Bilim insanları, aynı memeli bireyin sonsuza dek ardışık biçimde klonlanamayacağını ve zararlı genetik mutasyonların önlenmesinde eşeyli üremenin kritik rol oynadığını ortaya koydu.
Seri klonlama, bir hayvanı klonladıktan sonra, ortaya çıkan klonu yeniden klonlayıp bu işlemi nesiller boyunca sürdürmek anlamına geliyor. Bu yöntemin, nesli tehlike altındaki türleri korumaya ya da et üretiminde kullanılan inekleri çoğaltmaya yardımcı olabileceği düşünülüyordu.
İlk memeli klonu koyun Dolly'den bir yıl sonra 1997'de, Yamanashi Üniversitesi'nden Teruhiko Wakayama ve ekibi ilk kez bir fareyi klonlamıştı.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Araştırma ekibi yeni çalışmaları için 2005'te bir dişi fareyi klonlayıp 20 yıl boyunca seri klonlama yaptı.
Bu süreçte 30 binden fazla klonlama denemesi yaparak 1200’ün üzerinde fare ürettiler.
Ekibin 2013'te yayımladığı bulgulara göre 25 nesil boyunca klonlama işlemi hayvanların sağlığında belirgin bir bozulma olmadan sürdürüldü. Başarı oranı da zamanla artarak bir aşamada yüzde 15'e ulaştı.
Bilim insanları bu nedenle sonsuza kadar klonlama yapabileceklerini düşünse de yavaş yavaş problemler baş göstermeye başladı.
27. nesille birlikte doğum oranı düşmeye başladı ve zararlı genetik mutasyonlar kuşaklar boyunca birikti.
Bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta dün (24 Mart) yayımlanan çalışmaya göre 57. nesildeki farelerin sadece yüzde 0,6'sı hayatta kaldı. Biriken mutasyonlara rağmen bu hayvanlar hâlâ sağlıklıydı.
Ancak 58. nesildeki tüm fareler doğumdan kısa süre sonra öldü.
AFP'ye konuşan Wakayama şu ifadeleri kullanıyor:
Sonsuz sayıda klon yaratabileceğimize inanıyorduk. Bu yüzden bu sonuçlar büyük hayal kırıklığı yarattı.
Farelerin genomunu inceleyen araştırmacılar mutasyonların ilk klondan itibaren biriktiğini ancak olumlu etkilerin, olumsuzları dengelediğini tahmin ediyor.
Ekip, 27. nesille birlikte farelerin doğurganlık oranının düştüğünü ve plasentanın yapısında değişiklikler yaşandığını da gözlemledi.
Ancak son nesillerdeki klonlanmış fareler doğal yolla çiftleştiğinde, torunlarının doğurganlığı arttı ve plasentaları klonlanmamış farelerinkine benzedi.
Bulgular, bu özellikleri koruyarak geniş çaplı mutasyonları önlemek için eşeyli üremeye ihtiyaç duyulduğuna işaret ediyor.
Wakayama, "Klonların, doğal yolla üreyen farelere göre üç kat daha fazla mutasyona sahip olmasının nedenini kesin olarak bilmiyoruz" diyor ancak bir tahmini var.
Klonlama işlemi, donör hayvanın bir hücresindeki DNA içeren çekirdeğin çıkarılmasını ve çekirdeği çıkarılan döllenmemiş bir yumurtaya yerleştirilmesini içeriyor.
Bilim insanları çekirdeğin bu süreçte zarar görmüş olabileceğinden şüpheleniyor.
Bulgular, eşeysiz soylarda zararlı mutasyonların kaçınılmaz olarak biriktiğini ve nihayetinde çöküşe ve yok oluşa yol açtığı teorisini de destekliyor. Araştırmacılara göre çalışma, bu durumun memeliler için de geçerli olduğuna dair "ilk deneysel kanıtı" sunuyor.
Yeni araştırma, bilimkurgu eserlerindeki klon senaryolarının da pek muhtemel olmadığına işaret ediyor.
Wakayama bulguların, Yıldız Savaşları: Bölüm II - Klonların Saldırısı'ndaki (Star Wars: Episode II - Attack of the Clones) kadar çok klon asker yaratmanın imkansız olduğunu gösterdiğini söyleyerek espri yaptı.
Yine de Wakayama ve ekibi, nesli tehlike altındaki türleri koruma amacıyla hayvanlardan zararsız yollarla hücre toplamanın yollarını aramaya devam ediyor.
Independent Türkçe, IFLScience, AFP, Nature Communications, Cell Stem Cell
Derleyen: Büşra Ağaç