Grönland konusunda ortaya atılan iddialar ve Amerikan Başkanı Donald Trump’ın açıklamalarındaki sınırlı bilgiler nedeniyle adanın geleceğine ilişkin kafa karışıklığı büyüyor.
Grönland’ın, ABD açısından önemi ve Trump’ın adaya yönelik politikaları konularında kaleme alınmış birçok yazı okudunuz.
Amacım, bilinenleri tekrar etmek değil, aksine konunun çok kolay anlaşılabilmesine yardımcı olacak perde arkası bilgileri aktarmaktır.
Bu konuda Danimarka ve İsveç Dışişleri kaynaklarından ilginç bilgiler edindim.
Öncelikle, yürütülen müzakereler kapsamında Donald Trump’ın, şimdilik adının ilhak edilmesi seçeneğini bir kenara bırakarak, Grönland’ın yüzde 13’ünü istediğini söyleyerek başlayalım.
Ama belirtmekte yarar var, Trump yine şimdilik adanın yüzde 13’ünü istiyor ve bu oran her an değişebilir.
Yine edindiğim bilgiye göre Trump’ın, Grönland’a giderek, orada açıklama yaptığını görürseniz hiç şaşırmayın.
Çünkü Trump’ın, Grönland’daki ABD askeri üssü Pituffik’e gitmeyi ve oradan mesajlar vermeyi planladığı yönünde bilgiler geldiğini, Danimarka ve İsveç Dışişleri kaynaklarından öğrendim.
ABD ile Danimarka arasında NATO Genel Sekreteri Rutte’nin de dahil olduğu müzakerelerde ilginç pazarlıklar yaşanıyor.
1--ABD, Grönland’a 13 bölge istiyor, Danimarka ise 6 bölgenin üstüne çıkmıyor.
2-- Kesin olmamakla beraber Danimarka, Grönland’da 6 ayrı noktada belirlenecek alanları, askeri üsler kurması için ABD’ye devretmeyi önerdi.
ABD ise Grönland’ın çok büyük yüzölçümü nedeniyle 13 bölge istedi.
3-- Danimarka, ABD’ye devredilecek alan sayısını artırmak istemiyor ve Kıbrıs’taki 2 İngiliz üssü Ağrotır ve Dikelya’nın durumlarının örnek alınmasını önerdi.
Danimarka’nın gösterdiği bir başka örnek ise Küba’daki ABD üssü Guantanamo oldu.
4-- ABD ise bu örnekleri kabul etmeyerek, Kıbrıs ve Küba adalarının yüzölçümlerinin çok küçük olduğunu, Grönland ile kıyaslanamayacağını savundu ve 13 üs alanında ısrar etti.
5-- Ancak Danimarka, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin bulunduğu alanın, adanın yüzde 3’ünden fazlasını kapsadığını, aynı durumun 2 milyon 166 bin kilometrekare yüzölçümüne sahip Grönland’da kabul edilmesi halinde yüzde 13 civarında bir alanın ABD egemenliğine geçeceğini savundu.
6-- Danimarka ayrıca Grönland’ın kuzeybatı noktasında bulunan ve 1951 yılında imzalanan anlaşma uyarınca ABD’ye verilen Pituffik üssünü hatırlatarak, devredilecek alan sayısının aslında 7’ye ulaştığının altını çizdi.
7-- Danimarka, 1951’deki anlaşmanın ABD’ye Pituffik üssüne istediği kadar asker gönderme hakkı verdiğini de hatırlattı ve bunun ABD’ye tanınmış imtiyazlar olduğunun unutulmamasını istedi.
8-- Danimarka, devredilecek alanların ABD toprağı sayılmasına da onay vereceğini, ama önce anayasal bir değişiklik yapılmasının beklenmesini istedi.
9-- Danimarka ile ABD arasındaki temel anlaşmazlık, askeri üs alanları konusunda yaşanıyor.
ABD, kendi belirlediği 13 alanı istiyor, Danimarka ‘alanların belirlenmesinde ortak bir görüş olmasında ısrar ediyor.
ABD ise özenle belirlediği alanlarda nadir toprak elementleri ve altın başta olmak üzere değerli madenler bulunduğu için bu bölgelerde ısrar ediyor.
10-- Danimarka ayrıca ABD’nin kuracağı üslerden NATO’nun da yararlanmasına izin verilmesini ve bunun kayıt altına alınmasını istiyor.
ABD’ye devredilecek alanlardan çıkarılıp, işlenecek değerli madenlerden de yerli halk için pay talep ediyor.
11-- Danimarka, bu zorlu müzakere sonunda varılacak anlaşmanın Grönland’ın yerli halkının onayına sunulmasını da öneriyor.
12-- Bu son madde, diğerlerine göre, ABD’nin özellikle üstünde durduğu seçenek olarak gözüküyor. Trump yönetimi, üzerinde tartışılan diğer maddelerde uzlaşma sağlanamaması halinde, ABD'nin bazı küçük Pasifik ada devletleriyle yaptığı anlaşmalara benzer bir Serbest İlişki Anlaşması'na bağımsız bir Grönland'ın katılmasını istiyor.
Danimarka ve İsveç dışişlerindeki kaynaklarım, Trump’ın Grönland konusundaki sert tutumunda yumuşama olduğuna ilişkin işaretler geldiğini, ama bunu inandırıcı bulmadıklarını da söyledi.
Danimarka’nın, NATO ve Avrupa Birliği’ne güvendiğini, Trump’ın baskısının bu ittifaklar sayesinde kırılacağına inandığını söyleyen kaynaklarım, yine de Amerikan Başkanının her an tavır değiştirebileceği, tehdit diline döneceği ve ilhak seçeneğinde ısrar edebileceği yönünde endişelerin de olduğunu aktardı.
Bu arada, Grönland konusunda doğru bilinen bazı yanlışları düzeltmeye çalışalım.
Kamuoyunda, Grönland’ın özerk yapısı nedeniyle NATO alanına girmediği yönünde bilgiler dolaşıyor.
Grönland’ın bazı uluslararası kuruluşlardaki durumunu açıklığa kavuşturacak bilgiler paylaşmakta yarar var.
Grönland, halen Danimarka Krallığının bir parçası olduğu için NATO’nun içindedir.
Grönland, aynı şekilde Danimarka Krallığının bir parçası olması nedeniyle OECD, Birleşmiş Milletler gibi kuruluşlara da dahildir.
Grönland ayrıca denizaşırı ülkeler ve bölgeler için özel ortaklık düzenlemesi aracılığıyla Avrupa Birliği'ne de bağlıdır.
Ama bu bağlılık özel bir ilişkidir ve Grönland’ın, Avrupa Birliği’nin bir parçası olduğu anlamına gelmez.
Çünkü Grönland, 1985 yılında yapılan bir referandum ile o dönem adı Avrupa Ekonomik Topluluğu olan Avrupa Birliği’nin parçası haline gelmeyi reddetmiştir.
Faroe Adaları da Danimarka Krallığına bağlı özerk bir bölgedir.
Grönland’ın NATO, Birleşmiş Milletler, NATO ve Avrupa Birliği ile olan ilişki biçimi Faroe Adaları için de geçerlidir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish