İsrail-ABD kirli ittifakının İran’a karşı başlattığı savaş Ortadoğu’ya yayılmaya devam ediyor.
Bu savaş, Basra Körfezindeki ülkelere büyük zararlar veriyor.
Hatırlayalım, çok değil bundan 10 ay önce, Amerikan Başkanı Donald Trump, Mayıs 2025’de Körfez ülkelerine kısa bir ziyaret gerçekleştirdi.
Trump’ın baskısıyla bu ülkeler ile ABD arasında çeşitli yatırım ve silah alımlarını içeren 3 Trilyon dolarlık anlaşma imzalandı.
Körfez’deki Arap ülkeleri sandılar ki, 3 trilyon dolar verince, ABD onları koruyacak, güvenlik garantisi sağlayacak.
Bölgedeki ABD üslerinin amacı Körfez ülkelerini korumak değil miydi?
Oysa Amerikan üslerinin varlığı, bölgeyi çatışmadan koruyamadı.
Aksine Körfez ülkelerini başlatmadıkları ve istemedikleri bir savaşın tam ortasında bıraktı, İran’ın hedefi haline getirdi.
İran, ABD’nin müttefiki olan Körfez ülkelerini günlerdir vuruyor.
Petrol ve doğal gaz zengini bu ülkeler ihracat yapamaz hale geldiler.
Özellikle çok zengin aileler özel jetlerle ülkelerinden kaçmaya başladı.
Resmi yetkililer, özel jet şirketlerinin taleplere yanıt vermekte yetersiz kaldığını, bölgeden ayrılanların öncelikli destinasyonunun İstanbul olduğunu bildirdi.
Tüm bunlar yetmezmiş gibi, Siyonistlerin ABD Kongresindeki en fanatik sözcüsü durumundaki Senatör Graham, Körfez ülkelerini tehdit ederek, “İran’a karşı savaşa katılın” dedi.
Evet bu zengin Arap ülkeleri hem ellerindeki parayı ABD’ye kaptırıyor hem de petrol, doğal gaz ihracatında sıkıntılar yaşıyorlar.
Ama hepsinden de önemlisi İran’ın hedefi haline geldiler.
Kısacası paralarıyla rezil oldular ve görünen o ki olmaya da devam edecekler.
Körfezdeki Arap ülkeleri, İran ile doğrudan bir çatışmaya girmek istemez.
Ama bir süre sonra Trump, “Hedeflerime ulaştım. Benim için savaş bitti” diyerek çekilirse, Körfez ülkelerini bir çatışmanın içerisinde bırakmış olur.
İşte o zaman bölge, 1980-1988 dönemindeki İran-Irak Savaşı gibi yıllarca sürecek bir çatışmanın içine girer.
Çünkü İran, ABD’nin bu ülkeler sayesinde bölgede rahat hareket ettiğini unutmaz.
Körfez ülkelerini her fırsatta kullanmayı başaran Trump’ın bu savaşı kazanması için İran ile bir anlaşma yapması gerekiyor.
Söz konusu anlaşmanın ise Trump’a istediklerini vermiş olması gerekiyor.
Ancak İran buna yanaşacak gibi görünmüyor.
Savaşın başlangıcı olan 28 Şubat’tan bu yana geçen süreye ve aldığı büyük hasarlara rağmen İran’ın taviz vermeyen bir görüntüsü var.
Ayrıca İran, ABD’nin karaya asker çıkarmaktan kaçındığını ve sadece havadan vurarak kesin bir sonuca varamayacağının bilinciyle hareket ediyor.
Hürmüz Boğazı bu savaşın kaderinde büyük rol oynuyor.
Her gün 20 milyon varil petrolün ve bir o kadar da sıvılaştırılmış doğalgazın (LNG) geçtiği Boğaz’da seyir güvenliği olmadığı için uluslararası piyasalarda petrol fiyatları sürekli artıyor.
Dünya ekonomisi bu gelişmeden ciddi zarar görmeye başladı.
İran, İsrail-ABD kirli ittifakı ile mücadelenin önemli yollarından biri olarak petrol arz güvenliğini görüyor.
Hürmüz Boğazını kapatarak, petrolün varil fiyatını 200 dolara çıkarabileceğini duyuran İran bunu yapabilir mi?
İsrail-ABD kirli ittifakı, İran’ın Hürmüz Boğazını kapatmasını engelleyebilir mi?
Bu sorulara verilecek birçok yanıt var, ama Hürmüz Boğazının bugünkü durumu, savaş öncesi Körfez deniz yollarını koruma altına aldığını ve güvenliği sağladığını söyleyen ABD’nin net başarısızlığıdır.
Sorun sadece Hürmüz Boğazı’yla da sınırlı değil.
Kızıldeniz’in girişindeki Bab-el-Mandeb Boğazı da çok stratejik bir öneme sahip.
İran’ın henüz savaşa sokmadığı vekil gücü Husiler işte tam da burada bekliyor.
Yemen’deki Husiler, uluslararası deniz ticareti için hayati önemdeki bu Boğazı kapatma kapasitesine sahip.
Dünyada deniz yoluyla yapılan ticaretin yüzde 20’si bu Boğaz üzerinden gerçekleştiriliyor.
ABD’nin savaşı kazandığını ilan edebilmesi için Hürmüz ve Bab-el-Mandeb Boğazlarını ele geçirmesi, kontrol altına alması gerekiyor.
Bu da karaya asker çıkarmadan mümkün değil.
Söz konusu boğazların işgali için karaya asker çıkarma operasyonu ne kadar sürer?
ABD, kara gücü kullanmak ister mi?
İran’da kara gücü olarak Kürt grupları harekete geçirmeyi düşünen ABD, Hürmüz ve Bab-el Mandeb Boğazlarını işgal etmek için kimi kullanacak?
Bölgede, ABD’nin yatırım yaptığı, kullanabileceği herhangi bir etnik grup yok.
Kısacası savaşın kaderi boğazlarda ve karada verilecek savaşta gelip tıkanıyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish