DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, düzenlediği basın toplantısıyla Türkiye gündemindeki sıcak başlıkları değerlendirdi. Kürt meselesinin çözümünde yasal düzenlemelerin geciktiğine vurgu yapan Doğan, barışın inşası için Abdullah Öcalan’ın statüsü ve iletişim kanallarının açılmasının hayati önemde olduğunu belirtti.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Konuşmasına Süper Lig’e yükselen Amedspor’u tebrik ederek başlayan Doğan, kulübün başarısının sportif bir sonucun ötesinde olduğunu ifade etti:
“İyi ki Süper Lig'de Amedspor'un elde ettiği bu şampiyonluk sadece bir başarı değil. Amedspor yalnızca bir spor takımı olmaktan çıktı. Neden çıktı? Yaşadığı, maruz kaldığı baskılar dolayısıyla çıktı. Ayrımcı politikalar dolayısıyla çıktı. Saha kapatma cezaları yaşadı. Deplasman yasakları yaşadı. Her türlü ekonomik baskıyla karşı karşıya kaldı. Ama ne yaptı? Direndi ve neticede kulüp tüm bu zorlukları aşarak bugün geldiği noktada demokrasi ve barış isteyen milyonların ortak sesine bir soluk oldu.”
Bahçeli’nin önerisine yanıt
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin "Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü" önerisine dair konuşan Doğan, Türkiye’nin kalıcı barış için toplumsal uzlaşıya ihtiyaç duyduğunu söyledi:
Biz DEM parti olarak barış sürecinin güçlenmesi, siyasallaşmanın önünün açılması yani demokratik siyaset alanının genişlemesinin Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla bu konuya ilişkin yapılan ön açıcı, pozitif her katkıyı elbette anlamlı buluyoruz. Türkiye'nin yıllardır çözüm bekleyen Kürt meselesi başta olmak üzere toplumsal sorunlarının demokratik ve barışçı yöntemlerle ele alınması ihtiyacını bu öneri ile birlikte bir kez daha tartışıyorsak bu önerinin aslında bu sorunları bir kez daha görünür kıldığını da tespit etmemiz gerekir. Yine bu tür önerileri çatışmasızlık, demokratik çözüm ve toplumsal barışın inşasına destek sağlayabilecek yönde değerlendirmek gerekiyor. Neticede MHP Genel Başkanı bir öneride bulunuyor, bir tartışma açıyor ve halihazırda açık olan bir tartışmaya ilişkin de kendileri açısından yol gösterici bir katkı sunmaya çalışıyor.
"Öcalan ana aktördür"
Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne dair "demokratik muhataplık" vurgusu yapan Ayşegül Doğan, şu ifadeleri kullandı:
Bir demokratik muhataplık zemininin oluşturulması kritik bir önem taşıyor. Hem barışın inşası için hem siyasallaşma, demokratik siyaset alanının açılması için ana aktör olan Sayın Öcalan’ın tabi ki hukuken ve bu ana aktörlüğünü değerlendirebileceği koşulların oluşturulması bizim açımızdan çok kritik bir önemde. Çünkü en başından beri söylediğimiz gibi bu, belirsiz bir tartışma değil, birtakım belirsizlikleri de ortadan kaldırabilecek bir konuya dikkat çekiyoruz.
Kamuoyunun sürecin akıbetini merak ettiğini belirten Doğan, yaşanan gecikmeye dair uyarılarda bulundu:
Süreç tıkandı mı, ilerliyor mu ne oldu diye tüm kamuoyu merak ediyor. Gecikme var. Bu gecikme endişeleri artırıyor. Sürecin tasarımı ile ilgili başından beri bir takım yine değerlendirmeler var. Olumlu, olumsuz, müspet, menfi her siyasal pozisyona göre zaman zaman değişkenlik gösterebilen birtakım tasarıma dair tartışmalar ve öneriler de var. Ama tüm bunlarla birlikte şunu biliyoruz ki bu süreç çok kıymetli, çok değerli bir süreç ve çok stratejik bir süreç. Yaklaşım da bu şekilde olmalı.
Kapsayıcı yasa ihtiyacı
PKK’nın feshinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen hukuki zeminin oluşturulmadığını hatırlatan Sözcü Doğan, şunları kaydetti:
Bu bir yıl içerisinde silahlar yakılarak imha edildi. Çekilme kararı açıklandı. Bunun geri dönüşü olmayan bir karar olduğu söylendi. Örneğin yine hatırlatmak gerekirse silahları yakarak imha eden, buna öncülük eden isimlerden biri yönetici kadroda bulunan Bese Hozat’tı. Akabinde bazı siyasiler ‘keşke dönebilselerdi’ dediler. Silahlarını imha ederek yakanlar için ama dönemediler. Niye dönemediler? Çünkü dönüşlerini sağlayabilecek bir hukuki zemin yoktu. Temennimiz bu aşamanın hızlı bir biçimde ilerlemesi ve artık gerçekten kategorik olmayan kapsayıcı, bütüncül bir yasanın oluşturulması ve bu fırsatın da bu şekilde değerlendirilmesi. Bunlar sürecin olması gerekenleri, hukuk, demokrasi ve özgürlük bu süreç için olmazsa olmaz.
"Siyaset kurumu cesur olmalı"
Tüm aktörlerin sorumlu bir dil kullanması gerektiğini belirten Doğan, çözüm için yol haritası çağrısı yaptı:
Yeni döneme göre yeni bir yol haritası belirlemek, yeni dönemin dilini belirlemek, yeni dönemde yapılacak siyasetin yol haritasına özenle, titizlikle çalışmak, demokratik siyaset alanının genişlemesi için Türkiye’de ihtiyaç duyulan düzenlemeleri hep birlikte yapmak, barışın toplumsallaşmasını sağlamak ve bu sürecin güçlü bir toplumsal destekle sahiplenilmesine zemin oluşturacak hukuki olanakları yaratmak, herkes için yaratmak, ayrımsız bir biçimde. Dolayısıyla tüm siyasi aktörler bu açıdan baktığımızda sorumlu bir dil kullanmalı ve barış ihtimalini büyüten bir yaklaşım sergilemeli.
Doğan, Abdullah Öcalan ile iletişim sağlanamamasının kamuoyunda soru işaretleri yarattığını dile getirdi:
Sayın Öcalan'ın toplumla iletişimini sağlayacak kanallar açılmalı. Gazeteciler sorularını sorabilmeli, gidip görmek isteyenler doğrudan gidip görüp sorularını yöneltebilmeli, koşulları bu sürece doğrudan katkı sunabilecek bir halde olmalı, özgür bir şekilde o koşullarda bu sürece doğrudan iletişimle destek sunabilmeli, süreci ana aktöründen bahsediyoruz. İletişim olanaklarından yoksun bir şekilde bu sürece nasıl ivme kazandırabilir? Nitekim kendisi de son gönderdiği mesajda buna özellikle dikkat çekmişti DEM Parti İmralı Heyeti aracılığıyla yazılı bir biçimde yayınlanan mesajda. Dolayısıyla bir ayı aşkın zamandır DEM Parti İmralı Heyeti’nin Sayın Öcalan'la görüşemiyor olması ya da görüşmemiş olması, bu görüşmenin sağlanmamış olması kamuoyunda hem endişe yaratıyor hem de farklı soruların belirmesine neden oluyor. O nedenle biz bir an önce Sayın Öcalan'la yapılması gereken görüşmelerin gerçekleştirilmesini diliyoruz ve bunun da hızlandırılması gerektiğini düşünüyoruz.
Kongre hazırlıklarına ne yanıt verdi?
Eylül ayında gerçekleşecek kongreye dair hazırlıkların sürdüğünü belirten Doğan, isim ve logo değişikliği gibi soruların yerel konferanslarda netleşeceğini söyledi:
Kongre ile ilgili olarak; İsim değişikliği olacak mı? Logonuz değişecek mi? Eş genel başkanlar ne olacak? gibi bir takım tartışmalar ve sorular var. Ya da yönetim nasıl olacak? Bir yenilenmeden bahsediyoruz. Bir yeniden yapılanmadan bahsediyoruz ve biz bütün bunları konferanslarda değerlendiriyoruz. Dolayısıyla şimdiden bu sorularla ilgili, konferanslarda tartışmadan, il, ilçe konferanslarında, bölge konferanslarında; ne yönetimle ilgili, ne parti meclisi ile ilgili, ne merkez yürütme kurulu ile ilgili, ne ismimizle ilgili, ne logomuzla ilgili; bunların hiçbiri ile ilgili şu anda yanıt vermek mümkün değil.
Independent Türkçe