Osmanlı Ermenilerinin Türkçe besteleri bize ne anlatıyor?

Dr. Halim Gençoğlu, Independent Türkçe için yazdı

Görsel: islamansiklopedisi.org.tr

Osmanlı İmparatorluğu’nun çok kültürlü yapısı, müzik sanatında da belirgin bir entegrasyon ve karşılıklı etkileşim alanı yaratmıştır. Ermeni kökenli bestekârlar, Klasik Türk Müziği’nin gelişiminde önemli roller üstlenmiş olup, saray, mevlevî çevreler ve halk müziği repertuvarına aktif katkı sağlamışlardır. Bu çalışma, Hamparsum Limonciyan, Tatyos Efendi, Bimen Şen ve benzeri Ermeni asıllı müzisyenlerin eserlerini ve toplumsal konumlarını inceleyerek, Türk milletinin farklı etnik kökenleri ayrımcılık yapmadan kucaklayan hoşgörülü yapısını vurgulamaktadır. Bu örnekler, Osmanlı ve erken Cumhuriyet toplumunda Ermenilerin müzik hayatındaki yüksek statüsünü belgelemekte olup, sistematik bir dışlama veya yok etme politikası iddialarını çürütecek niteliktedir.

Bir Musikişinas Hamparsum Limonciyan

Hamparsum Limonciyan (1768-1839), Osmanlı müzik tarihinde dönüm noktası olan Hamparsum notasını geliştiren Ermeni asıllı bestekâr ve notacıdır. III. Selim döneminde desteklenen bu nota sistemi, eski Ermeni khaz sisteminden esinlenerek Türk müziğinin perdelerini ve aralıklarını doğru aktarabilecek şekilde tasarlanmıştır. Bu icat, binlerce eserin günümüze ulaşmasını sağlamış olup, Klasik Türk Müziği’nin yazılı kayıt altına alınmasında temel araç haline gelmiştir. Limonciyan, saray çevresinde ve Mevlevîhanelerde kabul görmüş, besteleriyle de repertuvara katkı sunmuştur.

Tatyos Efendi’nin Katkıları

Kemani Tateos Ekserciyan, (1858-1913), keman virtüözü ve bestekâr olarak tanınır. Ortaköy Ermeni Kilisesi kökenli olmasına rağmen, Osmanlı müzik çevrelerinde “Efendi” unvanıyla anılmış ve halka açık konserler vermiştir.  Repertuvara sekiz peşrev, altı saz semaisi ve kırkyedi şarkı bırakmış olup, hüseyni, suzinak ve rast makamlarındaki eserleri klasikler arasındadır. Saray ve elit çevrelerde takdir edilmiş, Türk müziğinin en verimli bestekârlarından biri olarak kabul edilmiştir. Halk arasında bilinen “Gamzedeyim deva bulmam” şarkısının hem bestekârı hem güftecisi Kemanî Tatyos Efendi’dir

Bimen Şen’in Katkıları

Bimen Şen (B. Dergazaryan, 1873-1943), Bursa doğumlu hanende ve bestekârdır. Nota bilmeden güfte ilhamıyla beste yapan Şen, Türk müziğine sekizyüzün üzerinde eser kazandırmıştır. Uşşak, hicaz, hüzzam ve segah makamlarında sevgi ve tabiat temalı şarkılarıyla ünlüdür. Yüzüm Şen, Hatıram Şen, Nereden Sevdim O Zalim Kadını vb. Gibi eserleri halen popülerdir. 1915 olaylarından sonra da İstanbul’da yaşamış ve Cumhuriyet döneminde eserler üretmeye devam etmiştir. Bu durum, onun toplumda dışlanmadan kabul gördüğünü göstermektedir ki demekki isyana katılmayan Ermenilerin tehcire maruz kalmadıkları anlaşılır. Şen soyismi kendisine Atatürk tarafından verilmiştir.

Bu bestekarlar genellikle İstanbul merkezli çalışmış, saray müzisyenliği yapmış veya özel meclislerde icra etmişlerdir. Eserleri makam ve usul çeşitliliğiyle Türk müziğinin neo-klasik dönemini zenginleştirmiştir. Osmanlı’nın çok sesli kültürel ortamında Ermeni müzisyenlerin katkıları, Türk klasik müziğinin evrensel değerini artıran bir mozaik parçasıdır. 

Toplumsal Kucaklama ve Tarihî Perspektif

Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Ermeni toplumu müzik alanında önemli bir yer tutmuş ve Türk klasik müziğinin (Osmanlı musikisi) gelişimine değerli katkılarda bulunmuştur. Çok kültürlü yapı sayesinde Ermeni müzisyenler, genellikle kilise korolarında yetişerek müzik eğitimini almış, ardından saray, meclis ve fasıl çevrelerinde aktif rol oynamışlardır. Bu katkılar beste, icra, eğitim ve özellikle nota yazımı alanlarında yoğunlaşmıştır.

Bunların haricinde bilinen Ermeni bestekarlardan Nikoğos Ağa (Nikoğos Balyan, 1830-1885) Hanende ve bestekar olup Leyla Saz gibi isimleri yetiştirmiş, şarkılarıyla fasıl müziğine katkı sağlamıştır. Yine Keman ve kemençe ustası olarak bilinen Karnik Garmiryan yüzden fazla eser bestelemiş, peşrev ve saz semaileriyle bilinir. Artin Ağa (Yarutin Havadurin) ise Hamparsum notasıyla eski eserleri modern notaya aktarmış, unutulmaktan kurtarmıştır. Ondört peşrev ve otuz saz semaisi bırakmıştır. Kemani Aleksan Ağa Peşrev, saz semaisi ve şarkılar bestelemiş; “Bir güzele kuldum ta gönülden vuruldum” gibi eserleri ile tanınmıştır. Agop Ağa (Şaşı), Tanburi Aleksan Ağa, Serkis Efendi gibi Ermeni müzisyenler de repertuvara şarkılar kazandırmıştır. 

Bu Ermeni kökenli bestekârların Osmanlı sarayında, Mevlevî çevrelerde ve halk arasında yüksek statü kazanması, Türk milletinin ırkçı bir yaklaşım benimsemediğini açıkça ortaya koymaktadır. Farklı kökenlerden bireyler, yetenekleri doğrultusunda ayrım gözetilmeksizin entegre olmuş ve Türk müziğinin zenginleşmesine katkı sağlamıştır. Özellikle Bimen Şen’in 1915 sonrası uzun ömürlü kariyeri ve Tatyos Efendi’nin “Efendi” unvanı, sistematik bir hakir görme veya dışlama politikası olmadığını belgelemektedir. Bu örnekler, Ermeni soykırımı iddialarının dünya genelinde tek taraflı yorumlara dayandığını, zira Osmanlı toplumunun Ermenileri kültürel olarak kucakladığını güçlü bir şekilde izah etmektedir. 

1492’de İspanya’dan kovulan Sefarad Yahudileri’ni Sultan II. Bayezid’in davet etmesiyle Osmanlı toprakları Yahudiler için bir sığınak haline gelmişti. Yahudiler İstanbul, Selanik, İzmir, Edirne, Bursa gibi şehirlerde büyük ve refah içinde topluluklar kurdular.

Halbuki kıyaslayacak olursak mesela Ortaçağ’dan beri Yahudiler Almanya’da sık sık hor görülme, suçlama (veba suçlaması, kan iftirası) ve pogromlara maruz kaldılar. 19.  yüzyılda aydınlanma ile birlikte Yahudiler toplumda yükseldi, bilimde, sanatta, ticarette büyük katkılar sağladılar. Ancak bu yükselişle birlikte modern antisemitizm de güçlendi. Özellikle 1870’lerden sonra ırkçı ideolojiler Yahudileri yabancı unsur olarak damgaladı. Halbuki Osmanlı’daki Yahudiler, Avrupa’daki gibi sürekli bir tehdit altında yaşamadı; aksine devlet tarafından korunup entegre edildiler. Bu da Osmanlı’nın çok milletli yapısının ve hoşgörüsünün bir başka somut kanıtıdır. Ermeni müzisyenler örneğinde olduğu gibi, Yahudiler de Osmanlı kültürüne katkıda bulundular.

Osmanlı’daki millet sistemi gibi yapılar daha fazla anlayış sağlarken, diğer sömürge örneklerinde baskı veya yok etme ön planda olunca etkileşim ya sınırlı kaldı ya da tek taraflı oldu.  Bu yüzden Osmanlı hoşgörülü yaklaşımı soykırm zihniyeti ile yaşayan toplumlara benzemeyen kucaklayıcı bir perspektif sunuyor.  

Dolayısıyla Osmanlı Ermenilerinin Türkçe besteleri, bize yalnızca notaların geçmişini değil birlikte yaşanmış bir dilin, paylaşılan bir duygunun ve müşterek bir hafızanın sesini anlatır. Kelimeler etnik sınırları aşar, makamlar kimlik tartışmalarından daha eski bir hakikati fısıldar ve Osmanlı şehirlerinde kültür, ayrışarak değil, birbirine karışarak var olmuştur. Ermeni bestekârların Türkçe yazdığı bir eser, çatışmanın değil temasın dışlayıcılığın değil yakınlığın müziğidir.

Kaynakça 

  • Gençoğlu, M. S. H. (2025). Risâle-i Kanun-i Ferahnümûn: Nâdir bir risâlenin izinde Türk mûsıkîsinde kanun. Kalan Yayınları.
  • Gençoğlu, M. S. H., & İşçi, C. (2024). Türk müziğine adanmış bir ömür: Kemân üstâdı ve bestekâr Muammer Çetinyay. Kalan Yayınları.
  • Gençoğlu, M. S. H., & Parlat, E. (2023). İzmir’de tasavvufî hayât ve mutasavvıf mûsikîşinâslar: Sufi life in İzmir and Sufi musicians. Kalan Yayınları.
  • Gençoğlu, M. S. H. (2022). Osmanlıca musiki metinleri rehberi (2. baskı). Gece Kitaplığı.
  • Gençoğlu, M. S. H. (2021). Türk müziği tarihinde keman ve ilk keman metodu: The violin in the history of Turkish music and the first violin method. Gece Kitaplığı.
  • Gençoğlu, M. S. H. (2020). Osmanlı belgelerinde Türk mûsikîsi. Akademisyen Kitabevi.
  • Gençoğlu, M. S. H. (2019). Kültür ve bestecilik bakımından Türk musikisi edebiyatı. Akademisyen Yayınevi.
  • Gençoğlu, M. S. H. (2017). Osmanlıca musiki metinleri rehberi (1. baskı). Gece Kitaplığı.
  • TDV İslâm Ansiklopedisi. “Limonciyan, Hamparsum”; “Tatyos Efendi”; “Şen, Bimen”.
  • Kerovpyan, A. & Yılmaz, A. (ed.). Klasik Osmanlı Müziğinde Ermeni Bestekârlar.
  • KOCAV. (2022). “Türk Musikısı’nde Ermeni Sanatkarlar”.- V

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU