İran savaşının bölgesel ve küresel jeo-ekonomik etkileri

Doç. Dr. Ali Oğuz Diriöz, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

3 gündür İsrail ve ABD'nin, İran'ı vurmasıyla başlayan savaş, dini lider Hamaney gibi İran'lı üst düzey isimlerin öldürülmesiyle ve bölge ülkelerinin vurulmasıyla devam etmekte. Gündem çok hızlı değişmektedir ve bu yazı yayına geçene kadar eminim değişiklikler olacaktır. Lakin bu hadise sonucu mesela  Birleşik Arap Emirlikleri gibi on plana çıkan gayrimenkul yatırımlarının cazibeli sorgulanacaktır ( Türkiye’nin, daha güvenli liman algısı da muhtemelen güçlenecektir). Ayrıca, savaşın uzaması durumunda, tedarik zincirlerinin aksaması daha da uzun soluklu olursa, Çin’in ve Asya piyasalarının enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin de olumsuz etkilenme riskleri bulunmaktadır. 

Orta Doğu’da İran merkezli tırmanan çatışma, artık yalnızca “askerî bir gerilim” değil; küresel tedarik zincirlerinin, enerji fiyatlarının, sigorta maliyetlerinin ve finansal risk algısının aynı anda yeniden fiyatlandığı bir jeo-ekonomik şok dalgasına dönüşmüş durumda. Son 48 saat içinde Körfez’deki kritik noktalara yayılan saldırılar; Dubai’de havalimanı ve liman altyapısında hasar, Burj Al Arab çevresinde yangın/zarar, Umman’da Duqm limanının hedef alınması, ayrıca Hürmüz yakınlarında bir tanker saldırısı gibi başlıklarla ticaretin kalp atışını doğrudan etkiliyor. (Reuters)

Bu tablo, “bölgesel bir savaşın” ne kadar hızlı biçimde küresel ekonomik kırılganlıkları tetikleyebildiğini bir kez daha gösteriyor.

1) Hürmüz Boğazı: Dünyanın en kritik enerji boğazı ve “risk primi makinesi”

Hürmüz Boğazı’nın önemi yalnızca sembolik değil, matematiksel: ABD Enerji Enformasyon İdaresi’ne (EIA) göre 2024’te boğazdan geçen petrol akışı günlük ortalama ~20 milyon varil ve bu miktar küresel petrol sıvıları tüketiminin yaklaşık %20’sine denk geliyor. (EIA) Aynı güzergâh, LNG ticaretinde de kritik: EIA, 2024’te Hürmüz’den geçen LNG’nin büyük kısmının Asya pazarlarına aktığını, akışın jeopolitik kesintilere çok hassas olduğunu vurguluyor. (EIA)

Bu nedenle boğazın “kapanması” fiilen gerçekleşmese bile, kapanma ihtimalinin konuşulması bile fiyatları ve lojistiği etkiler. Nitekim sigorta primleri, gemi operatörlerinin rota ve hız kararları, yüklerin “bekle-gör” moduna alınması ve navlun maliyetlerinin yükselmesi; petrolün varil fiyatından bağımsız olarak nihai ürün fiyatlarına (akaryakıt, plastik, gübre, lojistik) yansır.

Bugün yaşananlar, bunun canlı örneği: Hürmüz ve çevresinde güvenlik riski artınca bazı büyük aktörler seferleri askıya alma / erteleme kararları veriyor; bu da “enerji arzı” kadar enerjinin taşınabilirliği sorununu öne çıkarıyor. (Reuters)

2) Körfez’de limanlar ve havacılık: Ticaretin görünmez damarı kesilirse

Jeo-ekonomi açısından Körfez, sadece petrolün çıktığı yer değil; aynı zamanda petrol dışı küresel ticaretin düğüm noktalarından biri. Dubai özelinde konuşursak: bölgesel bir finans, turizm ve lojistik merkezi olan şehirde havalimanı ve Jebel Ali çevresinde hasar/yangın gibi gelişmelerin bile algısal etkisi çok büyüktür. Çünkü küresel şirketler ve sigorta piyasaları için “kritik altyapı riski” bir kez fiyatlandı mı, normale dönüş zaman alır. (Reuters)

Umman’ın Duqm limanının hedef alınması da ayrıca önemlidir; zira Umman genellikle arabuluculuk kanallarıyla öne çıkan, görece “dengeleyici” bir aktör olarak görülür. Bu tür hedefler arttıkça, şirketler Körfez’i “yüksek riskli bölge” kategorisine daha kalıcı biçimde koyabilir. (Reuters)

3) Tanker saldırısı ve deniz güvenliği: Enerji piyasası kadar “ticaret güvenliği” krizi

Hürmüz yakınlarında bir tankerin vurulması; enerji piyasasına “arz şoku”ndan önce güvenlik şoku’nu taşır. Reuters’ın aktardığı olayda, Musandam açıklarında bir tanker saldırısı sonrası mürettebat tahliye edildi ve yaralılar bildirildi. (Reuters)

Buradaki kritik nokta şu: Deniz ticaretinde maliyetleri belirleyen üçlü; risk (saldırı), belirsizlik (tahmin edilemezlik), ve gecikme (operasyonel aksama). Bu üçü aynı anda yükselince, sadece petrol değil; konteynerden kimyasala, gıdadan otomotive kadar geniş bir yelpazede fiyatlama yeniden yapılır.

4) Türkiye’nin jeo-ekonomik konumu: Taraf olmadan etkilenmek ve etkileri yönetmek

Türkiye’nin refleksi, tarihsel olarak komşuların toprak bütünlüğü ve krizlerde taraf olmama vurgusuyla şekillenir. Bu çizgi, jeo-ekonomik açıdan da rasyoneldir: Türkiye, bir yandan enerji arz güvenliğini ve ticaretini sürdürmek; diğer yandan sınır güvenliği ve göç yönetimini kontrol altında tutmak zorundadır.

a) Sınır kapıları ve göç baskısı

Son gelişmeler ışığında Türkiye-İran kara sınırındaki Esendere, Kapıköy ve Gürbulak kapılarının işlediğine dair açıklamalar ve haberler yer aldı. (Türkiye Today) Bu, kısa vadede “panik dalgasını” azaltan bir unsur olabilir; ancak çatışma uzarsa göç baskısı ve düzensiz geçiş riski yine gündeme gelebilir. Burada belirleyici olan, İran içindeki istikrarın seyri kadar, sınır hattında güvenlik kapasitesi ve koordinasyondur.

b) NATO faktörü ve caydırıcılık

Türkiye’nin NATO üyeliği, ülkeyi doğrudan hedef almayı bölgesel aktörler açısından daha “maliyetli” kılar. Ancak bu, otomatik bir mekanizma değil; yine de caydırıcılık başlı başına bir ekonomik değerdir: caydırıcılık, sermaye piyasalarının “ülke riski” fiyatlamasında önemli bir parametredir.

c) Doğalgaz ve enerji arzı: Türkiye ne kadar etkilenir?

Türkiye’nin İran’la enerji ilişkisi uzun yıllara dayanır; ancak Türkiye’nin son dönemde kaynak çeşitlendirmesi arttı. Örneğin Anadolu Ajansı’nın Aralık 2025 verilerine göre Türkiye’nin boru gazında Rusya ilk sırada; Azerbaycan ve İran onu izliyor (İran’dan Aralık 2025’te 576 milyon m³ tedarik gibi bir büyüklük raporlanıyor). (Anadolu Ajansı)

Bu tablo şunu söylüyor: İran kaynaklı bir kesinti, özellikle kış pik talep dönemlerinde ve fiyatlama üzerinden Türkiye’yi etkileyebilir; ama Türkiye artık LNG ve farklı boru hatlarıyla daha esnek bir portföye sahip. Yine de asıl risk, “gazın fiziksel akışından” çok, savaşın uzaması hâlinde petrol fiyatı + navlun + sigorta kanalıyla oluşacak genel enflasyonist basınçtır.

5) Bölgesel istikrarsızlık: Irak-Levant hattı ve yatırım iklimi

İran’daki iç istikrarsızlık ihtimali ve çatışmanın Irak, Levant ve Körfez’e yayılması; yatırımcılar için “bölge geneli risk” algısını büyütür. Bu, doğrudan yatırımların (FDI) ertelenmesi, turizm gelirlerinde dalgalanma, tedarik ağlarında “yakın coğrafya riskinden kaçınma” eğilimi anlamına gelebilir.

Kısacası; jeo-ekonomi açısından savaşın maliyeti yalnızca bombaların düştüğü yerde değil, riskin fiyatlandığı her yerde ortaya çıkar.

6) Küresel resim: Avrupa ve Asya’nın kırılganlığı farklı, fakat ortak payda aynı

  • Asya (özellikle enerji ithalatçısı ekonomiler) Hürmüz kaynaklı arz-taşıma şoklarına daha hızlı tepki verir; EIA’nın LNG akışlarının büyük ölçüde Asya’ya gittiğine dair tespitleri bu hassasiyeti güçlendiriyor. (EIA)
  • Avrupa ise fiyat kanalından (petrol, rafineri ürünleri, navlun) ve finansal dalgalanmadan etkilenir.
  • Küresel şirketler açısından ise “Körfez’de operasyonel süreklilik” sorusu; sigorta, lojistik planlama ve iş sürekliliği (BCP) gündemlerini sertleştirir. Reuters, sevkiyatların askıya alınması ve boğazdaki belirsizliğin şirket kararlarına yansıdığını aktarıyor. (Reuters)

Sonuç: Jeo-ekonomik akıl, kriz yönetimi ve Türkiye için denge siyaseti

İran savaşı senaryosu bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor: 21. yüzyılda güç mücadelesi yalnızca cephelerde değil; boğazlarda, limanlarda, sigorta poliçelerinde, navlun tablolarında ve enerji sözleşmelerinde yaşanıyor.

Türkiye için rasyonel çizgi; çatışmaya taraf olmadan (ve komşuların toprak bütünlüğü vurgusunu koruyarak) üç hedefi eşzamanlı yürütmektir:

  1. Enerji arz güvenliğinde esneklik (çeşitlendirme + depolama + LNG kapasitesi),
  2. Sınır yönetimi ve insani risklere hazırlık,
  3. Diplomatik arabuluculuk ve gerilimi düşürmeye dönük çok kanallı temas.

Jeo-ekonomi, “savaşın maliyetini” sadece savunma bütçelerine değil; hane halkının enflasyonuna, şirketlerin finansmanına ve devletlerin stratejik özerkliğine yazıyor. Bu nedenle bugünü doğru okumak, yarının ekonomik hasarını sınırlamanın ilk adımıdır.

 

Kaynaklar (okuma bağlantıları)

Aşağıdaki bağlantıları Independent Türkçe’de “Kaynakça” olarak kullanabilirsiniz:

Reuters (28 Şubat 2026) – Dubai’de havalimanı ve Burj Al Arab çevresinde hasar/yangın: 
https://www.reuters.com/world/middle-east/four-injured-after-incident-dubai-international-airport-dubai-media-office-says-2026-02-28/
Reuters (1 Mart 2026) – Dubai/Doha patlamaları ve Umman Duqm limanının hedef alınması:
https://www.reuters.com/world/middle-east/several-loud-blasts-heard-over-dubai-doha-second-day-witnesses-say-2026-03-01/
Reuters (1 Mart 2026) – Umman açıklarında tanker saldırısı:
https://www.reuters.com/business/energy/oil-tanker-hit-off-oman-coast-after-drones-strike-duqm-port-2026-03-01/

EIA (16 Haziran 2025) – Hürmüz’den geçen petrol akışı (~20 mb/d, ~%20):
https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=65504
EIA (24 Haziran 2025) – Hürmüz LNG akışları ve Asya ağırlığı:
https://www.eia.gov/todayinenergy/detail.php?id=65584
Anadolu Ajansı (26 Aralık 2025) – Türkiye’nin gaz ithalatı tedarikçileri (Rusya/Azerbaycan/İran):
https://www.aa.com.tr/en/energy/natural-gas/turkiyes-gas-imports-up-39-in-december-2025/54710
Türkiye-İran sınır kapıları (Esendere/Kapıköy/Gürbulak) açık haberi:
https://www.turkiyetoday.com/nation/turkiye-says-border-with-iran-operate-as-usual-urges-citizens-to-stay-indoors-3215296

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU