Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi, Irak’ta yeni bir dönemin başlatıcısı olarak siyaset sahnesinde kalmak istiyor ve bu yöndeki isteğini de ABD ziyaretinde çok net gösterdi. İran ziyaretinde de Tahran’ın buna tepkisini yoruma gerek bırakmayacak şekilde gördük. Bundan sonra Zeydi’nin ABD desteğiyle başlatmak istediği ve İran’ın da engellemek için sahadaki kozlarını sahaya süreceği bir mücadeleye tanıklık edeceğiz.
Zeydi kendisinden önceki başbakanların başaramadığını başarmalı
Irak, 2003 ABD müdahalesi sonrası Nuri Maliki’nin 8 yıllık iktidarında çalkantılı ve sancılı bir süreç yaşasa da sonrasında oluşan şartlara bakıldığında en istikrarlı dönemi geçirdiğini söylemek mümkündür. Maliki’nin ardından iş başına geçen Haydar İbadi, Adil Abdulmehdi, Mustafa Kazımi ve Şiya Sudani, beklenen istikrarı sağlayamadı ve devletin kurumlarını yerli yerine oturtamadı. Zeydi’nin bu kervana katılıp katılmayacağını ise izleyeceği politikalar belirleyecek.
Maliki, Kürtler ve Sünnilerle büyük sorunlar yaşadığı için 2014’ten sonra üçüncü dönem başbakan olamadı. Haydar İbadi, IŞİD’i yenen başbakan olarak parti kurdu ve seçimlere girdi ancak beklediğini alamadı. Köklü bir siyasi geçmişe sahip Adil Abdulmehdi, birleştirici ve denge sağlayıcı olarak düşünüldü ve başbakan yapıldı ancak ömrü çok kısa oldu. Ekim gösterilerinden sonra sokağın da baskısı nedeniyle istihbaratın başındaki Mustafa Kazımi, çözüm olarak düşünüldü ve başa getirildi. Kazımi, Şii milislere karşı cesur adımlar attı, Tahran ziyaretinde Hamaney’e ve Ruhani’ye "İçişlerimize karışmayın" restini çekti ve Irak’ı yeniden kurma yolunda Körfez ülkeleriyle ciddi ilişki içine girdi fakat 2022 seçimleri sonrası yeniden başbakan olamadı.
Şiya Sudani, mutedil kişiliği ve devlet adamlığı nedeniyle 2022 sonrası tercih edildi ve o da İran ile ABD arasındaki dengeyi korumak, ülkenin en çok ihtiyacı olan altyapı alanında hamle yapmak için ciddi çabalar gösterdi. Sudani, Suriye’deki krizi ve İsrail ile İran arasındaki 2025 Haziranı savaşını başarıyla yönetti. Ülkesini ateşten uzak tutmayı başardı. ABD/İsrail ve İran arasındaki 2026 Şubatında başlayan savaşı ise yönetemedi ve ülkesindeki Şii milislerin Irak’tan komşu ülkelere saldırı düzenlemesine engel olamadı. Bununla kalmadı, Haşdi Şabi güçlerine ABD saldırılarına karşılık verme yetkisi verdi.
ABD’nin Irak ve Zeydi’den beklentisi net: İran/Şii milislere geçit vermemesi
ABD’nin Trump’tan sonra Irak’tan beklentisi çok açıktır, bunu dillendirmekten de geri durmamışlardır. ABD, gerek Trump’ın ağzından gerekse de atadığı Tom Barrack gibi temsilcilerin ağzından Şii milislerin Irak’ın geleceğinde yeri olmayacağını defaatle tekrarlamıştır. Sudani, bu konuda başarısız olmuş ve Haşdi Şabi’yi kanunla koruma altına alma çabaları da ABD’nin sert tehditlerinin ardından sonuçsuz kalmıştır.
Sudani, 11 Kasım 2025’te yapılan seçimlerden önce ve sonra ABD’nin adamı gibi sunuldu ve Türkiye de desteğini gizlemedi. Hükümetin kurulması sürecinde ise Sudani’nin 46 sandalyesi olmasına rağmen yeniden başbakan olmasına izin verilmedi ve Maliki ağırlığını koyarak aday olmayı başardı. Fakat bu adaylık ABD planlarıyla uyumlu değildi. Çünkü ABD, Irak’ta Şii milis grupları tamamen tasfiye etmeyi, Irak ile enerji ve ekonomiye dayalı yeni bir ortaklık kurmayı ve İran’ı etkisizleştirmeyi hedefliyordu. Maliki ile bunu yapamayacağına karar verdi. Aslında sağlıklı ilişki kurulabilse Maliki ABD için uygun bir figürdü fakat böyle bir riski almaktan kaçındı. Onun yerine daha isabetli olacağını düşündüğü iş dünyasından Zeydi’yi destekledi ve onunla bu stratejik hedefleri gerçekleştireceğine inandı.
Zeydi’nin aday olarak seçilmesinden sonra ilk desteğin Trump’tan geldiğini dikkate aldığımızda bu ismin tesadüfen seçilmediğini ve arka planda oluşan bir konsensüs sonucu olduğunu görüyoruz.
Zeydi, aday olarak ilan edilir edilmez Trump tebrik etti ve desteğini açıkladı. Bu da ABD’nin Irak’ta acelesi olduğu ve sonuca hızlı gitmek istediğini gösteriyor. Trump, geçen yıl atadığı Mark Savaya’yı alelacele görevden alıp Irak dosyasını da çok güvendiği Barrack’a emanet ederek Suriye, Türkiye ve Irak’ı tek konu olarak gördüğünü ve İran’a uygulanacak baskının bu hattan yapılacağını ortaya koydu.
Zeydi tercihini ABD’den yana yaptı
Zeydi’nin göreve başlar başlamaz Haşdi Şabi ve ona bağlı Şii grupların tasfiyesini öncelikli gündemine alarak bu konuya eğilmesi, izleyeceği yol haritasına dair de yeterince fikir verdi. Zeydi, bunu taktiksel bir adım değil, stratejik bir planın parçası olarak hayata geçirmeye kararlı olduğunu da ifade etmiş oldu.
Irak Başbakanının ABD ziyaretinde gördüğümüz şey ise bunun somut olarak nasıl hayata geçeceğiydi. Amerikalı petrol şirketleriyle imzalanan devasa anlaşmalar Irak’ın yönünü tayin edici nitelikteydi. Irak Petrol Bakanı Hudayr’ın bizzat ağzından anlaşmaların 200 milyar dolar olduğunu öğrendik. Bence anlaşmaların büyüklüğü bu rakamların çok üstünde ve trilyon doları bulacak hacimde.
Irak Başbakanlığı, ExxonMobil, KBR, Shell, BP ve Halliburton şirketlerinin yanı sıra Starlink, Keysight Technologies, PepsiCo ve Frito-Lay gibi şirketlerle enerji, sanayi, tarım ve teknoloji alanında 48 anlaşma ve mutabakat imzalandığını resmen duyurdu.
ABD Başkanı Trump ile görüşmesinde Kasım Süleymani’nin öldürülmesiyle ilgili "Geçmişle ilgilenmiyorum, geleceğe bakıyorum" açıklaması ve "ABD’nin ortaklığına ihtiyacı olduğunu" defaatle vurgulaması, Zeydi’nin yukarıda işaret ettiğimiz yol haritasını daha da ete kemiğe büründürüyordu. Milis grupların silahsızlandırılması ve silahın sadece devletin elinde olacağını yinelemesi de yine İran’ın hoşuna gitmeyecek hususlardı.
Irak Başbakanı Zeydi’nin ABD ile imzaladığı devasa anlaşmaları hayata geçirebilmek için İran’ın desteğine ihtiyacı vardı. Tahran destek vermezse Irak’ta İran’a bağlı olarak faaliyet gösteren Şii milislerle savaşmak birinci tercihi değildi. Onun önceliği İran’ın ikna olması ve Irak’ın çıkarlarını merkeze alan politikalara geçit vermesiydi. İran ziyaretinde bunun olmayacağı görüldü. O yüzden önünde mücadeleden başka alternatif kalmadı.
Zeydi’nin İran ile vuruşa vuruşa devam etmekten başka seçeneği yok
ABD’li şirketler, Şii milis grupların Irak’ta bu kadar güçlü, belirleyici ve etkinken gelip de bu ülkeye milyarlarca dolar yatırım yapmaz. Yapsa da faaliyetlerinin kesintiye uğramayacağının garantisi olmaz. İran, istediği zaman birkaç drone ile buralardaki faaliyetleri durdurabilir. O yüzden milis grupları meselesinin kökten hallolması lazım. ABD Başkanı da bu tehlikeyi çok iyi gördüğü için geçen yıldan bu yana "Irak’ta milis güçlere yer yok" deyip duruyor.
Irak’ta 11 Kasım 2025’teki seçimlerde bu Şii milislerin siyasileşerek sivilleşme yolunda adım atması, yeni dönemde kendilerine yer olmayacağını çok iyi bilmelerinden kaynaklanıyordu. İran da ABD ile olası bir anlaşma ihtimaline karşılık bu baskı kartını kullanmak için peşinen süreci akamete uğratacak bir şey yapmadı. Fakat Zeydi’nin ABD gezisi, oradaki anlaşmaları, açıklamaları ve ABD’nin İran’a yönelik temmuzun ortasında yeniden başlayan saldırıları planları değiştirmiş gibi.
Bu nedenle Zeydi’nin 23 Temmuz’daki Tahran ziyaretinde İran, Zeydi’ye gerekli mesajları sözle değil, eylemle verdi. ABD ziyaretinden sonra gözler Zeydi’nin Tahran ziyaretindeydi. 23 Temmuz’da yaşananlar da İran’ın ABD odaklı Zeydi politikalarına onay vermediği şeklinde rahatlıkla okunabilir.
Zeydi’nin ABD ziyareti 5 gün, Tahran ziyareti ise 1 gün sürdü. ABD’de 48 anlaşma ve mutabakat, Tahran’da 4 anlaşma ve mutabakat imzalandı. ABD ile anlaşmaların hacmi trilyon doları bulurken Tahran ile yapılanlar formaliteden ibaretti.
Bu gelişmeler ışığında Irak’ın ve direksiyondaki Zeydi’nin işinin kolay olmadığını söyleyebiliriz. Tahran ziyareti, Irak’ın geleceğinin nasıl şekilleneceği noktasında belirleyici öneme sahipti. İran, Zeydi’ye istediğini vermediği için Zeydi’nin ABD’nin desteğini arkasına alarak İran ile vuruşa vuruşa sonuca gitmekten başka seçeneği kalmamış gibi görünüyor. Zeydi’nin ömrünü belirleyecek olan da direnme ve mücadele gücüdür.
Zeydi’nin arkasında şu an güçlü blok olarak Sadr duruyor ve politikalarını destekliyor. Sadr, Zeydi’nin Şii milislerin silahsızlandırılması yönündeki politikalarına kendisine bağlı Seraya Selam’ı lağvederek büyük bir destek verdi. Sadr, hükümetin bu konuda geri adım atmamasını savunuyor. Diğer yandan Sadr, yolsuzluk operasyonlarının da bütün hızıyla devam etmesini istedi ve bunun için destek gösterileri de yaptı.
Zeydi, ABD’nin siyasi, ekonomik ve askeri desteği ve Sadr’ın toplumsal/dini desteği ile Şii milis grupları ve onların siyasetteki uzantıları ile mücadele ederse başarı şansı olabilir fakat İran’ın baskılarına ve tehditlerine boyun eğerek onlarla uzlaşma yoluyla çözüme gitmeyi denerse sadece koltuk ömrünü bir süre uzatabilir fakat sonuç alamaz.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish