Bu makale sizlere, 2025 döneminde ABD Başkanı Donald Trump ile başlayan ve sert gücün de kullanıldığı, benim “kaos stratejisi” olarak ifade ettiğim, oldukça farklı bir politikanın uygulandığını ana hatlarıyla açıklıyor. Strateji ve doktrin gibi genel tanımlamalardan sonra Trump dönemindekilerin savaşı biçimini ve alanlarını tarif edeceğim, son örnek ise Venezuela’da Maduro’ya uygulanan “Mutlak Kararlılık” Operasyonu olacak.
TRUMP’IN GENEL KAOS STRATEJİSİ
Bahsi geçmişken hemen ifade edeyim. 17 Kasım 2025 tarihinde ileri sürdüğüm tez “Kaos stratejisi” idi. Aynı isimli makalemin sonucu öyleydi:
“Trump (veya ABD sistemi) önce ortalığı karıştırıyor ve sonra da bir baskı oluşturuyor... ABD bunu yapabilecek kapasiteye sahip ve bunun için bu yolda ilerleyebileceğini hesaplıyor olmalı. Altyapısı, yapay zekâ ve internet ağlarını kullanımı, siber-uzaydaki etkinliği, istihbarat ve bilişsel savaş yöntemindeki deneyimi ve gücü, kurumların deneyimi, bilgi toplama imkanlarının fazlalığı, Trump gibi bir liderin işbaşında tutulması… Bunlar bu tür bir stratejinin uygulanabilirliğini arttıran bileşenler olarak da karşımızda duruyor. Önerim şu, aradaki sınırı görebilecek bir kalkan oluşturabilmeniz! En iyi kararları verebilirim diye düşünüyorsanız bu sizin düşünceniz olur. Ama gerçek farklı tezahür edebiliyordu. Yaklaşık bir yıldır gördüğümüz ne? Trump'ın masasına oturup da imza atmayan kalmadı, değil mi?”
Fakat daha önce 7 Kasım 2025’te “Küresel stratejik belirsizlik” dönemine girdiğimizi işaret ettim. Bu başlıktaki makalemde şöyle açıkladım:
“Bugün dünya Soğuk Savaş’tan daha geriye mi düştü? Soğuk Savaş zamanında bile nükleer silahlarla daha fazla ilerlenemeyeceğini anlamış Ruslar ile Amerikalılar, bugün sanki her şeye yeni başlıyor gibiler, hatta bütün anlayışları görmezden gelircesine bir tavırla hareket ediyorlar. Soğuk Savaş, barış olmayan bir barış idi. Bugün barışın çokça sözünün edildiği bir tırmanmayı görmekteyiz. Bu bazı grilikleri beraberinde getiriyor. Acaba bu bir küresel stratejik belirsizlik dönemi mi?”
Soğuk Savaş değil, Gri Bölge ve Hibrit Savaşlar oluyor, ABD bir Çok-Alanlı Harekât (Multi Domain Operations) Planı üzerinden savaş içerisinde… Hepsine karşılık diğer politik, ekonomik, teknolojik, vb. unsurları ekleyin ve sonuç, “burada bir şeyle oluyor” sorusunu sormamızı gerektiriyor.
TRUMP ZAMANI ABD STRATEJİSİ
Trump’ın ikinci başkanlık döneminde (2025-2026) dış politika stratejisi, temel olarak “Önce Amerika” ilkesi üzerine kurulu. Bu yaklaşım, ABD’nin ulusal çıkarlarını ön plana çıkarırken küresel yükümlülükleri azaltmayı, “güç üzerinden barış sağlamayı” ve işlemci (transactional) bir diplomasiyi hedefliyor. Aralık 2025’te yayımlanan Ulusal Güvenlik Stratejisi Belgesi (NSS) bu vizyonun resmi manifestosu niteliğinde.
Bu strateji, bazı yorumcularca “izolasyonist” ve “emperyalist” olarak nitelendiriliyor. 2025’te bazı diplomatik faaliyetler (ateşkesler) olsa da, tarifeler ve askeri müdahaleler nedeniyle uluslararası gerilimler artmış durumda. Eleştirmenler tutarsızlık ve içe kapanma görürken, destekçiler “güç üzerinden barış”ı övüyorlar.
Ana İlkeler ve Öncelikler
- Ulusal Çıkar Odaklı Realizm: Demokrasi yayma veya liberal uluslararası düzen koruma gibi ideolojik hedeflerden uzaklaşma. Bunun yerine sınır güvenliği, göç kontrolü, ekonomik güç ve askeri caydırıcılık ön planda.
- Yük Paylaşımı (Burden Sharing): Müttefiklerin (özellikle NATO ve Avrupa) savunma harcamalarını artırmasını talep etme. ABD’nin “dünyanın atlası” olmaktan vazgeçmesi vurgusu.
- Ekonomik Milliyetçilik: Geniş kapsamlı gümrük tarifeleri (örneğin %10 evrensel tarife, bazı ülkelere daha yüksek) dış politika aracı olarak kullanma. Tedarik zincirlerini ABD’ye kaydırma.
- Batı Yarımküre Önceliği: Monroe Doktrini’ne “Trump Tamamlayıcısı” ekleyerek Latin Amerika ve Karayipler’de göç, uyuşturucu kaçakçılığı ve dış müdahalelere karşı askeri/varlık artırma.
- Barış Yapıcı Rol: Trump kendini “Barış Başkanı” olarak konumlandırıyor. Çatışmaları sona erdirmeye odaklanma, ancak gerektiğinde askeri güç kullanımı.
TRUMP DOKTRİNİ
Monroe Doktrini (2.0) olarak ele alınan konu Trump adına “Donroe Doktrini” şeklinde ifade buldu. Sanırım bu da kalıcı bir ifade olmaya aday.
Trump'ın 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS) belgesinde Monroe Doktrini, " Trump Ek Maddesi" (Trump Corollary) olarak güncellenerek yeniden vurgulandı.
Kısaca açıklaması:
Yıllarca ihmal edilen Batı Yarımküre'de (Amerika kıtası) ABD üstünlüğünü yeniden tesis etmek amacıyla Monroe Doktrini yeniden uygulanacak. Bu, özellikle Çin gibi yarımküre dışı güçlerin (non-hemispheric competitors) askeri üs kurmasını, tehdit edici yetenekler konuşlandırmasını veya stratejik varlıkları (limanlar, altyapı, kaynaklar) kontrol etmesini engellemeyi hedefler. Amaç, ABD anavatanını korumak, göç ve uyuşturucu kaçakçılığını önlemek, tedarik zincirlerini güvence altına almak ve bölgesel istikrarı sağlamaktır.
Bu yaklaşım, geleneksel Monroe Doktrini'nin (1823: Avrupa müdahalesine karşı) modern versiyonu olup, odak Çin'in bölgesel nüfuzuna karşıdır. Belge, bunu "Amerikan Güç ve Öncelikleri"nin güçlü bir restorasyonu olarak tanımlar.
Diğer yandan 2025 Ocak ayından itibaren yürürlükteki Trump’ın küresel doktrini mevcuttur. Halen uygulamalar bu doktrine uygundur. 1 Ağustos 2025’te “Trump doktrini” konusunu yazdım.
Bir açıklamam şöyle:
“Güç iki şekilde kullanılır: Birincisi, caydırıcılık; ikincisi ise fiili müdahale.”
Trump, belirttiğim bu fiili müdahaleleri yapıyor mu? Evet.
En kısa biçimde Tump Doktrini şöyle:
"Güç kullanarak barışı tesis etmek, bunun için önce Amerika'yı Yeniden Büyük Yapmak (MAGA), bunun devamında ABD rehberliğiyle dünyada barışı sağlamak!"
Venezuela operasyonu hem Trump’ın bölgesel ve küresel nitelikli doktrinini hem de ABD’nin çıkarcı politikasını belirginleştirdi.
Bölgesel Yaklaşımlar
- Çin: Önceki yönetimlerin aksine “bir numaralı tehdit” olmaktan çıkarıldı; ekonomik rekabet ve pragmatik işbirliği ön planda (örneğin çip satış onayları yanında tarifeler).
- Avrupa ve NATO: Sert eleştiriler (göç politikaları ve “medeniyet erozyonu” uyarısı). Savunma harcamalarını %5 GSYİH’ya çıkarma baskısı.
- Orta Doğu: İsrail-Hamas ateşkesinde başarı iddia ediliyor. Gazze için tartışmalı öneriler (ABD kontrolü veya yeniden geliştirme). İran nükleer tesislerine müdahale, Yemen’de Husi operasyonları.
- Ukrayna-Rusya: Savaşı bitirme çabaları, ancak tam çözüm sağlanamamış. Putin ve Zelensky ile doğrudan görüşmeler.
- Latin Amerika: Venezuela’ya yönelik operasyonlar, uyuşturucu kartellerine karşı askeri müdahaleler.
- Diğer: Afrika’da (Nijerya) terörle mücadele, Suriye ile normalleşme adımları.
Savaş Bakanlığı
“Savaş Bakanlığı” başlıklı makalemi 26 Ağustos 2025 tarihinde yayımladım. Malum, ABD Savunma Bakanlığı birden Savaş Bakanlığı oluverdi. Neden? Demokratik ülkeler için “savunma” sözcüğünün bir karşılığı vardır. ABD neden “savaş” dedi? Bunu sorguladım.
Şöyle ifade ettim:
“Saldırgan, işgalci, totoliter zihniyettekiler için verilen mesaj; savaşa hazırız, ancak barış istiyoruz, bunun için caydırıcı güce sahibiz, güçlüyüz, bilinçliyiz şeklindedir. Zalimce eylemlere karşı insanlığın ilerlemesi adına lüzum görülen tavır, savunma ifadesiyle vücut bulur. Savaşta mıyız? Trump bunu mu ima etti? Yoksa Trump yönetimi bilinenlerin ötesinde bir politik sürece mi girdi? Tartışılması gereken husus bu merkezdedir. Eğer ABD bir tür savaşta olduğunu veya olacağını değerlendirdi ise bu sadece onları değil dünyayı ilgilendirir.”
Evet, Trump savaş başlattı ama nasıl bir savaş? Kendi tarif ettiği şekildeki savaş. Rusya’nın yaptığı gibi değil.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth 9 Kasım 2025 tarihinde şöyle söyledi:
“Sanayimizi savaş zamanı düzenine geçiriyoruz. Bu 1939 anı. Düşmanlar toplanıyor, tehditler büyüyor. Hissediyor musunuz? Ben hissediyorum. Savaşı önleyeceksek şimdi savaşa hazırlanmamız gerekiyor.”
Pete Hegseth neyi hatırlatıyor? Belki de sadece Venezuela değildir, başka operasyonlardan da bahsediyordur. Çünkü 1939, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesiydi!
Trump Yönetimi Altında ABD’nin Gerçekleştirdiği Başlıca Askeri Operasyonlar
- Yemen: Mart 2025’te başlayan ve “Operation Rough Rider” kod adlı hava saldırıları kampanyası ile İran destekli Husi isyancılara karşı yoğun bombardımanlar yapıldı. Bu operasyonlar Mayıs 2025’te ateşkesle sona erdi.
- Somali: IŞİD ve El Şabab hedeflerine karşı hava saldırıları devam etti ve artırıldı.
- Irak ve Suriye: IŞİD hedeflerine yönelik devam eden operasyonlar.
- İran: Haziran 2025’te İran’ın nükleer tesislerine yönelik doğrudan hava saldırıları gerçekleştirildi (İsrail’in başlattığı çatışmada ABD katılımı).
- Nijerya: Aralık 2025’te IŞİD bağlantılı gruplara karşı hava saldırıları.
- Venezuela: Eylül 2025’ten itibaren Karayip ve Pasifik’te uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle tekne saldırılarının yanı sıra, Aralık 2025’te kara hedeflerine (liman tesisleri) ve Ocak 2026’da büyük ölçekli operasyonla Caracas dahil hedeflere saldırılar; Nicolás Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlandı. Bu operasyonun adı: Mutlak Kararlılık
Bu operasyonlar, toplamda 600’den fazla hava saldırısı içeriyordu ve bazıları önceki yönetimlerden devam edendi (örneğin Somali, Yemen, Irak/Suriye), ancak Trump döneminde yeni hedefler (İran, Nijerya, Venezuela) eklendi. Uluslararası hukuk tartışmaları ve sivil kayıplar rapor edildi, ancak yönetim bunları ulusal güvenlik ve uyuşturucuyla mücadele gerekçesiyle savundu.
Benim 9 Kasım 2025 tarihinde açıkladığım Trump’ın politikasında yer alan bir “dominasyon” konusu vardı (makale olarak 10 Kasım’da yayımlandı: “Trump'ın küresel stratejisi ve dominasyon politikasına karşı”) Aslında bu pratik bir açıklamaydı.
Burada belirtilen hususlara göz atalım:
- ABD ile ortak olunacak!
- ABD'de yatırım yapılacak ve bu yatırımlar yüksek teknolojiye ait olacak!
- Nihayetinde ABD, dolayısıyla Trump, dünyaya "barış" getirendir!
- Nadir toprak elementleri için ABD ile anlaşma yapılacak!
- Enerji piyasası tamamen ABD otoritesinde olmayı sürdürecek!
- Dünya tekrar silahlanma dönemine girecek!
- NATO küresel çıkarlara hizmet edecek ve Avrupa artık daha fazla elini taşın altına koyacak!
- ABD yaptırımlar konusunu bir baskı aracı olarak kullanılmaya devam edecek!
- Oranlar ABD'yi gözetecek biçimde ticarette gümrük tarifeleri yeniden tanzim edilecek!
- ABD bütün bunları her alanda dominasyon sağlayarak yapacak, çünkü dünyada “rehber güç” ABD'dir!
Venezuela’ya “Mutlak Kararlılık” Operasyonu
Operasyondan yaklaşık iki ay önce, 6 Kasım 2025 tarihinde “Öyleyse savaşa devam!” dedim ve bu başlıklı makalemde Venezuela konusunda net bir biçimde şunları açıkladım:
“Öyle görünüyor ki Venezuela için konu sadece kartellerle mücadele de değil, otokrat Maduro rejimini değiştirmek ve yerine demokratik ve ABD yanlısı bir hükümet kurmak. Bu ne işe yarayacak? ABD dünyanın en geniş petrol rezervine sahip Venezuela’yı tam kontrolüne almak istiyor olabilir mi?..”
28 Kasım 2025, makalemin başlığı şöyle: “2025'in sonunda dünya: Barış mı, yeni bir Soğuk Savaş mı, yoksa kontrollü kaos mu?”
Burada 2025 yılını bitiriyoruz, 2026’da neler olabileceğini işaret ediyorken, Venezuela’ya önemle yer veriyorum.
“Trump'ın ikinci döneminde Latin Amerika'ya ilgisi arttı. Maduro hâlâ iktidarda, ama ekonomi çöktü, ordu içindeki hoşnutsuzluk zirvede. ABD'nin Güney Komutanlığı (SOUTHCOM) 2025 boyunca Kolombiya ve Brezilya sınırına yığınak yaptı. Senaryolar: A) Kontrollü bir darbe ve geçiş hükümeti... B) Doğrudan ABD müdahalesi... C) Rusya-Çin destekli Maduro'nun direnmesi: Karayipler'de yeni bir gerilim hattı. 2026'nın ilk çeyreğinde bir şeyler olacak gibi görünüyor.”
Peki oldu mu? Oldu!..
Operasyon tarihi (ABD’ye göre) 2-3 Ocak 2026: Operasyonun asıl amacı, Venezuela petrolünü ABD enerji devlerinin kontrolüne açmak. En büyük kazanan: ABD petrol sektörü ve Trump’ın politik gündemi.
Tarih 4 Ocak 2026, operasyon sonrası açıklamalarım “ABD’nin Venezuela operasyonu: Stratejik analiz ve jeopolitik yansımalar” başlıklı makalemde. Burada objektifi geniş ölçeğe ayarlayıp bilinmesi gerekenleri açıkladım.
“ABD tarafından kontrollü bir darbe yerine “doğrudan askeri-operasyonel müdahale” yapıldı. Bu seçenek iyi çalışılmıştı. Risk vardı, ancak riskler her yönüyle yapılan hazırlıkla ortadan kaldırılmıştı.
Demek ki ABD Kongresi böylesi bir müdahaleye yeşil ışık yakmıştı. Tersini düşünelim, Kongre yeşil ışık yakmadıysa da Trump böylesi bir oldubittiyle sağlam bir hamle geliştirmiş oldu. Bu noktada Trump’ın liderliği ön plana çıkmış oldu. Operasyon bittikten ve sonuç alındıktan sonra ABD içinde kazancın geldiğine ve riskin olmadığına kanaat getirildi ki işte bu dominasyon olarak not edilen husustu.
Venezuela operasyonu önce petrolcüleri sevindirdi. En önemli konu buydu, petrol. Sonra uyuşturucuyla mücadeleyi ciddiye alan ABD halkı tatmin oldu. Ama önemlisi bazı ikna olmayan Cumhuriyetçi senatörler vardı ki şimdi onlar da Trump yanında olacaklardı. Artık Kongre tamamen Trump'ın yönetimine direnmeden evet diyen bir yer haline geldi sayılır.
Bu durum yapılacak ara seçimlere doğrudan yansıyacaktı. İleri gidelim, Trump’ın politikası ve doktrini küresel kazanımları daha da zorlayacaktı.
Amerika’yı tekrar büyük yap (MAGA) ifadesinin karşılığı buydu. Trump’ın sert gücü kullanma doktrini bunu gerektiriyordu. Petrolü ve sermayeyi geliştirmek, politikacı ve iş insanı olduğu kadar vatandaşa dönük ekonomik şartlar, neticede gerçek kazan-kazan sistemine yeni musluklar açmak buydu.”
Bu iş neyi değiştirecek, nerede duracak?
“ABD veya Trump istediğini yaptı ve dünyadan ciddi tepki çıkmadı. Bir operasyonu bir ülkeye, ki petrol zengini bir ülkeden bahsediyoruz, gelecek onlarca yıl ABD’nin enerji politikalarını domine etmesi şeklinde geçecek, böylesi film setinde yaşananlar gibi yapacaksınız ve çıt çıkmayacak!
Operasyon askeri manada eksiksizdi; başarısız olsalardı tersi durum çok acı olurdu. Stratejik manada bu operasyon hibrit güç uygulamanın en son örneğidir.
Ancak bu olay Irak/Libya paralellikleri, kalıcı istikrarın zorluğunu hatırlatıyor. Hatta Trump’a kulak verilirse açık ki bu olay başka diktatörler için de sinyal veriyor; örneğin İran.
Venezuela petrolü için ABD petrol şirketleri hemen konuya dahil olacaklar.
Buradan başka ABD hedefi hatırlatmaları da yapalım: Meksika, Kolombiya, İran ve belki de Nijerya...
Venezuela’nın geleceği, muhalefetin birliği ve ABD’nin geçiş yönetimi planlarına bağlı; realist perspektiften bakıldığında, kontrollü kaos kısa vadede baskın görünüyor.
Romantik ideolojik takıntıları altüst eden ve gerçekçiliği yeniden vurgulayan bu Trump politikası, şüphesiz ki dünyanın dört bir yanındaki içe dönük bakış açılarına sahip olanlarda bir burukluk duygusu yaratacaktır.”
Bu ifadelerime şimdi çok kısa biçimde ekleme yapayım.
ABD’nin Venezuela operasyonu en çok şu kesimlerin maddi ve politik çıkar sağlıyor:
- Maddi: Büyük ABD petrol şirketleri (Chevron, ExxonMobil, ConocoPhillips): Venezuela’nın devasa petrol rezervlerine erişim, eski kayıpların telafisi ve milyarlarca dolarlık yeni yatırım/kâr fırsatları.
- Politik: Trump yönetimi ve Cumhuriyetçi şahinler (“Önce Amerika” enerji politikası zaferi, göç ve güvenlik bahanesiyle iç politik puan). Florida gibi Venezuelalı göçmen yoğun eyaletlerdeki Cumhuriyetçi taban (Maduro’nun devrilmesiyle anti-sosyalist oy konsolidasyonu).
SONUÇ
Ülkemizde olaylara bütüncül bakan, zamanından önce olabilecekleri hesap edip buna göre öncelikleri ifade eden, hatta stratejiyi iyi bilen çok insan sayısı çok az. Örnek olması açısından bu konuyu geniş biçimde ele aldım.
Gençler neleri öncelikli görmeliler? Liderlerin, politikacıların, bürokratların ifadeleri ile bazı medya organlarının referans verilmesine dayalı yapılan çalışmalar yetmez, bundan önce analitik çalışmalar yapmak gerekir. Bunlar analiz bile olmaz.
Dünya çok sorunlu bir hal aldı ve öyleyse çalışmalar daha titizlikle yapılmalıdır. Öngörü sahibi olmak ve ileriki süreçlere, planlamalara ciddi biçimde katkı vermek gerekir.
Bu Trump’ın daha iki yılı var. Başında çok dert var ama şimdiden ABD’nin büyük sermayesine hizmet eden bir liderlik profili çiziyor hem kendi usulünce. O halde önümüzdeki iki yıl inanın çok zor geçecek, sürprizlerle dolu olacak.
Venezuela örneği korkunç bir örnek!
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish