ABD Ulusal Bilimler Akademisi’nin PNAS dergisinde yayımlanan araştırmasına göre dünya genelinde 1480’den fazla sebze türü bulunmasına rağmen insanlar tavsiye edilenden yüzde 40 daha az sebze tüketiyor. Daha az sebze tüketimi küresel hastalık yükünü artıran ilk 5 beslenme riskinden biri. FAO'nun 2025 SOFI raporuna göre, 2024’te 2,6 milyar insanın sağlıklı gıdaya erişememesi, modern gıda sisteminin temel paradoksunu ortaya koyuyor. Beslenme devriminin, tarım devrimi olmadan gerçekleşmesi mümkün değil.
10 bin yıllık tarım, modern dünyanın dev gıda sistemine dönüştü
İnsanlık tarım yapmaya başladığından beri bazı bitkileri sistematik olarak seçti, çoğalttı, ıslah etti ve sonunda bunları devasa bir ekonomik sisteme dönüştürdü. Harari’nin de dikkat çektiği gibi insanlık bitkileri evcilleştirdi, bitkiler de uygarlığı, gıda sistemini evcilleştirdi. FAO Dünya Gıda ve Tarım Biyoçeşitlilik Raporu’na göre, "6 binden fazla bitki türü, gıda amaçlı yetiştirilebilecekken genelde 200 çeşit tarım ürünü üretiliyor. Toplam üretimin yüzde 66’sını 9 çeşit oluşturuyor.
Gezegende yenilebilir binlerce bitki olmasına rağmen dünyadaki gıdaların yüzde 75’i 12 bitki ve 5 hayvan çeşidinden sağlanıyor. Tarım gıda ekosistemi belirli bir üretim modeli, ilaçlar, tohumlar, işleme, depolama, beslenme kültürü üzerine kurgulanmış durumda. Homo sapiens binlerce yıldır "buğday, arpa, mısır, soya, patates, domates, pirinç" gibi ürünleri önceliyor, diğerlerini yabani, istilacı olarak tanımlıyor. Gıda endüstrisi tanıdığı ürünlere pozitif ayrımcılık yaparken potansiyel taşıyanlara, besin değeri çok daha yüksek gıdalara şans tanımıyor. Binlerce yıldır sorunsuz devam eden sistem iklimdeki bozulmalarla birlikte derinden sarsılmaya başlandı.
Sağlıklı beslenen de ucuza beslenen de hasta
Toprak bozuluyor, iklim bozuluyor, tarım gıda sistemleri kırılganlaşıyor, sağlık harcamaları artıyor. DSÖ’ye göre yıllık 9,8 trilyon dolarlık sağlık harcamasının 3,5 trilyon dolarlık kısmı beslenme kaynaklı. Dünya nüfusunun yüzde 11’i kişi başına 50 dolar sağlık harcaması yapan ülkelerde yaşarken yüksek gelirli ülkelerde kişi başı yıllık 4 bin dolar sağlık harcaması yapılıyor. Pahalıya beslenenlerin bazıları çok yemekten, ucuza beslenenlerin çoğu yeterince gıdaya erişememekten hastalanıyor.
Sağlıklı sofralar tarlada, politik kararlarda başlıyor
Sağlıklı bir sofra kurmak için tohumdan, üretim şekline, depolamadan, ticaret sistemlerine kadar tüm tarım gıda sistemi yeniden tasarlanmak için büyük bütçelere ihtiyaç duyuluyor. Beslenme sistemlerini değiştirmek yalnızca bilimsel bir süreç değil, aynı zamanda ciddi bir iletişim ve tasarım maliyeti var. ABD’nin son yıllarda üzerinde çalıştığı "Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap" MAHA programı kapsamında dönüşümün sadece tasarım maliyeti bile 855 bin dolardan fazla öngörülüyor.
Daha sağlıklı beslenmek için daha çok araziye ihtiyaç var
ABD Tarım Bakanlığı Ekonomik Araştırma Servisi’nin raporuna göre 2005 yılı Beslenme Kılavuzu'nda önerilen miktarda meyve, sebze, tahıl tüketmeleri halinde yılda meyve üretimi için ek 4,1 milyon hektar, sebze için ek 8,9 milyon hektar, baklagiller için ek 8,8 milyon hektar tarım arazisine ihtiyaç duyuluyor. Söz konusu beslenme değişiminde buğday alanında 5,6 milyon hektarlık bir azalma öngörülüyor. Daha sağlıklı beslenme için meyve tüketiminin yüzde 132, süt üretiminin yüzde 66 artırılması gerekiyor. Bir ülkenin beslenme rehberi, aslında görünmez bir tarım planı, politikası.
Hangi gıda sağlıklı, hangisi sağlıksız? Bilimin yeni tartışma konusu
Değişim tarlada başlasa da ambalajdan, tedarik zincirine, beslenme alışkanlığından pazarlamaya her alanın yeniden dizayn edilmesi gerekiyor. ABD, MAHA kapsamında daha sağlıklı bir gelecek için FDA’nın ultra işlenmiş gıdaları tanımlamasını tartışıyor. Senatör Bernie Sanders’ın ultra işlenmiş gıdalara uyarı etiketi getiren yasa önerisi ve diğer yasa teklifleri, ABD’nin hangi gıdayı "ultra işlenmiş" kabul edeceği konusunda yeni bir düzenleme savaşının başladığını gösteriyor. California’nın kendi yasal tanımını yürürlüğe koyması ise tartışmayı daha da büyüttü. Üstelik mesele yalnızca cips, gazlı içecek veya şekerleme değil. Kullanılan ölçütlere göre yoğurt, tofu ve tam tahıllı ekmek gibi ürünlerin bile ultra işlenmiş kategorisine girebiliyor. Bu durum "daha sağlıklı beslenme" hedefinin ne kadar karmaşık olduğunu, beslenme tanımının politik ekonomisini ortaya koyuyor.
Beslenme piramidindeki değişim tarım için yeni fırsatlar demek
Sofrayı değiştirme hevesi insanlığın ortak gayesi olsa da hayata geçirmek hiç kolay değil. Dünyanın ‘daha sağlıklı beslenelim’ demesi yalnızca daha fazla gıda talebi yaratmıyor; daha fazla arazi, su, enerji ve yeni tarımsal pazarlar anlamına da geliyor. 2008 tarihli Jana Gonsalves çalışmasına göre günde fazladan 5 porsiyon meyve sebze tüketimi çiftçilerin net gelirini 316 milyon dolar artırabilir. Kaliforniyalı tüketicilerin kanserden korunma diyetine geçmesi halinde, ABD’nin toplam net çiftlik gelirlerinin 1,44 milyar dolar artacağı öngörülüyor. Tarım sistemindeki her değişim çiftçiler için riskler kadar fırsatlar da barındırıyor.
Sağlıklı beslenmek pahalı, sağlıksız beslenmenin sağlık faturası daha pahalı
Harvard Üniversitesi araştırmasına göre potasyum açısından zengin beslenmeye geçiş tüketicilerin yıllık 380 dolarlık ek gıda harcaması yapması zorunluluğunu doğuruyor. Harcama yükselse de sağlık harcamalarındaki düşüş, üretkenlikteki artış gibi göstergeler de hesaba katıldığında kazanan insanlık. Lancet’e göre "küresel beslenme alışkanlıklarının değiştirilmesi halinde her yıl 15 milyon erken ölüm önlenebilir."
Sağlıksız beslenme hedefi bir milli güvenlik politikası
Bu anlamda sağlıklı gıdanın fiyatını tüketici öderken sağlıksız beslenmenin maliyetini sağlık sistemleri ödediği düşünüldüğünde sağlıklı beslenmenin aynı zamanda arazi ve iklim politikası olduğunu unutmamak gerek. Bu açıdan dünyaya daha sağlıklı beslenmeyi önermek yetmiyor. Yeni gıdalar, arz talep dengesinde yeni düzenlemeler aynı zamanda bireylerin yeterince sağlıklı gıdaya erişebilme yeteneğini de artırmak gerekiyor. Bu da sağlıklı beslenmeyi tarım politikasından sağlık politikasına, milli güvenlik politikasına dönüşüyor. Sağlıksız her birey bir toplumun üretkenliğinden, bilimsel çalışma kapasitesine, toplumun ruh sağlığını genel olarak ülkelerin dayanıklılığını belirliyor. Bu anlamda asıl mesele sağlıklı beslenmeyi bireysel yaşam tarzından çıkarıp "tarım politikası ve ekonomik dönüşüm" meselesine çevirebilmekte.
Çeşitlendirilmiş bitkisel beslenme gezegen için daha faydalı
Beslenme alışkanlığını değiştirmek sadece insanlık için değil gezegen için de daha sağlıklı. Nature’de yayımlanan bir araştırmaya göre "daha fazla bitkisel gıda, daha az hayvansal üretim, daha az israf küresel tarım emisyonlarını 2050’ye kadar yüzde 85 azaltabilir. Araştırmacıların modellemesine göre sağlıklı beslenme önerilerine yakın bir küresel dönüşüm gerçekleşirse, dünya tarım arazisi kullanımı yüzde 6 oranında azalabilir. Çalışmaya göre 2050 yılına kadar küresel hayvancılık üretiminin ekonomik değeri, 2020 seviyelerine kıyasla yaklaşık yüzde 42 oranında 630 milyar dolar azalabilir. Buna karşılık bitkisel üretim hızla büyüyebilir. Meyve, sebze, kuruyemiş ve baklagillerin toplam ekonomik değerinin yüzde 57 oranında 890 milyar dolar artması öngörülüyor.
Velhasıl beslenme sistemini değiştirmek, bütün gıda ekonomisinin davranışını değiştirmekle, tabağı dönüştürmekte saklı. İnsanlık tarım devrimiyle doğayı kendi beslenmesine, sanayi devriminde üretim sistemini beslenme kültürüne uyarladı. Şimdi yeni bir devrime ihtiyaç var. Tarımı yeniden insan sağlığına, gezegenin sınırlarına ve biyoçeşitliliğe uyarlayacak sürdürülebilir bir beslenme/tarım devrimine gerek var.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish