Fransa seçimleri Emmanuel Macron ve onun ılımlılık siyaseti için bir test

"Macronizm" başarısı, bizzat Macron'a rağmen ayakta kalacaksa merkezci tabanı yeniden harekete geçirmek ve "geride bırakılan" seçmenlerle tekrar bağ kurmak elzem olacak

Macron, Fransa'nın kendine özgü siyasetinde başarıdan fazlasını temsil ediyor (Reuters)

Fransız seçmenler, pazar günü cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda Emmanuel Macron'un makamdaki 5 yılına dair kararlarını verecek. Anketler, Macron'un ikinci tura çıkacak güçlü bir favori olduğuna, Marine Le Pen'le 2017 seçimlerinin rövanş maçını oynayacağına ve daha sonra az farkla da olsa kazanacağına işaret ediyor.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Merkezci destekçilerinin siyasi ilgisizliği ve rehavetinin yanı sıra genel anlamda partisi En Marche'a desteğin yüzeyselliği en büyük sorunlarıymış gibi görünüyor.

Liberal siyasete inanan bizler için Macron, Fransa'nın kendine özgü siyasetinde başarıdan fazlasını temsil ediyor. Hem Trump'ın ve Brexit'in popülizmi ile milliyetçiliği hem de birçok ülkede otokratik diktatörlerin ortaya çıkması sonucu siyaseten tepetaklak olmuş bir dünyada ılımlı, liberal ve dışa dönük Avrupa değerlerini temsil ediyor.

Fransa Cumhurbaşkanı, Justin Trudeau'yla birlikte güçlü bir siyasi akıntıya karşı yüzmeyi, Kanada'nın sağ ve solunun çok daha az aşırı olmasıyla elde ettiği bariz avantajdan yoksun olmasına rağmen başardı. Almanya, İtalya ve Hollanda'daki diğer ılımlı siyasiler ise fikir birliği inşasının kurumsallaşmış olmasıyla ayakta kaldı.

Macron, yeni nesil popülistlerin nefret etmekten hoşlandığı özellikleri ve değerleri bünyesinde toplayıp bunlarla gösteriş yapıyor. Kendisi kozmopolit elitin tam teşekküllü bir üyesi, sosyal meselelere liberal yaklaşıyor, "yeşilci" ve ne servetle ne de güçle sorun yaşayan eski bir Rothschild bankacısı. Birçok Fransız, özellikle de radikal sağda ve radikal soldakiler, ondan da onun kibri ve Fransızlıktan yoksunluğu olarak gördükleri şeylerden de tiksiniyormuş gibi görünüyor. Bununla birlikte eğitimli, şehirli, genç, orta sınıf seçmenlerden oluşan seçmen kitlesi onu yeniden seçecek kadar güçlü ve güvenli görünüyor.

Ayrıca, bilhassa ekonomik alanda başarılı bir sicile sahip. George W. Bush'un "Fransızcada girişimci anlamına gelen bir kelime yok" şeklindeki meşhur aşağılamasını büyük ölçüde çürüttü. Vergi ve istihdam hukuku reformları, Fransa'nın geleneksel olarak bürokrasi ve işbirliğine yanaşmayan işgücü tarafından eli kolu bağlanan küçük işletme ve girişim kültürünü hareketlendirdi. Tüm göstergeler, yatırım ve istihdam yaratımının hem Almanya'ya hem de Birleşik Krallık'a kıyasla pandemi sonrasında güçlü bir şekilde iyileştiği yönünde.

Macron, Anglo-Sakson kapitalizminin en iyi yanlarını Fransız "dirijizmi" (devlet müdahalesine nispeten açık bir serbest piyasa rejimi -çn.) ve "planlamacılığı" ile sentezlemeye çalışıyor. Ben iş bakanıyken o da benimle aynı makamdaydı ve (Brexit öncesi) koalisyon hükümetinin endüstriyel strateji oluşturmaya ve açık pazar ekonomisine seçici müdahalede bulunmaya çalışması karşısında büyülenmişti. O da aynısının tam tersini yapmaya çalışıyordu. Aynı zamanda, işsiz gençleri nitelikli işlere yerleştirmeye yönelik bir model olan Almanya'daki çıraklıkları da kopyalıyordu.

Diğer başarısıysa Fransa'nın Avrupa kimliğine ve bağlılığına gurur katmak oldu. "Frexit" milliyetçi uçlarda bile cazibesini kaybetti. Başbakan Merkel'i, ortak Avrupa borçlanmasında Avrupa'nın tamamını kapsayan pandemi sonrasının kurtarma programına katılmaya ikna etmeyi başardı. Avrupa'nın "stratejik özerkliği" savunuculuğu, Putin'in Rusya'sına karşı koyabilmek için Biden yönetimiyle yakın bir ittifak kurma gereksiniminin gerisinde kalmış olsa da Önce Amerika (America First) politikasının yeniden ortaya çıkması ihtimaline karşı hâlâ önemli bir yapı olarak duruyor.
 


Macron ayrıca Ukrayna'daki savaşı önleme çabalarında aktif bir rol oynamasından ve daha sonra da Avrupa'nın Rus saldırganlığına karşı verdiği hızlı tepkide öne çıkan figürlerden biri olmaktan da bir nebze yararlandı. Öncesinde, Kovid pandemisi karşısındaki kararlı ve zaman zaman da baskıcı yaklaşımı bulaşları zapt ederek meyvesini vermişti, ki bunun da takdirini kısmen kazandı.

Macron'un büyük bir başarısızlığı varsa o da Fransa'nın "geride bırakılan" bölgeleriyle bağ kuramamasıdır: Ne bir zamanlar komünist, şimdiyse Ulusal Cephe yanlısı olan sanayisizleştirilmiş eski madencilik ve çelik kasabalarıyla, ne de kırsal "Derin Fransa'nın" (Fransız kültürünü derinlemesine barındırdığı düşünülen kırsaldaki köy ve kasabalar için kullanılan tabir -çn.) yaşlanan ve gerileyen, zayıflayan, kasvetli, ruhsuz banliyölere dönen kısımlarıyla. Britanya'nın da Amerika'nın da benzer sorunları var fakat Macron'un bağ kurmadaki yetersizliği, toplu taşıma araçlarına ve ilerici şehirlerdeki gibi bisiklet yollarına erişimi olmayan milyonları yabancılaştırıp "sarı yelekliler" isyanına yol açarak felaketle sonuçlanan "karbon vergisi"yle gözler önüne serilmişti.

Eğer aşırı sağ ve aşırı soldaki adaylara büyük ölçekte taktik oy verilmesiyle Macron köşeye sıkıştırılırsa ya da ikinci turda sol seçmenler Marine Le Pen'le yarışan Macron'u "ehvenişer" görmekten vazgeçerse, seçmenlerin önemli bir bölümünün bu şekilde yabancılaştırılması pazar günü (öylece) sonunu getirebilir. Le Pen, Zemmour gibi daha da kutuplaştırıcı adayların ortaya çıkmasının yanı sıra imajının marifetle cilalanması sonucu daha az aşırı gösterildi.

Ne var ki bu iki senaryo da muhtemel görünmüyor. Aksine, Macron'un sorunları yolun ilerleyen bölümlerinde ortaya çıkacak gibi duruyor. Küçük bir farkla yeniden seçilirse ve seçmenler geniş çapta çekimser kalırsa ahlaki ve siyasi otoritesi ciddi şekilde azalacak. Bu, emeklilik yaşını 61'den 65'e çıkarma ve okul müfredatında reformlar yapma gibi tartışmalı teklifleri kabul ettirme yetisini baltalayacak. Her iki durumda da militan sendikalarla ve sokakta şiddetin görülme potansiyeliyle karşı karşıya kalır.

Öte yandan, cumhurbaşkanının Fransız siyasetine hakim olma ve reformları kabul ettirme becerisini sürdürmesi partisinin gücüne de bağlı. Partisi bugüne kadar sağ ve solun geleneksel partilerine ilişen seçmen sadakatinin benzerini yaratamadı ve bu yıl yapılacak parlamento seçimlerinde ağır kayıplar verme riski var.

Macronizm'in başarısı, bizzat Macron'a rağmen ayakta kalacaksa bu akıntıya karşı durmak, merkezci tabanı yeniden harekete geçirmek ve "geride bırakılan" seçmenlerle tekrar bağ kurmak elzem olacak.

Sör Vince Cable'ın podcast'i "Cable Comments with Vince Cable" (Vince Cable'la Cable Yorumluyor) buradan erişilebilir

 

https://www.independent.co.uk/independentpremium/voices

Independent Türkçe için çeviren: Noyan Öztürk

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU