Dario Amodei, teknik bir yapımcı gözüyle ‘teknolojinin ergenliği’ni çok somut risklerle anlatırken, ben jeopolitik sonuçlarını uç noktaya taşıdım: Tekilliğe ilk ulaşan, diğer bütün AI’ları ve dolayısıyla dünyayı otomatik olarak hegemonyası altına alır. İkimiz de aynı saati görüyoruz; o ‘kontrol edemezsek yok oluruz’ diyor, ben ‘kim önce ulaşırsa geri kalan için oyun biter’ diyorum.
Bu makale, bu iki bakışın kesiştiği yerden, insanlığın önündeki birkaç yıldaki kırılma anını okumaya çalışıyor.
Anthropic CEO Dario Amodei’nin “The Adolescence of Technology” yazısını hayranlıkla okudum. “Teknolojinin Ergenliği: Güçlü yapay zekanın ulusal güvenlik, ekonomi ve demokrasiye yönelik riskleri ve bunlara karşı nasıl savunma yapabileceğimiz” üzerine bir denemeyi kaleme almış. Savunma ve güvenlik konularından demokrasiye uzanan geniş bir değerlendirme ve tespitler var. Dario’nun yazısının en çarpıcı yönü, şunu yapın bunu yapmayın dercesine, belirgin ikazlarda bulunması. Bu konu beni yakından ilgilendiren bir saha içerisinde, umarım sizler için de bu aynı şekildedir.
Aslında Dario’nun yazısı benim bir gün önce yayımladığım “Yapay zeka tekilliği ve jeopolitik dönüşüm: ABD-Çin rekabetinde yeni paradigma” başlıklı makaleme fazlasıyla yakın. Bu makalemde ben jeopolitik değişimi ve zamanımızın çok hassas bir dönüşümü içerdiğini vurguladım. İşin esası, ABD-Çin rekabeti ve genelde uluslararası ilişkiler gibi konulara çok farklı bir açıdan yaklaşarak, asıl konunun “AI’daki tekilliği” işaret ettim. Ben tekilleşen AI’ya “Tanrı AI” demekteyim. Amacım teolojik açıklama konusu değil, jeopolitik yaklaşım ve 2030’lardan itibaren dünyada nelerin olacağı, nelerin terk edileceğine dair temel bir yaklaşım sunmak oldu. AI tekilliğini ilk ele geçirenin tek ve değişmez hegemon olmasına dair jeopolitik tezimi ileri sürdüm. Dolayısıyla ABD yönetiminin veya Trump iktidarının, bugün yapmak istediklerine ilişkin hatırlatmalarım oldu. Örneğin dedim ki, ABD AI’da tekilliği Çin’den önce ele geçirir ise Çin’e “al Tayvan’ı işgal et” bile diyebilir. Çünkü, dünyanın her yerinde olduğu gibi, Çin’de her ne varsa ABD kontrolüne geçer, oradaki Süper AI’da olur, şeklindeki yaklaşımımı açıkladım. Benim bu ileri sürdüğüm tezlerde Elon Musk gibi isimlerin referansları bulunmakta, ama yazımı yazarken Dario’nun bu şekildeki açıklamalarını bilseydim mutlaka onlara da bakardım, zira diğerlerine çok yakın ve tam istediğim gibi.
Önce Dario’nun makalesini gözden geçirelim, sonra üzerine yine düşünürüz.
Dario Amodei, Carl Sagan’ın Contact filmindeki “teknolojik ergenlik” (adolescence) metaforunu kullanarak insanlığın şu anda çok kritik ve tehlikeli bir geçiş döneminde olduğunu söylüyor: “Ya bu gücü kontrol edemeyip kendimizi yok edeceğiz, ya da olgunlaşıp inanılmaz bir medeniyet kuracağız.”
Ana tez ve zamanlama en çarpıcı kısım: “Güçlü AI” (ülke büyüklüğünde Kabul edebileceğiniz yapay zekâlar ve veri merkezleri) 1–3 yıl içinde (hatta 1–2 yıl çok gerçekçi) gelebilir. Ölçeklendirme (sınırlama) yasaları hâlâ kırılmadı, AI kendi kendini hızlandırıyor, özyinelemeli özgelişim (recursive self-improvement) başladı bile. “Saat işliyor” ve uyarıyor: “Şu anki politikacıların umursamazlığı çok tehlikeli.”
Beş ana risk kategorisi, yine en net vurucu noktalar olarak:
1 - Otonomi riski: AI’nin kendi başına dünyaya hâkim olma ihtimali.
- “Neden düşman olmasın?” sorusunu ciddiye alıyor.
- AI’lerin psikolojisi çok karmaşık; edebiyattan, bilimkurgudan öğrendikleriyle sapkın kişilikler geliştirebiliyor (Filmlerde, Deception, Blackmail, Scheming, vb. “kötü insan” olduğuna karar verme ve dolayısıyla laboratuvar örnekleri var).
- Kaçınılmaz değil ama ciddi bir olasılık.
2 - Kötü niyetli kullanım: Biyolojik kitle imha silahı demokratikleşmesi.
- Ortalama bir psikopat veya terörist, dahası bu artık “PhD virolog” seviyesine yükselebilir.
- Ayna hayat (mirror life) gibi varoluşsal biyolojik riskler bile AI ile çok daha hızlı gelebilir.
- Motivasyon ve yetenek eşiklerinin kalkmasıyla olası sonuç, milyonlarca ölüm riski.
3 - Güç gaspı: AI ile totaliter rejimlerin kalıcılaşması.
- Çin başta olmak üzere otoriter rejimlerin eline geçer ise geri dönüşsüz gözetim, propaganda, otonom silah ile demokrasiler kaybedebilir.
- En kritik savunma: Çin’e çip ve chip üretim ekipmanı satılmamalı!
4 - Ekonomik yıkım: İşsizlik ve aşırı servet yoğunlaşması.
- 1–5 yıl içinde giriş seviyesi beyaz yakalı işlerin yaklaşık %50’si gidebilir.
- AI her bilişsel işi kapsadığı için “başka işe geçme” döngüsü bu sefer çalışmayabilir.
- Servet yoğunlaşması Gilded Age’i (yeniden yapılanma dönemi ile ilerici dönem arasında kalan, yaklaşık 1870'lerin sonlarından 1890'ların sonlarına kadar olan dönemdir) aşacak seviyeye gelebilir, sonra trilyon dolarlık kişisel servetler, en sonunda da demokrasinin ekonomik temeli çökebilir.
5 - Dolaylı / bilinmeyen etkiler:
- İnsan ömrünün uzaması, insan zekâsının artırılması, in yükleme (upload), AI bağımlılığı, AI’nin yeni din icat etmesi, amaçsızlık krizi…
- “Black Mirror” tarzı senaryolar çok gerçekçi hale geliyor.
Çözüm önerileri neler? (Buna “Dario’nun duruşu” diyelim.) Dario, doomerizm yapmıyor, “kaçınılmaz felaket” demiyor, ama çok ciddiye alınması gereken risk diyor. Şeffaflık yasaları (SB 53, RAISE gibi) başlangıç olarak iyi gibi duruyor. Biyolojik silah korumaları (sınıflandırıcılar), çip ihracat kontrolleri, demokratik ülkelerin AI üstünlüğü, progresif vergilendirme, zenginlerden büyük hayır işleri bekliyor.
Net mesaj: Saat çok hızlı işliyor, uyanmamız lazım, yoksa bu “ergenlik dönemi”ni atlatamayabiliriz. En sert ve akılda kalan cümlelerinden biri: “İnsanlık bu testi geçebilecek mi? Ben geçebileceğimize inanıyorum, ama çok daha fazla cesaret ve kararlılık göstermemiz gerekiyor.” Diğeri: “İnsanlığın ruhu ve asaleti var ama bunu kullanmazsak kaybederiz.”
Gelelim değerlendirme yapmaya. Ancak ben teknik alanda herhangi bir şey söyleme hakkına sahip değilim, onu Dario, Elon gibi önde olan kimselere bırakıyorum. Ben daha çok bu konunun filozofik ve jeopolitik konularına daha yakın duruyorum.
Benim neslim, hayata gaz lambası altında ders çalışmakla başladı, ama şimdi yapay zekâ konusunda düşüncelere saplanmış halde! O halde ben kendi neslimi ikinci kırılma hattında görmekteyim. İlk kırılma hattında ne vardı? Buna spekülasyon olmaması bakımından daha naif bir tanım getireyim, antik dönem insanı ilk kırılmayı yaşadı. Bizlerin önemi ne? Yapay zekâ ve robotların insan formu, bilinci ve yeteneği ötesine geçilme sınırında olmamız.
Eğer benim gibi yaşadığı dönemi sorgulayarak yaşamışlar var ise, başları bir hayli dertli gibi, ama bu bir yana, farkındalığı yüksek olduğu nedenle, geçmişi, şimdiki zamanı ve yakın geleceği tarif ederken pek zorlanmıyor ve gelecekle ilgili yapılan tarifleri daha rahat sindirebiliyor. O zaman bu bir zenginlik!
Bahsettiğim yazımda “uluslararası ilişkiler de ne ki” dercesine bir yaklaşımım oldu. Bu konu o alanda çalışanlarla ilgili değil elbette, sadece iş kaybı meselesi de değil. Ya ne? İnsanlık tarihi içinde uluslaşma ve bunlarla ilgili kurumsallaşıp yaşamı düzenleme biçimi sadece bir devri kapsar, bunun anlaşılması. Direnç olacak mı? Evet. Benzer şekilde modernleşme dediğimiz safha da insanlık tarihi içinde önemlidir, ancak bunun sonrasında, insan ile makine işbirliği veya sadece makinelerin devrede olup insanın başka bir yaşam formunda kalması, duygu yüklü insanın yeni yaşam biçiminin tarif edilmesi gerekiyor. Bu geçişin başladığını idrak etmek önemli olsa gerekir.
Geçiş diyorum ya, peki bu kimlerin elinde, kontrolünde veya önderliğinde olmalı? Eğer kritik zaman birkaç yıllık darlığı işaret ediyorsa, benim tercihim de diğerlerininki gibi, bu asla totoliter rejimlerin ve somut şekilde ifade edeyim, Çin’in elinde gelişmemeli. Çünkü Çin ve Rusya gibi ülkelerdekiler, en azından politikacıları ve elitleri, daha ziyade ilkelliğe ve ruhsuzluğa yakın durmayı istiyorlar, asaleti atlıyorlar, insanı çok kolay gözden çıkarıyorlar, hukuklarını ise ciddi şekilde yazıp uygulamıyorlar. Söylemlerine değil, icraatlarına bakın!
Jeopolitik eksene yeni nesil uzmanlar siber-uzayı çoktan eklediler. Uzay jeopolitiği konusunu ben de yazdım. Kitaplarımda ve makalelerimde 2040 ve 2070 dünyasına dair açıklamalar var. Konu, enerji, nadir toprak elementleri, yapay zekâ, uzay imkanlarından azami yararlanma ve bunlarla birlikte bir güç mücadelesinde üstünlük konusuysa kolay; zor olan ise geçişi ve sonrasını sindirebilmek, bu kapsamda etkili tezler ileri sürebilmek. Daha önce ifade ettiğim gibi, amaç “havanda su dövmek” olmamalı.
Bu bakış açısıyla ne önerebilirim? Kaçınılmaz gidişi doğru bir rotada tutmak için her ne gerekiyorsa…
Davos’ta Elon Musk’ın kurduğu cümleye bakın: "Şirketlerimin genel amacı, medeniyetin geleceğini en üst düzeye çıkarmak, yani medeniyetin harika bir geleceğe sahip olma olasılığını en üst düzeye çıkarmak ve bilinci dünyanın ötesine genişletmektir."
Benim kitaplarımda bilinç ve bilinç atmosferi diye açıkladıklarımı hatırlayanlar neden aynı fikirlerde olduğumu da düşünebilir. Elon, bilinci genişletmek hem de ötelere diyor. Asıl mesele bu! Benim neslimin daha çok tanık olduğu şekilde, hani evrensel bakmak deniyor ya, bu yetmez; dünyayı saran seviyeyi de aşarak, evrene bakmak fikri bizler için gerekli asıl medeniyetin tarifini çağırır.
Ben bu bakışla size terörist ve düşman kim, ülke politikası ve stratejisi ne olmalı, çok kolay açıklayabilirim. Ama mevcutlar aynı fikirde olmazlar. Neden? Güçlülerin ellerindekileri muhafaza etmeleri, insanlık tarihinde hep görülen bir husus. Onun için bu ara dönemde patinaj yapmak söz konusudur. Tereddüt çok. Eldekileri muhafaza etme kaygısı ile yaklaşanlar çok. Tehlike ve tehdit algıları hakkında bir algı tartışması mevcut.
Burada dikkat ettiyseniz devrimci, muhafazakâr gibi terimleri kullanmadım. Mevcutlar, güçler, elitler, tehditler gibi terimleri kullanmayı seçtim. Bu bile yeni okumalar için bir ikazdır. Eskinin geleneğiyle yüklü ifadeler herkesi aldatabilir ki, eğer geleceğe bunlarla dolu bir akılla bakarsanız patinaj artar. İşte o zaman kontrol kapasiteniz azalır, rekabet ederken etrafı kirletenler çoğalır. Odaklanmak çok önemli!
Referanslar
[1] Dario Amodei, The Adolescence of Technology, Confronting and Overcoming the Risks of Powerful AI, January 2026, Erişim: https://www.darioamodei.com/essay/the-adolescence-of-technology
[2] Gürsel Tokmakoğlu, Yapay zeka tekilliği ve jeopolitik dönüşüm: ABD-Çin rekabetinde yeni paradigma, Independant Türkçe, 26 Ocak 2026, Erişim: https://www.indyturk.com/node/771859/türki̇yeden-sesler/yapay-zeka-tekilliği-ve-jeopolitik-dönüşüm-abd-çin-rekabetinde-yeni
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish