Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana'daki evinde ANKA Haber Ajansı'nın sorularını yanıtladı. Karalar, "Sizi en çok duygulandıran şey ne oldu bu süreçte? Tabii, Adana’ya kavuştuğunuzda Adanalılara ne söylemek istersiniz" sorusunu şöyle yanıtladı:
Beni en çok duygulandıran, dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar Adanalıların Zeydan Karalar’a sahip çıkması oldu. Yani hakikaten çok büyük bir özveri. Düşünün, 212 gün her gün ama her gün adalet çadırında binlerce kişi var. İşte o yazın 55–57 derece sıcaklığın olduğu bir yerde, benim istemememe rağmen gençlerin dinlemeyip yürümesi... Yani gerçekten tarih sayfasına önemli bir not düştüler.
Mesela bugün yağmur... Ben 'Ya, bugün buluşma olmasın, ileri bir tarihte yapalım' falan dedim ama tabii genel başkan Niğde’ye gelince bir Adana’ya da uğrayacak. Böyle yağmur, çamur dinlemeden arkadaşlarımız gelecek. Yani bu başka bir sahiplenme. Türkiye’nin hiçbir yerinde olmayan, belki dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir sahiplenme.
Zaten buna değinen çok insan oluyor. Bana soruyorlar: 'Bu nasıl oluyor?' Ekerseniz biçersiniz diyorum. Nuray, benim eşim, bir gün televizyonda ya da mitingde konuşurken, 'Adana, Zeydan’ın her şeyidir. Yani bizi de çok sever ama Adana’yı daha çok sever' demişti.
Tabii ki ailemden daha fazla başkasını sevmem mümkün değil ama verici olmak, onlarla birlikte olmak, acı gününde, iyi gününde, zor gününde onlara yardımcı olmak, onların dertlerini çözmeye çalışmak, içten ve samimi davranmak... İşte onların da sahiplenmesine neden oldu. Bu çok büyük bir gurur benim için tabii. Hepsine özellikle teşekkürlerimi arz ediyorum."
"Umutsuzluk diye bir şey yok"
Karalar, "Tutukluyken hiç karamsarlığa düştünüz mü? Tutukluyken neler hissettiniz?" sorusuna şöyle yanıt verdi:
Şimdi biliyorsunuz, biz Mustafa Kemal Atatürk’ün yolunda, onu ebedi lider gören insanlarız. Ne diyor Mustafa Kemal Atatürk? 'Umutsuzluk yoktur' diyor. 'Umutsuz insan vardır' diyor. Dolayısıyla umutsuzluk diye bir şey yok. Bazı süreçler vardır ki bizim gibi insanlar için zordur. Bunlar bir engel gibi görülür ve başka muameleyle karşı karşıya gelirler. Ama bizim inançlarımız var, o doğrultuda devam ederiz.
Ama şöyle söyleyeyim: Elbette bir hukuksuzluk var. Ama şunu gördüm; benim tahliye olmam bir kere adalete güvenin var olması gerektiğinin de bir kanıtıydı aynı zamanda. Elbette eleştirdiğimiz, doğru olmadığını söylediğimiz bir yığın şey oluyor. Ama sonuçta adalete olan güvenimizin sarsılmamasını sağlayan kararlar da alınıyor.
"6 Şubat" hatırlatması
Bizim gibi insanlar, buradan kimse yanlış anlamasın; kendime önem atfetmek için söylemiyorum ama bizim gibi insanlar ülke adına çok önemli işler yapan insanlar. Kendimize önem atfetmiyoruz ama ülke için yaptığımız işlere önem atfetmek gerekiyor. Bizim bu millete, ülkemize, şehrimize hizmetten alıkonulmamız işin acısı. Yoksa acı geçiyor. Mesela dün 6 Şubat’tı, andık. O acı asla geçmiyor. Ama 712 gün, 312 gün, 212 gün bir şekilde geçiyor. Ama depremdeki acılar geçmiyor... Depremde ve deprem dışında çok önemli hizmetler yapan bizlerin işimizden, ülkemize hizmetten alıkonulmamız... Önemli olan o yani."
"Şimdi Zeydan Karalar niye göreve dönmesin?"
Karalar, göreve iade edilme sürecine dair, "Cuma günü geldim. Göreve iade edilmeme ihtimalini düşünmek istemiyorum. Her fırsatta söylüyorum. Çünkü dosyada benimle benzer suçlarla itham edilen, 'suçludur' demiyorum, onu ben bilemem, sonuçta hukuka ait bir konu ama arkadaşların neredeyse hepsinin özgürlüklerine kavuşacaklarına inanıyorum. Savunmalarının tamamını dinledim. Dolayısıyla sonucun olumlu biteceği kanaatini taşıyorum. Fakat benimle ilgili aynı suçla suçlanan belediye başkanları görevde. Şimdi Zeydan Karalar ne diye göreve dönmesin? Nasıl bir gerekçe uyduracağız yani?" diye sordu. Karalar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
Bizim vekil olarak tayin ettiğimiz kardeşimiz bu süreci çok iyi yönetti. Bizle de diyalog kurdu, kurmak da durumundaydı. Çünkü olaya vakıf olan benim. Nerede başlamışım, neye başlamışım, neyi yapmam gerekiyor, onun kaynağını nereden bulmam gerekiyor; onların hepsi benim kafamda. Dolayısıyla bu süreci çok büyük bir hasarla atlatmadık. İyi gitti, bundan sonra daha da iyi olur. Yapmak istediğimiz çok önemli işler var. Adana çok eski bir kent. Büyük hizmetlere muhtaç ve ciddi manada bir deprem yaşadı. Hep söylüyoruz; 418 kaybımız var ama çok bina yıkıldı. Onların altyapısı, suyu ve başka hizmetleri var. Bir de eski bir kent. Kötü yapılanmış. Bir yeri yıkıp bir şey yapmak mümkün değil. Trafiği düzeltmek gerekiyor, hava kirliliğini düzeltmek gerekiyor, başka sorunları düzeltmek gerekiyor. Yeni hizmetler yapmak gerekiyor. Adana’da yapılacak çok iş var. Bunların hepsinin altından kalkacağız inşallah.
ANKA