Kürsel düzeyde, keza Türkiye, İran özelinde İslamcılık mı kazandı, yoksa modernleşme mi?
Tek kelime ile modernleşme kazandı diyebiliriz.
Zira İslamcılığın bilinçli yetişmiş İslamı bütün boyutları ile hazm etmiş bir halk tabanı yoktu. Yani İslamcılık bir halk hareketi olarak başlamadı. İslamcı hareketler Cemalettin Afgani, Abduh, Reşit Rıza, Mevdudi, Hasan El Benna,
Seyyid Kutup Abdülkadir Udeh, Ali Şeriati, Ziyauddin Serdar, Beheşti, Mutahhari vs gibi elit sayılabilecek yazarlarca tedavüle sokulmuş bir harekettir.
Hareketin siyasi bağlamda Batı özellikle İngiltere bağlantısı, İslamcılığı motive eden ulus devlet süreci anti sömürgecilik anti emperyalizm boyutu ayrı bir tartışma konusudur. Evet konuya dönersek Türkiye’deki İslamcılık da yukarıda adını verdiğimiz yazarlardan yoğun tercüme faaliyetleri ile beslenmiştir.
Said Halim Paşa Said Nursi vs hariç Türkiye’deki İslamcılığın fikir babaları ise ulema sınıfı değil, Mehmet Akif, Necip Fazıl, Seza Karakoç İsmet Özel vs dahil şairlerdir.
Elbette İslamcılığın sosyo ekonomik politik kültürel bir zemini var.
Ancak islamcılık bir medeniyet projesi olmaktan çok müesses düzenler tarafından yapılan baskılara haksızlıklara ötekileştirmelere tepkisel ve sloganik bir refleksten, biz de merkezde yer almalıyız tabiri caizse pastadan bizim de payımız olsun istek ve arzusundan öteye geçememiştir dersek bir abartı sayılmaz.
Çünkü müessese düzene keza moderniteye ulus devlet modeline alternatif teşkil edecek ontolojik epistemolojik hatta aksiyolojik entelektüel sanatsal mimari bir paradigmadan yoksundu.
Çünkü bazı istisnalar hariç kelimenin tek anlamıyla entegristti.
Nedir entegrizm?
Asırlarca önce yaşanmış bir yaşamın, yani dünya insan evren anlayışının dönemin ilim bilim ahlak iktisat kültür siyaset mimari anlayışna keza coğrafi koşulların bakmadan bugün günümüzde de yaşanabileceğini var saymaktır.
Halbuki bu bilimsel olarak mümkün değildir.
Bu anlayış sadece tarihte tatil yapmaktır, nostaljik bir savunmadır, çünkü İslamcı’nın bilinci yaralıdır, kimlik kişilik yarılmasına uğramıştır, o ne Doğuludur ne Batılı… O tam bir metamorfoza uğramıştır. Yaratıcı ve oluşturucu bir akıldan yoksundur.
Türkiye’deki İslamcılık da bundan farklı değildir, Kemalist paradigma karşısında bir alternatif üretememiştir…
Ancak İslamcılığın devlet düzeyinde en tipik somut örneği İran’dır.
Daryus Şayegan’ın deyimi ile İran’da modernite kazanmıştır.
Zira İran’da sembolik İslami örtüyü çıkardığınız zaman altından vıcık vıcık modernite çıkar, modernitenin anlam ve kavram çerçeveleri ürettiği bilim teknoloji islam’i bir boya ile boyanmıştır o kadar…
Zira din siyasallaştıkça tarihselleşir tarihselleştikçe sekülerleşir/dünyevileşir sonra arkeolojik bir malzemeye dönüşür, İran’da bu süreç çoktan başlamıştır, dip dalga olarak güçlenmektedir.
Zannedildiği gibi devrimin en zayıf noktası sadece demokrasi baskı ambargolar değil tam da budur?
Yani entegrizmdir modernite karşısında yenilmesidir.
Bundan dolayı İkbal Molla kafir üreten bir mümindir der.
Eğer tabelada İslam yazdığı halde ateist deist nihilist uyuşturucu alkol kullananların sayısında artış varsa fuhuş gizli şekilde yayılmışsa, ahlak iman isar ihsan adalet ilim bilim fikir özgürlüğü gerilemişse tabelada İslam Cumhuriyeti yazmasının hiç bir kıymeti harbiyesi yoktur.
Sonuç itibarıyla siyasal İslamcı entegrist hareketler Hasan Hanefi’nin deyimi ile bedenleri burda olduğu halde bilinçleri mazide olduğu için hepsi kaba sıradan bağırgan tek tipçi çürütücü insanı kendine aline eden/yabancılaştıran,
Eric Voegel’in deyimi ile bir akıl hastahanesi olan moderniteye teslim olmuşlardır.
Maalesef hakikat budur.
Ancak belirtmekte yarar var ki, siyasal İslamcılık İslam’ın tarihsel yürüyüşünde bir kesittir, bir anlayıştır ve nihayet bütün eksik ve handikapları ile bir yorumdur.
İslam’ın bizzat kendisi değildir.
Yaptığımız analizler İslam’ın insanlığa modern dünyaya bir mesajı olmadığı umut vaad etmediği tarih sahnesinden çekileceği anlamına gelmemektedir.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish