Hedef İran

Gürsel Tokmakoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: Reuters

İran’da sokak olaylarında artış var. Gerginlik sürüyor. Peki hedef ne? Bu bölgemizdeki çok ciddi nitelikli konuyu, test edilmiş tezlerimle ve stratejik yaklaşımımla açıklayacağım.

Öncesi

13-24 Haziran 2025 tarihlerinde 12 Gün Savaşı gerçekleşti. 12 Gün Savaşı’nın (Haziran 2025, İsrail-İran doğrudan çatışması) bitişi kesin bir zafer getirmedi, süreç devam ediyor ve ABD (özellikle Trump yönetimi) açısından İran’a yönelik stratejik plan daha yeni başlıyor.

30 Haziran 2025’te “12 Gün Savaşı kapsamında İran’ın askerî açıdan kritiği” başlıklı makalem bugüne ilişkin ipuçlarını verir nitelikteydi. Bu makalede, İran’ın askeri yapısını (hava gücü zayıflığı, kara ordusunun sınırlı kullanımı, savunma doktrini) eleştirirken şu vurguları yaptım: Savaş, 12. gününde Trump’ın ateşkes müdahalesiyle durdu. “Eğer Trump ateşkes argümanıyla süreci başka bir şekle sokmamış olsaydı, göreceğimiz neydi?” diye sordum. Bu, ateşkesin geçici bir “ara” olduğunu ima ettim. İran’ın yumuşak karnının (hava savunma ve nükleer tesisler) hedef alındığını, ancak rejimin hala ayakta olduğunu vurguladım. Kesin sonuç alınmadığını, İran’ın bölgesel vekil güçleri (Husi, Hizbullah) ve kullanılmayan kara/deniz unsurlarıyla direncini sürdürebileceğini söyledim. ABD/Trump bağlamında: Savaşı “ABD başlattı, ABD bitirdi” diye özetleyen önceki makalelerine atıf yaptım (24 Haziran 2025 tarihli “İran-İsrail ateşkesi”). Trump’ın nükleer tesis vuruşlarını kontrollü tuttuğunu, ancak stratejik hedefin (İran’ın nükleer ve bölgesel nüfuzunu zayıflatma) uzun vadeli olduğunu belirttim.

“Sonuç ne zaman alınır bilinmez ama ufak dokunuşlarla ki o politika olur bu kritik süreç devam eder… İran planı yeni başladı!” cümlesiyle bugünün olayları büyük ölçüde örtüşüyor. 

Tezimin içeriğinde şunlar vardı:

    •    “Ufak dokunuşlar”: Hibrit savaş unsurları (siber saldırılar, vekil operasyonlar, ekonomik yaptırımlar, diplomatik izolasyon) anlamında. 1 Temmuz 2025 tarihli başka bir makalemde (“Stratejik yöntem içindeki küçük dokunuşlar ve büyük değişimler”) doğrudan bu kavramı kullandım: İsrail ve ABD’nin “küçük dokunuşlarla” büyük stratejik kazanımlar elde ettiğini, duygusal tepkileri manipüle ederek uzun vadeli avantaj sağladığını yazdım.
    •    “Politika olur, süreç devam eder”: Ateşkesin son değil, politikanın devamı olduğunu savundum. Trump’ın pragmatik yaklaşımıyla (içe kapanma ama fırsatçı müdahaleler) İran’a yönelik “kontrollü kaos” stratejisinin süreceğini ima ettim.
    •    “İran planı yeni başladı”: En net ifadem bu oldu. 12 Gün Savaşı’nı Trump’ın ikinci döneminin (2025 başı) ilk büyük hamlesi olarak gördüm. Yıl sonu makalemde (Aralık 2025-Ocak 2026) bunu tekrarladım: Savaş İran’ın bölgesel etkisini zayıflattı ama nükleer programı tamamen yok edilmedi; ABD’nin “temassız” ve fırsatçı politikalarıyla baskı devam edecek.
Şimdi de öngörümü strateji bağlamında açıklayayım:
    •    Kısa vadeli zafer yok, uzun vadeli yıpratma var. 12 Gün Savaşı, klasik bir topyekûn savaş değil; dron/füze salvoları, lazer savunmaları ve uydu istihbaratıyla yürütülen “hibrit” bir çatışma. İran ağır hasar aldı (nükleer tesisler, bilim insanları, hava savunması) ama rejim çökmedi. Bana göre bu, ABD’nin tercih ettiği strateji: Doğrudan işgal riski almadan, vekil (İsrail) üzerinden yıpratma.
    •    Trump faktörü. Trump’ın ikinci dönemi (2025-), “America First” ile içe kapanmayı getiriyor, ama Orta Doğu’da İran’ı zayıflatma fırsatını kaçırmıyor. Ateşkes, Trump’ın “barış yapıcı” imajını güçlendirirken, yaptırımlar ve gizli operasyonlarla baskıyı sürdürüyor. Ben bunu “kontrollü kaos” olarak tanımlıyorum: Kesin sonuç bilinmez, ama ufak dokunuşlar (yaptırım, siber, diplomatik) ile İran içte ve dışta eritilecek.
    •    2026 ve sonrası için çıkarımlar. Ocak 2026 makalemde (“2026’ya yönelik gerçekçi bir bakış”) vurguladığı gibi, savaş İran’ı zayıflattı ama bitirmedi. Çin-Rusya ekseni İran’ı desteklerken, ABD-İsrail ittifakı yeni “dokunuşlar” (ekonomik abluka, vekil çatışmalar) hazırlayabilir. 

Haziran-Temmuz 2025 makalelerimdeki tezlerin özü belli ve bu süreci “yeni çağ savaşı” olarak görüyor: Ani büyük vuruşlar değil, sürekli ve kontrollü baskıyla stratejik üstünlük. 

Bugün

2 Ocak 2026 tarihinde Trump bir X paylaşımı yaptı:

Trump, İran rejiminin protestocuları öldürmeye devam etmesi halinde ABD’nin "onların yardımına koşacağını" ve "hazır ve tetikte olduklarını" belirtti. 

Aklıma hemen şu geldi: Acaba Trump ile Netanyahu geçtiğimiz günlerde Florida’da neyi görüştüler? 

Axios bu sorunun cevabını yazdı. Habere göre, İran’a yönelik olasılıklar görüşüldü. Buna “ikinci raund” dediler. 

O halde süreç devam ediyor denebilir mi? Acaba “İran planı yeni başladı” öngörüm gerçekleşme aşamasında olabilir mi? Axios’un “ikinci raund” ifadesi bu mu? 

O halde duruma biraz daha yakından bakalım.

İran’da Aralık 2025 sonundan itibaren başlayan protestolar, Ocak 2026 itibarıyla beşinci gününe girdi ve ülke genelinde yayıldı. Bu hareketler sosyal medyada ve gelen haberlerde yoğun tartışılıyor. Hem İran içinden hem diaspora İranlılardan gelen haberler, rejim karşıtı sloganlar ve monarşi yanlısı çağrılar şeklinde. Bu, 2022 Mahsa Amini protestolarından beri en büyük dalga; ekonomik kökenli ama hızla rejim karşıtlığına evrildi.

Aşağıda, son bilgileri sebep-sonuç ilişkisiyle analiz edip, gelecek senaryolarını değerlendireceğim.
 

Sebep Analizi
 

Protestoların temel tetikleyicisi ekonomik kriz:

    •    İran riyalinin rekor düşük seviyelere düşmesi (2025’te dolar karşısında neredeyse yarı yarıya değer kaybı), %50’ye varan enflasyon, gıda fiyatlarındaki artış ve enerji kesintileri.
    •    Merkezi Banka Başkanı’nın istifası, 2026 bütçesinde %62 vergi artışı önerisi ve petrol gelirlerindeki dramatik düşüş (%84 azalma).
    •    Esad rejiminin Suriye’de çöküşüyle İran’ın bölgesel etkisi zayıfladı; bu da içerde “kaynakların Gazze/Lübnan’a harcanması” eleştirisini artırdı.

Ekonomik şikayetler hızla siyasi taleplere dönüştü:

    •    “Diktatöre ölüm”, “Ne Gazze ne Lübnan, hayatım İran için”, “Şah geliyor” gibi sloganlar.
    •    1979 öncesi İran bayrağı ve Pehlevi hanedanı referansları yaygın.
    •    Öğrenciler, tüccarlar, kamyon şoförleri ve gençler katıldı; geleneksel rejim tabanı (pazar) bile ayaklandı.

Dış faktörler:
    •    ABD ve İsrail’in “maksimum baskı” politikası (yaptırımlar, askeri zafiyet).
    •    Rejim, protestoları “dış mihrak” (ABD/İsrail/Mossad) olarak suçluyor.
    •    Sosyal medyada diaspora (özellikle monarşi yanlıları) aktif destek veriyor; Rıza Pehlevi çağrıları yoğun.

İran elitleri ve iç bölünmeler:

    •    Rejim içinde çatlaklar: Bazı güvenlik güçleri düşük moral, bölünme söylentileri.
    •    Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan diyalog çağrısı yapıyor ama etkili değil; sertlik yanlıları (IRGC) baskın.
    •    Elitler arasında ekonomik politikalar ve bütçenin reddi tartışmaları var; ancak birlik korunuyor.

Sonuç Analizi

    •    Protestolar 31 eyaletten 20+’sine yayıldı (Tahran, İsfahan, Şiraz, Kum, Hamedan vb.).
    •    Şiddet arttı: Güvenlik güçleri gerçek mermi kullandı, ölü sayısı gittikçe artıyor, tutuklamalar da öyle.
    •    Hükümet yasaklar (örneğin internet) ve kapanmalar (örneğin üniversiteler) ilan etti; rejim konuyu “ekonomik protesto” diye küçümsemeye çalışıyor ama rejim-karşıtı ton baskın.
    •    Sosyal medya tartışmaları: İranlılar özgürlük ve rejim değişikliği istiyor; Yaşasın Şah hashtag’leri, Rıza Pehlevi desteği yüksek. Rejim yanlıları azınlıkta, protestoları “dış destekli” diye reddediyor.

Değerlendirme

    •    Kısa vadeli (Ocak-Şubat 2026): Protestolar momentum kaybedebilir; rejim geçmişte (2019, 2022) sert baskıyla kontrol sağladı. Ekonomik tavizler (merkez bankası değişikliği gibi) veya daha fazla şiddet bekleniyor. Eğer grevler (pazar, kamyoncular) sürerse, rejim zorlanabilir.
    •    Orta vadeli riskler: Ordu/IRGC içinde bölünme olursa rejim zayıflar. Dışarıdan (ABD Trump yönetimi, İsrail) baskı artarsa, rejim “dış tehdit” kartını oynayıp iç birliği sağlayabilir veya provokasyon yapabilir.
    •    Uzun vadeli olasılıklar: Rejim hayatta kalır (en muhtemel; muhalefet dağınık, liderlik yok). İç darbe veya elit değişikliği (Pezeşkiyan gibi reformcular güçlenir). Tam rejim çöküşü düşük ihtimal; ama ekonomik çöküş ve dış izolasyon devam ederse 2026 sonu kritik olabilir.
    •    Sosyal medyadaki eğilim: Diaspora ve gençler monarşiye (Pehlevi) yöneliyor; ancak muhalefet birleşik değil.

Genel olarak, rejim şu an zayıf döneminde ama baskı mekanizmaları güçlü. Rejimi ayakta tutan güvenlik elitleri şimdilik gücünü koruyor. Aslında rejim tam da bunun için var, Şiilik hemen toplumu konsolide ediyor. Gelişmeler hızlı değişiyor, dikkatle izlemek gerekiyor.

Durum - Sağlama

    •    İran, ABD için çok önemli mi? Evet. Neden? Petrol konuları (pazarı, alıcıları, fiyatları, vb), Basra Körfezi, Arap Denizi, Çin'in önünün kesilmesi, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi (NPT)... 
    •    İran bugüne dek İsrail'in önünün açılmasını stratejik olarak sağladı mı? Evet. 
    •    İran'ın nükleer silah konusu bitti mi? Hayır. 
    •    12 Gün Savaşı sonrasında İsrail için İran kabuğuna çekildi mi, ABD için bir yerde al gülüm ver gülüm oldu mu? Evet. 
    •    İran ve ABD için Orta Doğu'da bahsettikleri o haritaları değiştirme dedikleri amaç bitti mi? Hayır. 
    •    İran rejimiyle (Şiilik üzerine çalışan dini rejim) ABD ve İsrail için halen bir engel mi? Evet. 
    •    Bugüne dek vekalet savaşı ABD ve İsrail'in işine aradı mı? Evet. 
    •    Birkaç gün önce Netanyahu-Trump Florida'da yeniden bir görüşme yapı mı? Evet. Neyi görüştüler? İran başta diğer bölgesel konular. 
    •    Bugün Trump her alanda noktayı koymak üzerine politika yapıyor mu? Evet. Nerelerde? Orta-Güney Amerika, Ukrayna-Rusya, Orta Doğu...

Sonuç

Kurbağanın pişirilmesi misali, ateşin derecesini yavaşça açarsınız ve beklersiniz. Kurbağa kazandan aniden zıplayamaz, ne olduğunu anladığında iş işten geçmiştir! 

Eğer, ABD gibi bir ülkeyseniz, nasıl olsa çok acil denecek bir zaman sorunuz yok. Hasmınızı doğrudan saldırıyla değil, hibrit yöntemlerle ve çok alanlı harekât usulleriyle sindirirsiniz. 

Eğer, 12 Gün Savaşı yapılmasaydı, yani İran’ın nükleer silah üretmesi süreci geriletilmeseydi, yani bugünlerde İran’ın elinde nükleer silah olsaydı, düşünsenize o zaman durumun aciliyetini!.. 

Trump ve Netanyahu için bu iş planlandığı gibi gidiyor…

İran zorlu bir ülke! Dikkatli olmak gerektiği açık. Ama bölgede bir değişim isteniyorsa ve küresel açıdan ABD ve İsrail için bir ilerleme yolu açılacaksa, bu yolun tam da üstünde duran bir ülke değil, rejimdir. Rejimi ise ancak kendi halkı değiştirebilir. Darbe, ayaklanma, iş savaş, vs. 

Eğer, hedef ülke ise de önce rejim değiştirilmelidir; ki halkı sindirmek üzere kurgulanmış eli sopalı İran güvenlik güçlerinin bu süre içinde tasfiyesi sağlanmalıdır. Güvenlik elitlerinin elinden güç alındığında ve Şiiliği çağıran rejim değiştirildiğinde, işte o ülke artık hedef konumundadır ve istenirse birkaç parçaya bölünebilir de; mesela Beluciler… 

Bütün bunlar zaman alıcı işlerdendir. Bu nedenle stratejik gerekçelerimi sizlerle paylaştım. Bugün benim tezim ikinci safha ile alakalıdır ve bu safhanın henüz başında sayılırız. Gidişat izlenecek, küçük dokunuşlar devam edecek…
Bu İran’daki olayları, bugün başka yerlerde uygulamak mümkün mü, diye ilaveten düşünmeniz de mümkündür.
 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU