İran savaşı bitiyor. Ana hatlarıyla son durumu tarif edeceğim.
Temel çıkış noktam şu: herkes için onurlu bir çıkış!
Trump, Rubio ve Netanyahu’nun son açıklamaları (1 Nisan 2026 itibarıyla) gösterdi ki sona yaklaşıldı.
Trump;
- Hürmüz çalışacak, IRGC’nin baskısından kurtulundu,
- Balistik füzeler tehdit olmanın ötesine çekildi,
- Nükleer tehdit ortadan kalktı ve
- İran’ı yönetenler (rejim) zaten değişti, yeni isimler geldi, diyerek amaçlara ulaşıldığını açıklamakta.
Trump, Körfez ülkeleriyle ve müttefikleriyle şöyle bir diyalogdaydı;
- Körfez Ülkeleri, eğer savaşı devan ettirmemi istiyorsanız, fiilen bu savaşa siz de girmelisiniz.
- NATO ve diğer müttefikler, küresel ticaret ve güvenlik için İran’ı bastırmak istiyorsanız, fiilen bu savaşa siz de girmelisiniz.
Cevaplar belli:
- Körfez bir bu savaşa girmeyiz, ancak destek vermeyi sürdürebiliriz. Asırlarca sürecek bir düşmanlığı kendi ellerimizle yaratamayız. Çünkü iç içe geçmiş kültürümüz var, olabilecek tehditler de bu merkezde içimizde. Ayrıca İran’a karşı İsrail ile birleşik bir harekât yapmak yanlış bir yol olur. Körfez iki konuya odaklanır: Babülmendeb ve Hürmüz’ün güvenliği, bu garanti edilecekse sorun ortadan kalmış kabul edilir.
- İngiltere ve Fransa başta, Avrupa bu bizim savaşımız değil dediler. NATO’nun kapsamı alanında bir İran’a karşı sadece savunma amaçlı faaliyetler oldu, mesela Türkiye’nin füze savunması desteklendi.
Netanyahu savaşın oluşturduğu durumdan memnun mu?
İran’ın füzeleri, nükleer kapasitesi vuruldu, İran ülkesinin savaş sonrasında toparlanabilmesi için 20 yıldan fazla çabaya ihtiyaç olacak bir durum söz konusu. İsrail içinde hazar ve kayıplar var.
Bugün ortada olan şu; İsrail istikrarsızlık yaratabilecek bir atmosferin yaratıldığını bir kazanım olarak görebilir ve bundan sonra bu yönde istikrarsızlığı derinleştirecek faaliyetleri için şartları yeterli görebilir.
İran yenildi mi? ABD amacına ulaştı mı?
Anlaşma olacak mı? Şartlar ne?
Yenilgi nedir? Askeri olarak ağır yenilgi (donanma/hava/füze kapasitesi yok edildi) var kabul edilebilir.
Nükleer program ve balistik füze tehdidi dramatik şekilde geriledi. Üstelik Trump “savaş kazanıldı” diyor.
“Yönetim değişti kabul edilir mi?” sorusuna: Trump ve Netanyahu “evet” diyor, İran “hayır, direniyoruz” diyor.
Aslında yönetici değişikliği oldu kabul edilebilir. Trump’a göre sorunun cevabı belli: Evet, “eski rejim öldü, yeni insanlar çok makul”.
Ali Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney yeni lider seçildi. Elbette rejim çökmedi, protesto yok, büyük firar da yok.
Ama ülke mevcut yöneticilere bırakılabilir. Zira (Trump’a göre) ülke ve bu İran’ın yeni yöneticileri on yıllarca sorun içinde olacaklar.
Anlaşma olması gerekli mi? ABD, 15 maddelik teklif sundu (nükleer silahsızlanma, Hürmüz’ün açılması, füze programı sınırlama).
İran reddetti, “doğrudan görüşme yok” diyor ama Pakistan üzerinden dolaylı temaslar var.
Trump “anlaşma şart değil” dediği için müzakereler hızlandı. İran “uzun savaşa hazırız” diyor ama pratikte zayıfladı.
Aslında İran’ın olduğu kadar ABD ve İsrail’in de bu savaştan “onurlu çıkış”ı düşünülen bir dönemdeyiz.
Ama en çok İran bu onurlu çıkışa ihtiyaç duyacak görünüyor, hatta “zafer” ilan edecek bir pozisyonda olurlarsa bu onların kabul edebileceği bir durum olur.
Körfez ülkeleri başlangıçta temkinliydiler, şimdi net oldular. ABD savaşacak ise savaşsın, desteğimiz sürer; ancak biz fiilen bu savaşta yokuz.
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt, Bahreyn özel görüşmelerde Trump’a “durma, İran yeterince zayıflatılmadı” diyor, Umman sessiz kalmayı yeğliyor.
Durum buysa da ABD için artık bu savaşı sürdürmenin bir yararı olmayacak. Kırılma bu noktada: Eğer ABD Körfez içinde bir amfibi harekât yapacaksa, Körfez ülkeleri olmadan bunu sürdüremeyeceğini biliyor.
Ben de bugüne kadar şöyle söyledim, BAE savaşa girerse Hürmüz Boğazı önünde bir harekattan söz edilebilir, aksi halde risk çok yüksek.
Savaşın neresindeyiz?
Son safhada, “zafer turu”na dönmüş durumda. ABD/İsrail askeri hedeflerine büyük ölçüde ulaştı (İran’ın konvansiyonel tehdit kapasitesi kırıldı).
Trump “2-3 haftada bitiyor” diyor ve bu akşam (2 Nisan) ulusa seslenecek; muhtemelen “misyon büyük ölçüde tamamlandı, geri çekiliyoruz” mesajı verecek.
- Savaş bitti mi / bitecek mi? Askeri yoğunluk azalıyor, diplomatik son aşama başladı. Trump “bitti” deyince bitecek (ABD’nin iradesi belirleyici).
- İran anlaşma yapacak mı? Muhtemel kısmi anlaşma (Hürmüz açılması ve nükleer sınırlama) ama tam teslimiyet beklenmiyor.
- ABD amacına ulaştı mı? Büyük oranda (nükleer/füze tehdidi, Hürmüz kontrolü). Tam “rejim değişikliği” ise tartışmalı.
- Bölgesel riskler var. İran’ın son reaksiyonları, Körfez’de ve Husiler vasıtasıyla saldırıları, bölgesel yayılma, Lübnan’da Hizbullah, Irak’ta Haşdi Şabi, petrol fiyatları ve küresel ekonomi şoku.
- Kısaca: “Savaş bitmek üzere” beklentisi hâkim. ABD-İsrail üstün durumda, İran ağır hasarlı ama direniyor. Trump’ın bu akşamki konuşması kritik dönüm noktası olacak.
Benim tezim şu:
Trump artık savaşı bitirebilir. Ama herkes için bir onurlu çıkış mümkün.
En önemli gördüğüm konu, Hürmüz Boğazı sadece İran’ın değil, burası için paydaşlarla (BAE ve Umman) BM Deniz Hukuku Sözleşmesi gereğince, Basra’da petrol, gaz ve diğer ürünlerden satın alan tüm ülkelerin malının, parasının ve gelişiminin güvenceye alınabileceği, bir daha böyle “burası benim” tarzı uygulamaların olmaması için gerekli anlaşmanın temin edilmesi: Önce bir kurul, sonra kalıcı Boğaz anlaşması.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish