Erdoğan ve Kürtler

Altan Tan, Independent Türkçe için yazdı

Suriye'de Rojava yönetimi ile Şam'daki merkezi hükümet arasındaki son anlaşmadan sonra önemli bir eşik açılmış oldu.

Uzunca bir dönemdir şunu söylüyorum. Ortadoğu'da Kürtlerin önünde iki yol var. Bir, sırtını Amerika'ya, İngiltere'ye, Avrupa'nın diğer devletlerine, İsrail'e, İran'a, Rusya'ya dayayarak Türkiye ile çatışma, savaşma ve şiddet yoluyla bir şeyler elde etmeye çalışma.

İkincisi ise her ne pahasına olursa olsun Türkiye ile anlaşarak, Türkiye'yi demokratik bir cumhuriyet haline getirerek bir birlikte yaşama projesini, ortak vatanı oluşturma.

İşte son gelişmeler, Allah'a çok şükür ikinci seçeneği tekrar hakim kıldı. Ve o çatışma senaryoları Türkiye'de de, Suriye'de de en azından uzunca bir dönem ki inşallah hiç geri gelmez rafa kaldı.

E ne oldu, nasıl oldu, kimler ne yaptı bu dönemde Türk siyasetinde de, Kürt siyasetinde de, hele özellikle Kürt siyasetinde kerli ferli böyle büyük adamlar sözde aksakallılar, aksaçlılar ne yaptı? Doğru düzgün bir performans ortaya koydular mı? Bunu tarih gösterecek. Yani ilk baştan beri bu meselede söylediğim noktaya gelin. Suriye'de bir eyalet sistemi penzeri bir yönetim olacak ki doğrusu da bu. İşte orada Kürtlerin bütün demokratik hakları anayasal teminat altına alınacak ve birlikte bir hayat inşa edilmeye çalışılacak. Tabii Kürtler inkar edilmeden, dilleri, kimlikleri, bireysel ve halk olmaktan doğan hakları göz ardı edilmeli.

Kısaca bundan sonra iş Ankara ve Şam'da. Türkiye'de de bir yeni anayasa süreci var. Bakalım nasıl gelişecek? Suriye'de de zaten bir yeni anayasa yapılacağı ilk günden beri söyleniyor. Çünkü şu an, yani rejimin bir anayasası yok.

Bundan sonra Kürtlerin de, Türklerin de, Arapların da önlerinde ülkelerini daha demokratik, daha yaşanılır ülkelerinde yaşayan bütün halklar, yani Süryanisi, Ezidisi, Kürdü, Arapı, Türkü, Hıristiyanı, Nusayrisi kim varsa, bunların kendilerini güven içerisinde hissedecekleri bir vatan haline getirmek. Hedef bu.

İşte bu olursa uluslararası komplolara karşı da bir tedbir alınmış olacak. Bölge de en azından son 100 yıldır bu perişanlığından inşallah kurtulacak.

Burada tabii ben bu sürecin en önemli aktörü olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'la ilgili birkaç şey söylemek istiyorum. Hatta bir ara düşündüm. Acaba ben de Celadet Bedirhan gibi veya Mustafa Remzi Bucak gibi bu düşüncelerimi daha derli toplu yazılı bir metin haline getirerek mi ilan edeyim? Çünkü yazı her zaman sözden daha etkili, daha tesirli. Bir belge olma niteliği var, kayıtlara girme özelliği var ama sonra düşündüm. Dedim ki bir Celadet Bedirhan'ın işte çağrıda bulunduğu 1933'te Mustafa Kemal'e yazdığı o mektubun şartları bugün yok ve bugünkü lider de o günkü liderle benzeşmiyor.

İki, Mustafa Remzi Bucak'ın 1960 ihtilalinden sonra İsmet İnönü'ye yazdığı o çok değerli mektupta bugün şartlar olarak bir benzerliği yok ve Tayyip Erdoğan da İsmet İnönü değil.

Onun için içimden geldiği gibi çünkü insan yazı yazdığı zaman böyle düşünerek, o yazıyı beş sefer, on sefer değiştirerek yayınlar. Bunlara girmeden, şu an spontane, önümde de hiçbir metin yok, ezberden aklıma ne geldiyse samimi duygularımı Sayın Erdoğan'a iletmek istedim.

Sayın Erdoğan, 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı oldu. Tabii ondan evveli de var. Hani parti başkanlığı, siyasete o tarihte girmedi ama resmi bir göreve gelme tarihi olarak o tarihten bugüne kadar 32 seneyi geçirdi. 2002'den şimdiye kadar da 24 senedir de ülkeyi yönetiyor. Allah hepimize bir ömür biçmiş. Bize de, ona da bu ömür bitecek. Ve inanın, onunla bizim de çok fazla vaktimiz kalmadı. Yani bizim kuşak hızla öbür tarafa doğru gidiyor. Gittikten sonra ne olacak? İşte amellerimiz, yani inanan insanlar için, Müslümanlar için bir hesap oluşturacak, öbür dünyada.

Bu dünyada da, hani çok meşhur bir laf var, 'baki kalan gök kubbede hoş bir seda imiş.' Yani eğer gittikten sonra bu dünyada iyi bir isim, iyi bir itibar, iyi bir intiba bırakmışsanız işte en önemlisi bu. Yani hem kullar sizden razı olacak hem de Cenab-ı Rabbül Alemin sizden razı olacak.

Sayın Erdoğan tabi siyasete Refah Partisi'nde başladı. Refah Partisi'nin kimliği, belli Türkiye'deki Müslüman kimliğiyle siyaset yapmak isteyen insanların kurduğu bir parti. 

Bu parti sürekli olarak İslam'a referans aldı. Hukuk, adalet, insanlık, kardeşlik, eşitlik, barış. Ve bu partiye en büyük desteği Kürtler verdi. 1984 yılında yer gök Özal diye inlerken bütün atmacalar devletin imkanlarına üşüşmüşken ve Özal'ın en güçlü olduğu dönemde 1984 belediye seçiminde Kürtler, Urfa, Batman ve Van belediye başkanlıklarını Refah Partisi'ne verdiler.

Refah Partisi'nin Türkiye'de o dönemde oy oranı %4.45, 4.5 bile değil. 87 seçiminde yine aynı performans gösterildi. Konya'da Necmeddin Erbakan il barajını geçememişken Diyarbakır'da, Batman'da, Siirt'te Refah Partisi %25 oy aldı.

Türkiye genelindeki oy oranı ise 7.15. Yani Türkiye'deki İslami kadroların Kürt kardeşlerine ciddi bir borçları var. Yahu kardeşin kardeşe borcu olur mu? E hadi borcu olmasın bari bir vefa olsun. Doğru, kardeşin kardeşe borcu olmaz. Ama kardeş de o vefayı bilmeli. Buradan nereye geliyorum?

Şu an Sayın Erdoğan'la. İşte emri hak vaki olursa ki dediğim gibi tekrar söylüyorum yanlış anlaşılmaması için, onun için de bizim için de vakit geliyor. Bir hoş seda bırakması lazım. Nedir bu hoş seda? İşte en az 150 yıldır, 200 yıldır devam eden bu Kürt meselesini doğru düzgün bir şekle sokarsa Türkiye Cumhuriyeti'ni Kürtlerin, Türklerin, Arapların bütün yaşayanların bir ortak vatana haline getirebilirse aynı şey Suriye'de de olursa ve Ortadoğu'da bir Kürt-Türk-Arap ittifakı işte Sayın Erdoğan'ın dediği doğru düzgün tesis edilebilirse Sayın Erdoğan da ve bu işe gönül veren, sırt veren, destek veren herkes de öbür tarafa yüz akıyla gidecek, bu dünyada da rahmetle yad edilecek. İşte çağrı budur.

Sayın Erdoğan, olan oldu, geçen geçti, bugün bir yere geldik. Kürtler ısrarla, büyük bir çoğunluğu tabii, bir ulus devlet kurmak istemediklerini, birlikte yaşamak istediklerini defalarca dile getirdiler, tavırlarını ortaya koydular ama hak, hukuk ve kimliklerinden de vazgeçmediler. Suriye'de de, Türkiye'de de, Irak'ta da, İran'da da işte siz bunun yeni dönemin mimarı olabilirsiniz. Bunun tam kapısındayız. Çünkü şu geldiğimiz nokta iyi bir nokta. Bundan sonrasına daha iyisine götürmek de işte bizlerden. Sayın Erdoğan ya bunun mimarı olacak veya Veya dedikten sonra, inşallah öyle olmaz baştan söyleyeyim, Kürtleri Suriye'de de, Türkiye'de de, İran'da da, tabi İran'a bir etkisi yok da bugün dolaylı etkisi olabilir, oyalayarak, eriterek, bazı hakları tanıyıp uygulamayarak, Kürtleri tarih sahnesinde eriten bir siyasetin, eritecek olan bir siyasetin uygulayıcısı olabilir. Böyle olmamasını temenni ediyorum.

Çünkü bunun bu dünyada da öbür dünyada da bir getirisi yok. Bu kardeşin kardeşe yapacağı bir vefa karşılığı da değil.

Onun için önümüzde iki yol var. Bir, bundan sonra Suriye'de de Türkiye'de de, çünkü ilk etapta Suriye ve Türkiye var. Yani Irak belli bir düzene girdi kısmen. Kürtleri; Suriye'nin, Türkiye'nin ortağı, ortak vatandaşı haline getirecek demokratik bir Türkiye, demokratik bir Suriye... Ayrılmadan, bölünmeden, parçalanmadan birlikte bir yaşam. Bir de tekrar söylüyorum, Allah korusun, Suriye'de de Türkiye'de de Kürtleri bazı kırıntılarla oyalayıp, işi zamana yayıp, tanınan hakları bile doğru düzgün uygulamayıp, seçmeli derslerde bugün Türkiye'de durum bu, Kürtleri eritmek.

Eritmek veya var etmek.
Kardeşleri inşa etmek veya zehirlemek işte bugün bu Sayın Erdoğan'ın önünde.

Ümit ediyorum ki hem onun gayretiyle hem bizlerin desteğiyle bu işe gönül veren bütün Türk, Kürt, Arap ne kadar siyasetçi, entelektüel, yazar, çizer var ise biz birinci yola gireriz.

Ve güzel bir Türkiye, güzel bir Suriye, güzel bir Ortadoğu inşa ederiz. Şu ömrümüzün az kalan kısmını bitirdikten sonra da hem o tarafa yüz akıyla gideriz, hem de bu tarafta kalanlar tarafından rahmetle yad ediliriz. Allah bizi sırat-ı müstakimden ayırmasın.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU