D-8’in 29. yılında ortak mesaj: Filistin, adalet ve daha etkin iş birliği çağrısı

D-8’in 29. kuruluş yıl dönümünde bir araya gelen siyasi liderler, Filistin’de kalıcı barış, uluslararası adalet ve D-8’in daha etkin hale getirilmesi çağrısında bulundu

Fotoğraf: Independent Türkçe

Saadet Partisi tarafından D-8’in (Gelişen Sekiz Ülke) 29. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla İstanbul Çırağan Sarayı’nda düzenlenen programda, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ve Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan önemli değerlendirmelerde bulundu. Programda Filistin meselesi, İsrail’in bölgedeki politikaları, D-8’in geleceği ve yeni bir uluslararası düzen arayışı öne çıkan başlıklar oldu.

Saadet Partisi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan ile Filistin-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Mazen Alhasasneh katıldı.

Arıkan: D-8, dünyanın gidişatına itiraz eden bir medeniyet çağrısıdır

Programın açılış konuşmasını yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, D-8’in merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın vizyonu ve emeğiyle ortaya çıkan tarihi bir girişim olduğunu söyledi.

D-8’in sıradan bir ekonomik iş birliği platformu olmadığını vurgulayan Arıkan, kuruluşun mevcut küresel sisteme karşı alternatif bir medeniyet tasavvurunu temsil ettiğini belirtti.

Arıkan, uluslararası sistemin demokrasi, insan hakları, özgürlük ve hukukun üstünlüğü gibi kavramları içi boşaltılmış söylemler haline getirdiğini savunarak, Siyonist yayılmacılığın bölgesel ve küresel barış için ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.

Gazze’de yaşananların bütün dünyanın gözleri önünde sürdüğünü belirten Arıkan, bölgede yaşanan gerilimlerin yalnızca Filistin’i değil enerji güvenliğinden ticarete kadar tüm dünyayı etkilediğini söyledi.

“İsrail ‘Civitas Non Grata’ ilan edilmelidir”

Arıkan, kalıcı barışın önündeki en büyük engelin İsrail’in mevcut politikaları olduğunu ileri sürerek, son dönemde ABD ile İran arasında gerilimi azaltmaya yönelik girişimlerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini kaydetti.

İsrail’in kriz üreten politikalarının uluslararası toplum tarafından yeni bir siyasi ve ahlaki çerçeveyle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, “Persona non grata” kavramının ötesine geçilerek, sistematik biçimde barışa ve hukuka zarar veren devlet politikalarının “Civitas non grata” anlayışıyla mahkûm edilmesi gerektiğini savundu.

Arıkan, bunun herhangi bir halka ya da dine yönelik olmadığını, meseleye devlet politikaları açısından bakılması gerektiğini ifade etti.

“D-8’in gücü ortak iradeye dönüşmeli”

D-8 ülkelerinin sahip olduğu stratejik konuma, enerji kaynaklarına ve insan gücüne dikkat çeken Arıkan, teşkilatın 1 milyarı aşan nüfusu ve yaklaşık 5 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle büyük bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.

Ancak bu potansiyelin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Arıkan, D-8’in yalnızca ekonomik bir platform olmaktan çıkarılarak siyasi, ahlaki ve küresel bir adalet teklifine dönüştürülmesi gerektiğini ifade etti.

“Gelin barışın ve esenliğin olduğu yeni bir dünya kuralım” çağrısında bulunan Arıkan, D-8’in kuruluş ruhuna bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.

Davutoğlu: Kudüs başkent olmadan barış olmaz

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu da konuşmasında D-8’in ortaya çıkış sürecini tarihsel perspektifle değerlendirdi.

Soğuk Savaş sonrasında ekonomik bağımsızlık ve merkez ülke vizyonu doğrultusunda şekillenen D-8’in, yalnızca ekonomik değil siyasi anlamda da alternatif bir model sunduğunu belirten Davutoğlu, Necmettin Erbakan’ın bu süreçteki liderliğinin belirleyici olduğunu söyledi.

“Filistin bütün sorunların anasıdır”

Davutoğlu, konuşmasının önemli bölümünü Filistin meselesine ayırdı.

“Bu bölgenin bütün sorunlarının anası Filistin’dir. Filistin’in de anası Kudüs’tür. Kudüs’ün de anası Mescid-i Aksa’dır” diyen Davutoğlu, Mescid-i Aksa özgür olmadan, Kudüs özgür olmadan ve Kudüs’ün başkent olduğu bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan bölgede gerçek anlamda barışın sağlanamayacağını söyledi.

Yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi kurulması gerektiğini savunan Davutoğlu, İran, Türkiye, Mısır, Suriye, Irak ve Sudan gibi ülkelerin ortak bir irade ortaya koymasının önemine dikkat çekti.

İsrail’in Birleşmiş Milletler kararlarına uyması gerektiğini belirten Davutoğlu, Filistin devletinin kurulmasına engel olunmaması, Lübnan’dan çekilmesi ve Suriye topraklarındaki askeri varlığına son vermesi gerektiğini ifade etti.

Davutoğlu ayrıca Abraham Anlaşmaları’nı eleştirerek, Filistin meselesini göz ardı eden girişimlerin bölgeye zarar verdiğini savundu.

Abdullah Gül: ABD-İran mutabakatı memnuniyet verici

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise konuşmasında D-8’in kuruluşunda emeği geçen merhum Necmettin Erbakan’ı rahmetle andı.

Erbakan’ın birçok siyasetçinin yetişmesinde önemli rol oynadığını belirten Gül, D-8’in kuruluş hedeflerine ulaşabilmesi için daha aktif hale gelmesi gerektiğini söyledi.

“Filistin sorunu hâlâ temel mesele”

Son 30 yılda yaşanan küresel gelişmeleri değerlendiren Gül, Filistin meselesinin bütün dönemlerde temel sorunlardan biri olarak kaldığını ifade etti.

Yaşanan son gelişmelerin Batı toplumlarında bile ciddi sorgulamalara yol açtığını söyleyen Gül, bölgedeki gelişmelerin uluslararası kamuoyunda yeni değerlendirmeleri beraberinde getirdiğini belirtti.

“Mutabakat memnuniyet verici”

İsrail ile İran arasındaki gerilim hakkında da değerlendirmelerde bulunan Gül, İsrail’in uzun yıllardır İran’a yönelik bir saldırı planı içerisinde olduğunu öne sürdü.

Bu süreçte Arap ülkelerinin söz konusu gerilime çekilmediğini ifade eden Gül, İran’ın da uzun yıllardır böyle bir senaryoya hazırlık yaptığını söyledi.

Ortaya çıkan ABD-İran mutabakatının memnuniyet verici olduğunu belirten Gül, kalıcı barışın ekonomik ve siyasi istikrar açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.

İran halkına başsağlığı ve dayanışma mesajı veren Gül, yaşanan gelişmelerin bölgesel dengeler açısından önemli sonuçlar doğurduğunu ifade etti.

Babacan: Teknolojide geri kalıyoruz, 29 yıl daha beklemeyelim

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan ise konuşmasında D-8’in kuruluş amaçlarını hatırlatarak, 1997 yılında barış, diyalog, adalet ve eşitlik arayışı için önemli bir adım atıldığını söyledi.

“Dünya daha iyiye gitmedi”

Aradan geçen 29 yılda dünya genelinde beklenen iyileşmenin gerçekleşmediğini belirten Babacan, uluslararası kuruluşların zayıfladığını, çok taraflılığın gerilediğini ve uluslararası hukukun etkinliğini kaybettiğini savundu.

Demokrasinin birçok ülkede gerilediğini, gelir ve servet dağılımındaki adaletsizliğin arttığını ifade eden Babacan, geniş kitlelerin yoksulluk ve açlıkla mücadele ettiğini söyledi.

“Teknoloji artık ekonomi ve güvenlik demek”

Babacan, teknoloji alanında yaşanan geri kalmışlığın D-8 ülkeleri açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu belirterek, teknolojinin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda askeri üstünlüğün de temel unsuru haline geldiğini ifade etti.

D-8 ülkelerinin nüfus, ekonomi, genç insan kaynağı ve ticaret hacmi bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu kaydeden Babacan, bu gücün ancak koordinasyon ve iş birliğiyle anlam kazanacağını söyledi.

“Temiz siyaset ve güçlü kurumlar şart”

Babacan, “önce insan” anlayışının esas alınması gerektiğini belirterek eğitim, insan kaynağı ve kurumsal kapasiteye yatırım yapılmasının önemine dikkat çekti.

Hukukun üstünlüğü, şeffaflık, hesap verebilirlik ve iyi yönetişim ilkelerinin vazgeçilmez olduğunu ifade eden Babacan, güçlü devletlerin güçlü kurumlarla mümkün olacağını söyledi.

Bölgedeki son gelişmelere de değinen Babacan, Gazze, Batı Şeria, Lübnan ve Suriye’de yaşanan gelişmeler karşısında daha hızlı hareket edilmesi gerektiğini belirterek, “Bir 29 yıl daha beklemeyelim, elimizi çabuk tutalım” çağrısında bulundu.

Fatih Erbakan: D-8 yeni ve adil dünyanın çekirdeğidir

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan da konuşmasında mevcut küresel düzeni sert sözlerle eleştirdi.

Dünyada milyarlarca insanın eşit yaratılmasına rağmen temel haklar ve ekonomik imkanlardan eşit şekilde yararlanamadığını belirten Erbakan, küresel kararların küçük bir imtiyazlı kesim tarafından alındığını savundu.

“Yeni ve adil bir dünya zorunlu hale geldi”

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının sonuçları üzerinden mevcut uluslararası düzeni değerlendiren Erbakan, bugün hâkim olan sistemin “güçlünün haklı sayıldığı” bir yapı oluşturduğunu söyledi.

Yalta düzeninin yerine yeni ve adil bir dünyanın kurulmasının zorunlu hale geldiğini ifade eden Erbakan, D-8’i bu yeni dünyanın resmi ve somut ilk adımı olarak tanımladı.

“D-8 büyük bir ekonomik ve stratejik güç”

D-8 ülkelerinin yaklaşık 1,5 milyarlık nüfusa, geniş enerji rezervlerine, stratejik madenlere ve önemli ticaret yollarına sahip olduğunu belirten Erbakan, teşkilatın İslam dünyasının ekonomik ve ticari kapasitesinin önemli bölümünü temsil ettiğini söyledi.

Dünya deniz ticaretinin büyük bölümünün geçtiği kritik boğaz ve deniz yollarının D-8 coğrafyasında bulunduğunu vurgulayan Erbakan, bu nedenle teşkilatın küresel ölçekte büyük bir stratejik önem taşıdığını ifade etti.

“D-8 aydınlığa açılan bir kapıdır”

D-8’in 20. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan en önemli uluslararası girişimlerden biri olduğunu belirten Erbakan, kuruluşun savaşlar ve çatışmalarla geçen bir dönemin sonunda insanlık için umut kapısı olduğunu söyledi.

Ancak geçen 29 yılda hedeflenen seviyeye ulaşılamadığını da dile getiren Erbakan, üye ülke hükümetlerine D-8’e daha fazla önem verilmesi ve kuruluş amaçları doğrultusunda daha etkin şekilde çalıştırılması çağrısında bulundu.

Çırağan Sarayı’ndaki programda konuşan liderler farklı başlıklara dikkat çekse de, Filistin meselesi, İsrail’in bölgedeki politikaları, uluslararası sistemin adaletsizliği ve D-8’in daha etkin hale getirilmesi gerekliliği ortak mesajlar olarak öne çıktı.

Konuşmalarda D-8’in sahip olduğu ekonomik, stratejik ve demografik potansiyelin daha güçlü bir siyasi iradeyle desteklenmesi gerektiği vurgulanırken, kuruluşun yalnızca ekonomik iş birliği platformu değil, aynı zamanda daha adil bir dünya düzeni arayışının önemli araçlarından biri olduğu görüşü dile getirildi.

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU