Yapay zekâ, seçmen ile siyasetçi arasına nasıl yerleşti?

Dilara Ergül Independent Türkçe için yazdı

Görsel: ChatGPT/Independent Türkçe 

Türkiye’de yapay zekâ ile siyaset ilişkisi bugüne kadar çoğunlukla seçim kampanyaları, mikro hedefleme, deepfake içerikler, dezenformasyon ve seçmen manipülasyonu üzerinden tartışıldı. Bu yazı, Türkiye’de yapay zekânın siyasal iletişimdeki rolünü "kampanya aracı" ya da "manipülasyon tehdidi" çerçevesinin ötesine taşıyarak, onu doğrudan siyasetçi ile seçmen arasındaki anlam üretim sürecinin merkezine yerleştiren ilk kapsamlı içerik olma iddiasını taşıyor.

Seçim kampanyalarının en temel sorularından biri, "Seçmen nasıl ikna edilir?" sorusudur.

Bu soruya her dönem kendi araçlarıyla cevap verildi. Mitingler, gazete ilanları, radyo yayınları, televizyon tartışmaları, siyasi reklamlar, çağrı merkezleri, sosyal medya kampanyaları, veri analitiği ve mikro hedefleme…

Geride bıraktığımız son 3 yılda bu araçlara yapay zekâ da eklendi.

Yapay zekâyı seçim kampanyalarının kullandığı yeni bir iletişim teknolojisi olarak görmek, bu büyük dönüşümün yalnızca görünen kısmına odaklanmak olur. Çünkü büyük dil modellerinin (Large Language Model - LLM) tek yaptığı, siyasi partilerin daha fazla içerik üretmesini, reklamlarını kişiselleştirmesini ya da seçmen sorularını otomatik olarak yanıtlamasını sağlamak değildir.

Daha büyük değişim başka bir yerde yaşanıyor ve yapay zekâ, seçmen ile siyaset arasına giriyor.

Bir vatandaş artık bir kanun teklifinin kendisini nasıl etkileyeceğini, iki partinin ekonomi programı arasındaki farkı, bir siyasetçinin açıklamasının doğru olup olmadığını veya hangi adayın kendi önceliklerine daha yakın olduğunu bir yapay zekâ sistemine sorabiliyor.

Cevap olarak yapay zekâ da soruyu yorumluyor, kaynak tarıyor, bilgileri sıralıyor, bazılarını öne çıkarıyor, bazılarını dışarıda bırakıyor, karşılaştırma ölçütleri belirliyor ve sonunda siyasal gerçekliğin özetlenmiş bir temsilini üretiyor.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemin önemli sorularından biri şudur:

Seçmen, siyaseti giderek yapay zekânın açıklamaları üzerinden anlamaya başlarsa, siyasal iletişimin yeni aracısı kim olacaktır?


Yeni bir siyasal aracı doğuyor

Klasik siyasal iletişim düzeninde siyaset ile vatandaş arasında gazeteciler, editörler, köşe yazarları, kanaat önderleri, parti teşkilatları, sivil toplum örgütleri, aile ve yakın çevre gibi çeşitli aracılar bulunuyordu.

Bu aracılar, bugün yapay zekânın yaptığının benzerini yaparak yorumluyor, sadeleştiriyor, meşrulaştırıyor veya eleştiriyordu.

Büyük dil modelleri dediğimiz yeni aracı ise şimdi bu işlevlerin birkaçını aynı anda yerine getirmeye başlıyor. Tıpkı bir bekçi (gatekeeper) gibi bilgi seçebiliyor, araştırmacı gibi araştırıp karşılaştırabiliyor, bir danışman gibi hareket ederek seçenekleri açıklıyor.

Fakat bunların hiçbirine tam olarak da benzemiyor.

Geleneksel aracılar çoğunlukla aynı mesajı geniş kitlelere aktarırken, büyük dil modelleri her kullanıcı için yeniden üretilen, konuşma içinde değişen ve kişiselleştirilen cevaplar oluşturuyor.

LSE Public Policy Review’da yayımlanan bir çalışma, üretken yapay zekânın seçim kampanyalarının seçmenlerle çok dilli ve büyük ölçekte dinamik konuşmalar yürütmesini mümkün kılabileceğini belirtiyor. Araştırmaya göre en önemli dönüşüm ise seçmene önceden hazırlanmış kişiselleştirilmiş mesajlar gönderebilmenin de ötesinde, yapay zekânın seçmenin sunduğu bilgi ve itirazlara konuşma sırasında cevap üretebilmesi olacak.

Bu ayrım neden önemli?

Mikro hedefleme, seçmene gösterilecek mesajı seçiyordu. Üretken yapay zekâ ise mesajı seçmenle yapılan konuşmanın içinde yeniden üretebilir.

Bu nedenle yapay zekânın siyasal iletişimdeki rolünü bir "iletişim aracı" olarak tanımlamak yetersiz kalır. Karşımızda giderek yeni bir siyasal aracı oluşmaktadır.


İki ayrı yapay zekâ siyaseti

Siyasi partiler yapay zekâ tartışmasını çoğunlukla kendi ihtiyaçları üzerinden okuyor.

Daha hızlı içerik nasıl üretilebilir?

Konuşmalar nasıl analiz edilebilir?

Sosyal medya mesajları nasıl kişiselleştirilebilir?

Seçmenin sorularını cevaplayan bir kampanya chatbotu nasıl kurulabilir?

Bunların tamamı önemli olsa da bu, buzdağının görünen kısmıdır.

Yeni dönemde 2iki farklı siyasal aracılık biçimi ortaya çıkıyor.

•  Birincisi, kampanya tarafındaki yapay zekâ. Parti veya aday adına seçmenle konuşur, programı anlatır, sorulara cevap verir, eleştirilere karşı argüman geliştirir ve seçmeni destek vermeye yönlendirebilir.

•  İkincisi ise vatandaş tarafındaki yapay zekâdır. Herhangi bir parti adına konuşmaz. Seçmenin adına siyasal dünyayı araştırır, yorumlar ve karşılaştırır.

Asıl stratejik kırılmanın ikincisinde yaşanacağını düşünüyorum.

Çünkü bir siyasi parti kendi mesajını ne kadar güçlü üretirse üretsin, seçmen bu mesajla doğrudan karşılaşmayabilir. Parti programı, lider konuşması, icraat verisi veya siyasi vaat, önce bir yapay zekâ sisteminin erişebildiği bilgi havuzundan geçer. Sistem bu bilgiyi başka kaynaklarla karşılaştırır, belirli bir çerçevede özetler ve kullanıcıya yeni bir anlatı olarak sunar.

Başka bir ifadeyle, siyasetçinin söylediği ile seçmenin anladığı arasında artık yalnızca medya ve platform algoritmaları yok. Cevap üreten makineler de bu aralığa yerleşti.

Reuters Institute’un 2024 Birleşik Krallık genel seçimi öncesinde ChatGPT-4o, Gemini ve Perplexity üzerinde gerçekleştirdiği inceleme bunun erken işaretlerini gösterdi. Araştırmacılar, 100 seçim sorusuna verilen toplam 300 cevabı değerlendirdi ve sistemlerin doğruluk, güncellik, doğrudan cevap verme ve kaynak gösterme performanslarının değiştiğini ortaya koydu. "Seçim ne zaman?", "Bir parti şu vaadi gerçekten söyledi mi?", "Oy kullanmak için hangi şartlar gerekiyor?" gibi cevabı kesin olan sorular sordular. Sistem cevap mı veriyor, "Bu konuda cevap vermiyorum" yanıtını mı tercih ediyor diye baktılar. GPT-4o’nun doğru cevap oranı incelenen örneklemde yüzde 78 seviyesinde kaldı. Perplexity ise yüzde 83’e ulaştı.
 

Araştırmacılar burada çok ilginç bir şey buluyor

ChatGPT ve Perplexity cevap verirken çoğunlukla şu kaynakları referans gösteriyor:

•  BBC
•  Reuters
•  Guardian
•  Resmî kurumlar
•  Seçim komisyonları
•  Fact-check kuruluşları

Yani bilgiyi kendileri üretmiyor; mevcut bilgi ekosisteminden çekip yeniden sentezliyorlar.

Eskiden bilgi alışverişi "Seçmen > Google > BBC > Reuters > Guardian > Partiler" iken;

Şimdi "Seçmen > ChatGPT > BBC > Reuters > Guardian > Partiler" hâline geldi.

Yani seçmen artık doğrudan kaynağa gitmiyor. Önce LLM'in oluşturduğu sentezi görüyor.

Bu sonuç elbette yapay zekânın geleneksel medyayı bir anda ortadan kaldıracağını göstermiyor.

Tam tersine, yapay zekâ çoğu zaman medya, resmî belgeler ve dijital kaynakların üzerine yeni bir sentez katmanı yerleştiriyor.

Fakat o katmanın nasıl çalıştığı, hangi kaynaklara öncelik verdiği ve hangi bilgileri dışarıda bıraktığı artık siyasal temsilin bir parçasıdır.


İkna, cevaptan önce başlar

Yapay zekânın seçmeni etkileyebilmesi için ona açıkça "Şu partiye oy ver" demesi gerekmez.

İkna, çoğu zaman sonuç cümlesinden önce başlar.

Bir örnek üzerinden düşünelim. Bir yapay zekâ kullanıcısı, "Bu hükümetin ekonomi politikası başarılı mı?" diye sorduğunda sistem başarıyı hangi ölçüte göre değerlendirecek? Ekonomik büyümeye mi? Enflasyona mı? İstihdama mı? Gelir dağılımına mı? Kamu borcuna mı? Sosyal refaha mı?

Seçilen ölçüt, verilecek cevabın yönünü belirler. Dolayısıyla yapay zekâ bu isteği yerine getirirken soruyu cevaplamakla kalmaz, bazen sorunun hangi ölçütlerle cevaplanması gerektiğine de karar verir.

Bu, siyasal iletişimde çerçeveleme (framing) kuramının yeni bir biçimidir.

Geleneksel medyada çerçeve haber metninin içinde sabitlenirdi. Büyük dil modellerinde ise çerçeve, kullanıcıyla yapılan konuşma boyunca değişebilir. Kullanıcının yaşı, ilgileri, önceki soruları, itirazları ve değerleri doğrultusunda farklılaşabilir.

Bu yeni durumu literatürde tam bir karşılık bulana kadar "diyalogsal çerçeveleme" olarak tanımlayabiliriz.

Diyalogsal çerçeveleme, aynı siyasi meselenin her kullanıcı için farklı bir soru-cevap dizisi içinde anlamlandırılmasıdır. Bir siyasal meselenin anlamının, kullanıcı ile yapay zekâ arasında devam eden ve bağlama göre değişen bir konuşma sırasında seçilmesi, düzenlenmesi ve yeniden kurulmasıdır. Böylece siyasal iletişim, kitlesel mesajlardan kişiselleştirilmiş anlam üretimine doğru ilerler.

Burada yapay zekânın asıl gücü, insanları tek bir propagandayla büyülemek değildir. Gücü, karmaşık siyaseti kolaylaştırmak ve seçmenin bilgi edinme maliyetini azaltmaktır.

Yüzlerce sayfalık bir seçim beyannamesini çok az seçmen baştan sona okur. Ancak bir yapay zekâ sistemi bu metni saniyeler içinde özetleyebilir, 2 parti programını karşılaştırabilir ve belirli bir politikanın kullanıcının hayatını nasıl etkileyebileceğini açıklayabilir.

Böyle bir durumda kolaylık, siyasal güce dönüşür. İnsanlar genellikle anlayabildikleri ve kullanabildikleri bilgiye göre karar verir.


Yapay zekâ güçlüdür fakat sınırsız değildir

Bu araştırmalar elbette ciddiye alınmalıdır. Fakat seçim davranışı yalnızca mesaj kalitesiyle açıklanamaz.

Parti kimliği, lider algısı, ekonomik koşullar, toplumsal aidiyetler, geçmiş deneyimler, aile ve çevre etkisi, kampanya atmosferi ve adayların güvenilirliği hâlâ belirleyicidir.

Bir yapay zekâ konuşması, güçlü bir siyasi kimliği kolayca ortadan kaldırmaz. Fakat kararsız, konu hakkında yeterli bilgisi bulunmayan veya seçenekler arasında karşılaştırma yapmak isteyen seçmenin değerlendirme sürecini etkileyebilir.

Mevcut durumda yapay zekâ seçmenin yerine karar vermiyor ancak karar vermeden önce karşısına çıkan siyasal dünyanın düzenlenmesine katılıyor.


Siyasi partiler yanlış yarışa hazırlanıyor olabilir

Görünen o ki siyasi partiler için bugün cazip görünen yarış, daha fazla içerik üretme yarışıdır.

Daha çok video.

Daha hızlı metin.

Kişiselleştirilmiş reklam.

Düşük iletişim maliyetleri.

Herkesin sınırsız içerik üretebildiği bir ortamda içerik bolluğu, siyasi mesajların değerini azaltabilir. Bu kadar kolay ve hızlı üretilen içeriklerin olduğu bir ortamda bir siyasi partinin rakibi artık yalnızca diğer partiler değildir. Bilgi kirliliği, içerik bolluğu, kaynak karmaşası ve seçmenin zihinsel yorgunluğu da partinin yarışması gereken alanlardır.

Burada siyasi partilerin önüne yeni bir stratejik görev çıkıyor:

Makine (yapay zekâ) tarafından bulunabilir, insan tarafından anlaşılabilir ve bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanabilir bir siyasal bilgi mimarisi kurmak.

Siyasi partiler için önemli olduğunu düşündüğüm birkaç noktayı paylaşıyorum. Bu siyasal bilgi mimarisinin birkaç temel koşulu vardır.

Parti programları yalnızca PDF olarak yayımlanmamalı; başlıkları, politika önerileri, maliyetleri, hedefleri ve güncellemeleri açık biçimde yapılandırılmalıdır.

Konuşmalar, vaatler, icraatlar ve politika belgeleri dağınık sosyal medya paylaşımlarına terk edilmemelidir.

Partilerin sözcülerinin ve diğer siyasetçilerinin aynı konuda çelişen açıklamalar yapması önlenmelidir.

Bir siyasi iddia, partinin kendi platformlarında tekrarlanmakla yetinilmemeli; güvenilir veriler, resmî kayıtlar ve bağımsız değerlendirmelerle doğrulanabilir hâle getirilmelidir.

Büyük dil modelleri siyasi tutarsızlıkları ortadan kaldırma gayesiyle çalışmaz. Aksine, farklı kaynaklardaki çelişkileri aynı cevap içinde görünür hâle getirebilir.


Her seçmene başka bir parti anlatmak

Üretken yapay zekânın sunduğu kişiselleştirme imkânı, siyasi kampanyalar için olağanüstü caziptir.

Bir parti aynı politikayı gençlere istihdam, emeklilere güvence, iş dünyasına büyüme, çiftçilere üretim ve kentli seçmene yaşam kalitesi üzerinden anlatabilir.

Doğru kullanıldığında bu özellik etkili bir iletişim stratejisi olarak kendine yer bulacaktır.

Fakat kişiselleştirme ile siyasi ilkesizlik arasında ince bir çizgi var. Bir yapay zekâ sistemi her seçmene duymak istediği cevabı vermeye başlarsa kampanya ortak bir siyasal program olmaktan çıkar. Birbiriyle uyumsuz, görünmeyen ve denetlenemeyen mikro vaatlerden oluşan bir kartopuna dönüşür.

Bu nedenle yapay zekâ çağında mesaj disiplini daha fazla önem kazanacaktır.

Geçmişte kampanya merkezi birkaç reklam filmini, konuşma metnini ve sloganı kontrol edebilirdi. Gelecekte ise bir kampanya chatbotunun milyonlarca seçmenle yaptığı birbirinden farklı konuşmaların parti çizgisiyle uyumlu olması gerekecektir.

Burada teknik yönetişim ile siyasi strateji birleşir. Model hangi kaynaklarla eğitildi? Hangi konularda cevap vermemeli? Belirsizlikleri nasıl ifade etmeli? Parti politikası dışında bir vaat üretirse ne olacak?


Tarafsız makine yanılsaması

Seçmenlerin yapay zekâ sistemlerinden gelen cevapları insan yorumculara kıyasla daha tarafsız algılaması ihtimali, bu araçların siyasi etkisini artırabilir.

Oysa hiçbir büyük dil modeli siyasal boşlukta çalışmaz.

Modelin eğitim verileri, hangi kaynaklara eriştiği, güvenlik politikaları, filtreleri, kullanılan dil ve sorunun nasıl yöneltildiği cevap üzerinde etkili olabilir. Cambridge University Press'te yayımlanan araştırma, ideolojik eğilimlerin hem eğitim verisinden hem de filtreleme süreçlerinden kaynaklanabileceğini ortaya koyuyor.

Bu nedenle "Yapay zekâ sağcı mı, solcu mu?" sorusu tek başına yetersizdir.

Bir model İngilizce siyasi tartışmalarda dengeli görünürken, Türkçe veya daha az kaynak bulunan başka bir dilde aynı performansı göstermeyebilir. Reuters Institute da yapay zekâ destekli doğrulama araçlarının küçük dillerde ve ana dili İngilizce olanlar dışındaki bilgi ortamlarında daha sınırlı sonuçlar verebildiğine dikkat çekiyor.

Bu, Türkiye açısından özellikle önemlidir.

Türkiye'de siyasi partiler yalnızca küresel yapay zekâ sistemlerini kullanmayı değil, bu sistemlerin Türkiye'nin siyasal tarihi, kurumları, kavramları, toplumsal hassasiyetleri ve Türkçe kaynakları konusunda ne kadar yetkin olduğunu da araştırmalıdır.

Aksi hâlde seçmen, kendi ülkesindeki siyaseti başka toplumların veri dengesizlikleri ve kavramsal kalıpları üzerinden açıklayan sistemlerle karşı karşıya kalabilir.


Yeni mesele: Temsil egemenliği

Siyasetin temel iddialarından biri temsil etmektir.

Bir parti, toplumun belirli taleplerini temsil ettiğini söyler. Bir lider, millet adına konuştuğunu savunur. Bir parlamento, seçmenin iradesini kurumsal karara dönüştürür.

Fakat yapay zekâ aracılı kamusal alanda yeni bir temsil katmanı oluşmaktadır. Bir sistem, bir partiyi, lideri, ideolojiyi veya ülkenin siyasi geçmişini kullanıcıya kendi oluşturduğu özet üzerinden temsil eder.

Bu temsil doğru da olabilir, eksik de. Dengeli de olabilir, çarpık da.

Kaynaklara dayanabilir, eski bilgiye yaslanabilir veya bağlamı yanlış kurabilir.

Bu nedenle siyasi partiler önümüzdeki dönemde yapay zekâ sistemlerindeki temsillerini de izlemek zorunda kalacaklar. Ancak burada çözüm, algoritmaları manipüle etmek ya da yapay zekâ cevaplarını propaganda yoluyla ele geçirmek değildir.

Çözüm, temsil egemenliği olarak adlandırılabilecek yeni bir stratejik kapasite geliştirmektir.

Temsil egemenliği dediğimiz şey, bir siyasi aktörün görüşlerinin, politikalarının, geçmişinin ve hedeflerinin dijital bilgi ortamında açık, tutarlı, erişilebilir ve doğrulanabilir biçimde bulunmasını sağlama kapasitesidir.

Bu, yapay zekâya ne söylemesi gerektiğini dikte etmek değildir. Yapay zekânın yanlış, eksik veya çelişkili bir bilgi ortamından beslenmesini önleyecek nitelikli bir kamusal kayıt oluşturmaktır.

Dolayısıyla bundan böyle güçlü siyasi partiler; söylediklerini kurumsal hafızaya dönüştürebilenler, verilerini düzenleyebilenler, vaatleriyle icraatları arasında izlenebilir bağ kurabilenler ve siyasi kimliklerini yüzlerce platformda tutarlı biçimde temsil edebilenler olacaktır.


İletişim ekipleri yeniden kurulmalı

Bu dönüşüm, siyasi iletişim ekiplerinin organizasyonunu da değiştirecektir.

Geleceğin kampanyalarında reklamcılar, metin yazarları, sosyal medya uzmanları ve medya planlamacılarının yanında; siyasal veri mimarisi, davranış bilimi, dijital arşivleme, bilgi doğrulama ve yapay zekâ ile konuşma tasarımı yapmayı bilenlere ihtiyaç olacaktır.

Bunları ortak bir siyasi strateji altında birleştirebilen bir yönetim aklı ise olmazsa olmazdır. Çünkü yapay zekâ stratejisi; liderlik diliyle, parti programıyla, kriz iletişimiyle, teşkilat yapısıyla, seçmen araştırmalarıyla ve uzun vadeli siyasi kimlikle doğrudan bağlantılıdır.


Sandıktan önceki görünmez seçim

Seçmen sandığa gitmeden önce çok sayıda küçük seçim yapar.

Hangi konuyu önemli bulacağına, hangi kaynağa güveneceğine, hangi açıklamayı makul, hangi vaadi gerçekçi göreceğini seçer.

Büyük dil modelleri dediğimiz LLM sistemleri ise bu küçük seçimlerin yapıldığı bilgi ortamına yerleşmektedir.

Bu nedenle yapay zekânın siyasetteki gücü, seçmenin elinden oy pusulasını almak değildir. Seçmenin pusulaya ulaşmadan önce gördüğü siyasi manzarayı düzenlemektir.

Yapay zekâ seçmenin yerine oy vermeyecek.

Ancak neyi okuyacağını, hangi seçenekleri karşılaştıracağını, hangi veriyi önemli bulacağını ve siyaseti hangi çerçevede değerlendireceğini giderek daha fazla etkileyebilir.

Siyasi partilerin karşı karşıya olduğu büyük stratejik soru şudur:

Yapay zekâ seçmene siyasi partileri nasıl anlatacak?

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU