ABD ve Siyonist rejimin İran’a karşı başlattığı savaş krizinin ortasında, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Nahçıvan’da meydana gelen şüpheli patlamalar ve insansız hava aracı saldırıları, Tahran’a karşı yeni bir psikolojik ve medya operasyonu bahanesine dönüştürüldü. Ancak açık göstergeler, olayın İran’dan kaynaklanmadığını; aksine Mossad ve Pentagon’un iyi komşuluk ilişkilerini bozmak, Bakü’yü tahrik etmek ve başarısız savaşın kapsamını İran’ın kuzey sınırlarına genişletmek için tasarladığı bir istihbarat planının ürünü olduğunu göstermektedir.
İran' ın bölgesel meseleler uzmanı ve Zaviye Düşünce kuruluşu sorumlusu Hamid Hoşâyend şunları söyler:
ABD ve Siyonist rejimin askeri saldırısının Ortadoğu’yu gerilim ve belirsizlik içine soktuğu günlerde, Azerbaycan Cumhuriyeti ve Nahçıvan Özerk Bölgesi topraklarında gerçekleşen birkaç şüpheli insansız hava aracı saldırısı hızla siyasi ve medya konusu haline geldi.
Bazı Batılı medya organları ve İsrail yanlısı çevreler bu olayı İran’a bağlamaya çalışırken, sahadaki kanıtlar bunun İran’dan kaynaklanan bir askeri eylemden ziyade kamuoyunu yanıltmayı, İran ile Azerbaycan arasındaki iyi komşuluk ilişkilerini zayıflatmayı ve savaşın kapsamını İran’ın kuzey sınırlarına genişletmeyi amaçlayan bir “sahte bayrak operasyonu” olduğunu göstermektedir.
İran’ın temel politikası: Kalıcı iyi komşuluk
İran İslam Cumhuriyeti son kırk yılda çeşitli tehditlere rağmen komşularına karşı politikasını her zaman iyi komşuluk ve karşılıklı saygı ilkesi üzerine kurmuştur. Bu politika, ülkenin güvenliği ve toprak bütünlüğü tehdit edilmediği sürece devam edecektir.
İran’ın son krizde askeri karşılık vermesi saldırı amacıyla değil, meşru savunma çerçevesinde gerçekleşmiştir. İran’ın hedefi, savaşta yer alan ülkelerdeki ABD ve Siyonist rejime ait askeri tesis ve üsleri etkisiz hale getirmek olmuştur; bölge ülkelerine saldırmak değildir.
İran defalarca kuzeyde yeni bir cephe açma niyetinin olmadığını ve Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye gibi komşu devletlerin egemenliğine saygı duyduğunu vurgulamıştır.
Tahran’ın tepkisi: Açık, kararlı ve sakin
Nahçıvan’daki insansız hava aracı saldırısının ardından İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı resmi bir açıklama yaparak İran topraklarından Azerbaycan’a doğru herhangi bir İHA fırlatıldığı iddiasını kesin şekilde yalanladı ve bu olayı Siyonist rejimin tasarladığı bir senaryo olarak nitelendirdi.
İran Dışişleri Bakanı Seyyid Abbas Arakçi, Azerbaycanlı mevkidaşı Ceyhun Bayramov ile yaptığı telefon görüşmesinde Azerbaycanlı bazı vatandaşların yaralanmasından duyduğu üzüntüyü dile getirdi ve İran’ın Azerbaycan ile dostane ilişkilerin geliştirilmesini istediğini vurguladı.
Ayrıca İran Silahlı Kuvvetlerinin olayın teknik boyutunu araştırdığını belirtti. Arakçi, kamuoyunu saptırmak amacıyla Siyonist rejimin benzer operasyonlar düzenlediğini ve bunun daha önce de yaşandığını ifade etti.
Sahte bayrak senaryosunda ABD ve İsrail izi!
Güvenlik uzmanlarının analizine göre son İHA saldırısı büyük ihtimalle bir sahte bayrak operasyonudur. Mossad ve bazı Batılı istihbarat servisleri daha önce de İran’ı başka ülkelerle karşı karşıya getirmek için benzer yöntemlere başvurmuştur.
Bu tür operasyonların amacı bölge ülkelerini kışkırtmak, Müslüman toplumlar arasında güvensizlik oluşturmak ve Siyonist rejimin çıkarlarına hizmet eden bir medya dalgası yaratmaktır.
Azerbaycan’ın bazı resmi medya kuruluşları da farkında olmadan bu oyuna dahil olmuştur. Bakü TV tarafından yayımlanan görüntülerde Nahçıvan havaalanında düşürülen İHA’nın kalıntılarının Amerikan ve İsrail yapımı drone modellerine teknik açıdan benzediği görülmektedir. Bu veriler İran’ın suçlandığı iddiaların güvenilirliğini ciddi biçimde zayıflatmaktadır.
NATO’yu savaşa çekme girişimi
ABD–İsrail koalisyonunun İran’a karşı doğrudan askeri operasyonunun başarısız olduğu koşullarda Washington krizi büyüterek özellikle NATO üyesi Türkiye gibi ülkeleri savaşa dahil etmeye çalışmaktadır. NATO üyesi bir ülkenin topraklarına yapılacak bir saldırı, ittifakın kolektif savunma maddesinin devreye sokulmasına ve NATO’nun savaşa girmesine gerekçe oluşturabilir.
Ancak İran Türkiye’nin egemenliğine saygı duyduğunu ve ona karşı herhangi bir askeri eylemde bulunmayacağını açıkça belirterek bu tuzağı boşa çıkarmıştır.
İran, ABD’nin gerçek hedefinin askeri zafer değil; krizi genişleterek bölgedeki varlığını sürdürmek olduğunu fark etmiştir.
ABD ve İsrail’in savaşta yaşadığı başarısızlık
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri saldırısı, planlayanların hesaplarının aksine ardı ardına başarısızlıklarla karşılaşmıştır.
İran’ın organize ve akıllı direnişi saldırgan güçlere ciddi kayıplar verdirmiştir. Ayrıca enerji piyasalarındaki dalgalanmalar, petrol fiyatlarının yükselmesi ve küresel piyasalardaki düşüş dünya ekonomisini ciddi bir krizin eşiğine getirmiştir. Bu nedenle ABD yönetimi kendi zayıflığını gizlemek için İran çevresindeki ülkelerde yeni gerilimler oluşturmaya çalışmaktadır.
Azerbaycan’ın bölgesel denklemdeki yeri
Azerbaycan Cumhuriyeti, İran’ın kuzey komşusu olarak Güney Kafkasya’nın istikrarında önemli bir role sahiptir. Tahran ile Bakü arasındaki ilişkiler zaman zaman iniş çıkışlar yaşasa da iki halk arasında güçlü kültürel, dini ve tarihi bağlar bulunmaktadır.
Bakü’nün olayın teknik ve saha incelemesi tamamlanmadan İran’ı suçlaması siyasi açıdan mantıklı değildir ve İsrail ile ABD’nin kurduğu tuzağa düşme riskini artırmaktadır.
İran defalarca komşu ülkelerin topraklarından İran’a yönelik düşmanca eylemler gerçekleşmesi halinde savunma amaçlı karşılık verebileceğini belirtmiştir. Ancak Azerbaycan’a saldırmak gibi bir niyet veya motivasyon bulunmamaktadır.
İran’ın hedefi bölgesel istikrarı korumak ve yabancı müdahalelerin önüne geçmektir.
Diplomatik tepkiler ve hukuki boyut
İran’ın Viyana Büyükelçiliği de yayımladığı açıklamada ABD ve İsrail’in saldırılarını kınamış ve tüm ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı duyulması gerektiğini vurgulamıştır. İran’ın Basra Körfezi’ndeki Amerikan üslerine yönelik sınırlı saldırılarının ise yalnızca savunma amaçlı olduğu ifade edilmiştir.
Açıklamada ayrıca Mossad’ın sahte bayrak operasyonları planladığına dair kanıtlar bulunduğu ve bazı ajanların İran’ı suçlamak amacıyla yürüttükleri faaliyetler sırasında yakalandıkları belirtilmiştir.
Bakü için büyük sınav
Azerbaycan bugün tarihi bir sınavla karşı karşıyadır. Nahçıvan’daki saldırıya ilişkin iddialara vereceği tepki Tahran–Bakü ilişkilerinin geleceğini belirleyebilir. Bakü iki seçenekten birini tercih etmek zorundadır: Ya ABD ve İsrail’in medya ve güvenlik oyununa dahil olacak ya da bağımsız ve dengeli bir politika izleyerek yeni bir krizin önüne geçecektir.
Sonuç
Azerbaycan ve Nahçıvan’daki son insansız hava aracı saldırısı İran’ın yeni bir gerilim başlatması değil; ABD ve İsrail’in savaşın yönünü değiştirmek için hazırladığı başarısız bir senaryonun parçasıdır. İran hiçbir zaman komşularıyla çatışma başlatan taraf olmamıştır ve olmayacaktır. Ancak ülkenin güvenliği ve toprak bütünlüğü kırmızı çizgidir.
İran dış kışkırtmalara kapılmadan siyasi akıl ve sabırla hareket etmeyi ve özellikle Azerbaycan ve Türkiye ile dostane ilişkileri sürdürmeyi hedeflemektedir. Bölgenin geleceği gerilim ve bölünmede değil; iş birliği, dayanışma ve dış güçlerden bağımsızlıkta yatmaktadır.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish