciddi usulsüzlükler tespit edildi.
Eksik kaliteli teçhizat, hatalı mühimmat ve bütçe kayıpları raporlara yansıdı. Bugünkü soruşturmalar o dosyaların alt kadrolara sıkışmayacağını kanıtlıyor. En üst halka da masaya yatırılıyor.
İddialar bunlarla sınırlı kalmıyor. Meselenin bir de istihbarat boyutu var. Zhang hakkında hassas savunma bilgilerini sızdırdığı ihtimali üzerinde duruluyor.
Bu iddialar Pekin makamlarınca doğrulanmadı. Ancak sızıntı ihtimali olsun ya da olmasın bir gerçek var. Soruşturmalar Çin’in “çekirdek caydırıcılık” dediğimiz en mahrem alanlarına uzanıyor.
Yolsuzlukla mücadele mi güç konsolidasyonu mu?
Pekin yönetimi süreci anti-yolsuzluk parantezine alıyor. Bu hattı korumaya özen gösteriyor. Resmi anlatıda bu bir güç mücadelesi sayılmaz. Daha çok ordunun disiplinini artırmaya dönük kurumsal bir “öz arınma” süreci.
Çin siyasetini yakından takip edenler bilir. Yolsuzlukla mücadele edilmezse modernizasyon kaynağı sahaya yansımaz. Kâğıt üzerindeki devasa bütçeler savaş alanında hezimet getirebilir. Şi yönetimi bunun farkında.
Ancak madalyonun diğer yüzünde Şi’nin siyasi ajandası duruyor. Bu dosya uzun süredir devam eden konsolidasyon dinamiğinin bir parçası. Zhang bir dönem Şi’nin en güvenilir askeri müttefikiydi.
Bugün soruşturma kapsamına alınması stratejik bir hamle. Bu durum, tam kontrol arayışının güçlü bir işareti olarak okunabilir. Gerekirse en yakınının bile gözden çıkarıldığı bir dönemden geçiyoruz.
Süreci bir “önleyici temizlik” olarak okumak mümkün. Ordu içinde potansiyel güç odakları budanıyor. Parti, namlunun kendisine dönme ihtimalini sıfıra indirmek istiyor.
Çin ordusunun yapısı gereği sadece isimler üzerinden rejimin kontrol kaybı yaşadığını söylemek zor. Somut göstergeler henüz sınırlı. Yine de bu denli üst düzey bir soruşturma parti içi dengelere dokunuyor demektir.
Bunu reddetmek gerçekçilikten uzak olur. Zira Merkez Askerî Komisyon salt askeri bir yapı sayılmaz. Orası siyasi sadakat ve güvenin en sert biçimde test edildiği bir arena.
Tayvan dosyasında zamanlama tartışması
Bu sarsıntının Tayvan stratejisine etkisi meselenin en kritik ayağı. Operasyonel planlamanın merkezindeki isimlerin tasfiyesi takvimi etkileyebilir. Olası bir askeri senaryonun ötelenmesi gündeme gelebilir.
Komisyon içindeki koordinasyonun zayıflama ihtimali var. Yeni atamaların oturması ve sistemin dişlilerinin dönmesi süre isteyecektir. Ayrıca komuta kademesindeki korku iklimi inisiyatif almayı zorlaştırabilir.
Tayvan Savunma Bakanlığı ise soğukkanlı. Taipei bu “olağandışı” liderlik değişikliklerini yakından izlediğini söylüyor. Ancak temel varsayımlarını değiştirmediler.
Çin’in Tayvan konusunda güç kullanımından vazgeçmediği açık. Ada yönetimi isim değişikliklerinden ziyade somut göstergelere odaklanıyor. Çin ordusunun tatbikat yoğunluğu ve konuşlanma kalıpları daha belirleyici görülüyor.
Burada gözden kaçırılmaması gereken bir detay var. 2016 reformlarıyla bölgesel komutanlık sistemi güçlendi. Tayvan senaryosu artık Pekin’deki birkaç generalin şahsi inisiyatifine bağlı kalmayabilir.
Tiyatro komutanlıkları eğitim ve kuvvet entegrasyonunda görece özerk bir kapasite geliştirdi. Siyasi onay mekanizması ise Şi’nin başkanlığındaki merkezde duruyor. Yani sistem kişilerden bağımsız işlemeye programlandı.
Bu açıdan bakıldığında üst düzey bir sarsıntı kısa vadede bocalama yaratabilir. Koordinasyon aksayabilir. Ama tek başına orta vadeli bir Tayvan planının rafa kalktığı manasına gelmeyebilir.
Yolsuzlukla mücadele ve disiplin hattının sertleşmesi başka bir hedefle de ilişkili. Pekin’in 2027’ye kadar “kriz anına tam hazırlık” hedefi var. Bu tarih ordunun yüzüncü yılına denk geliyor.
Bu hedef sadece çatışma hazırlığını içermiyor. Kriz yönetimi kapasitesi de buna dahil. Bugün yaşanan sarsıntı geleceğe dönük bir hazırlık olabilir.
Siyasi merkezin tercihlerini tereddütsüz uygulayan bir komuta zinciri isteniyor. Pekin’in çizdiği ideal profile bakınca “soru sormayan, itaat eden ve savaşan” bir general profili aranıyor. Daha hızlı karar alabilen bir yapı oluşturma çabası göze çarpıyor.
Son söz: Sarsıntı mı yeniden kalibrasyon mu?
Çin ordusundaki son gelişmeleri siyah-beyaz bir çerçeveye sıkıştırmak yanlış olur. Hem Pekin’in iç dinamiklerini hem de bölgesel nüansları gözden kaçırma riski var.
Bir yanda yönetim zafiyetlerine karşı sistemli bir mücadele iddiası masada. Diğer yanda parti-ordu ilişkisinin sadakat ekseninde sıkılaştırıldığı gerçeği duruyor.
Tayvan dosyasında takvim tartışmaları sürecektir. Ancak asıl belirleyici sahadaki hazırlık düzeyi olacak. Siyasi iradenin risk iştahı yönü tayin edecek.
Bugün gördüğümüz tabloyu “ordu sarsılıyor” veya “güçleniyor” ikiliğine hapsetmemek lazım. Bunu sancılı bir yeniden kalibrasyon denemesi olarak okumak daha isabetli.
Süreç tamamlandığında karşımıza nasıl bir Çin Halk Kurtuluş Ordusu çıkacak? Daha mı temkinli yoksa daha mı gözü kara? Bu soru şimdilik açık.
Cevabı isim listelerinde aramamak gerekiyor. Pekin’in önümüzdeki yıllarda krizlere vereceği tepkiler asıl yanıtı verecek. O zamana kadar bu “temizlik” fırtınasının dinmesini beklemek zorundayız.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish