Dördüncü yıl biterken Ukrayna harbinin Rusya'ya maliyeti

Dr. Osman Gazi Kandemir, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

24 Şubat 2022'de başlayan ve dünya tarihinin en kanlı çatışmalarından birine dönüşen Ukrayna savaşı, dördüncü yılını tamamladı. Cephe haritası çok fazla değişmiyor, fakat Rusya'nın ödediği fatura her geçen ay kabarıyor.

24 Şubat 2022'de Rusya, Ukrayna'ya "üç günde" hâkim olmayı hedefleyen planlarla saldırıya geçti. Dört yılın sonunda Kremlin ne Kiev’i düşürebildi ne de Ukrayna devletini yok edebildi. Peki bu hırsın bedeli ne oldu?

Rakamlar acımasız bir tablo çiziyor

Stratejik ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi'ne (CSIS) göre Şubat 2022'den Aralık 2025'e kadar Rusya, ölü, yaralı ve kayıp dahil yaklaşık 1,2 milyon asker kaybetti. Bu rakam, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana herhangi bir büyük gücün herhangi bir savaşta yaşadığı en ağır kayıp. Daha çarpıcı bir karşılaştırma yapmak gerekirse: Rusya, Ukrayna'da Sovyet döneminden bu yana tüm savaşlarda birleşik olarak kaybettiğinden beş kat daha fazla asker yitirdi.

2025 yılında tek başına yaklaşık 415.000 Rus askeri hayatını kaybetti ya da yaralandı; bu, aylık ortalama 35.000 kayıp demek. Ukrayna cephesinde Rusya'nın günlük kayıp hızı, yılın bazı dönemlerinde bini aştı.

Toprak kazancı ise bu kanlı faturanın yanında sembolik kalıyor

Ukrayna Genelkurmay Başkanı Sırski'ye göre 2025 boyunca yaklaşık 420.000 Rus askeri ölü ya da yaralı olarak saf dışı kalırken Rusya, Ukrayna topraklarının yalnızca yüzde 0,8'ini ele geçirebildi. CSIS verilerine göre Rus kuvvetleri, en yoğun saldırı yaptıkları Pokrovsk cephesinde günde ortalama 70 metre ilerledi. Bu hız, Birinci Dünya Savaşı'nın en kanlı muharebe sahalarındaki ilerleme hızının bile gerisinde kalıyor.

Ocak 2024'ten bu yana Rusya, Ukrayna topraklarının yüzde 1,5'inden azını kontrol altına alabildi. Sonuç olarak dört yılın bilançosunda Rusya, Ukrayna'nın yüzde 19,3'ünü işgal altında tutuyor; ancak bu toprakların büyük bölümü 2022'nin ilk haftalarında ele geçirilmişti.

Ekonomik yıkım sessiz sedasız ilerliyor

Rusya Savunma Bakanı Belousov, 2025 yılı savunma bütçesini açıklarken savaşın yıllık maliyetinin GSYİH'nin yüzde 5,1'ine, yani yaklaşık 135 milyar dolara ulaştığını kabul etti. Bu rakam, 2021'deki 66 milyar dolarlık savunma harcamasının iki katından fazla. Analistler 2026 için bu rakamın 170 milyar doları aşabileceğini öngörüyor.

Rusya'nın Ulusal Refah Fonu, 2022'de 113 milyar dolar değerindeydi; bugün likit varlıklar yalnızca 53 milyar dolar civarında kaldı. Dört yıllık kazancını da dahil ettiğimizde fonun neredeyse dörtte üçü savaş giderleri için harcandı.

Enflasyon hâlâ yüksek seyrediyor, tüketici talebi zayıflıyor ve Rusya teknoloji alanında giderek geride kalıyor. Ekonomik büyüme 2025'te yüzde 0,6'ya geriledi. Rusya, küresel teknoloji şirketleri sıralamasının ilk 100'ünde tek bir şirkete sahip değil.

İnsan kaynağı tükenmiyor ama aşınıyor

Kremlin, cephedeki kayıpları karşılamak için büyük ölçüde ücretli gönüllü sistemine ve baskı altında yapılan yerel işe alımlara dayandı. Rusya'nın 2025'te aylık 50.000-60.000 kişiyi askere almaya çalıştığı tahmin ediliyor; ancak bunların büyük çoğunluğu yetersiz eğitimli piyadeler olarak piyade saldırılarına sürülüyor ve ağır kayıplar veriyor.

Savaş öncesinde Rusya'nın demografik açıdan zaten kırılgan bir yapıya sahip olduğu hatırlanırsa bu kayıpların uzun vadeli sonuçları daha da ağır görünüyor. İşgücü piyasasında ciddi bir sıkışma yaşanıyor; üretim düşüyor.

Ekipman kayıpları da çarpıcı boyutlara ulaştı

Ukrayna Savunma Bakanlığı'nın tahminlerine göre Rusya, savaşın başından bu yana yaklaşık 94 milyar dolarlık askeri teçhizat yitirdi. Bu tabloya 3.000'den fazla tank, 24.000'i aşkın zırhlı araç ve 781 uçak dahil.

ABD Savunma İstihbarat Ajansı'nın (DIA) Mayıs 2025 değerlendirmesine göre savaşın başından bu yana Rusya, 10.000'den fazla kara muharebe aracı, 3.000'den fazla tank ve 250'ye yakın uçak ve helikopter kaybetti.

Putin neden barış masasından uzak duruyor?

Tüm bu yıkıma rağmen Putin müzakereleri isteksiz yürütüyor. Bunun birden fazla nedeni var.

Putin, Sovyet çöküşünün yarattığı hayal kırıklıklarını gidermek ve Rus büyüklüğünü yeniden tesis etmek üzerine kurulu bir iktidar anlayışı inşa etti. Ukrayna'nın bağımsız bir devlet olarak güvence altına alınmasıyla sonuçlanacak herhangi bir uzlaşı barışı, onun için siyasi bir başarısızlık anlamına gelecek. Dört yıllık tam savaşın ardından toprak kazanımı olmadan masadan kalkmak Putin rejiminin meşruiyetini tehdit eder.

Kremlin'e göre Ukrayna ordusu giderek artan asker sıkıntısıyla boğuşurken Batılı müttefikler çözülme işaretleri veriyor; Putin bu tabloyu 2026'da belirleyici bir cephe kırılması için fırsat olarak değerlendiriyor.

Diplomatik arenada ise oyalama taktikleri açıkça görülüyor. Putin, Trump ile doğrudan çatışmaya girmekten kaçınırken barış planını engellemek için Ukrayna'nın kendi ikametgahına saldırdığına dair asılsız iddialar üretmekten çekinmedi.

Putin, Donetsk, Luhansk, Herson ve Zaporizhzhia bölgelerinin tamamından Ukrayna kuvvetlerinin çekilmesini müzakere ön koşulu olarak öne sürerken Ukrayna'nın NATO'ya katılmasını ve Batılı askerlere ev sahipliği yapmasını kesinlikle reddediyor. Bu talepler, hiçbir Ukrayna hükümetinin kabul edemeyeceği koşullar.

Dört yıl önce Rusya, Ukrayna'yı birkaç günde çökertmeyi planladı. Bugün her geçen ay binlerce askerini kaybederek milimetrelerce ilerlemeye çalışıyor. Putin için savaş, ekonomik bir hesap değil; iktidarını ve mirasını ayakta tutmanın son kalesi. İşte bu yüzden rakamlar ne kadar kabarırsa kabarsın, Kremlin masadan kalkmıyor.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU