İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansında ilk gün sona erdi: Cumhuriyetin kuruluşu ve geleceği tartışıldı

İstanbul’daki konferansın ilk gününde Cumhuriyetin kuruluşu, toplumsal hafıza ve Kürt meselesi üç oturumda ele alındı. İstanbul’daki konferansta Cumhuriyetin kuruluşu, toplumsal hafıza ve Kürt meselesi üç oturumda ele alındı

Fotoğraf: X

İstanbul’da düzenlenen “İkinci Yüzyılda Cumhuriyetin Demokratik Dönüşümü Konferansı” kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda Cumhuriyetin kuruluş süreci, yüz yıllık demokratikleşme deneyimi ve ikinci yüzyılda toplumsal dönüşüm tartışıldı. 

Konferan; Gültan Kışanak ve Rıza Türmen’in açılış konuşmaları ile başladı. Konferansın üç oturumunda; tarihsel anlatılar, toplumsal hafıza, milliyetçilik, kimlikler ve Kürt meselesi çok yönlü biçimde ele alındı.
 


Cumhuriyetin kurucu hikayesi, imkanlar ve dışarıda bırakılanlar

İlk oturumda Cumhuriyetin kuruluşu ve demokratikleşme sürecinde görünmez kalan toplumsal kesimler tartışıldı.

Erdoğan Aydın, Cumhuriyetin kuruluşuna dair yerleşik anlatıların yeniden sorgulanması gerektiğini belirterek Birinci Meclis’in çoğulcu yapısına ve 1921 Anayasası’nın demokratik ruhuna dikkat çekti. Kürtlerin, Alevilerin ve farklı toplumsal kesimlerin kurucu süreçteki varlığının hatırlanması gerektiğini ifade etti.


Hülya Osmanağaoğlu, Cumhuriyet tarihi boyunca kadınların ve feminist mücadelenin görünmez kılınan deneyimlerine odaklandı. Kadın hareketinin yalnızca bir toplumsal kesim değil, kurucu bir siyasal özne olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Namık Kemal Dinç, Kürt meselesinin tarihsel arka planına değinerek Kürtlerin eşit ve kurucu bir özne olarak tanınma talebine dikkat çekti. Demokratikleşmenin tüm toplumun ortak meselesi olduğunu belirterek yeni bir toplumsal sözleşme ihtiyacını dile getirdi.

Pakrat Estukyan ise hafıza, yüzleşme ve birlikte yaşam konularına dikkat çekerek geçmişin görünür kılınmasının demokratik bir ortak yaşam için zorunlu olduğunu ifade etti.

Oturumda ortak vurgu, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit yurttaşlık ve çoğulculuk temelinde yeni bir toplumsal mutabakat ihtiyacı oldu.

Yüz yıllık yalnızlık: Milliyetçilik, hafıza ve toplumsal kutuplaşma

İkinci oturumda toplumsal kutuplaşma, milliyetçilik, hafıza ve demokratikleşme başlıkları ele alındı.

Bekir Ağırdır, Türkiye’nin yalnızca geçmişin değil bugünün ekonomik ve toplumsal sorunlarını da birlikte tartışması gerektiğini belirtti. Kürt meselesi, yoksulluk ve eşitsizliğin aynı bütünün parçaları olduğunu ifade ederek “acıları yarıştırarak geleceğin kurulamayacağını” söyledi.

Ferhat Kentel, toplumsal ilişkilerin tarihsel olarak korku ve dışlanma üzerinden şekillendiğini belirterek demokratik bir gelecek için karşılıklı anlayışın önemine dikkat çekti.

Noémi Lévy-Aksu, resmi tarih anlatılarının dışında kalan deneyimlerin görünür kılınmasında hafıza çalışmalarının önemine işaret etti. Hafızanın yalnızca geçmiş için değil, onarıcı adalet ve demokrasi için de gerekli olduğunu vurguladı.

Serhun Al ise yükselen otoriterleşme ve milliyetçilik eğilimlerine dikkat çekerek Türkiye’nin çoğulcu yurttaşlık modeline yönelmesi gerektiğini ifade etti.

Oturumda, demokratik geleceğin ancak geçmişle yüzleşme ve farklılıkların tanınmasıyla mümkün olabileceği vurgulandı.

Kürt meselesi: Yüz yıllık meselenin yeni yüzyılı

Üçüncü oturumda Kürt meselesinin geçmişi, bugünü ve geleceği ele alındı.

Doğu Ergil, Kürt meselesinin hâlâ doğru tanımlanamadığını belirterek demokratikleşme ile barışın birlikte düşünülmesi gerektiğini ifade etti.



Ali Bayramoğlu, Kürtlerin yaşadıkları coğrafyalarda kurucu bir unsur olduğuna dikkat çekerek demokratik dönüşümün öznesi olmaları gerektiğini söyledi.

Abbas Vali, güvenlikçi yaklaşımın çözümün önündeki en büyük engellerden biri olduğunu belirterek anayasal dönüşüm ihtiyacına işaret etti.

Feyza Akınerdem, barış sürecinin yalnızca siyasal aktörlerle değil toplumun tüm kesimleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.

Mesut Yeğen, tekçi anlayışlardan uzaklaşılması gerektiğini belirterek eşit yurttaşlık ve demokratik müzakerenin önemini ifade etti.

Veysi Aktaş ise “demokratik entegrasyon” kavramı üzerinden farklı kimliklerin eşitlik temelinde bir arada yaşayabileceği bir model önerdi.

Üç oturum boyunca öne çıkan ortak vurgu; Cumhuriyetin ikinci yüzyılında demokratikleşme, çoğulculuk, eşit yurttaşlık ve birlikte yaşamın yeniden tanımlanması gerektiği oldu.

Katılımcılar, Türkiye’nin geleceğinin ancak geçmişle yüzleşme ve kapsayıcı bir toplumsal sözleşme ile inşa edilebileceğini ifade etti.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU