Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında, İsviçre'nin Cenevre kentinde devam eden görüşmelerden ara sıra olumsuz haberler gelse de önemli ilerlemeler kaydediliyor.
Tarafların, 60 günlük ateşkesi içeren mutabakattan hareketle kesin bir anlaşmaya varmaya yönelik stratejiler izlediği anlaşılıyor.
Lübnan, İsrail tarafından ABD-İran anlaşmasını sabote etmek için kullanılıyor olsa da tarafların uzlaşma yolunda ilerledikleri görülüyor.
Dünya kamuoyu Cenevre'deki gelişmeleri takip ederken, ABD'de ve Avrupa'daki bazı uzmanlar ile kuruluşlar, İran savaşının maliyetine ilişkin tahmini veriler paylaştı.
Amerikan Savunma Bakanı Pete Hegseth'in dile getirdiği 29 milyar doları gerçekçi bulmayan uzmanlara göre savaşın ABD'ye maliyeti 50 milyar doları buldu.
Savaşın İran'a maliyeti ise 270 milyar dolar olarak hesaplandı.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
İran savaşı, petrol ve doğalgazın geçtiği Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla dünya ekonomisine de büyük darbe vurdu.
Buna göre savaşın, Hürmüz Boğazı krizi üzerinden küresel ekonomiye maliyeti 2,2 trilyon dolara ulaştı.
ABD-İran anlaşmasında bahsi geçen ve Trump'a da sıklıkla sorulan 300 milyar dolarlık bir savaş tazminatı meselesi var.
Kafa karışıklığına yol açan bu konuya da açıklık getirelim.
İran, 270 milyar dolarlık kaybını ABD'den savaş tazminatı olarak istedi.
Trump, böyle bir talebi kabul etmeyeceğini söyledi.
Ancak aynı Trump, İran'a 300 milyar dolarlık yatırım fonunu onayladı.
Sonuçta İran, istediğinden fazlasını aldı.
Trump da 300 milyar dolarlık yükü Körfez Arap ülkeleri ve bazı Asya ülkelerinin sırtına yükledi.
Peki, bu savaşın sonucunu İsrailliler nasıl okuyor?
Kudüs İbrani Üniversitesi tarafından yapılan ankette, İran savaşını kimin kazandığı soruldu.
İsraillilerin yüzde 92'si savaşı İran'ın kazandığını söyledi.
İsraillilerin yüzde 83'ü, savaşın İsrail'in uzun vadeli güvenliğini zayıflattığına inanıyor.
İsraillilerin yüzde 86'sı, İsrail'in savaştan olumsuz etkilendiğini düşünüyor.
İsraillilerin yüzde 88'i, İsrail'in hedeflerine ulaşamadığını savunuyor.
İsraillilerin yüzde 72,5'i, Netanyahu'nun İsrail'in önemli kazanımlar elde ettiği ve varoluşsal bir tehdidi ortadan kaldırdığı yönündeki açıklamalarına inanmıyor.
İsraillilerin yüzde 56'sı ise Netanyahu'nun İran'a karşı savaşı yönetme biçiminin tamamen başarısız olduğunu düşünüyor.
Bu anket sonuçlarını, "İsrailliler savaşı İran'ın kazandığını kabul etti" şeklinde okumak yanlış olmaz.
Bu arada, Türkiye korkusu İsrailli milletvekillerini, bakanları ve medya kuruluşlarını sarmış vaziyette.
Maariv gazetesinin yazısı da Türkiye korkusunun son örneği oldu.
İsrail'de yayımlanan Maariv gazetesi, 22 Haziran'daki sayısında Türkiye'yi konu etti.
Gazetenin çarpıcı yorumu şöyle:
Türkiye artık İsrail için İran'dan daha büyük ve uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor.
Yazı şöyle devam ediyor:
NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip, savunma sektöründe yüzde 80 oranında kendi kendine yeterli olan Türkiye, bölgedeki stratejik konumunu da önemli ölçüde güçlendirdi. İsrailli yöneticiler, Türkiye'nin ne büyük bir tehdit olduğunun farkında.
Yeri gelmişken, hemen her konuda İsrail'i sorgusuz sualsiz destekleyen Almanya'ya da bir parantez açalım.
Almanya ilk kez Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olma şansını yakalamıştı.
Ancak 3 Haziran'da Genel Kurul'da yapılan oylamada, Birleşmiş Milletler üyesi ülkelerden gerekli desteği alamadı.
Bu oylamanın sonucu, İsrail'in Gazze'deki soykırımını açıkça destekleyen ve sürekli silah temin eden Almanya'ya yönelik tepkiyi ortaya koydu.
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul'un, oylamayı değerlendirdiği açıklamadaki sözleri tam bir skandal niteliğinde.
Alman Bakan, "Almanya'nın, İsrail'e verdiği destek yüzünden oy kaybettiğimizi biliyoruz. Ama İsrail'i desteklememiz normal, çünkü Almanya'nın İsrail'e karşı özel bir sorumluluğu var" dedi.
Devamında ise "Ne olursa olsun, Almanya, İsrail'e yönelik bu sorumluluğu yerine getirmeye devam edecektir" diyerek soykırımcı Netanyahu ile ortaklığı her şartta sürdüreceklerini ilan etti.
Ne yaman bir çelişki; Almanya, soykırım yaptığı Yahudilerin Filistinlilere soykırım yapmasını normal buluyor ve destek oluyor.
İsrail'e kayıtsız şartsız destek veren Almanya, belli ki soykırımcı kodlarını güncellemiş.
İsrail'e destek sadece Alman devleti düzeyinde kalmamış.
Almanya'nın sigorta ve finansal hizmetler devi Allianz, Gazze savaşını finanse eden şirketlerden biriymiş.
Allianz, İsrail'in savaşı finanse etmek için çıkardığı devlet tahvillerinden satın almış.
Alman şirketi, Eylül 2025 itibarıyla 2 milyar 710 milyon dolarlık İsrail devlet tahvili almış.
Söz konusu rakam, Alman şirketi Allianz'ı İsrail'in en büyük finansörü konumuna getirdi.
Lüksemburg da İsrail devlet tahvillerinin Avrupa Birliği'nde satılmasını sağlamıştı.
İsrail, çıkardığı bu tahvillerle Gazze, Lübnan ve İran savaşlarını finanse ediyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish