“Yarın sabah tüm radyolar açılsın”

Murat Bayar Independent Türkçe için yazdı

Eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti, 11 Nisan 2026 / Fotoğraf: AA

 

Türk siyasetinin özel ismi, TBMM Başkanlığı ve vekâleten cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulunmuş Yassıada avukatlarından Hüsamettin Cindoruk’u dün, 92 yaşında kaybettik.

Cindoruk, bir asra yaklaşan ömrünü hukuka, Meclis’in itibarına ve demokratik siyaset geleneğine adadı.

Cindoruk için ifade özgürlüğü, mücadelesinin temel taşlarından biriydi.

Cindoruk’un renkli siyasi kişiliğinin dışında ve az bilinen bir özelliği de ifade özgürlüğüne verdiği değerdi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

1992’nin Eylül’ünde Demirel Hükümeti’nin Ulaştırma Bakanı Yaşar Topçu, TRT’de özel radyo istasyonlarının yasaya aykırı yayın yaptığını belirterek, "Özel radyoları kapatıyoruz" dedi...

Hatta Topçu, tepkisini daha da ileri taşıyarak, özel radyoları “ruhsatsız silah taşımaya” benzeterek “Bu memlekette ha ruhsatsız silah taşımışsın, ha radyo açmışsın” sözleriyle konuya bakışını ortaya koymuştu.

25 Haziran 1993’te Demirel yerini Çiller Hükümeti’ne bırakmıştı. Siyah kurdelesini yakasına takan Çiller ile bu yasağın siyasi tarafı da psikolojik olarak yumuşamıştı.

O dönem ve kapanana kadar özel bir radyoda Türkiye’nin ilk “Sesli Gazetesi” programını yapıyorum. Dikkat çeken de bir trafiğim var.

Yine o günlerde kapatılan radyolara karşı kamuoyunda belirgin bir itiraz seslendiriliyor, ekran yüzleri siyah kurdeleleriyle konuyu hep sıcak tutuyor, sağıyla soluyla tüm medya radyoları destekliyordu.

Bu dönem çalıştığım radyo ve ekibiyle “radyomu istiyorum” kampanyasına imza topluyoruz.

Bununla birlikte imzaları doğru bir isme ve doğru bir zamanlamayla iletmek çok önemli.

Yine de bu ismin kim olacağı konusu bizler için tartışmalıydı.

O dönemin radyolarının ünü ülke sınırlarını aşmış, dünya çapında trafiklere imza atıyordu.

92 Haziran’ında kurulan Kent FM, Kaybedenler Kulübü programı ile dünyada en çok dinlenen programlarından birini yapıyordu.

Ardından Radyo Klass’ta “Bay J” yine çok dinlenen aynı adlı programını yapıyor ve herkes bu gizemli kişiyi merak ediyordu.

O dönemin radyolarının kamuoyundaki algısı bugünden farklıydı.

Dinleyici, radyo programcısının olaylara bakışına, esprilerine, yaşamdaki duruşlarına hayran olup, sesinden yola çıkıp kim olduğunu hayallerinde tamamladıkları büyülü bir dünyaydı.

Radyo, sadece otomobile binildiğinde dinlenen değil, birbirinden kaliteli programların fanlarının, takip ettikleri programı iple çektikleri bir dönemdi.

Günümüzde, Nihat Sırdar, Zeki Kayahan Coşkun, Cem Arslan gibi birkaç örnek dışında, özel bir karakter koymadan, sesini sadece çalacağı müzik parçasının adını söylerken duyduğumuz isimlerden farklı olarak, o günlerde radyocunun ileri düzeyde genel kültürünün olması ve hazır cevap olması gibi özellikler zamanın ruhuyla ortaya çıkmıştı.

Teknik konularda son derece yetkin ve radyolar kuran bir isim Semir Yazıcı da bu yasağa karşı, benim gibi imza topluyor.

“Radyomu istiyorum” kampanyası kapsamında Yazıcı’nın topladığı imzalar dahil, dört kişi 40 bin imza ile dönemin Meclis (TBMM) Başkanı Hüsamettin Cindoruk’a tuzda tavuk yediği, göl kenarındaki Reyhanlı’daki tesiste ziyaretine gittik. Grup geride kalmayı tercih ederek, imzaları benim götürmemi istedi.

Elimde imza çuvalı olduğu halde, Cindoruk’un masasına geldiğimde, garson kuyudan çıkardığı tuzla kaplı tavuğu çekiçle kırıyordu.

Geleceğimizden haberli Meclis Başkanı, yakamdaki kurdele ve elimdeki çuvaldan tanımış olmalı, “Yemeğe yetiştin, genç radyocu arkadaşım" dedi.

Kendisine henüz, dönemin Ulaştırma Bakanı Topçu’nun sözlü olarak “Radyolar kapatılsın” sözünü anımsatıyordum ki, 5-6 metre ilerimizde duran TRT kameramanına seslendi ve şu demeci verdi:

Nasıl ki, Sayın Topçu radyoları şifahi (sözlü) olarak kapattı; ben de yarın sabahtan itibaren tüm radyolar açılsın diyorum.


Sabahında radyolar açılmıştı.

Yasal olarak özel radyo ve televizyon yayıncılığına izin, 3 Mayıs 1993’te Anayasa’nın 133'üncü maddesinin değiştirilmesiyle geldi (devlet tekeli kaldırıldı).

Bu değişiklik 8 Temmuz 1993’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

33 yıldır bu topraklarda bir parça ifade özgürlüğü varsa, o demokrasi çorbasına tuz atanlardan biri de Hüsamettin Cindoruk’tu.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU