Bir orkestrayı düşünün. Yetmiş müzisyen, onlarca farklı enstrüman, binlerce nota. Obua, parçanın üçüncü dakikasının yirmi beşinci saniyesinde tam iki kez üfleyecek. Keman o anda zaten çalmakta olacak, davullar tam bir sonraki anda girecek. Tek bir saniye erken ya da geç, müzik yerine gürültü duyarsınız. Şef bu senkronizasyonu sağlar; kimseyi tek başına ne kadar iyi çaldığıyla değil, herkesin aynı anda doğru yerde olmasıyla değerlendirir.
Modern savaş da artık böyle işliyor.
Düşmanı Yok Etmek Değil, Çöküşe Zorlamak
Clausewitz'den bu yana askeri düşüncenin temel ilkesi şudur: Savaşın amacı, rakibin kuvvetlerini teker teker imha etmek değil, onun savaşma iradesini kırmaktır. Bu iradeyi ayakta tutan bir "ağırlık merkezi" vardır. Bu bir komuta yapısı, bir tedarik ağı, bir meşruiyet zemini ya da bir liderin bizzat kendisi olabilir. Orduların görevi bu merkeze yönelmek, onu zayıflatmak ve nihayetinde rakibi teslimiyete zorlamaktır.
Sorun şu: Bu hedefe tek bir güç türüyle ulaşmak artık mümkün değil.
Karadan saldırırsınız, düşman havadan ikmal alır. Denizi kesersiniz, kara güzergahlar açılır. İletişimi karıştırırsınız, eski telsizlere dönerler. Bu yüzden modern askeri doktrin, beş ayrı alanı eş zamanlı ve birbirini tamamlar biçimde kullanmayı zorunlu kılıyor: kara, hava, deniz, uzay ve siber. Literatürdeki adıyla çok alanlı operasyon (Multi-Domain Operations) mantığı tam da buradan doğuyor.
Orkestrasyon: Doğru Enstrümanı Doğru Anda Sahneye Çıkarmak
Ancak beş alanı aynı anda aktive etmek başlı başına yetmez. Tıpkı orkestrada olduğu gibi, hangi enstrümanın ne zaman devreye gireceğini, hangi gücün hangi kuvvetlerle bu işi yapacağını önceden belirlemek gerekir. Buna askeri literatürde orkestrasyon deniyor.
İcra edeceğiniz parçaya göre enstrüman seçersiniz. Savaşın niteliğine göre özel kuvvetler, milis ağları, vekil güçler, elektronik harp birlikleri ya da siber operasyon ekipleri farklı ağırlıklarda devreye girer. Bunların hepsini seçtiniz diyelim. Sıradaki sorun koordinasyondur: Bu güçlerin birbirinden habersiz ya da çelişkili hareket etmemesi gerekir. Ve en zorlu aşama olan senkronizasyon: Doğru güç, doğru yerde, doğru anda etki etmeli. Bazen bu "doğru an" birkaç saniye içinde ölçülür.
İşte tam bu noktada yapay zekâ, savaşın şeklini değiştiren bir unsura dönüşüyor.
Caracas Operasyonu: Senkronizasyonun Canlı Sınavı
3 Ocak 2026'da Caracas'ta gerçekleştirilen "Mutlak Kararlılık Operasyonu," bu teorinin pratiğe dönüşmüş hali. ABD özel kuvvetlerinin Nicolas Maduro'yu yakalamak amacıyla yürüttüğü bu yıldırım harekâtı, 2 saat 20 dakika sürdü ve sıfır Amerikalı kayıpla tamamlandı.
Peki bu nasıl mümkün oldu?
Operasyon, gerçek anlamda çok alanlı bir müzik eseri gibi kurgulanmıştı. Aylarca önce RQ-170 Sentinel gizli keşif insansız hava araçları, Venezuela'nın hava savunma radarlarını fark ettirmeden Caracas üzerinde uçarak veri topladı. Bu veriler, Palantir'in "Ontology" sistemi aracılığıyla CIA ve NSA kaynaklarından gelen istihbaratla birleştirilerek Maduro'nun bir "dijital ikizi" oluşturuldu. Hedefin yaşam örüntüsü, konutunun mimari planları, koruma ekibinin biyometrik verileri; hepsi tek bir tabloya dönüştürüldü.
Operasyon gecesi ise senkronizasyon devreye girdi. Bir yanda siber saldırılar ve "Discombobulator" olarak tanımlanan elektronik harp sistemi Venezuela'nın Rus ve Çin yapımı hava savunma bataryalarını sessizce devre dışı bıraktı. Öte yanda 150'yi aşkın hava aracı 20 farklı üsten eş zamanlı havalandı. Delta Force ekipleri konuta girdiği anda yapay zeka destekli biyometrik sistemler çevredeki kişilerin kimliğini saniyeler içinde doğruladı. Maven Akıllı Sistemi ise tüm bu süreçte 150'den fazla hava aracından gelen görüntüleri gerçek zamanlı olarak analiz ederek komutanlara anlık karar desteği sundu.
Geleneksel yöntemlerle 12 saat süren "dijital hedef geçişi" süreci Maven sayesinde bir dakikanın altına indi. Obua, tam o yirmi beşinci saniyede üfledi.
Yapay Zekanın Gerçek İşlevi: Şef Koltuğu
Burada kritik bir noktanın altını çizmek gerekiyor. Yapay zeka bu operasyonda tek başına karar veren bir özne değildi. Silah sistemlerini otonom olarak ateşleyen, hayat-ölüm kararlarını insan denetiminden bağımsız alan bir varlık değildi. Yapay zekanın asıl işlevi, farklı güç unsurları arasındaki orkestrasyon ve senkronizasyonu mümkün kılmaktı; yani şefin işini üstlenmekti.
İnsan bir şef, yetmiş müzisyeni aynı anda takip edebilir. Ama beş farklı alanda, onlarca farklı platform üzerinden saniye bazında eş zamanlı karar vermesi gereken modern bir komutanın bu yükü taşıması imkânsızdır. Yapay zeka bu boşluğu dolduruyor: Sonsuz miktarda veriyi işleyerek, olası senaryoları milisaniyeler içinde değerlendirerek ve insan komutanlara "şu anda şu adımı atın" diyebilecek karar desteği sunarak.
Karikas örneğinde bu kapasiteyi gösteren iki sistem öne çıktı: Sahaya inerek doğrudan taktik karar desteği veren Maven ve büyük veri füzyonunu sağlayan Palantir platformları. Bunlara ek olarak Anthropic'in Claude modelinin de lojistik planlama ve istihbarat özetlemesinde kullanıldığı bildirildi; bu durum, şirketin kendi etik politikalarıyla çeliştiği gerekçesiyle Pentagon ile ciddi bir krize yol açtı.
Yeni Savaşın Kuralları
Caracas operasyonu, birkaç açıdan tarihsel bir kırılma noktası oluşturdu.
Birincisi, "cerrahi müdahale" artık bir metafor olmaktan çıktı. Sivil kayıp minimize edildi, altyapı seçici biçimde etkilendi, kinetik güç yalnızca zorunlu olan noktada kullanıldı.
İkincisi, hız belirleyici üstünlük haline geldi. Venezuela askeri komuta kademesi ne olduğunu anlamadan operasyon tamamlanmıştı. Karar avantajı, ateş üstünlüğünün önüne geçti.
Üçüncüsü ve belki en önemlisi: Gelecekteki çatışmalar toprak kazanımından ziyade verinin, kimliğin ve algının kontrolü üzerinden şekillenecek. Rakibi çökertmek için artık şehirlerini yerle bir etmenize gerek yok; karar mekanizmalarını köreltin, komuta yapısını başsız bırakın, bilgi ortamını kontrol edin.
Bize anlatılanlar, Amerikan propagandası olabilir mi? Olabilir.
Yapay zekâ bu koordinasyon ve senkronizasyonu sağlayabilir mi? Evet, sağlayabilir.
Amerikan ordusu, yapay zekadan destek almış olabilir mi? Evet, almış.
O halde bu operasyonda olmasa bile, bir sonrakinde savaş yapay zeka desteği ile yürüyecek.
Müzik benzetmesine dönecek olursak: 20. yüzyılın savaşları, kimin daha yüksek sesle çaldığıyla ilgiliydi. 21. yüzyılın savaşları, kimin daha doğru zamanda çaldığıyla ilgili olacak. Ve o zamanlamada artık yapay zekanın rolü büyük olacak.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish