Kiel Enstitüsü’ne göre, “Hürmüz Boğazı tamamen kapanırsa küresel buğday fiyatları yüzde 4,2, sebze fiyatları yüzde 5,2 artabilir. Gıda fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenecek ülkeler Zambiya, Tayvan, Pakistan, Hindistan ve Türkiye.”
Sonuç kaçınılmaz mı?
Yoksa her şerde bir hayır var mı?
“Dünyanın omurgası petrolün üzerindeki yüzyıllık kontrol mücadelesi”
Küresel tarım endüstrisi son 3 yıldır çiftçi gelirlerindeki kayıpları telafi etmeye, piyasalarda denge bulmaya çalışırken tedarik zincirleri daha derin bir yerden kırıldı. Kuzey Yarımkürede mart ve nisan ayları gübrenin en çok kullanıldığı dönemler. Hindistan’da mayıstaki Muson yağmurları öncesi gübreye ihtiyaç duyuyor. Gübrenin geçtiği kanallarda kıtlık hâkim. Gelişmeler, yalnızca fiyatları değil üretim kararlarını da doğrudan etkiliyor.
Hürmüz Darboğazı'ndan Türk un sektörüne fırsatlar
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “Türkiye’nin 3 tarafı denizlerle, 5 tarafı krizlerle dolu” sözleri, küresel tarım ticaretinin kırılgan doğasını gözler önüne seriyor.
Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu ve Beşler Un Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Çakmak’a göre, “Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilim Türk un sektörü açısından yalnızca bir risk değil, aynı zamanda önemli bir fırsat.”
Dünya her 3,7 yılda bir tedarik krizi yaşıyor
Mc Kinsey’e göre, “2000 yılından beri küresel olarak ticareti yapılan ara malların değeri 3 katına çıkarak 10 trilyon doları geçti. Sektörler artık her 3,7 yılda bir ay daha uzun süren tedarik zinciri aksaklıklarına maruz kalıyor. Her ülkenin riskleri de yönetim stratejileri de farklı."
Hürmüz krizi, Berlin Duvarı’nın yıkılması kadar önemli
Hürmüz’de yaşananlar, küresel ticaretin yeniden şekillendiği geniş bir dönüşümün işareti. Tarihçi Peter Frankopan’a göre durum “Berlin Duvarı’nın yıkılması, 11 Eylül olayları kadar önemli.” Türkiye bu süreçte alternatif/güvenli lojistik hatlar geliştirerek, bölgesel tedarik merkezi rolünü güçlendirebilir. Irak ile enerji ve ticaret alanında gelişen ilişkiler, potansiyeli destekleyebilir. Küresel şok tedarik zincirlerini kırıyor, kağıtları yeniden dağıtıyor, kazanmak için strateji gerekiyor.
Ortadoğu’nun tedarik rotası değişiyor
Orta doğu hem dünyayı hem de kendisini beslemek zorunda. Hürmüz’deki aksama, Basra ve Bağdat’taki un fabrikalarının Türkiye’ye yönelmesini hızlandırdı. Fabrikalar özellikle Gaziantep’teki un fabrikalarıyla görüşmeye başladı. Deniz ticaretine aşırı bağımlı tedarik zincirlerinin kırılması, Türkiye’nin coğrafi avantajını yeniden görünür kıldı.
Ticarette coğrafya yeniden önem kazanıyor, lojistikte hibrit kuşaklar
Türkiye’nin Irak’a yakınlığı, alternatif rota oluşturma kapasitesi, küreselleşmenin “mesafe önemsizdir” varsayımını zorluyor. Bölgede gemi trafiğinin aksaması, Basra’ya ulaşmayı bekleyen onlarca geminin birikmesi ve ticaret akışının yavaşlaması; Türkiye için yeni bir lojistik denklem yaratıyor. Yeni denklemde İskenderun Limanı öne çıkıyor. Deniz yoluyla İskenderun’a gelen ürünlerin buradan kara yoluyla Irak’a, bölgeye ulaştırılması, Türkiye’yi alternatif bir tedarik koridoruna dönüştürebilir.
Hürmüz Darboğazı'na alternatif var ama pahalı
Sadece Hürmüz boğazı değil Cebel Ali Limanı, Husilerin İran lehine savaşa girmesiyle Süveyş Kanalı da artık güvenli değil. Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman kıyılarındaki alternatif limanlar kullanılsa da yeterli değil. Kara yolu çözümleri, diğer limanlar her biri alternatif gibi gözükse de ya pahalı, ya uzak ya da yetersiz kapasite. Tahıllar karayoluyla Rusya'dan İran'a veya Suriye ve Türkiye'den Irak'a taşınabilir, ancak daha yüksek maliyetlerle. Suudi Arabistan Kızıldeniz limanları üzerinden daha fazla ithalat yapabilir, ancak günlük sevkiyat hacimleri, Aralık 2023'ten bu yana Husi isyancılarının saldırıları nedeniyle neredeyse yüzde 60 oranında azaldı. Mesele yalnızca alternatif bulmak değil, alternatiflerin sürdürülebilirliği ve maliyeti.
Herkes ikinci bir merkez arıyor, bölgesel ticaret merkezleri oluşuyor
Hürmüz, petrolü, enerjiyi, tarımı olduğu gibi yüzlerce farklı sektörü etkiledi. TİM Başkanı Mustafa Gültepe’ye göre ihracatçılar “12 günlük savaşın Türk ihracatına faturası bölgeye yapılan ihracatta yüzde 39’luk kayıp.”
Gültepe, “Savaş uzarsa AB pazarında da sıkıntı başlar. Eğer savaş 2 ay daha sürerse tüketiciler sadece temel ihtiyaçlara odaklanır. Uzak Doğu’daki tedarik zinciri koparsa Türkiye’de yeniden bir talep kayması yaşanır” diyerek ticaretteki yeni zorluklara dikkat çekiyor.
Ticarette rota rekabetleri kızışıyor
Ticaretin doğası değişiyor. Gültepe’nin en kritik tespiti “pahalılık nedeniyle herkes ikinci bir ‘hub’ arıyor olması.” Artık sadece ürün değil, lojistik merkezler ve ticaret hatları da rekabet ediyor. Küresel tarım ticaretinde bölgesel üsler güç kazanıyor. Ülkeler arasında menfaat ekonomileri yeniden dizayn ediliyor. Türkiye yeni lojistik yükleri kaldırabilecek güce sahip mi, yüksek enflasyon ticarete güven verebilecek mi? Artık hiçbir ülke sadece coğrafya ile kazanamıyor. Küreselleşme yeni verimlilik çağı, ticaret yeni dayanıklılık kasları gerektiriyor.
Irak’tan alacak 300 milyon dolarımız var
Dönüşümün en somut yansımalarından biri Irak pazarı üzerinden okunabilir. Ortadoğu ile ticaret yapanlara göre, “son yıllarda Irak pazarında yaşananlar, ticarette partner seçiminin ne kadar kritik olduğunu ortaya koyuyor.” Kur riskleri, doğal afetler ve politik istikrarsızlık, farklı vergi uygulamaları, merkezi hükümet ile bölgesel yönetimler arasındaki uyumsuzluklar ve tahsil edilemeyen alacaklar Türk ihracatçısı için ciddi riskler oluşturuyor. Habur sınır kapısındaki uygulama farklılıkları, ürün başına değişen vergiler ve finansal transferlerde yaşanan aksaklıklar ticareti zorlaştırdı. İhracatçılara göre “Irak’tan toplamda 300 milyon dolar, un sektöründe de 120 milyon dolar alacağımız var.”
Küresel ticarette tahsilatı yönetebilme gücü
Türk un sektörü Irak pazarında son yıllarda ciddi kayıp yaşadı. Mısır, Rusya ve Ukrayna gibi ülkeler agresif fiyat politikalarıyla pazara girdi. 2024 yılında yaklaşık 1,3 milyon ton olan ihracatın 2025’te 600 bin tonlara gerilemesi, sadece fiyat rekabetinin değil, risk yönetimi eksikliğinin de sonucu. Nature’de yayınlanan bir makaleye göre, uluslararası ticarette, pek çok sektör gibi un sektörü de, fiyatı yönetmede zorlanıyor. Küresel ticarette mal mukabili ödeme sisteminin yüzde 66,22 oranında yoğun kullanımı, ihracatçıları tahsilat riskine maruz bırakıyor. Finansal, politik, hukuki riskleri yönetecek yeni yetkinliklere ihtiyaç var.
Ticarette kiminle dans ediyorsunuz, pazar seçimi artık stratejik bir karar
Sorun sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir ortaklık meselesine dönüşüyor. Artık satmak yetmiyor, alacaklarınızı tahsil edebilecek misiniz, iş yaptığınız coğrafyanın doğal riskleri ne düzeyde. İşbirliği halindeki ülkelerin güvenlik, demokrasi endeksleri ticareti sürdürmeye yetecek tutarlılıkta mı? Dans parteriniz olası bir riskte elinizi hemen bırakmaya mı yoksa sıkıca tutunup sizinle uzun bir yol yürümeye meyilli mi? Dış ticaret hadlerindeki belirsizlik, sınırlı ticari partner ve mal çeşitliliği, kronik dış ticaret açığı gibi faktörler riskleri artırıyor.
Küresel tarım ticareti uygarlığı yeniden hizalıyor
Uzmanlara göre, “küresel şoklar artık daha sık ve şiddetli.” 2011’de Japonya’da yaşanan deprem montaj hatlarını durdurdu. Birkaç ay sonra Tsunami nedeniyle Tayland’da sabit disk üreten fabrikalar yok oldu. Ukrayna/Rusya, İran/ABD savaşı, Süveyş Kanalı Husi saldırıları onlarca benzer kriz sofradan çalarken riski çoğaltıyor.
Gübre sorunu ürün desenini değiştiriyor
Tarım savaştan en çok etkilenen sektörlerden. Orta Doğu üre fiyatları metrik ton başına 590 doların üzerine çıkarak haftalık bazda yüzde 19 arttı. Daha yüksek gübre fiyatları, daha az gübre kullanımı, düşen verimler azalan kazanç, yükselen gıda fiyatları demek. Rusya, Hindistan, Çin gübre üretimlerini artırırken ihracata kısıtlama getiriyorlar. Amerikalı çiftçiler ekim alanlarını mısırdan soyaya kaydırıyor, Brezilya soya fasulyesi üretimini 179 miyom tona düşürdü.
Ticarette dayanıklılık çağı başlıyor
Velhasıl, savaş her canlıyı, her taşı, her kuşu yerinden ediyor. Dikkatli ve stratejik bir bakış açısıyla Türkiye için zorluklar fırsata çevrilebilir. Yeter ki işbirliği ortamı,finansal mukavemet sağlansın, yeni dünyanın yeni lojistik dinamikleri doğru anlaşılsın.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish