İran'ın direnç mimarisi ve stratejik vuruşu: Çin ile Rusya'nın sessiz desteği

Umur Tugay Yücel, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

İran’ın bugün Amerika Birleşik Devletleri’ne karşı direnç gösterebilme kapasitesi ve stratejik hedefleri vurmayı sürdürebilmesi tek bir nedene indirgenebilecek bir durum değildir. Bu kapasite ve sürdürülebilirlik kesinlikle Çin ve Rusya desteğinden bağımsız düşünülemez. İran’ın son yıllarda Çin ve Rusya ile geliştirdiği ticaret, ödeme sistemleri ve savunma iş birlikleri ülkenin ABD baskısına karşı dayanıklılığını önemli ölçüde artırmıştır. Asıl önemli mesele bu iki büyük gücün İran’a hangi düzeyde ve hangi araçlarla destek verdiğidir. Çünkü günümüz uluslararası siyasetinde destek yalnızca asker göndermek ya da savaşa girmek anlamına gelmez. Ekonomik, diplomatik, teknolojik ve stratejik alanlarda verilen destekler de en az askeri müdahale kadar belirleyici olabilir.

Çin’in Sessiz Desteğinin Kanıtları

Çin açısından İran öncelikle stratejik bir enerji tedarikçisidir. 2021 yılında imzalanan 25 yıllık kapsamlı iş birliği programı iki ülke arasında enerji, altyapı, ulaştırma ve finans alanlarında uzun vadeli bir entegrasyon hedeflemektedir. İran petrolünün önemli bir bölümü Çin pazarına yönelmekte ve bu durum da Pekin’in İran’daki istikrarı kendi enerji güvenliği açısından kritik görmesine neden olmaktadır. ABD yaptırımlarına rağmen Çinli şirketlerin İran enerji sektöründe varlık göstermesi ve ticaretin alternatif ödeme sistemleri üzerinden sürdürülmesi bu desteğin ekonomik temelini oluşturmaktadır. Çin için mesele ticari olmanın ötesinde ABD’nin tek taraflı yaptırım mekanizmasına karşı çok kutuplu bir ekonomik düzenin savunulmasıdır. ABD’nin İran’a yönelik yaptırım politikalarının temel amacı İran ekonomisini finansal olarak izole etmek ve savunma kapasitesini zayıflatmaktır. Bu noktada Çin faktörü belirleyici hale gelmiştir. Çin’in İran petrolünü satın almaya devam etmesi Tahran yönetimine düzenli bir gelir akışı sağlamaktadır. Bu gelir, ekonomik istikrar ile birlikte savunma harcamalarının sürdürülebilmesi açısından kritik derece önemlidir. Ayrıca Çin ile geliştirilen uzun vadeli enerji ve altyapı anlaşmaları İran’ın ekonomik olarak tamamen çökmesini engelleyen bir tampon işlevi görmektedir. ABD yaptırımları İran’ı zorlamakta ancak Çin ile sürdürülen enerji ticareti bu baskının etkisini sınırlamaktadır. Görülüyor ki Çin açısından destek daha çok ekonomik ve jeostratejik düzeydedir. Çin, İran’ın en büyük enerji müşterilerinden biridir ve yaptırımlara rağmen İran petrolünü satın almaya devam etmesi Tahran yönetimi için hayati bir gelir kaynağı oluşturuyor. Bu ekonomik akış, İran’ın hem iç istikrarını korumasına hem de bölgesel faaliyetlerini finanse etmesine imkân tanıyor. Ayrıca Çin’in uzun vadeli altyapı ve yatırım anlaşmaları İran’ı tamamen sistem dışına itmek isteyen Batı politikalarına karşı bir denge unsuru yaratıyor.

Rusya’nın Sessiz Desteğinin Kanıtları

Rusya ile İran arasındaki ilişkiler ise son yıllarda daha açık bir stratejik boyut kazanmıştır. İki ülke arasında imzalanan uzun vadeli stratejik ortaklık anlaşmaları; enerji, savunma sanayi, bankacılık ve ulaştırma alanlarında iş birliğini kurumsallaştırmıştır. Özellikle bu finansal alternatifler İran’ın uluslararası ticaretini asgari düzeyde de olsa sürdürebilmesini sağlamaktadır. Böylece ekonomik baskı askeri zayıflamaya doğrudan dönüşmemektedir.

Rusya’nın İran’daki enerji altyapısına yaptığı yatırımlar da bu stratejik ilişkinin önemli bir boyutunu oluşturmaktadır. Rusya devletinin nükleer enerji kurumu olan Rosatom tarafından inşa edilen ve işletme desteği verilen Buşehr Nükleer Santrali, İran’ın sivil nükleer enerji kapasitesinin temelini oluşturan projelerden biridir. Bu santral enerji üretimi ile birlikte aynı zamanda İran’ın nükleer teknoloji alanında teknik altyapı, insan kaynağı ve mühendislik deneyimi kazanması açısından da kritik bir rol oynamaktadır. Rusya’nın sağladığı yakıt tedariki, teknik danışmanlık ve reaktör teknolojisi İran’ın nükleer enerji alanında dış dünyadan tamamen kopmasını engelleyen bir kanal oluşturmuştur. Bu durum İran’ın enerji güvenliği açısından önemli olduğu kadar Tahran ile Moskova arasındaki stratejik bağı da derinleştirmiştir.

Çin ve Rusya’nın Sessiz Askeri Desteği

Savunma ve askeri teknoloji boyutuna bakıldığında Rusya’nın İran’a desteği daha görünür ve doğrudan bir karakter taşımaktadır. Hava savunma sistemleri, radar altyapısı, elektronik harp kabiliyetleri ve füze teknolojisi iş birlikleri İran’ın savunma kapasitesini artırmıştır. Rusya ile İran arasındaki askeri iş birliğinin en dikkat çeken alanlarından biri İran yapımı insansız hava araçlarının Rusya tarafından kullanılması ve bu alanda kurulan üretim ortaklığıdır. Özellikle Shahed-136 ve Shahed-131 gibi kamikaze İHA’lar, Rusya tarafından Ukrayna’daki operasyonlarda kullanılmak üzere İran’dan temin edilmiştir. Bu süreçte İran’ın geliştirdiği drone teknolojisi Rusya’ya aktarılmış ve Rusya içinde de bu sistemlerin üretilebilmesi için tesisler kurulmasına yönelik iş birliği yapılmıştır. Ayrıca Suriye sahasında aynı blokta yer almaları iki ülkenin askeri koordinasyonunu artırmıştır. Savunma sanayi alanında bilgi paylaşımı, teknoloji alışverişi ve ortak operasyon tecrübeleri İran’ın askeri kapasitesini dolaylı biçimde güçlendirmiştir. Rusya’nın gelişmiş hava savunma sistemleri ve askeri teknik bilgi birikimi İran’ın kendi savunma altyapısını geliştirmesinde referans noktası olmuştur. Bununla birlikte Rusya, Batı yaptırımları altındayken İran ile ekonomik ve askeri iş birliğini artırarak karşılıklı bağımlılık oluşturmuştur.

Çin ile olan savunma ve askeri teknoloji konusunda daha düşük bir çizgide ilerlenmiş; çift kullanımlı (dual-use) teknolojiler, elektronik bileşenler ve altyapı sistemleri üzerinden dolaylı katkılar sağlamıştır. Bu katkılar özellikle haberleşme, siber altyapı ve uydu destekli sistemlerde önemlidir. İran’ın yalnızca ABD kontrolündeki GPS sistemine bağımlı kalmamak için Rusya’nın GLONASS sistemi ve Çin’in BeiDou altyapısıyla teknik uyum arayışında olması stratejik özerklik açısından önemlidir. Bu durum özellikle füze ve insansız hava araçlarının hassasiyet ve süreklilik kabiliyetini artıran bir unsur olarak değerlendirilmektedir. Açık kaynak bilgiler, İran’ın özellikle GLONASS ile teknik iş birliği geliştirdiğini ve BeiDou sistemini sivil ve potansiyel askeri uygulamalarda değerlendirdiğini göstermektedir. Bu entegrasyon, yaptırım veya savaş durumunda GPS sinyaline erişimin kesilmesi riskine karşı bir güvenlik katmanı oluşturmuştur. Füze ve insansız hava aracı (İHA) sistemlerinde çoklu navigasyon desteği (multi-GNSS) kullanılması hassasiyetin ve dirençliliğin artmasına katkı sağlamıştır.

İran’ın Gücü ve Çin-Rusya Çarpan Etkisi

Bu çerçevede Çin ve Rusya’nın katkısı tek bir silah transferinden ziyade İran’ın savunma ekosistemini ayakta tutan teknoloji, navigasyon alternatifi, ticaret akışı ve diplomatik koruma bileşenlerinin toplamında görülmektedir. Ayrıca diplomatik düzlemde Çin ve Rusya’nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyindeki konumları ve İran’ın Şanghay İşbirliği Örgütü ile birlikte BRICS üyeliği, Tahran’a uluslararası yalnızlık duvarını tamamen hissettirmemektedir. Bu durum ABD’nin İran’a karşı geniş kapsamlı küresel bir mutabakat oluşturmasını zorlaştırmaktadır. Dolayısıyla destek sadece askeri veya ekonomik olmanın ötesinde jeopolitik bir nitelik taşımaktadır. İran’ın BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü’ne tam üye olması da bu çok taraflı güvenlik ve ekonomik ağın kurumsal boyutunu güçlendirmiştir. BRICS ve ŞİÖ çerçevesinde daha önce yayımlanan ortak bildirilerde İran’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yapılması askeri müdahalelere karşı diplomatik bir koruma kalkanı işlevi görmektedir.

Bunlarla birlikte İran’ın ABD’ye karşı caydırıcılığının temelinde büyük ölçüde kendi geliştirdiği asimetrik savunma doktrini yer almaktadır. Balistik füze programı, geniş İHA üretim kapasitesi ve bölgesel vekil ağları İran’ın doğrudan konvansiyonel güç dengesi kuramadığı ABD karşısında dengeleyici araçlar geliştirmesine olanak sağlamıştır. Bu yapı on yıllara yayılan yerli üretim, tersine mühendislik ve kademeli teknoloji geliştirme sürecinin ürünüdür. Çin ve Rusya’nın desteği bu kapasitenin doğrudan kurucusu değil daha çok dayanıklılığını artıran bir çarpan etkisidir. Ekonomik nefes alanı, diplomatik koruma ve sınırlı askeri-teknik iş birliği İran’ın baskı altında çökmesini engellemektedir. Ancak sahadaki operasyonel kararlar ve askeri doktrin büyük ölçüde Tahran’ın kendi stratejik tercihleriyle şekillenmektedir.

Çin ve Rusya bu sistemin kurucu aktörleri değil daha çok bu kapasitenin sürdürülebilirliğini kolaylaştıran ve uluslararası baskıyı dengeleyen aktörlerdir. Çin ve Rusya’nın İran’ı desteklerken kendi ulusal çıkarlarını önceleyen pragmatik bir yaklaşıma sahip oldukları da unutulmamalıdır. İran’ın tamamen zayıflaması onların bölgesel dengelerde elini zayıflatabilir fakat İran’ın kontrolsüz biçimde güçlenmesi ya da bölgesel bir savaşı tetiklemesi de küresel istikrarı bozarak Çin’in ekonomik çıkarlarına ve Rusya’nın stratejik hesaplarına zarar verebilir. Bu nedenle verilen destek genellikle “dengeleyici” niteliktedir. İran’ın ayakta kalmasını sağlayacak kadar güçlü ancak büyük ölçekli bir savaşı tetikleyecek kadar açık ve sınırsız değildir.

Sessiz ve Derin Bir Ortaklık: İran-Rusya-Çin

Nitekim İran’ın askeri kapasitesinin sürdürülebilirliği; Çin ile enerji ve teknoloji temelli ekonomik entegrasyonuna, Rusya ile savunma ve güvenlik iş birliğine ve alternatif navigasyon sistemleri gibi stratejik altyapılara erişimine dayanmaktadır. Bu çok katmanlı destek yapısı ABD ve İsrail’in askeri baskısının maliyetini yükseltmekte ve İran’ın özellikle füze ve İHA sistemlerinde yüksek hassasiyetli vurucu kapasite geliştirmesine dolaylı katkı sağlamaktadır.

İran’ın ABD’ye karşı koyabilme kapasitesi büyük ölçüde kendi yerli savunma altyapısına dayansa da Çin ve Rusya ile kurduğu ticari, finansal ve savunma temelli iş birlikleri bu kapasitenin ayakta kalmasını ve devamlılığını sağlayan en önemli sütunlardan biridir. Eğer bu ekonomik ve stratejik ağlar olmasaydı İran çok daha ağır bir yaptırım baskısı altında kalabilir ve askeri kapasitesini mevcut ölçekte korumakta zorlanabilirdi. Bu nedenle Çin ve Rusya faktörü İran’ın direncinin tek kaynağı değildir ancak bu direnci güçlendiren ve uzun vadede mümkün kılan temel unsurlardan biridir.

Çin ve Rusya’nın İran’a verdiği destek doğrudan askeri karşılık biçiminde değildir. Daha çok ekonomik sürdürülebilirlik, diplomatik koruma ve stratejik iş birliği üzerinden yürür. Bu destek İran’ı yalnız bırakmaz fakat sınırsız bir güvenlik garantisi de sunmaz. Çünkü bu tablo ideolojik bir ittifaktan ziyade çıkar temelli, kontrollü ve hesaplı bir ortaklıktır. İşte bu yüzden İran’ın direnç mimarisi ile stratejik kalkanı ve stratejik vuruşu önemli oranda Çin ve Rusya’nın sessiz desteği ile inşa edildi ve bugünde devam etmektedir.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU