ÖNDER Başkanı Ceylan: Gizli ajandası olan hiçbir yapı imam-hatipleri sevmedi, biz de onları sevmedik

ÖNDER İmam-Hatipliler Derneği Başkanı Ceylan'la son günlerde yeniden gündeme gelen imam-hatip okullarını konuştuk

ÖNDER İmam-Hatipliler Derneği Genel Başkanı Abdullah Ceylan / Fotoğraf: Independent Türkçe 

Kamuoyunca "Cübbeli Ahmet Hoca" olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'nün "İmam-hatipler hasarlı öğrenci yetiştiriyor" çıkışının ardından bu okullar yine gündeme geldi. Ünlü'yü haklı bulan da vardı onu kıyasıya eleştiren de. ÖNDER İmam-Hatipliler Derneği, bu okullarla ilgili sivil toplum çalışması yapan kuruluşlardan en bilineni. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bütün genel kurullarına katıldığı derneğin yeni başkanı Abdullah Ceylan ile hem Ünlü'nün sözlerini hem de imam-hatipleri konuştuk. Kartal Anadolu İmam-Hatip Lisesi mezunu Ceylan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Ekonomi bölümlerinden mezun oldu. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nden ise yüksek lisans derecesi aldı. Ceylan, temmuzda yapılan genel kurulda ÖNDER Başkanı seçildi. 


 

İmam-hatipleri ve ilahiyatları gündeme taşıyan yine bir din adamı oldu. Ahmet Mahmut Ünlü, imam-hatiplerin 'hasarlı öğrenci' yetiştirdiğini iddia etti. Doğru mu bu dediği?

İmam-hatiplere dair her türlü olumsuz algıyla mücadele etmeye çalışıyoruz. En büyük cevabı ortaya çıkardığımız ürünle verdik. Bugün de aynı cevabı vermeye devam edeceğiz. Büyük bir camiayı çok spesifik, tekil, aradan cımbızla yakalanarak çekilen örnekler üzerinden mahkum etmek hakkaniyete, adalete, vicdana sığmaz. Hocamızın hassasiyetlerini biliyoruz, bu hassasiyetle kendince bir cümle kurdu. Ama şu net ki, imam-hatiplerde itidalli gençler yetişiyor. Ne ifrada ne tefrite kayan, uçlarda dolaşmayan ve sahih kayaklardan yetişen gençler var. Hocamız kendisi de ifade etti, 'müfredatın kötü olduğunu söylemiyorum' dedi. 'Bu camia bir ak süt, üzerinde ufacık bir siyah leke de olsa görünüyor' dedi. Olumsuz cümlelerin hepsini sonradan tevil etti. Tekil örneklerle koca camianın zan altında bırakılmaya çalışılması hoş değil. 1,5 milyon genç okuyor buralarda. Onbinlerce öğretmen var. Bunlar, Milli Eğitim'in öğretmeni. Bugün imam-hatipte çalışan öğretmen yarın hocanın 'çocuklarınızı oraya verin' dediği düz ortaokul veya liselere gidecek belki de. İlelebet burada kalmıyor ki. 

"Gizli ajanları olanlar bizden hazzetmiyor"

Cemaatlerin zaten imam-hatiplerden çok hoşlanmadığı, kendi tek tip insan profiline uymadığı için buraları sevmediği söylendi. Fetullahçılar falan da mesafeli dururdu bildiğim kadarıyla. Bu iddia doğru mu? İmam-hatiplerle cemaatler arasında bir sıkıntı var m?

Bugüne kadar özellikle kapalı kapılar ardında gizli ajanda oluşturan hiçbir yapı imam-hatiplerden hazzetmedi. Bu net. Çünkü imam-hatipler itidalli, milli değerlere sahip gençler yetiştirdi. Sadece cemaatler bağlamında söylemiyorum. Birilerinin maşası olacak adamlar buradan çıkmıyor. Hocanın buradaki çıkışı bu bağlamda değildi. Hassasiyeti başka bir noktadaydı. Onu dile getirmeye çalışırken farklı bir tonda konuştu. FETÖ, imam-hatipleri hiç sevmedi. Hamdolsun imam-hatipler de onları hiç sevmedi. Bizim okullarımızda barınamadılar. O yüzden 28 Şubat en çok FETÖ'ye yaradı. Onun kolejleri ön plana çıktı. 28 Şubat'tan 15 Temmuz'a giden yol açıldı.

28 Şubat'ta İmam-hatipler için "arka bahçe" ifadesi kullanılırdı. Şimdi de benzer ifadeler var. İmam-hatipler arka bahçe mi gerçekten?

İmam-hatipler hiçbir zaman hiçbir yapının arka bahçesi olmadı. İmam-hatip mezunuyum, kendimi ne birlerinin arka bahçesi olarak gördüm ne nitelendirdim ne de buna dair bir baskı gördüm. Bizde bir okul iklimi var. İmam-hatipler 'bana gelin' diyen kimseye gitmedi. İtidale doğru gitti. 'İmam-hatiplerde okuyanlar falan partiye oy veriyor' diyorlar. Anket yapılsın, tek bir siyasi görüşün çıkacağını düşünmüyorum. Dışarıda yaptığınız bir ankette nasıl bir yansıma alıyorsanız buralarda da aşağı yukarı aynı yansımayı alırsınız. Ama bu yansıma tam olmaz. Bu okullarda İslami ilimlerin de okutulmasından dolayı bazı kesimler buraları tercih etmiyor olabilir. 'Ben çocuğuma böyle ilimler okutmak istemiyorum' diyenler tercih etmiyor. Ama mesela İmam-hatiplerde okuyanları başka okullara dağıtsanız o ailelerin siyasi tercihi değişecek mi? Ya da gittikleri yeni okullar mı arka bahçe olacak? Hayır. Bizim okullarımızı bir yere angaje etme çabamızı bırakmamız gerekiyor. Buralar bir partinin arka bahçesiyse diğer okullar da başka bir partinin arka bahçesi mi yani? Bu okuldan bir partiye oy çıkıyorsa diğer okullardan da başka bir partiye oy çıkması gerekiyor. Okulları artık siyasi tartışmalardan çıkarmalıyız.

"İmam-hatiplerde bu milletin çocukları okuyor, dışarıdan öğrenci ithal etmiyoruz"

Bir imam-hatip öğrencisinin ya da mezunun profili nasıl? İmam-hatipli deyince tek tornadan çıkmış bir insan profili mi var?

İmam-hatipler, MEB müfredatını uygulayan, bakanlığın öğretmen ve idareci atadığı, kitapları Talim Terbiye Kurulu tarafından belirlenen okullar. Toplumun sosyolojisinde ne varsa imam-hatiplerde de o var. Fen lisesine giden de bu milletin oğlu, meslek lisesine giden de imam-hatibe giden de. İmam-hatiplere Suudi Arabistan'dan, İran'dan, Irak'tan öğrenci ithal etmiyoruz. Bu ülkenin insanı tercih ediyor. Bu milletin insanı neyse imam-hatip öğrencisinin profili de o. Bakkal Mehmet amcanın, imam Hasan Efendi'nin oğlu orada, mühendis İbrahim ağabeyin kızı orada. Mesela insanların bir çocuğu, imam-hatipte diğeri meslek lisesinde bir diğeri de fen lisesinde. Kesinlikle tek, belli kitlelerin bir cemaat ya da örgüt yapılanması nedeniyle gittiği okullar değil. Halkın tercih ettiği okullar. Ama 'imam-hatip bir kimlik kazandırıyor mu?' sorusunu soracak olursak 'evet, imam-hatip bir kimlik kazandırıyor'. Bu kimlik de bazen ötekileştirmeden bazen de baskıdan oluşuyor. İmam-hatibe giden biri manevi değerlere sahip olması gerektiğine inanan, adalet ve merhametle amel etmeye gayret eden ve bunlarla kuşanan gençler. Her anne-baba da bunları ister. İmam-hatipten çıkan gençlerin bir kimlik sahibi olduğu doğrudur ama içeride bir torna makinesi yok.

 

Abdullah Ceylan2.jpeg
ÖNDER Başkanı Abdullah Ceylan, Independent Türkçe muhabiri Cihat Arpacık'a konuştu

 

"Kimse kimseyi zorla imam-hatibe kaydettiremez"

En çok tartışılan hususlardan biri de çok fazla imam-hatip okulu açılmasına ilişkin. Ailelerin siyasi tercih ya da mezhepsel aidiyetine bakılmaksızın çocuklarının zoraki bir şekilde imam-hatiplere yönlendirilmeye çalışıldığına yönelik genel bir algı var. Buna ne diyorsunuz?

Sorunun içinde algı kelimesini kullanmanız bile cevap noktasında bize ciddi bir alan açıyor. Böyle bir algı var ama olgu bambaşka. Takvimi biraz geri sarıp 1997-1998'e, yani 28 Şubat'tan bugüne gelmek isterim. 28 Şubat yaşandığında Türkiye'de 500 bin imam-hatip öğrencisi vardı. 28 Şubat ile birlikte bu sayı 60 binlere kadar düştü. Ben proje okulunda okuyordum, 42 kişiden 4 sınıf öğrenci vardık. 22 kişiden tek sınıf zor mezun olduk. Yani budandı. İmam-hatipler, 28 Şubat gibi bir süreci yaşamasaydı, kendi doğal seyrine bırakılsaydı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın çatısı altında bir okul olduğu, kitaplarının Talim Terbiye Kurulu'ndan çıktığı kabul edilseydi, sıkıştırılmaya, ötekileştirilmeye ya da yok edilmeye çalışılmasaydı doğal seyri içinde bugünkünden çok daha fazla imam-hatip sayısı ve imam-hatipli olacaktı. Bu çok net. Katsayı engelinin kalkması ve imam-hatiplerin orta kısımlarının tekrar açılmasıyla eski haline döndü.

15 yıllık bir baskı döneminin ardından setler kalkınca imam-hatipler yeniden açılmaya başlandı. İmam-hatiplerin, 1951'den bu yana serüvenine baktığımızda bu okulları milletin yaptığını görüyoruz. Arsasını kendi bağışlamış, inşaatında kendi çalışmış, malzemesini kendi bulmuş… İmam-Hatipler, devlete en az maliyetle en fazla katma değer oluşturan okullardan biri. 28 Şubat'tan sonraki süreçte de millet yeniden imam-hatip okullarını açmaya başladı. Engellerin kalkmasıyla birlikte açılan yeni okullarla birlikte imam-hatiplerin okullar içindeki oranı yüzde 20 oldu. Mevcut öğrenci kapasitemiz de yüzde 20. Bütün öğrencileri hesaba katarsak 8'de 1. '2 okuldan 1'i imam-hatip oldu' diyenlere sayısal verilere bakmalarını öneriyoruz. Böyle bir şeyin olması söz konusu değil. 5 okuldan 1'i imam-hatip. Tercih potansiyeli de aynı. Eğer geçmişteki engeller olmasaydı daha çok tercih edilecekti. 

 

a ceylan 2.jpeg
Abdullah Ceylan / Fotoğraf: Independent Türkçe

 

Kimse zorla imam-hatibe gönderilmiyor mu?

Aklın ve mantığın almayacağı bir şey bu. Kim ailesine rağmen zorla bir çocuğu başka bir okula gönderebilir ki? En fazla yakınındaki okul imam-hatiptir, oraya kaydettirmiştir. Diğer okullar uzak düşüncesiyle ben çocuğumu imam-hatibe yazdırmak istiyorum, benim çocuğumu kim zorla farklı bir okula yazdırabilir ki? Milli Eğitim'in, 'Ahmet'in oğlu Mehmet, seni imam-hatibe yazdım, başka bir okula gidemezsin' diye bir sistemi yok. Bugün bir veli çıkıp 'Ben çocuğumu falan liseye yazdıracaktım ama zorla imam-hatibe kaydettiler' desin. Bir tane bile örnek bulamazsınız. Olamaz da zaten. 'Benim imam-hatipteki çocuğumu zorla, sürükleyerek düz liseye yazdırdılar' diye bir örnek yoksa tersi bir örnek de yok. Veriler ortada. Belli bölgelerde talepten dolayı yoğunlaşan imam-hatipler vardır. Mesela Fatih bölgesinde daha çok imam-hatip talebi vardır, daha fazla açılmıştır. Bakırköy'de daha az talep vardır, daha az açılmıştır. Bakırköy'de gezdiğinizde her 5 okuldan 1'i imam-hatip mi? Hayır. Orada 3 tane imam-hatip okulumuz var. İmam-hatip okulları toplumun sosyolojik dağılımına ve talebine göre açılıyor. Öyle olmasaydı imam-hatip okullarının çoğunun boş kalması gerekirdi. Boş kalan bir okulumuz da yok ki.

"İmam-hatipte matematik yok sanılıyor, bunu anlatamıyoruz"

Verilere göre son yıllarda okul sayısı artarken talebin düştüğü söyleniyor

Türkiye'de 5 bin 200 imam-hatip var. Bunun bin 650'si lise. Ağırlıklı okullarımız hep ortaokul. Mevcutta yeni bir okul açma çabamız yok. Biz o devri geçtik. Ama emin olun hala ciddi şekilde ortaokul talebi alıyoruz. Bu noktada bir okul ihtiyacı varsa da süreçler hayırseverler üzerinden yürüyor. Talepler dışında yeni bir okul açalım ya da bir okulu imam-hatibe çevirelim diye bir gündemimiz yok. 2015'ten bu yana ÖNDER'in içindeyim. O dönemlerde mesela bir yatılı ilköğretim bölge okulu (YİBO) imam-hatibe çevrilmiş. Talep de yok. 'Olmasın' dedik. İmam-hatibe dair oluşturulan olumsuz algı sadece okul sayısıyla ilgili değil. Bugün bir çocuğun sayısal olarak kapasitesi iyiyse genel algı 'sen imam-hatibe gidip ne yapacaksın? Orada matematik dersi yok' diyor. Ama bugün bir fen lisesinde kaç saat matematik ya da fizik dersi varsa imam-hatiplerde aynı şekilde ders var. Biz bunu anlatamıyoruz.

 

a ceylan 2.jpeg
Abdullah Ceylan / Fotoğraf: Independent Türkçe 

 

"70 yıllık tarihimizin en parlak dönemini yaşıyoruz"

Akademik başarı ne düzeyde? Bir görüşe göre imam-hatip sayısı daha azken başarı daha fazlaydı. Nicelik niteliğin önüne mi geçti?

1951'de kurulan imam-hatip okullarının 70 yıllık tarihine baktığımızda akademik, kültürel olarak, sportif ya da teknoloji alanlarında en yüksek başarıyı yakaladığı dönemi yaşıyoruz. Tarihimizin en parlak dönemindeyiz. Bir yerde imam-hatip açılırken ya nüfusa göre ya da proje okulu olarak açılıyor. Bin 650 okulun 550'si proje okulu. Mahalli okullar çocukların herhangi bir sınava girmeden gittiği okullar. Sınavla girilmediği için çok fazla akademik beklenti oluşmuyor. Proje okulları ise Milli Eğitim'in yaptığı sınavlara tabi, dereceye giren öğrencilerin akademik başarılarına göre sıralandığı okullar. Proje okulları bize müthiş sonuçlar üretti. İmam-hatiplerle ilgili veri üretenler, sınavsız okullarla sınavla girilen okulların toplam ortalamasını bir kaseye koyup bakıyorlar. Bu adil değil. Bu yıl, 2 milyon 700 bin öğrenci üniversite sınavına girdi. İlk 1000'de imam-hatiplerin başarısının yüzde 20 olması gerekiyor. Ama ilk 1000'de 387 ilk 100'de ise 42 imam-hatipli var. Başarı oranımız çok yüksek. Bugüne kadar imam-hatiplerle ilgili hep belli okulların başarısı konuşuluyordu. Şu anda ilk 1000'e 38 ilden imam-hatipli öğrenci girdi.

YGS sonuçları açıklanınca sosyal medyadan 'Bunlar imam değil miydi' tepkileri gördük. Zihinlerde bir türlü kabul edemediler. Biz sadece imam ve hatip yetiştirmiyoruz. Öğrencilerle sürekli görüşüyoruz, bizim dönemlerimizden mezun olanlara göre çok daha kaliteli, hedefi olan ve ne istediğini bilen gençlerle karşılaşıyoruz. Çocuk liseyi bitirmiş, İTÜ'de haberleşme mühendisliğini seçmiş. 'Burayı neden seçtin? diye soruyorum. 'Hayalim buydu, lisede bununla ilgili TÜBİTAK projelerine katıldım. Bu üniversiteyi de falanca hocadan dolayı tercih ettim, onun makalelerini okumuştum zaten. Lisansı bitirince de bu hocanın danışmanlığında yüksek lisans yapmak istiyorum' diyor. Biz de 'ah be nerede o eski imam-hatipliler' diyoruz. Oysa çok daha kaliteli bir kitle var şimdi. Hiçbir kalıba da girmiyorlar. Ama biz akademik başarıyı filin sadece bir bacağı olarak görüyoruz. Diğer alanlarda da ciddi başarılarımız var. TEKNOFEST'te finallere kalan 93 imam-hatip okulumuz var. 

"İmam-hatiplilerin ilahiyatı tercih etmemesinden değil başka alanlara yönelmesinden rahatsızlar"

İmam-hatiplerin böylece ilahiyat fakültelerini tercih etmediği, o alanı boş bıraktığı da eleştirel bir dille konuşuluyor

Evet, gençler ilahiyatları tercih etmiyor. 'İmam-hatipten çıkan herkes ilahiyata gidecek' diye bir kodlama olduğu için bu bakış şekilleniyor. İlahiyatlara gidip bakın, ortaya potansiyel koyan ilahiyat fakültelerinin hepsi dolu. Burada asıl rahatsız olunan nokta imam-hatiplerin ilahiyatları tercih etmemesi değil, imam-hatiplilerin diğer alanlara gidiyor olmasından rahatsızlar. Hepsi ilahiyata gitsin istiyorlar. Hayır, bizden iyi medyacılar da çıkacak, iyi mühendisler de çıkacak, doktor da çıkacak. İmam-hatiplerin akademik olarak sınavlarda başarı göstermesi 28 Şubat'ın tetikleyicisi oldu. İmam-hatipliler farklı alanlara dağıldığında 'Ne oluyor' dediler. Temel problemleri oydu.  

İmam-hatipler, meslek lisesi statüsünde çıktı mı?

Aslında temelde hiç meslek lisesi olmadık. Bir dönem statü olarak öyle gösterildi. Ve imam-hatiplerle mücadele etmek için meslek liselerini kurban ettiler. Bu ülkenin geleceğine ipotek koydular. Keşke ÖNDER gibi meslek liselerini savunan sivil örgütler de olsaydı. 


 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU