Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeni Yol Partisi Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, dünyada çocuklara bayram armağan eden tek ülkenin çocuklarını koruyamadığını ifade ederek, Türkiye'nin, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı, çocukların okullarda katledildiği bir haftanın gölgesinde karşılayacağını söyledi.
Vefat eden çocukların yasıyla çocuk bayramına girildiğini ifade eden Arıkan, şunları kaydetti:
Bugün maalesef-çocuklarını koruyamayan bir düzenin içindeyiz. Çocuklarını, şiddetten, çetelerden, uyuşturucudan koruyamayan bir düzen ile karşı karşıyayız. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırılar; ahlaki çürümenin; üstünü artık örtemediği bir düzenin kaçınılmaz bir sonucudur. Bu bozuk düzen, ekranlarda şiddeti çocuklara kahramanlık olarak gösterdi, sokaklarda vicdanın değil, kabadayılığın ayakta kaldığını gösterdi, çocuklar bunlarla büyüdü. Sonra da çıkıp diyorlar ki, 'Bu çocuklar niye böyle oldu'. İktidara soruyorum, 24 yıl boyunca ne ektiniz de, ne biçmeyi umuyorsunuz? Bu hadiseler, 'güvenlik tedbiri aldık' deyip işin içinden çıkılacak hadiseler değildir.
"Cenaze namazında politik saf belirlediniz"
Kahramanmaraş’taki saldırıda hayatını kaybeden Yusuf Tarık Gül’ün cenaze namazına ilişkin de konuşan Arıkan, "Yusuf’un ismi listede parantez içinde yazıldı. Fotoğrafı medyaya servis edilmedi, bakanlar cenaze namazına katılmadı. Bütün bunların sebebi ne biliyor musunuz? Çünkü yavrumuzun babası KHK’lı polis memuruymuş. Şimdi sormak istiyorum, bu ülkede, çocuklar için kılınan cenaze namazlarında dahi politik saflar belirlemeye hiç mi utanmadınız? 'Siyaset üstü bir meseledir' dediğiniz bu konuyu musalla taşının üstünde nasıl siyasete indirgediniz? Bu hadise, tarihe sizin işlediğiniz bir utanç olarak yazılacak" ifadelerini kullandı.
"Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki katliamlar göz göre göre gelmiş"
İçişleri Bakanlığı’nın 2025 yılı "Çocukların Karıştığı Suç Raporu" verilerini paylaşan Arıkan, suç oranlarındaki artışın katliamların habercisi olduğunu belirtti. Raporun kasten yaralamada yüzde 68, uyuşturucu suçlarında yüzde 144 ve organize suçlarda yüzde 236 artış gösterdiğini ifade eden Arıkan, "Yani rapor diyor ki, Şanlıurfa’daki ve Kahramanmaraş’taki katliamlar, göz göre göre, bağıra bağıra gelmiş" dedi.
Arıkan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, şiddetin nedeni olarak dizileri ve popüler kültürü işaret etmesine de değinerek, "Açıklamaya bakılırsa Sayın Cumhurbaşkanı da durumdan rahatsız. Sayın Cumhurbaşkanına milletimiz adına sesleniyorum, siz rahatsızlık makamında değil sorumluluk makamındasınız" diye konuştu.
Türkiye'nin yeni Susurluğu: "Gülistan Doku davası"
"Bugün Türkiye'nin sokaklarında ve adliye koridorlarında kurguyla örtülemeyecek kadar ağır bir adalet krizi hüküm sürüyor" diyen Arıkan, Gülistan Doku, Rabia Naz ve Rojin Kabaiş dosyalarını hatırlattı.
Gülistan Doku soruşturmasına ilişkin iddiaları, "Türkiye'nin yeni Susurluğu" olarak nitelendiren Arıkan, şunları söyledi:
Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı kuzunun hesabını soracağız' diye çıktığınız yolda, Uzunçayır'ın kenarında katledilen kızımızın, cesedini dahi ailesine çok görenleri, koruyacak sistemi siz hangi ara kurdunuz? Bu tablo, Türkiye’nin yeni Susurluğudur. Yıllar evvel o kamyonun altından çıkan kirli ilişkiler ağı, bugün devletin koridorlarında boy gösteriyor. O gün suçlular kaçacak delik arıyordu, bugünse suçun delillerini bizzat devlet gücüyle, devletin imkanlarıyla yok etmeye çalışıyorlar. Bu olay, dünya suç tarihinin gördüğü en büyük delil karartma operasyonudur.
"Ne Barrack ne de avanesi bu toprakları Epstein Adası ile karıştırmasın"
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki açıklamalarına da tepki gösteren Arıkan, büyükelçinin "istenmeyen kişi" ilan edilmesi gerektiğini söyledi. Arıkan, şöyle konuştu:
Barrack diyor ki, bu bölge 'güce' saygı duyuyormuş. Böyle bir cehalet, ancak Trump'ın atadığı bir büyükelçiye yakışırdı. Barrack eğer bu bölgenin neye saygı duyduğunu görmek isterse, bu bölgeye, geçmişte gücüne güvenerek gelen, geldikleri gibi gidenlere baksın. Vietnam’da, Afganistan’da, Irak'ta ve bugün İran’da bataklığa saplanan ordularına baksın. Çanakkale'ye, Dumlupınar'a baksın. Bu bölgenin, güce saygısı değil tam tersi alerjisi var. Bundan dolayı bu coğrafyada zalim olanlar değil, adil olanlar kök salmayı başarmışlardır. Ne Barrack ne de avanesi, bu toprakları Epstein Adası ile karıştırmasın. Tom Barrack, bu hadsiz açıklamaları yaparken iktidar yetkilileri aynı salonda oturuyordu. Sayın Cumhurbaşkanının 'Egemenlik haklarımızla ilgili konudur ve bundan geri adım atmayacağız' dediği S-400 hakkında da Barrack konuştu, 'yakında çözülecek' dedi. Bütün bunlar olurken hiçbir iktidar yetkilisi çıkıpta 'One Minute Barrack, haddini aşma' deme cesaretini gösteremedi. Türkiye, AK Parti’den büyüktür. İktidar sessiz kalmış olabilir ama milletimiz adına, Türkiye adına aziz milletimizin iradesinin tecelligahı olan bu Meclisten söylüyoruz. 'One Minute Barrack'. Siz bu millete yön tayin edemezsiniz. Siz ülkemiz hakkında fikir belirtemezsiniz. Size karşı vermiş olduğumuz destansı mücadeleyle ayakta kalan bu devleti, Siyonist İsrail ile aynı ittifakta gösteremezsiniz. Tom Barrack denen bu şahıs "İstenmeyen Kişi" ilan edilmelidir. Epstein Adası müdavimlerinin bu ülkede yeri olmamalıdır.
Arıkan'dan ittifak çağrısı
Konuşmasının sonunda tüm siyasi bileşenleri "Vicdan, Adalet ve Barış" ekseninde birlikte yürümeye davet eden Arıkan, Saadet Partisi'nin seçim seferberliğini ilan ederek, "Türkiye Divanımızda, 'seçim seferberliğimizi' Tüm Türkiye’ye ilan ettik. Bizim ittifak önerimiz; birlikte yürüyebileceğimiz yol önerisi. Hem Türkiye'de hem Dünya’da tüm insanlara açık bir çağrı. Vicdan, adalet ve barış. İktidarın da muhalefetin de tüm bileşenlerini hak ve adalet ekseninde birlikte yürümeye davet ediyoruz. Kapımız herkese açık ama 'kötülüğün sıradanlığına' kapalı. Geliniz hep beraber, daha adil, daha müreffeh, bir Türkiye’yi inşa edelim" dedi.
ANKA