Türkiye, Suriye'de "yeni İran" mı?

Kolaj: Independent Türkçe

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun Washington'un Ankara'ya F-35 savaş uçakları satması olasılığına itirazı, sadece gelişmiş bir silah anlaşması konusundaki bir anlaşmazlık değildi.

Keza ABD Başkanı Donald Trump'ın NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı övmesi de sadece bir nezaket gösterisi değildi.

İki mesaj da daha büyük bir gerçeği ortaya koydu; Türkiye ve İsrail bölgede yeni bir rekabet aşamasına girdiler ve ikisi arasında uzanan Suriye, bunun başlıca arenası haline geldi.


Türkiye "yeni İran" mı oldu?

Bu karşılaştırma birçok kişiye kışkırtıcı gelebilir, ancak Tel Aviv'deki derin bir değişimi yansıtıyor.

İran'a karşı savaştan, Esad rejiminin devrilmesinden, Hizbullah'ın ve onunla birlikte "direniş ekseninin" zayıflamasından sonra, Türkiye, bölgede ve özellikle de "yeni Suriye"de, İsrail'in "yeni düşmanı" olmaya aday.

"Esad Suriyesi", Tel Aviv ve Tahran arasındaki çatışmanın arenasıydı ve Ankara, kuzey Suriye ve Kürt sorunuyla meşguldü.

Ancak bugün harita değişti ve "yeni Suriye", Türk-İsrail rekabetinin arenası haline geldi.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Her iki taraf da savaş istemiyor ve her ikisi de doğrudan bir çatışmanın maliyetli olacağının farkında; Trump da iki dostu Netanyahu ve Erdoğan arasında bir çatışma istemiyor.

Fakat sorun şu ki, iki taraf da birinin kuzeyinde, diğerinin güneyinde bulunan bu stratejik ülke için farklı vizyonlara sahip.

Ankara, Suriye'yi stratejik bir derinlik ve göz ardı edemeyeceği bir komşu olarak görüyor.

Güvenliğinin, Suriye devletinin istikrarı ve topraklarının birliği, güney sınırında bir oluşumunun kurulmasının önlenmesiyle başladığına inanıyor.

Ayrıca Suriye'yi ekonomik entegrasyona açılan bir kapı, enerji ve ticaret koridoru ve bölgesel nüfuzunu yeniden şekillendirmenin anahtarı olarak görüyor.

Bu nedenle, Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni yönetimi başından beri destekledi ve onunla uzun vadeli siyasi, güvenlik ve ekonomik ortaklık kurmayı hedefliyor.

Tel Aviv ise Suriye'ye farklı bir bakış açısıyla yaklaşıyor.

İlke olarak istikrarlı bir devletin kurulmasına karşı değil, ancak bu istikrarın hareket özgürlüğünü kısıtlayan bir askeri güce dönüşmesine izin vermeyi reddediyor.

Bu nedenle, Esad'ın devrilmesinin ardından, Suriye'nin stratejik askeri varlıklarını imha etti ve önleyici saldırılarını devam ettiriyor.

Ayrıca güneydeki işgalini genişletti, Suveyda'daki Dürzilere destek sağladı ve Türk askeri üsleri, hava savunma sistemleri veya Suriye ordusunun sınırlarında güç dengesini değiştirebilecek şekilde yeniden inşası hakkındaki her türlü bahse aşırı hassasiyet gösterdi.

Netanyahu, Şam'a gelişmiş hava savunma sistemleri ve silah satışını engellemek için Putin nezdinde de girişimlerde bulundu.

Suriye üzerindeki rekabet, Doğu Akdeniz'deki daha geniş bölgesel çatışmanın küçük bir parçası ve enerji kaynaklarını, deniz rotalarını ve savunma sanayilerini kapsıyor


İki vizyon arasındaki çatışma işte burada yatıyor; Türkiye'nin desteklediği Suriye devletinin istikrarı, egemenliği ve birliği; İsrail ise bunları bir tehdit olarak görüyor.

Tel Aviv'in "savunma önlemleri" olarak tanımladıkları, Şam ve Ankara tarafından egemenliğin ihlali ve yeni devletin istikrar şansının baltalanması olarak değerlendiriliyor.

Suriye üzerindeki rekabet, Doğu Akdeniz'deki daha geniş bölgesel çatışmanın küçük bir parçası ve enerji kaynaklarını, denizcilik rotalarını ve savunma sanayilerini kapsıyor.

Türkiye yükselen bir bölgesel güç ve NATO ile G20 üyesi. İsrail, bölgesel hakimiyetini korumak ve eylemlerini kısıtlayabilecek veya İran ve müttefiklerinin yaşadığı gerilemelerden kaynaklanan potansiyel boşluğu doldurabilecek herhangi bir gücün yükselişini engellemek istiyor.
 


Amerikan faktörü, bu sahneyi şekillendirmede en etkili unsur olmaya devam ediyor. Ancak Ortadoğu'da sorun, savaşların her zaman siyasi bir kararla başlamayıp, genellikle bir yanlış hesapla başlamasıdır


Türkiye, Suriye'de "yeni İran" mı olacak?

Belki de hayır, çünkü projesi, araçları ve ittifakları İran projesinden farklı.

Önemli olan nokta, "yeni Suriye" ve bölgenin Türk ve İran projelerine karşı farklı tutumlarıdır.

Dahası, Suriye halkı kuzey ve güneydeki iki komşusuna karşı önemli ölçüde farklı görüşlere sahiptir.

Ancak İsrail'in Türkiye'yi kuzey sınırındaki bir sonraki stratejik meydan okuma olarak görmeye başladığı açık.

Amerikan faktörü bu sahneyi şekillendirmede en etkili faktör olmaya devam ediyor.

Ancak Ortadoğu'da sorun, savaşların her zaman siyasi bir kararla başlamayıp, genellikle bir yanlış hesapla başlamasıdır.

Bir hava saldırısı, askeri bir konuşlandırma veya sahadaki bir yanlış değerlendirme, kimsenin istemediği bir krizi alevlendirmek için yeterli olabilir.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Bu makale Independent Türkçe için Londra merkezli Al Majalla dergisinden çevrilmiştir.

Al Majalla

DAHA FAZLA HABER OKU