Rus basınında Gazze savaşı: "İsrail ya da Amerikan tankının zırhıyla Gazze'ye dönmeyi beklemiyoruz"

Gazze savaşının 98. gününde Rus basını yaşananları nasıl görüyor?

Independent Türkçe için 12 Ocak Cuma günü Rus basınında yer alan haber ve analizleri derledik:

Gazze savaşının 98. gününde Rus basını yaşananları nasıl görüyor?

           
Kommersant:

Kommersant'ın Tel Aviv muhabiri Mikhail Gurevich'in haberi özetle şu şekilde:
 

 

İsrail yalnız değil

Yahudi devletinde savaş ve barış konularında ciddi anlaşmazlıklar ortaya çıktı

Kudüs ve Ramallah'taki müzakerelerin ardından düzenlenen basın toplantısında konuşan ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, diğer konuların yanı sıra İsrail hükümetiyle Hamas'la savaşın sona erdirilmesi ve Gazze Şeridi'nin savaş sonrası yapısına ilişkin anlaşmalar hakkında konuştu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu sözlerini ne doğruladı ne de yalanladı. Bunun nedeni, Kommersant'ın Tel Aviv muhabiri Mikhail Gurevich'e göre, yalnızca siyasi düzende değil, aynı zamanda İsrail liderliğinde de bu konularda keskin çelişkiler var ve başbakanın bu konuda yapacağı herhangi bir açıklama endişe verici olacaktır. Hükümetin çöküşünden öncesine kadar onun için ciddi sorunlar vardı.

Hamas savaşçılarının 7 Ekim'de yaptığı kanlı katliamdan sonra İsrail'deki tüm görüş ayrılıkları yerini dayanışmaya ve umumi düşmana karşı birleşmeye bırakmıştı. Ancak artık 3 ay sonra askeri hareketlerin sürmesinin yerini tamamen siyasi tartışmalara, zaman zaman ise açık skandallara bırakabileceği anlaşıldı.

"Ertesi günün" konuşulmasının planladığı hükümet toplantılarının birinde bu durum yaşandı. Toplantının başlamasına 2 saat kala 7 Ekim koşullarını araştırmak için ordunun dahili komisyon kurduğu, bakanların ise Gazze'nin savaştan sonra yeniden kurulmasını konuşmak yerine yüksek sesle askeri yönetimin kararını müzakere ettiler. Ortamı şahsen sakinleştiren başbakan artık geç olduğunu ve eve gitmek gerektiğini söyledi.

Belki de durumdan kurtulmanın en kötü yolu bu değildi, çünkü açıkçası mevcut kabine sektörü yönetmek için herhangi bir uygun format üzerinde anlaşamıyor.

Parlamento çoğunluğunda iki aşırı radikal parti olan Yahudi Gücü ve Dini Siyonizm Partileri önleyici rolü oynuyorlar. Onların planına göre Gazze'ye Yahudi yerleşimcilerin geri getirilmesi ve "Filistinlilerin gönüllü muhaceretine" fırsat oluşturulması gerekir.

Buna benzer düşünceleri sadece Amerikalı müttefikler değil Binyamin Netanyahu'nun ılımlı meslektaşları da süngüyle karşılıyorlar. İşte bundan dolayı Bibi Gazze ahalisinin savaştan sonraki yaşamının nasıl kurulmasını değil orada neyin olmamasına ilişkin konuşmayı tercih ediyor.

Buna benzer bir plana ilişkin görüşler seslendirmeyi Savunma Bakanı Yoav Galant da uygun buldu. Kendi adından ve diğer güvenlik kurumlarının adından o Gazze'ye götürülecek malların kontrolünün İsrail'e bırakılmasını, Gazze Şeridi'nin yeniden yapılmasını uluslararası koalisyona verilmesini, Hamas'la ilişkisi olmayan yerel memurların idare görevlere getirilmesini önermişti. Ancak söz konusu plan sadece birkaç saat yaşayabildi.

Güvenlik güçlerinin temsilcileri hiç kimsenin planı onlara onaylatmadığını söyledikleri gibi Binyamin Netanyahu bu içerikteki planların medyada değil kapalı toplantılarda tartışılması gerektiğini ifade etti. Ve savunma bakanının girişimini kendisi de dahil olmakla kısa sürede herkes unuttu.

Muhalefetin de üzerinde çalıştığı herhangi bir programın olmadığının kabul edilmesi gerekir.

İsrail siyasi elitinde karmaşa ve sallantı durumundan çıkış, kuşkusuz var. Bunun adı genel seçimlerdir.

Ama muhtemelen seçimlerin gerçek sonuçları daha çok beklenmedik durumları getirip gelecek. Seçim sürecinin başlamasıyla geleneksel partilerin seçmenlerini kendi saflarına çekecek yeni siyasi güçler mücadelenin içine girecekler.

Kamuoyu araştırmaları ülkede yeni politikacılara ve birikmiş sorunların çözümüne yeni yaklaşımların sergilenmesine çok güçlü talep olduğunu ortaya koyuyor. Son yıllarda Filistinlilerle siyasi çözüm konusu toplumsal ilginin kapısının önündeydi. "İbrahim Anlaşması"yla Filistin sorununun kendiliğinden çözüleceği düşünülüyordu.

Bunun yerine durum Ekim başında kanlı katliama ve kanın döküldüğü savaşa dönüştü. Şimdi ise o sorun kesinlikle ilgi merkezinde olacaktır. Sadece mesele seçimlerin savaştan sonra yapılacağıdır, oysa sorunun şimdi çözülmesi gerekir.
 

 

"İsrail ya da Amerikan tankının zırhıyla Gazze'ye dönmeyi beklemiyoruz"

Filistinli bakan Kommersant'a hükümetinin çatışma çözümüne ilişkin tutumunu anlattı

Filistin Ulusal Otoritesi (PNA) Başkanı Mahmud Abbas, bu hafta Ramallah'ta ABD Dışişleri Bakanı yaptığı müzakerelerde, Gazze'yi "Filistin Devleti'nin ayrılmaz bir parçası" olarak nitelendirerek şu hususu vurguladı:

"Filistinliler, Gazze Şeridi'nin Batı Şeria'dan ayrılmasına ilişkin İsrail planını kabul etmeyecekler."

Kommersant muhabiri Elnar Baynazarov'a konuşan Filistin Ulusal Yönetimi Çalışma Bakanı, Filistin Kurtuluş Örgütü Yönetim Kurulu Üyesi, ABD Dışişleri Bakanıyla müzakerelere katılan Ahmed Macdalani, Gazze Şeridi'nin geleceğine ve sorunun bütünüyle çözümüne ilişkin hükümetinin pozisyonunu açıkladı. Sorunun çözümü için Filistin'in uluslararası konferans yapılmasına çağırarak Rusya ve Çin'in diplomatik desteğini umduklarını açıkladı.

(…)

"Biz Gazze'nin gelecekte yeniden yapımına ilişkin İsrail veya ABD ile herhangi bir görüşme yapmıyoruz… Çözüm Filistin'in siyasi ve coğrafi bütünlüğü içinde olmalıdır. Amerikan yönetiminin bu bütünlüğü tanıması gerekir. ABD ve İsrail ile ilintili alternatif yönetimlerin şekillenmesi mümkünatını düşünenler yanılıyorlar. Bu tür girişimlerin bu baştan hüsrana uğraması kaçınılmazdır."

(…)

"İsrail Gazze'de vahşi bir savaş yürütüyor. İsrail hükümetini doğrudan ırkçı adlandırabiliriz, Binyamin Netanyahu'nun başında durduğu 'askeri kabine' ABD yönetiminin doğrudan ve dolaylı destekleriyle bu savaşı başımıza dert etti…  Gazze sadece Filistin'in bağımsız idaresinin ve herkesin tanıdığı Filistin önderliğinin yönetilecektir. Biz Netanyahu'dan iktidar almayı veya Gazze'ye Amerikan veya İsrail tankının zırhında dönmeyi düşünmüyoruz."

(…)

"Dışişleri Bakanının gelişinden bizim tavan beklentimiz yüksek değildi."

(…)

"Biz mevcut uluslararası kararlar temelinde Filistin sorununun çözümü için uluslararası barış konferansı yapılmasını defalarca önermişiz. Biz BM'nin yanı sıra, bu süreçte Rusya ve Çin'in rolünün öneminin altını çiziyoruz. Biz sorunun çözüm sürecine Rusya ve Çin'in arabulucu olarak dahil edilmesini doğru yönde atılmış adım olarak görüyoruz."

(…)

"Washington, Filistinlilerin yasal ulusal haklarının yanı sıra, BM'nin çift devlet kurulmasına ilişkin kararını da reddetme pozisyonu sergiledi. Biz sorunun siyasi yoldan ciddi çözümü için Rusya'nın Çinli dostlarla ve diğer ülkelerle işbirliği içinde siyasi ve diplomatik rolüne ümit besliyoruz."

İzvestiya:

İzvestiya'da Ksenia Loginova imzalı haber-analiz özetle şu şekilde:
 

 

Ortadoğu'da yeni bir savaş: ABD ve İngiltere Yemen'i vurdu

Buna karşılık Husiler seferberlik ilan etti ve "tüm bölgeyi ateşe verme" sözü verdi

ABD ve İngiltere, Yemenli Husilere karşı askeri operasyon başlattı. Grevler Sana'a, Hodeidah, Tais ve Saada şehirlerini vurdu. Ordu, Florida nükleer denizaltısından gelen Tomahawk uzun menzilli seyir füzelerinin yanı sıra uçakları, gemileri ve denizaltıları konuşlandırdı. Buna karşılık Husiler "tüm bölgeyi ateşe verme" sözü verdi. Şu anda bilinenler İzvestiya haberinde yer alıyor.

Gazeteci ve siyaset yorumcusu John Varoly, İzvestiya'ya açıklamasında ABD ve Birleşik Krallık'ın Yemen Husilerine indirdikleri darbelerin Biden'ın reytingini yükseltme eylemi olduğunu söyledi.

Varoly, "Birkaç patlayış türetmek ve bombalamakla ABD'nin ne kadar büyük olduğunu herkese göstermek. Biz Husilere bomba yağdırdık ve Yemen'i korkuttuk. Yarın ise ABD medyası Biden'ın ne kadar güçlü olduğunu bağıracak" dedi.
 

 

BBC Rusça yayınlar servisi:

Güney Afrika, Uluslararası Adalet Divanı'nda İsrail'e soykırım davası açtı. Bunun anlamı nedir ve sırada ne var?

Güney Afrika Cumhuriyeti'nin sunduğu delillerde İsrail'in "hareketlerinin ve kendi yaptıklarından geri adım atmaması Filistinlilerin önemli kısmının ulus, ırk ve etnik grup olarak imhası niteliğinde" olduğu belirtildi.

Dilekçede İsrail'in aktif biçimde yaptığı hava saldırılarının iddia edilenin aksine sivil vatandaşlara değen zararı önlemediği ifade ediliyor.

Dosyada "soykırım niyetleri"ne kanıt olarak Başbakan Binyamin Netanyahu'nun yorumları da dahil olmakla İsrail'in resmi görevlilerinin açıklamaları da yer alıyor.

İsrail, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin öne sürdüğü ithamları kabul etmiyor.

Güney Afrika Cumhuriyeti, Uluslararası Mahkemenin İsrail'i "Gazze'de ve Gazze'ye karşı yürüttüğü askeri operasyonları bir an önce durdurması için" yükümlülüğün altına sokmak istiyor.

"Uluslararası Mahkeme, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin şikayeti üzerine İsrail'in askeri operasyonları durdurmasına ilişkin çabuk karar alabilir.

İsrail'in hareketleri soykırım olarak kabul edilebilir ve kuramsal açıdan Mahkeme Filistinlileri savunabilir. Ancak İsrail'in soykırım yapıp-yapmadığına ilişkin kararın alınması birkaç sene sürebilir.

 

  
 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU