İsrail Başbakanı ve Gazze kasabı lakaplı Netanyahu’nun tehlikeli bir Siyonist olduğunu bilmeyenler bile onun Arapların, Müslümanların, insanlığın iyiliğini düşündüğüne inanmayacaktır.
Yeni bir şey daha öğrendik, meğer İsrail, Sünni dünyasını korumak için İran’la savaşıyormuş.
Netanyahu’nun, köşe yazarı görüntülü başdanışmanı, kimsenin inanmayacağını bile bile bunu yazıyor.
Bu başdanışman İsrail’in, İran’a saldırmakla neyi amaçladığını açıkladı.
Şöyle diyor, "İran ve vekil güçlerine karşı başlatılan İsrail-ABD savaşının sadece askeri bir harekât olduğunu sananlar yanılıyorlar. Bu savaş aynı zamanda 1916'da İngiltere ve Fransa arasında, Osmanlı İmparatorluğu topraklarını paylaşmak için yapılan Sykes-Picot anlaşmasını bitirmek ve yeni Ortadoğu haritasını çizmek içindir. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle kurulan yüzyıllık bölgesel düzen bitecektir.”
Peki Sykes-Picot düzenini bitirip yerine nasıl bir düzen kuracaklarmış?
Onu da şöyle tarif ediyor:
“Sykes-Picot, Osmanlı topraklarını küçük Arap ulus devletlerine ve İngiliz-Fransız etki alanlara bölmüştü. Şimdi bu devir değişecek ve Ortadoğu kabileler, aşiretler ve yerel emirlikler alanına dönüşecek.”
Görüldüğü üzere İsrail’in, kolayca kontrol edeceği, güçsüz yapılardan oluşan bir coğrafyayı hedeflediği açıkça anlatılıyor.
Köşe yazarı kılıklı başdanışman, İsrail’in, İran’ın işini bitirmek istemesinin bir diğer nedenini de şöyle özetliyor:
“İsrail, Sünni dünyanın koruyucusu, savunucusu haline de geldi. Şii hilaline karşı çıkan ancak açıkça yüzleşmekten korkan Arap devletleri, İsrail’in bu rolünü sevinerek kabullendi. Sünnileri, Şiilerden koruyacağız.”
Peki hangi Arap devletleri İsrail’i kurtarıcı olarak kabul etti?
Bu sorunun yanıtı yok, ama başdanışmanın, İsrail ile İbrahim (Abraham) Anlaşmalarını imzalayan ve imzalamaya hazırlanan devletleri işaret ettiğini anlamak zor değil.
Yaklaşık 40 yıl boyunca İsrail’den sürekli olarak hep şu iddiayı duyduk: “İran’daki rejim bu yıl nükleer silah üretecek.”
Ama 40 yıl boyunca o yıl hiç gelmedi, İran da nükleer silah üretmedi.
Her yıl nükleer silaha kavuşacağı söylenen İran, Haziran 2025’de vurulmuş ve nükleer tesisleri yok edilmemiş miydi?
Bunu Trump övünerek tüm dünyaya ilan etmemiş miydi?
Bu kez de İran’dan balistik füze programını sonlandırması ve vekil güçlerini tasfiyesi isteniyor.
Bu da yetmiyor, İsrail ve ABD ile uyumlu bir yönetim işbaşına gelsin talebi de dayatılıyor.
Ama başdanışmanın yazısından tüm bunların da yetmeyeceğini öğrendik, çünkü yeni Ortadoğu düzenini kuracak yeni bir Sykes-Picot Anlaşması gerekiyormuş.
Şimdi gelelim savaşın maliyetine ilişkin bazı gerçeklere.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşunun araştırmasına göre, İran savaşının Amerika Birleşik Devletleri’ne günlük maliyeti 891,4 milyon dolarmış.
Söz konusu araştırmayı yapanlar, bu maliyeti kimin karşıladığını da raporlarına eklese daha doğru olur ve kamuoyunun bilmediği bir gerçek ortaya çıkardı.
Savaşın maliyetinin Amerikan vergi mükelleflerinin sırtında yük olduğunu söyleyenler var.
Bazı çevrelere göre ise savaşın maliyetinin bir bölümünü İsrail ve Siyonist kuruluşlar karşılıyor.
Oysa gerçek çok farklı.
Öncelikle belirtmekte yarar var, savaşın maddi maliyeti Trump’ın zerre kadar umurunda değil.
Çünkü bu maliyeti ABD karşılamıyor.
Her gün için 891,4 milyon dolar olan maliyeti, dünyanın 7 büyük petrol şirketi Chevron, BP, Shell, Exxon, Texaco, Mobil, Total karşılıyor.
Trump, bu savaşı kazanacaklarına ve İran’da istediklerini yaptırabilecekleri bir yönetim kuracaklarına inanıyor.
Ya da Netanyahu tarafından inandırılmış, ikna edilmiş.
Öyle ya İran, petrolde dünyanın en büyük 2. rezervine, doğal gaz da en büyük 3. rezervine sahip ülke.
Bu nedenle Trump İran’da yeni yönetim kurulacağının garantisini vererek, savaş öncesi bu 7 şirketle bir anlaşma yaptı.
Anlaşmaya göre, savaş sonrasında İran’ın petrol ve doğalgazının işletilmesi bu şirketlere bırakılacak.
Söz konusu 7 şirket de İran’a karşı başlatılan savaşın tüm masraflarını karşılayacak.
Savaşın süresi konusunda ise herhangi bir bilgi yok.
Yani bu dev petrol şirketlerinin, savaşın masraflarını ne kadar süre karşılayacağı bilinmiyor.
Siz bu yazıyı okurken, Amerikan ordusunun savaştaki masrafı 9 milyar doları aşmış olacak.
Saldırının başlangıcında savaşın 4 gün süreceğini iddia eden Trump, daha sonra bu süreyi 4-5 haftaya çıkardı.
Günler geçtikçe, savaş daha uzun sürebilir diyen Trump’a, ABD Savaş Bakanlığı’ndan kötü bir uyarı geldi.
Bakanlık, savaşın 100 gün sürebileceğini belki de Eylül ayına sarkabileceğini bildirdi.
Anlaşılan o ki, hemen her konuya iş adamı kafasıyla bakan Trump için savaş eylül ayına kadar devam etse de sorun yok.
Çünkü savaşın masraflarını birilerinin sırtına yüklemenin rahatlığıyla konuşuyor, harekete ediyor.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish