Kurtulmuş: Türkiye'ye karşı düşmanca tavırları olanlara her şekilde hazırız, düşmanlara fırsat bırakmayacağız

"Dün bize 'hasta adam' diyenler bugün Avrupa kıtasının güvenliğini nasıl sağlayabileceklerini derin derin düşünmektedirler. Kendilerine bugün dışarıdan gelecek tehditleri nasıl savunacaklarını kara kara düşünmektedirler”

Fotoğraf: AA

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Çanakkale'de, "Türklerin Anadolu'dan Rumeli'ye Geçişi ve Gelibolu'nun Fethi'nin 672. Yıl Dönümü Programı"nda konuştu.

Kurtulmuş'un konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

672 yıl önce Türklerin Anadolu'ya geçişinin ve Gelibolu'nun Rumeli'deki ilk yer olarak fethedilmesinin yıl dönümünü idrak ediyoruz. Boğaz geçişi de bizim için fevkalade önemliydi. 18 Mart Çanakkale Deniz Savaşları'nın kaderini belirleyen en önemli aksiyonları gerçekleştiren Nusret Mayın Gemisi ile gerçekleştirdiğimiz boğaz geçişi, aslında tarihi ile bu günü birleştiren önemli bir geziydi. O geçişte bize eşlik eden Gelibolulu, Çardaklı, Lapsekili, Çanakkaleli kayıkçı tekneleri, hemşerilerimiz, boğazda bize eşlik eden savaş gemilerimiz, yukarıdan aynı şekilde savaş uçaklarımız ve helikopterlerimiz bize tarihi yaşadığımız bir geçişi gerçekleştirmiş oldular. Ümit ediyorum ki Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin himayelerinde ilk kez bu yıl gerçekleştirdiğimiz bu etkinlik, bundan sonraki yıllarda da devam eder ve artık gelenekselleştirerek sadece Gelibolu'nun fethi anlamında değil, Türklerin Rumeli'ye geçişinin hatırlanması bakımından da önemli bir yıl dönümü olarak idrak edilir, kutlanır.

"Osmanlı yönünü Batı'ya çevirdi"

Atalarımızın Anadolu'dan Rumeli'ye geçişi tesadüf değildir; alınacak çok derslerin olduğu ve büyük bir fetihler silsilesinin başlangıcıdır. Bildiğiniz gibi Selçuklular dağıldıktan, Anadolu beylikleri bölündükten sonra o beylikler içerisinde asker bakımından, maddi güç bakımından hatta toprak bakımından en küçüklerinden, en zayıflarından birisi Osmanlı Beyliği'ydi. Oylat ile Domaniç yaylası arasında sıkışmış, 500 tane kıldan çadırı olan küçük bir Osmanlı Beyliği olan bir boy olan Osmanlılar, diğerlerinin aksine onların yapmadığı bir şeyi yaptı. Diğer beylikler birbirleriyle uğraşıp birbirinin ayağına çelme takmaya çalışıp, karşısındaki onları bir şekilde yok etmeye gayret ederken, Osmanlı asla kardeş kavgalarıyla uğraşmadı. Osmanlı diğer beyliklerle uğraşmak yerine yüzünü batıya dikti, yönünü batıya çevirdi.  Bu büyük bir imparatorluğun batıya dönük varisleri olarak ilk adımını buradan Rumeli topraklarına attı. Esasında Gazi Süleyman Paşa ve Yakup Bey ve arkasından isimlerini bilmediğimiz nice akıncılar buraya adım attıkları anda İstanbul’un fethinin de gerçekleşeceğini cümle aleme göstermiş oldular. Hepiniz Çanakkale'yi çok iyi biliyorsunuz. Çanakkale Destanı'nda taraflar arasındaki güç dengesi kağıt üzerine yazılıp, mukayese edilemeyecek kadar büyük bir dengesizliktir. Bir tarafta dünyanın en ağır ve en gelişmiş silahları, diğer tarafta kazma küreği olmayan bir millet… Bir tarafta istila etmek için istemediği bir savaşa sokulan bir takım askerler, dünyanın dört bir yanından getirilmiş; diğer tarafta bir karış toprağını vermemek için canını seve seve feda eden Mehmetçikler... Var ile yok arasında, iman ile inkar arasında, varoluş mücadelesi ile yok etme gayreti arasında büyük bir savaş yaşanmıştır. Bu mücadeleyi iman, var olma iradesi ve kurtuluş azmi kazanmıştır. Hepsinin ruhu şad olsun. 

"Milletçe el ele vermek zorundayız"

Günümüz dünyasında artık tarih şuurundan yoksun milletlerin coğrafyada ayakta durması mümkün değildir. Dünyanın her yerinin nasıl büyük bir ateş çukuruna dönüştürüldüğü, hele bizim coğrafyamızın nasıl, Akif’in tabiriyle, dünyanın bütün devletleri tarafından parsellenmeye çalışıldığı bir dönemde bizim Türk milleti olarak bir olmak, beraber olmak, birlikte olmak ve güçlü olmaktan başka bir şansımız yoktur. Birbirimize yaslanmak, birbirimize güvenmek ve birbirimizden güç almak mecburiyetindeyiz. Bu toprakların tarih şuurunu iyi bir şekilde kavramak, gençlerimize ve evlatlarımıza bu şuuru kazandırmak mecburiyetindeyiz. Bu töreni sadece bir sembol olsun diye yapmıyoruz. Bizim törene ihtiyacımız yok. Bu törenleri, ihtiyacımız olan birliği ve tarih şuurunu pratik olarak yaşamak için gerçekleştiriyoruz. Esasında Yakup Bey’den Gazi Süleyman Paşa’dan Çanakkale Gelibolu’nun fethinden 57. Alay’a, Gazi Mustafa Kemal'e Çanakkale mücadelesine bir hat çekiyor ve bu hattın verdiği ışıklarla geleceğe doğru daha aydınlık, daha güçlü bir şekilde yürüyoruz. Bu şekilde milletçe el ele vermek, kenetlenmek, tarihten aldığımız güçle kökleri mazide olan bir atiyi kurmak mecburiyetindeyiz.

"Dün bize 'hasta adam' diyenler..."

Emperyalizmin yolu bölmek, parçalamak ve dağıtmaktır. Bizim tarihten aldığımız ders ve ecdadımızın bize gösterdiği yol ise birleşmek, bütünleşmek ve bir arada olmaktır. Bu bilinçle hareket edeceğiz. İnşallah nasıl bir asır evvel bize 'hasta adam' diyerek boğazımıza çökmeye çalıştılarsa, nasıl Çanakkale'nin koylarını işgal ederek, İstanbul'a gitmeyi hayal ettilerse, tarih bize öyle büyük bir imkan vermiştir ki bir asır evvel bize 'hasta adam' diyenler bugün kendileri hasta hale gelmiş ve Türkiye'den medet umar hale gelmişlerdir. Gücümüz arttıkça, birliğimiz kuvvetlendikçe, içeride işlerimizi gayet güzel hallettikçe, güçlü büyük Türkiye hedeflerine yürüdükçe Allah’ın izniyle bu ülkenin, bu milletin önünde duracak hiçbir güç yoktur. Dün bize 'hasta adam' diyenler bugün Avrupa kıtasının güvenliğini nasıl sağlayabileceklerini derin derin düşünmektedirler. Dün bize 'hasta adam' diyenler, kendilerine bugün dışarıdan gelecek tehditleri nasıl savunacaklarını kara kara düşünmektedirler. Biz bölgemizde dünyada sulh ve selamet istiyoruz, barış istiyoruz. Bu bölgede coğrafyamızda dostluğun hakim olmasını istiyoruz. Ama Türkiye'ye karşı düşmanca tavırları olanlara da her şekilde hazırlıklı olduğumuzu ve asla Türkiye'nin düşmanlarına fırsat bırakmayacağımızı bir kere daha ifade etmek istiyoruz.

 

Independent Türkçe

DAHA FAZLA HABER OKU