House of the Dragon talihsiz bir fikir olabilir: Dünya Game of Thrones'u geride bıraktı

"House of the Dragon"ın ilk fragmanı, hayranlara 8 yıl daldıkları karanlık hayal dünyasının daha fazlasını göstermeyi vaat etti. Fakat HBO Max'in yüksek bütçeli spin-off'unun herkesin varsaydığı klişe bir başarı olmayabileceğini düşündüren nedenler var

"House of Dragon'da" Alicent Hightower rolünde Olivia Cooke'u, Otto Hightower rolündeyse Rhys Ifans'ı göreceğiz (HBO)

İtidal kelimesi Game of Thrones (GoT) sözlüğünde asla yer almadı. HBO'nun popüler fantezi dizisi 8 sezona yayılan saf gösterişten ibaretti, belki de Hollywood'un büyük destanlarına kafa tutan ölçekteki ilk TV programıydı. Hayranlar uçsuz bucaksız savaş meydanlarına, CGI (Bilgisayar Üretimli İmgeleme) ejderhalara hayran kaldı. (Dizinin son sezonunda bölüm başına 15 milyon dolarlık [yaklaşık 165 milyon TL] devasa) bütçenin her bir doları ekrandaydı. Bu yüzden 2017'de, dizinin yayından kalkmasından iki yıl önce birden fazla spin-off'un hazırlık aşamasında olduğu açıklanınca, bu neredeyse kaçınılmaz görünmüştü. Yapımcılara yanaşıp onlara bilgelikle bazen az ama özün daha iyi olduğunu söyleyemezsiniz. Onlara krallıklarını kazandıran şey çoğun çok olmasıydı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Ekim başında, HBO Max'te yayımlanması planlanan spin-off'ların ilki olan House of the Dragon'ın ilk fragmanı yayımlandı. GoT'taki olaylardan 200 yıl öncesini anlatan dizinin ansambl oyuncu kadrosunda Matt Smith, Olivia Cooke ve Emma D'Arcy de var. House of the Dragon gibi bir isimle izleyiciler diziyi Theo Paphitis'in önderlik ettiği bilinmeyen bir yatırım dizisi sanabilir. Ya da belki de asabi bir kadın aile reisine odaklanan bir aile komedisi. Ama hayır, bu fragman bu dizinin bilip sevdiğiniz GoT'un sivri uçlu tahtına kadar her şeyiyle aynı olduğunu garanti ediyor. Fakat daha fazla GoT görme ihtimali (Nadal'ın Fransa Açık Tenis Turnuvası'nı kazanması ya da Spurs'un kupa finalini kaybetmesine oynamak gibi) banko görünse de hâlâ devam eden bir şüphe var. Halkın midesi gerçekten birkaç tur George R. R. Martini'yi daha kaldırabilir mi? Belki, sadece belki zaten yeterince içmişizdir.

GoT evreninin genişletilmesinin ne kadar mantıklı olduğunu sorgulamak için birkaç neden var. Bunlardan ilki ve en bariz olanı bir zamanlar televizyonun kemikleşmiş bir kuralıydı: Spin-off'lar her zaman berbattır (berbat olmadıkları zamanlar hariç). Her bir Frasier ya da Better Call Saul için yüzlerce Joey vardır: Ele gelmez geçmiş bir başarıyı yakalamaya çalışan ve başarısız olan sıkıcı köşeyi dönme denemeleri. Modern "sinematik evrenler" ve çapraz-mecra bağlantıları (örneğin WandaVision ve The Mandalorian) modası izleyicileri bir zamanların tiksinilen spin-off'çuluğuna bir nebze alıştırmış olsa da spin-off'ların her zaman riskli bir olasılık olarak görülmesinin bir sebebi var.

House of the Dragon'ın ve aslında böbürlenilen diğer spin-off'ların ana satış noktası her zaman GoT dünyası, yani Martin'in kitaplarının hoşgörülü fantastik dünyası olmuştur. Fakat bu, orijinal dizinin cazibesinin sadece bir kısmını açıklıyor. Hiçbirini House of the Dragon'da görmeyeceğimiz karakterlerin ve performanslarının albenisini küçümsememeliyiz. GoT'un abartılı performanslarıyla bilinen kıdemli oyuncu kadrosunun yanı sıra kendini daha az kanıtlamış ama yıldızı parlayan oyuncuları da vardı: Jason Momoa, Emilia Clarke ve Kit Harrington gibi oyuncuların Hollywood'da yükselişe geçen profilleri bunun kanıtı. GoT'un ilk sezonunda Sean Bean'in dizide oynadığı gerçeğiyle pazarlandığını hatırlamakta fayda var. House of the Dragon oyuncularının hepsi harika olabilir fakat aralarında neredeyse 10 yıl önce Doctor Who'yla ünlenmesinden beri Hollywood kariyerini ateşlemeyi başaramayan Matt Smith dışında tanınan bir isim yok. GoT'un dizi sorumluları David Benioff ve DB Weiss spin-off'ta yer almıyor. Bunun yerine görev, Colony'nin ortak yapımcısı ve Dwayne Johnson'lı berbat gerilim filmi Rampage: Büyük Yıkım'ın tanınmış yazarı Ryan Condal'a verildi.

Düşünülmesi gereken bir başka şey de GoT'un kendi şöhreti, ki bu şöhretin son birkaç yılda sadece söndüğü söylenebilir. Bu kısmen de olsa, derin bir hayal kırıklığı yaratan final bölümüyle taçlandırılan ve genel olarak sönük kabul edilen son sezondan kaynaklanıyor. Dizi hakkındaki fikir birliğinin gösterge ibresi neredeyse bir gecede "harika"dan "kusurlu"ya kaydı, GoT'un yolda başını Mad Men'e vurarak "en iyiler" listelerinden aşağı yuvarlandığını neredeyse duyabiliyordunuz. Tabii ki bu, House of the Dragon için beklenmedik bir nimete dönüşebilir. Star Wars: Güç Uyanıyor (Star Wars: The Force Awakens) ya da Dexter: New Blood örneğinde görüldüğü gibi bazen, aksi takdirde fuzuli olacak bir spin-off ya da devam filmi bir hata düzeltme, seyircinin ağzından kokuşmuş bir finalin tadını yıkayıp çıkarma fırsatı olarak görülebilir. Fakat House of the Dragon illa ki doğru Listerin olacak diye bir şey yok.

GoT'un son sezonunu saran çeşitli sorunlar (keyfi sürpriz gelişmeler, sinir bozucu karakter hikayeleri, koskoca savaşları karanlığa boğmaktan başka işe yaramayan ışıklandırma) son bölümden bu yana GoT'un sıralamasının düşmesinin tek nedeni değil. Yayın süresi boyunca ve sona erdiğinden bu yana dizi, kadınlara yönelik muamelesi ve asap bozucu, gereksiz cinsel şiddet sahneleri yüzünden giderek artan bir incelemeyle karşı karşıya kaldı. Dizi devam ederken bunlar azalmıştı fakat aşırı boyutlarda şoke edici şiddet her zaman Got'un dokusunu oluşturmuştu ve kabul etmeniz gerekir ki esas cazibesinin önemli bir parçasıydı. Kadrodaki kadın oyuncuların yorumları da hayranların durup düşünmesine neden oldu: 2019'da Emilia Clarke çıplak sahnelerde oynaması için baskı gördüğünü iddia etti. Önceki aylardaysa Hannah Waddingham, işkence sahnesini çekerken 10 saat boyunca su işkencesine maruz bırakıldığını söylemişti. House of the Dragon bundan daha iyisini yapabilir ve yapmalıdır da ama orijinal dizinin daha sorunlu tarafları asla silinemez.
 

newFile-5.jpg

Sarışın hırs: Rhaenyra Targaryen rolüyle Emma D'Arcy ve Daemon Targaryen rolüyle Matt Smith (HBO)


HBO Max sadece bir değil, bir dizi muhtemel Game of Thrones spin-off'unu kabul ederek büyük bir taahhütte bulundu. Bu destansı bir girişim, 10 yıl veya daha uzun sürebilecek bir yolculuk. Fakat bu yolculuğun kolay geçeceğinin garantisi yok. Geçmişin sevilmeyen spin-off'larının çürüyen cesetleriyle, engellenen hırslarla ve her zamankinden daha çok boğulmuş bir TV manzarasının tehlikeleriyle dolu bir yolu takip etmeleri gerekiyor. Dedikleri gibi, burada ejderhalar var ("hic sunt dracones" veya İngilizce çevirisiyle "here be dragons" eski haritalarda, beraberinde bir ejderha tasviriyle bilinmeyen bölgeleri işaretleyen Latince tabir -çn.).



https://www.independent.co.uk/arts-entertainment/tv

Independent Türkçe için çeviren: İrem Oral

Bu makale kaynağından aslına sadık kalınarak çevrilmiştir. İfade edilen görüşler Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independent

DAHA FAZLA HABER OKU