Bilim insanları depresyonun yeni bir alt türünü tespit etti. Her 4 depresyon hastasından birini etkiliyor olabilecek bu alt türün keşfi, yeni tıbbi ve davranışsal tedavilerin geliştirilmesini sağlayabilir.
Bu gelişme, seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSGİ'ler) gibi geleneksel antidepresan tedavilerinin bazı kişilerde neden yeterince işe yaramadığını açıklayabilir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Hakemli dergi British Journal of Psychiatry'de yayımlanan ve bu rahatsızlığı detaylandıran yeni çalışmanın yazarlarından Emiliana Tonini, "Depresyon tek tip bir hastalık değil ve farklı alt türlerin özelliklerini anlayarak kişilerin, onlar için en etkili olacak tedavilere daha erken erişmesini sağlayabiliriz" diyor.
"Sirkadiyen depresyon" adı verilen ve yeni tanımlanan rahatsızlık, uyku-uyanıklık döngümüzü düzenleyen, vücudun 24 saatlik iç saatiyle bağlantılı.
Sidney Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu depresyon türünün yaygın antidepresan tedavilerine karşı daha fazla direnç göstermesiyle ayırt edildiğini belirtiyor.
Ancak depresyonun bu alt türü melatonin, melatonine yönelik antidepresanlar ve ışık tedavisi gibi vücut saatinin kendine özgü beyin devrelerini hedef alan tedavilere daha iyi yanıt verebilir.
Bilim insanları, gençlerde sirkadiyen depresyonun fark edilememesinin genellikle tedavinin erken aşamada başarısız olmasına ve daha fazla yan etkiye yol açtığı uyarısında bulunuyor.
Dr. Tonini şu ifadeleri kullanıyor:
Araştırmamız, sirkadiyen depresyonu yeni bir alt tür olarak tanımladı. Bu rahatsızlık, çalışmamızdaki şiddetli, tekrarlayan veya kalıcı depresyon hastalarının yaklaşık 4'te birini etkiliyor.
Bilim insanları çalışmada, 10 binden fazla Avustralyalı depresyon hastası üzerinde genetik analizler yürüttü.
Katılımcıların yaklaşık yüzde 25'i (2 bin 604 kişi) sirkadiyen depresyon tanısı aldı. Rahatsızlığın belirtileri arasında hastalığın mevsime bağlı seyretmesi, depresif dönemlerde daha uzun süre uyumak, uyanınca çok yorgun hissetmek ve gece kuşu olmak yer alıyordu.
Bu rahatsızlıktan muzdarip kişilerde depresyonun yaşamın daha erken dönemlerinde ortaya çıkma olasılığı daha yüksekti. Ayrıca bu hastalar genellikle kadındı ve daha şiddetli belirtiler gösteriyordu.
Çalışmada, bu kişilerin iltihaplanma ve kalp sağlığı sorunlarının yanı sıra DEHB, anksiyete ve bipolar bozukluk gibi ciddi nörolojik rahatsızlıklar açısından daha yüksek genetik risk taşıdığı da belirtiliyor.
Makalenin diğer yazarlarından Jacob Crouse, "Sirkadiyen depresyon vücudun iç saatiyle bağlantılı olduğundan, ışık tedavisi ve melatonin gibi sirkadiyen ritmi hedef alan tedaviler çok daha uygun olabilir ve doktorlar, bu belirtileri gösteren kişilerde bu tedavilere çok daha erken başvurmalı" diyor.
Antidepresanların kendisinde işe yaramadığını düşünenlerin, bireysel durumu hakkında tavsiye almak üzere doktoruyla konuşması önemli.
Bilim insanları, bulgularını doğrulamak için gelecekte çok daha geniş ve çeşitli bir popülasyon üzerinde araştırmalar yapılması çağrısında bulunuyor.
*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Independent Türkçe için çeviren: Büşra Ağaç
© The Independent