Milli güç, hedef ve ittifaklar: Modern savaşların değişen dinamikleri

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

İllüstrasyon: Annelise Capossela/Axios

Ukrayna'dan Gazze'ye modern çatışmalar, devletlerin gücünün artık yalnızca kendi kapasiteleriyle değil, ittifak sistemleriyle birlikte tanımlandığını gösteriyor.


Uluslararası ilişkiler ve strateji literatüründe devletlerin başarısını belirleyen temel ilke, güç ile hedef arasındaki dengenin doğru kurulmasıdır.

Bu ilişki, tarihte imparatorlukları yükseltmiş, yanlış hesaplamalarda ise devletleri felakete sürüklemiştir.

Modern çağda bu denklem değişti: Artık "güç", yalnızca milli kapasitenin toplamı değil; ittifaklar, teknoloji akışı, diplomatik koruma ve küresel kamuoyunun şekillendirdiği çok katmanlı bir yapıya dönüştü.

Bugünün savaşlarını -Rusya-Ukrayna'dan İsrail'in bölgesel stratejisine kadar- anlamak için "Milli Güç - Hedef - İttifak" üçgenini yeniden okumak gerekiyor.

Artık bir devletin gücü, içsel kapasitesinden ibaret değil; kimi durumlarda ittifaklar, o devletin milli gücünün uzantısına hatta kuvvet çarpanına dönüşebiliyor.


Gücün yeni tanımı: Milli güç + İttifak gücü

Klasik strateji anlayışı, devletin gücünü askerî güç, ekonomik kapasite, demografi ve toplumsal dayanıklılık, coğrafya, diplomatik yetenek ve siyasi liderlik gibi unsurlarla tanımlar.

Fakat 21'inci yüzyılda bu tablo değişti.

Artık geniş çaplı savaşlarda "ittifaklar" tek başına bir devletin yapamayacağı etkileri yaratabiliyor.

NATO'nun caydırıcılığı, ABD'nin güvenlik şemsiyesi veya AB'nin ekonomik bütünleşmesi, devletlerin milli gücünü adeta genişleten yeni katmanlar oluşturuyor.

Bu nedenle modern literatürde yeni bir kavram öne çıkıyor: İttifak gücü, milli gücün çarpanına dönüşebilir.

Ama bu çarpan iki yönlü işler: Sizi güçlendirir, aynı zamanda bağımlı kılar.

Bağımlılık kötü bir durum olmak zorunda değildir; çünkü tehdit ortak hâle getirilebilirse ittifak desteği uzun süreli hale gelir.

Bugün hem Rusya-Ukrayna Savaşı'nda hem de İsrail-İran ekseninde yaşananlar bunun somut örnekleridir.


Güç-hedef uyumu: Tarihte değişmeyen yasa

Tarihe baktığımızda devletlerin çöküşünü açıklayan en önemli faktörlerden biri, hedeflerinin güçlerini aşmasıdır.

Hitler Almanyası, hızlı zaferlerin yarattığı özgüvenle iki cephede savaş açtı; askeri güç yetmedi, diplomatik meşruiyet çöktü ve Almanya felakete sürüklendi.

Napolyon, coğrafya ve lojistik gerçekliği yok saydı; Rusya seferi imparatorluğun sonunu getirdi.

Sovyetler Birliği, Afganistan'da süper güç olmanın yetmediğini, ekonomik dayanıklılığın sınırlı olduğunu gördü.

ABD-Vietnam örneğinde ise teknolojik kapasite ile siyasi hedef arasındaki uyumsuzluk, yenilgiyle sonuçlandı.

Bu örneklerin ortak noktası, "gücün sınırları"nın yanlış hesaplanmasıydı.

Bugün aynı ilke geçerliliğini koruyor, fakat güç artık daha karmaşık bir yapı: Milli kapasite + İttifak sistemi + Uluslararası meşruiyet üçgeni.


Rusya-Ukrayna savaşı: İttifakların milli güce dönüşmesi

Rusya, 2022'de Ukrayna'ya geniş çaplı bir taarruz başlattığında birkaç temel varsayım yaptı:

Ukrayna hızla çökecek, Batı sınırlı tepki verecek, Avrupa ekonomik maliyetleri göze alamayacak, ABD kısa süre sonra dikkatini Çin'e çevirecek ve NATO içindeki anlaşmazlıklar geniş bir desteği engelleyecek.

Bu varsayımların neredeyse tamamı yanlış çıktı.


Ukrayna'nın savunma iradesi hafife alındı

Savaşın ilk aylarında Kiev'in düşmesi bekleniyordu, olmadı.

Toplumsal dayanıklılık ve motivasyon, askeri hesapların üzerine çıktı.


Batı desteğinin boyutu öngörülemedi

ABD, şimdiye kadar HIMARS, Patriot, ATACMS, Abrams tankları, zırhlı araçlar ve milyarlarca dolarlık mühimmat gibi kritik sistemleri Ukrayna'ya aktardı.

Avrupa daha önce görülmemiş ölçüde seferber oldu: Almanya Leopard 2 tankları verdi, İngiltere seyir füzesi verdi, Polonya, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkeleri tam destek verdi, AB tarihte ilk defa doğrudan silah yardımı fonu kurdu.

Bu destek, Ukrayna'nın milli gücünün ayrılmaz parçası haline geldi. Ukrayna artık "yalnızca bir devlet değil", "NATO destekli bir savunma kompleksi"dir.


Tehdidin ortaklaşması Avrupa'yı birleştirdi

Rusya'nın saldırısı, Avrupa'nın uzun yıllardır ilk kez "ortak tehdit algısı" geliştirmesine yol açtı.

Bu nedenle ittifak desteği duygusal değil, taktiksel değil, geçici değil, yapısal bir hal aldı.

Ve bu noktada ittifak desteği, Ukrayna'nın milli gücünün bir unsuruna dönüştü.

Rusya'nın en büyük hatası, bu birleşmeyi öngörememesiydi.

Bu nedenle şu teori güç kazandı:

Eğer tehdit ortak hale getirilirse, ittifak gücü milli gücün bir uzantısına dönüşür.


İsrail-ABD ilişkisi: Milli gücün dayanak noktasına dönüşen ittifak

İsrail örneği, ittifak gücünün milli gücü nasıl çarpan etkisiyle artırabileceğini gösteren en tipik modern vakadır.


ABD sadece silah vermiyor, askeri görev üstleniyor

Doğu Akdeniz'e gönderilen uçak gemisi grupları, İsrail hava savunmasının bir bölümünü fiilen üstlendi.

Radar ve füze erken uyarı ağlarının önemli bileşenleri ABD kontrolünde. Kritik mühimmatın tedarik zinciri ABD ile iç içe geçmiş durumda.


Diplomatik koruma

BM Güvenlik Konseyi vetosu, uluslararası baskıyı neredeyse sıfırlayan bir bariyer oluşturuyor.


Ekonomik destek

ABD'nin yıllık askeri yardım paketleri, İsrail bütçesinin önemli kısmını hafifletiyor.


Ortak tehdit algısı

İran'ın füze programı ve bölgesel milis ağı, ABD-İsrail iş birliğini ortak tehdit tanımı üzerinden sürdürülebilir kılıyor.

Bu tablo, İsrail'in gücünü yalnızca kendi ordusuyla değil, ABD'nin stratejik kapasitesiyle birlikte değerlendirmeyi gerektiriyor.

Bugün İsrail'in milli gücü, ABD desteği olmadan eksik bir tanım olur.

Buna karşılık bu destek, İsrail'i bağımlı kılıyor; fakat tehdit ortak olduğu için bu bağımlılık sürdürülebilir bir yapı oluşturuyor.


Modern savaşlar neden milli güç + ittifak gücü kombinasyonu gerektiriyor?

21'inci yüzyılda savaşlar artık tek cepheli değil, tek boyutlu değil, tek aktörlü değil.

Askerî harekâtlar siber alan, bilgi ve algı alanı, ekonomik yaptırımlar, drone ve hassas mühimmat savaşı, enerji güvenliği, diplomasi, kamuoyu baskısı ve tedarik zinciri savaşı gibi katmanlarda gerçekleşiyor.

Bunların hiçbirini tek bir devlet kendi başına yönetemez.

Bu nedenle modern savaşların mantığı değişti: Milli güç + ittifak gücü = Gerçek güç

Bu ilişki özellikle şu iki savaşta belirginleşti: Rusya-Ukrayna'da ittifak desteği milli güce dönüştü, İsrail-İran geriliminde ABD desteği kuvvet çarpanına dönüştü.

Bu iki örnek, teorik olarak aynı sonuca işaret ediyor: İttifaklar artık sadece destek değil, milli gücün bir parçasıdır.


Güç-hedef uyumunun modern yüzü

Bu noktada asıl kritik soru ortaya çıkar:

Hedefler, milli güç + ittifak gücü toplamına uygun mu?


Rusya için cevap: Hayır.

Ukrayna'nın Batı tarafından bu kadar destekleneceği hesaplanmadı.

İsrail için cevap: Şartlı bir evet.

ABD desteği sürdüğü için hedeflerini uygulayabiliyor; desteğin zayıflaması ise ciddi risk yaratabilir.

Avrupa için cevap: Evet.

Rusya tehdidi ortaklaştıkça, ittifak sistemi dayanıklı hale geliyor.

Bu tabloyu şöyle özetleyebiliriz: Tehdit ortaksa ittifak güçlü olur.

Tehdit belirsizse ittifak dağılır.

Tek başına güç yetmez; meşruiyet ve destek gerekir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU