Güneşin çiçekleri renklendirmesi gibi: “Binbir Gece Resimleri: Düşler Atlası” sergisinde sanat ve sırların dansı

Prof. Dr. Uğur Batı, Independent Türkçe için yazdı

Görsel: Uğur Batı

Ben hep öyle düşünürüm…. Sanat, tıpkı güneşin sabahın ilk ışıklarıyla çiçeklere nüfuz edip onları renk, koku ve dokularıyla var etmesi gibi, insanın iç dünyasındaki sırlara, duygulara ve hayallere bir renk, bir biçim, bir ses verir. Bu, sadece bir dışavurum değil; aynı zamanda içsel bir kimyanın dönüşümüdür. "Güneşin çiçekleri renklendirmesi gibi, sanat da sırlara renk verir" düsturu, tam da bu dönüşümün poetikasını anlatır. Kocaeli Sanat Galerisinde 16 Mart – 6 Mart 2026 tarihleri arasında izleyiciyle buluşacak olan "Binbir Gece Resimleri: Düşler Atlası" sergisi, işte bu deruni prensibin üzerine kurulu. Küratörlüğünü bizatihi benim üstlendiğim, sekiz usta sanatçının – Ferruh Karakaşlı, Halime Türkyılmaz, Melisa Özgür, Mustafa Günen, Pınar Tınç, Sebahattin Gündoğdu, Yasemen Latife Ayvaz ve baskı ustası Hayrettin Susam’ın toplamda 108 parçalık eseriyle oluşan resim sergisi, bir renk tayfının ötesinde, bir sırlar ve rüyalar atlasını sunuyor.

 

Serginin teması, "Renk Tayfı/Enstalasyon/Taş/İpek/ Cam Sergisi" olarak belirlenmiş. Bu, sadece teknik bir sınıflandırma değil; izleyiciyi renklerin fiziksel spektrumundan, duygu ve düşüncelerin metafizik spektrumuna doğru bir yolculuğa davet eden bir kurgu. Her renk, bir sırrın tonudur. Kırmızı, tutkunun sırrını taşır; mavi, hüznün ve sonsuzluğun sırrını; yeşil, umudun ve dirilişin sırrını... Ancak bu sergide renkler, basit bir sembolizmle sınırlı kalmıyor. Her sanatçı, paletindeki renkleri, kişisel ve evrensel sırların birer emanetçisi olarak kullanıyor. Zira "sırrını kendinden başkasına emanet etme" ilkesi, sanatçı için tuvali, fırçası ve rengi ile kurduğu içsel diyalogun ta kendisidir. Sanatçı, sırrını doğrudan bir başkasına anlatmaz; onu renklere, formlara, dokulara emanet eder. Bu emanet, sırrın zayi olması değil, evrensel bir dile dönüşmesidir. İzleyici ise bu dilde kendi sırlarının yankısını bulur.

Serginin Küratöryel Yaklaşım: Bir Masal Atlaso

Küratör Uğur Batı, bu yedi farklı sanatsal dili, "Düşler Atlası" metaforu etrafında bir araya getirerek benzersiz bir bütünlük yaratmış. "Binbir Gece" masalları gibi, bu sergi de katman katman açılan, her biri bir diğerine bağlanan hikayeler bütünü sunar. Batı, sergiyi sadece bir resim koleksiyonu olarak değil, bir "enstalasyon" olarak kurgulayarak mekanı da anlatının bir parçası haline getirmiş. Eserlerin yerleşimi, renklerin galeri içindeki akışı ve izleyici rotası, rüyalardaki gibi mantıksal olmayan ancak duygusal bir süreklilik içeren bir yol haritası çiziyor. Bu, ziyaretçiyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkarıp, atlasın sayfalarını çeviren, sırlarla dolu bir gezgine dönüştürüyor.

Mekan ve Zaman: Bahtın Doğduğu Yer ve An

Sergi, Kocaeli Sanat Galerisi’nin bir göle ferah ve doğayla iç içe mekânında hayat buluyor. Doğal ışığın eserlerle buluşması, "güneşin çiçekleri renklendirmesi" temasını somut bir deneyime dönüştürüyor. Tarihler ise (16 Şubat/06 Mart 2026) bilinçli bir seçim gibi duruyor. Mart ayı, doğanın uyanışı, kış sırlarının topraktan çıkıp çiçeğe dönüştüğü, bahtın yeniden doğduğu bir zaman dilimi. "Hem bahtımızın hangi gün doğacağını biz bilemeyiz" sözü, sanatın ve yaratıcılığın öngörülemez, mucizevi doğasına işaret eder. Bu sergi de, tam da bu "bilinmez doğuş" anının kutlanmasıdır. Açılışın 16.00’da yapılacak olması, gün batımına yakın, ışığın en dramatik ve duygusal olduğu, gölgelerin ve renklerin en derin sırlarını fısıldadığı bir anı işaret ediyor.

 

Renklerin Masalı: Kocaeli’de Bir Estetik Yolculuk

Şehrin kalbinde yükselen bu yeni estetik merkez, kapılarını "Binbir Gece Resimleri: Düşler Atlası" adlı sergiyle aralayarak izleyiciyi masalsı bir evrenin içine davet ediyor. Küratörlüğünü benim üstlendiğim bu kapsamlı organizasyon, sadece bir görsel sunum değil, aynı zamanda renklerin, formun ve anlamın disiplinlerarası bir araştırma ile harmanlandığı entelektüel bir anlatı niteliği taşıyor.

Şahsımın "Sanat görüneni tekrarlamaz, görünür kılar!" felsefesiyle şekillenen sergi, izleyiciyi alışılmışın dışına çıkararak Binbir Gece anlatılarının gizemli dünyasını modern bir perspektifle yeniden yorumluyor. Küratörün bu yaklaşımı, sanatın toplumsal hafıza ve bireysel düş gücü arasındaki bağını güçlendirirken, sergiyi bir "Renk Tayfı" ve "Çap Sergisi" teması etrafında topluyor. Toplamda 108 parça eserin yer aldığı bu devasa koleksiyon, yağlıboyadan taşa, camdan ipeğe kadar uzanan materyal çeşitliliğiyle sanatın dokunsal gücünü de ön plana çıkarıyor.

Serginin sanatsal omurgasını oluşturan isimler; Ferruh Karakaşlı, Halime Türkyılmaz, Melisa Özgür, Mustafa Günen, Pınar Tınç, Sebahattin Gündoğdu, Yasemen Latife Ayvaz ve baskı sanatçısı Hayrettin Sam gibi ulusal ve uluslararası alanda saygınlık kazanmış isimlerden oluşuyor. Her bir sanatçı, kendi disiplini üzerinden "masalsı resimler" konseptine özgün bir yorum katarken, sergi aynı zamanda kadim şehir Kocaeli’ne dair mekân, insan ve tarihsel unsurların aydınlığını yansıtan özel bir koleksiyonu da bünyesinde barındırıyor. Bu yönüyle sergi, evrensel sanat diliyle yerel değerleri aynı potada eritmeyi başarıyor.

 

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin kentin sosyal yaşamına armağan ettiği 2 bin 200 metrekarelik Sanat Galerisi, 360 derece sahnesi ve çok amaçlı salonlarıyla bu tür nitelikli projelere ev sahipliği yapmak üzere tasarlanmıştır. Alev Alatlı Kütüphanesi ile aynı kompleks içerisinde yer alan galeri, 2 Ocak’ta açılan "Şehrengiz" sergisinin ardından bu ikinci büyük etkinliğiyle bölgenin en önemli kültür duraklarından biri haline geldiğini tescilliyor. 135 metrekarelik fuaye alanı ve modern.

 

 

Sonuç: Renklenen Sırların Kalıcı Mirası

"Binbir Gece Resimleri: Düşler Atlası", sıradan bir sergi olmanın çok ötesinde, bir felsefi tecrübe alanı sunuyor. Bize sanatın, sırlarımızı sadık bir emanetçi gibi taşıyabileceğini, onları renklendirip dönüştürerek ölümsüzleştirebileceğini hatırlatıyor. Her bir izleyici, bu 70 parçalık atlasın sayfaları arasında gezerken, kendi iç dünyasının keşfedilmemiş kıtalarına yelken açıyor. Ferruh Karakaşlı’dan Yasemen Latife Ayvaz’a uzanan bu güçlü sanatçı kadrosu ve küratörüylr, Kocaeli’yi bu bahar, sanatın güneşiyle ısınıp aydınlanan bir sırlar bahçesine dönüştürüyor. Unutmayalım ki, sanatın renk verdiği sır asla zayi olmaz; o, bir rüya gibi, bir atlas gibi, kuşaktan kuşağa aktarılarak yaşamaya devam eder. Sergi, 6 Mart 2026’ya dek, herkesi bu kadim ve kişisel sırların rengarenk dünyasını keşfetmeye davet ediyor.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU