47 yıllık terör etiketi kalktı: Washington Şam'dan şimdi ne istiyor?

Göktuğ Çalışkan Independent Türkçe için yazdı

ABD Başkanı Donald Trump ile Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el Şara, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde bir araya geldi. Washington-Şam hattında yeni dönem / Fotoğraf: NYT

Suriye, 29 Aralık 1979'dan beri ABD'nin "teröre destek veren devletler" listesindeydi. 24 Ağustos'ta bu statü resmen sona erdi. Yaklaşık 47 yıllık etiketin kalkması ilk bakışta yaptırım dosyasındaki son teknik adım gibi duruyor. Lakin kararın ağırlığı, Washington'ın artık Ahmed el Şara yönetimini hangi yere koyduğunda saklı.

Çünkü ana ekonomik yaptırımların önemli bir bölümü daha önce kaldırılmıştı. Mayıs 2025'te işlemlere geniş izin verildi, 1 Temmuz'da kapsamlı Suriye yaptırım programı sona erdi, Caesar Act ise geçen aralıkta yürürlükten kaldırıldı. Buna rağmen, teröre destek veren devlet statüsü bankaların, sigorta şirketlerinin ve yatırımcıların önünde ayrı bir risk olarak duruyordu. Şimdi Washington o son büyük etiketi de kaldırıyor.

İşin ilginç tarafı da zamanlama. Donald Trump, 8 Temmuz'da Ankara'daki NATO zirvesinde Şara'yla görüştükten sonra Kongre'yi karar hakkında bilgilendirdi. Suriye ile İsrail de hemen kararın arifesinde ABD arabuluculuğunda yeniden masaya oturdu. Şam, Rus petrolüne bağımlılığını azaltmaya hazırlanıyor; Amerikan finans kuruluşlarıyla görüşüyor. Türkiye ise Suriye'de petrol ve doğal gaz aramaya hazır olduğunu söylüyor.

Bütün bunlar yan yana gelince durum biraz değişiyor. Washington Şam'ın önündeki engelleri mi kaldırıyor, yoksa o engellerin yerine yeni şartlar mı koyuyor?


47 yıllık etiket neden şimdi kalktı?

Bugünkü kararı "ABD bütün yaptırımları kaldırdı" diye okumak yanlış olur. Washington geçen yıl zaten geniş ekonomik izolasyonun büyük bölümünü kaldırmıştı. Hedefli yaptırımlar ise Esad çevresi, insan hakları ihlalcileri, Captagon ağları, terör bağlantılı aktörler ve İran'la ilişkili bazı yapılar üzerinde uygulanıyor. ABD böylece ülkeyi bütünüyle ekonomik karantinada tutan modelden belirli kişi ve ağları hedefleyen daha seçici bir yönteme geçti.

Teröre destek veren devlet statüsünün ayrı önemi tam burada ortaya çıkıyor. Bu sınıflandırma Amerikan dış yardımından savunma ihracatına, çift kullanımlı teknolojilerden finansal işlemlere kadar farklı alanlarda hukuki kısıtlamalar doğuruyor. Daha önemlisi, büyük bankaların uyum birimleri açısından Suriye adının yanında kırmızı bir işaret bırakıyordu. Bir işlem kâğıt üzerinde mümkün olsa bile banka "bu riske girmiyorum" diyebiliyordu.

Suriye açısından daha önemli olan da yeni bir yaptırım duyurusundan çok bu ikinci korkunun azalması. Ağustos ortasında Maliye Bakanı Mohammad Yisr Barnieh, Bank of America yöneticileriyle çevrim içi görüştü. Görüşme herhangi bir yatırım taahhüdü üretmedi; ancak banka temsilcileri, diyaloğu sürdürmeye ve olası işbirliği alanlarını incelemeye açık olduklarını iletti. Mastercard ile QNB ise daha ileri bir noktada. Taraflar uluslararası kart ödemelerinin Suriye'de kullanılabilmesi için gerekli altyapıyı hazırlamak üzere çalışıyor.

Bunlar küçük ayrıntılar gibi gelebilir. Lakin yeniden inşanın ilk şartlarından biri paranın hareket edebilmesidir. Bir Türk, Körfez veya Amerikan şirketi Şam'da fabrika kurmak isteyebilir. Parasını güvenli biçimde gönderemiyor, ödeme alamıyor, sigorta yaptıramıyor ya da bankası işlemi reddediyorsa yatırım niyet olarak kalır. 24 Ağustos kararının gerçek ekonomik etkisi birkaç ay sonra bu işlemlerin ne kadar sıradanlaşabildiğinde görülecek.


Yaptırım kalkınca yatırım gelir mi?

Dünya Bankası, Suriye'nin fiziksel yeniden inşa ihtiyacını yaklaşık 216 milyar dolar olarak hesaplıyor. Üstelik bu rakam kaybolan üretimin, yıllarca süren ekonomik daralmanın ve hizmetleri yeniden kurmanın bütün maliyetini içermiyor. Şam'ın önündeki soru bu yüzden basit ama ağır. Bu para nereden gelecek?

Körfez bu dosyada giderek daha görünür hâlde. Suudi şirketleri geçen yıl milyarlarca dolarlık proje paketleri için Şam'a gitti. Katar finans ve enerji alanında öne çıkıyor. Amerikan şirketleri enerji projelerini inceliyor. Türkiye ise coğrafi yakınlığı, kara bağlantısı, mevcut ticaret ağı ve Suriye'nin kuzeyindeki uzun yıllara dayanan ekonomik temasları nedeniyle farklı bir avantaja sahip konumda.

Fakat listenin kısalması yatırımı otomatik hâle getirmez. Elektrik arzı, bankacılık sistemi, sözleşmelerin uygulanması, sigorta, ödeme güvenliği ve kurumların öngörülebilirliği şirketlerin hesabında hâlâ belirleyici noktada. Washington'ın yaptığı şey sermayenin önündeki büyük hukuki işaretlerden birini kaldırmak. Sermayenin gerçekten gelip gelmeyeceğini ise Şam'ın içeride kuracağı düzen belirleyecek.

Burada ABD'nin hesabı da ekonomik toparlanmayla sınırlı değil. Şam, terör statüsünün kaldırılmasına yönelik görüşmeler sırasında Rus petrolü ithalatını ciddi biçimde azaltmaya hazır olduğunu Washington'a iletti. Amerikan yetkilileri bunun resmî bir ön şart olduğunu reddetti. Yine de görüşmeler sırasında böyle bir taahhüdün alınmış olması önemli. Suriye bu yıl günde yaklaşık 60 bin varil Rus petrolüne bağımlı hâle gelmişti.

Bu örnek, yeni Amerikan yaklaşımını anlatıyor olabilir. Şam'ı sistemin dışında bırakıp davranış değiştirmesini beklemek yerine sisteme erişimi pazarlık unsuruna çevirmek. Kapı açılıyor, fakat açık kalmasının siyasi bir fiyatı var. Rusya'yla enerji bağı, IŞİD'le mücadele, sınır güvenliği ve bölgesel gerilimler bundan sonra ekonomik normalleşmeyle daha doğrudan ilişkilendirilebilir.

Rusya dosyası bu yüzden daha kapsamlı okunmalı. Şam petrol bağımlılığını azaltmaya çalışırken Tartus ve Hmeymim için Moskova'yla bağlarını tümüyle koparmayan yeni bir düzen kurdu. Ağustos başında varılan mutabakat, sivil tesislerin Suriye yönetimine geçmesini, askerî bölümlerin ise ortak eğitim merkezleri biçiminde yeniden düzenlenmesini öngörüyor.

Şara yönetimi eski ortaklarıyla ilişkileri yeniden tanımlarken Batı ve Körfez'e daha fazla alan açmaya çalışıyor. Washington'ın ekonomik erişimi burada etkili bir teşvik aracına dönüşebilir.

Aynı hafta Washington'ın İsrail-Suriye hattındaki diplomasiye ağırlık vermesi de tesadüf gibi durmuyor. ABD özel temsilcileri Türkiye, İsrail ve Suriye arasında çatışmayı önleyecek bilgi paylaşımı ve temas mekanizması üzerinde çalışıyor. Çünkü ekonomik toparlanma için sermaye kadar güvenlik de gerekiyor.

Şam'ın sürekli hava saldırısıyla karşılaşması, Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin Suriye sahasına taşınması ya da güneyde kalıcı bir askerî kriz çıkması Washington'ın açmaya çalıştığı finansal alanı kısa sürede daraltabilir.


Şara'ya verilen güven ne kadar?

Ahmed el Şara'nın geçmişi bu dönüşümü daha çarpıcı yapıyor. Yıllar önce terör örgütü El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi'nin lideriydi. 2016'da El Kaide ile bağını kopardı, 2024 sonunda Esad yönetimini deviren güçlerin lideri olarak Şam'a girdi. Bugün aynı kişi ABD Başkanı'yla Ankara'da görüşüyor ve yönetimi, 1979'dan beri Suriye'nin üzerinde duran terör statüsünün kaldırılmasını sağlıyor.

Washington geçmişi unutmuş değil. Daha çok bugünkü davranışın gelecekteki ilişkinin ölçüsü olacağı bir yaklaşım kuruyor. Marco Rubio, kararın Şara yönetiminin uluslararası terörizmden uzaklaşma yönündeki adımları ve verdiği yeni taahhütler nedeniyle alındığını söyledi. Suriye de IŞİD'e karşı Amerikan öncülüğündeki koalisyona katıldı ve sınırlarında silah kaçakçılığına karşı operasyonlarını artırdı.

Açıkçası burada "güven" kelimesini fazla büyütmemek gerekiyor. Washington Şam'a açık çek vermiyor. Daha çok yeni yönetimin davranışını teşvik edebileceği araçları değiştiriyor. Dün ceza ve dışlama öndeydi. Bugün ekonomik erişim, yatırım ve diplomatik kabul daha işlevsel bir baskı aracına dönüşebilir.

23 Ağustos'ta Ürdün'de yapılan Suriye-İsrail görüşmeleri bu yeni rolü başka bir açıdan gösteriyor. Şam İsrail saldırılarının durmasını ve Aralık 2024 sonrasında ele geçirilen bölgelerden çekilmesini istiyor. Görüşmelerde Türkiye-İsrail geriliminin Suriye sahasına taşınmaması da ele alındı.

Birkaç gün önce Ebu Zuhur Hava Üssü'nü vuran İsrail, Türkiye'nin burada asker konuşlandırmaya hazırlandığını ileri sürmüştü. Ankara bu iddiayı kabul etmedi ve saldırıyı Suriye egemenliğinin ihlali olarak niteledi.


Türkiye için ne değişiyor?

Türkiye açısından 24 Ağustos kararı yabancı bir ülkeye uygulanan Amerikan yaptırımının kaldırılmasından daha yakın bir anlam ifade ediyor. Ankara uzun süredir Suriye'de merkezi devletin güçlenmesini, ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını, silahlı yapıların devlet sistemine katılmasını ve ekonomik hayatın yeniden kurulmasını destekliyor. Washington'ın Şam'ı küresel sisteme daha fazla bağlayan adımları bu hedeflerin önemli bir bölümüyle örtüşüyor.

Üstelik Türkiye ekonomik normalleşmenin doğrudan taraflarından biri. Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar 19 Ağustos'ta Ankara'nın Suriye hükümetiyle petrol ve doğal gaz arama çalışmalarına hazır olduğunu açıkladı. Türkiye elektrik, ulaştırma, enerji, inşaat ve sınır ticaretinde doğal bir lojistik avantaja sahip. Finansal engellerin azalması bu potansiyelin kullanılmasını kolaylaştırabilir.

Ancak Ankara açısından baktığımızda konu para hesabından daha geniş. Güçlü bir merkezi yönetim, IŞİD tehdidinin azaltılması, YPG/SDF dosyasının Şam merkezli bir devlet düzeni içinde çözülmesi ve İsrail'in Suriye sahasındaki tek taraflı askerî hareketlerinin sınırlandırılması Türkiye'nin güvenliğiyle doğrudan ilgili. ABD'nin yeni yaklaşımı gerçekten merkezi devleti güçlendirmeye yönelirse Ankara ile Washington'ın Suriye dosyasında daha fazla ortak alan bulması mümkün.

Yine de Washington'ın ne yaptığı kadar Şam'ın ne yapabildiği de önemli. Bir ülkenin adı listeden bir günde silinebilir. Ama bankacılık sistemini işler hâle getirmek, yatırımcıya güven vermek, silahlı yapıları tek komutada toplamak ve komşularla kalıcı bir denge kurmak çok daha uzun sürer.

Washington bugün Şam'a koşulsuz bir dönüş bileti vermiyor. Daha çok uluslararası sisteme girişin önündeki son büyük bariyerlerden birini kaldırıp yeni yönetimin önüne farklı bir pazarlık koyuyor. Bundan sonra Amerikan etkisinin ölçüsü Suriye'yi dışarıda tutma kapasitesi olmayabilir. Daha belirleyici olan, sisteme bağlı kalmak isteyen Şam'dan ne kadar davranış değişikliği alabildiği olacak.

Listeden çıkmak bir günde oldu. Şam'ın uluslararası sisteme gerçekten dönmesi ise attığı her adımda yeniden sınanacak.

 

 

Kaynaklar:

https://www.reuters.com/world/middle-east/us-removes-syrias-designation-state-sponsor-terrorism-2026-08-24/
https://home.treasury.gov/news/press-releases/sb0183
https://ofac.treasury.gov/system/files/2025-11/syria_advisory_sanctions_relief_0.pdf
https://sana.sy/en/presidency/2328283/
https://sana.sy/es/economy/2326952/
https://documents1.worldbank.org/curated/en/099102025095540101/pdf/P510947-f30bd5f6-78d5-4712-9f1e-a558b5c8ba75.pdf
https://www.reuters.com/business/energy/turkey-is-ready-search-oil-gas-syria-turkish-minister-says-2026-08-19/
https://www.reuters.com/business/energy/syria-tells-us-it-is-willing-drastically-drop-russian-oil-imports-sources-say-2026-08-04/ 
https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-israel-hold-us-mediated-talks-ease-tensions-syria-news-agency-says-2026-08-23/

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU