TBMM komisyon raporu

Altan Tan, Independent Türkçe için yazdı

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin merakla beklenilen raporu en nihayet yayınlandı.

Biliyorsunuz Türkiye Büyük Millet Meclisi bir yıldan fazla bir zamandır bu konu üzerinde çalışıyordu ve bugüne kadar 20'nin üzerinde toplantı yaptı.

Muhalefet her zamanki gibi eksikti, fazlaydı, yanlıştı, değişik değerlendirmeler içerisinde.

Özellikle komisyona üye vermeyen İYİ Parti ve diğer küçük milliyetçi partiler, sağcı partiler veryansın ediyorlar.

Onlara göre bu rapor başlı başına Türklüğü, Türkiye'yi, Türkiye Cumhuriyeti'ni, korucu ilkeleri berhava eden bir içerik taşıyor.

Öyle mi?

Bana göre öyle değil.

Tabii bir taraftan da Türkiye'nin demokratikleşmesiyle ilgili, Kürt sorununun çözümüyle ilgili, silah bırakan PKK'larla ilgili çok da somut şeyler yok diye görüşlerini belirten çevreler var.

Bana göre bu iki yaklaşım da doğru değil.

Zaten Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bu komisyonu kurulduğu günden bugüne kadar ısrarla şunu söyledim.

Bu bir yeni anayasa komisyonu değil.

Bu Kürt sorununun çözümü için kanunlar, yönetmenlikler, maddeler hazırlayacak bir komisyon değil.

Bu işte bundan sonraki Türkiye'nin bütün paradigmasını belirleyecek bir komisyon değil.

E peki ne?

Şunu söylediler başından itibaren.

Bir, PKK'nin silah bırakması, silahların Türkiye'nin hayatından artık ebediyen çıkması, arkasından da yapılacak iyileştirmelerin, çözüm önerilerinin tartışılması.

Peki buna uygun bir rapor oldu mu?

Bana göre oldu.

Yani görevini bu şekilde tanımlarsa, ki öyle tanımladı zaten, bu tanıma uygun bir rapor yayınladı.

Ne var bu raporda?

Yani böyle tek tek maddeleri sıralamayacağım.

Bana göre en önemli gördüğüm;

Bir öncelikle yeni bir anayasa yapılması, demokratik bir anayasa yapılması ve bunda da çok acele davranılması noktasında bir ittifak çıktı.

İkincisi, terörle mücadele kanununun değiştirilmesi gerektiğini söyledim.

Üç Türk Ceza Kanunu'nun değiştirilmesi, yani yeniden düzenlemeler yapılması, buna öyle de diyebilirsiniz, tavsiye edildi.

Dört Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararlarına uyulmasının altı çizildi.

Beş herhangi bir şekilde görevden alınan bir belediye başkanının yerine kayyum değil, yine aynı belediyenin meclis üyelerinden birisinin atanmasının altı çizildi.

İnfaz kanununda ciddi değişiklikler yapılması önerildi.

Seçim kanunu ki bence bu da çok önemli ve siyasi partiler kanununda değişiklikler önerildi.

Bana göre bunların hepsi olumlu şeyler.

Çünkü zaten tekrar tekrar söylüyorum, bir daha bir daha söylüyorum.

Bu komisyonun görevi bu konularda net maddeler yazmak değildi.

Yazsa bile bunlar meclise gönderilecek tavsiye mahiyetinde.

E zaten bunları tavsiye etti.

Bundan sonraki tartışma mecliste olacak.

Bazıları da şunu söylüyorlar.

"Ya efendim yaz duvara kalsın bahara."

İşte söyledi söyledi de ne oldu bunun hiçbir yaptırım gücü yok.

İşte bunlar böyle söylendi geçti.

Bundan sonra da bir şey yapılmaz.

Burada da ben aynı kanaatte değilim.

Ki nitekim, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş hemen harekete geçti.

İşte bu hafta tüm partilerle sırayla görüşmeler yapacak.

Beyanat da verdi.

Yani bu işler artık böyle sal saklanacak, yaz duvara kalsın bahara gibi ötelenecek bir mevzu değil.

Acilen meclis, işte bu Ramazan ayı da dahil, Ramazan bittikten bayramdan sonra da dahil, hızlıca bu konularda adım atacak.

Ve nitekim yine işte izliyoruz medyada AK Parti'nin yeni anayasayla ilgili bir önerisinin de bir anayasa hazırlığının da şu an mevcut olduğunu söylüyorlar ve bunu da kamuoyuyla paylaşacak.

Efendim işte bunlar zaten bir anayasa hazırlamışlar, millete sunacaklar ve geçirecekler.

Öyle değil.

Yani anayasanın referandumsuz geçmesi için 400 oy lazım.

Referanduma gitmek şartıyla meclisten geçmesi için de 360 oy lazım.

Yani demek ki AK Parti ile MHP'nin kafa kafaya verip bir anayasa yazması ve bunu da meclisten geçirmesi sayısal olarak mümkün değil.

Onun için çamura yatmadan ve halk tabiriyle mızıkçılık yapmadan madem iş bu noktaya geldi, bundan sonra nasıl bir anayasa olacak?

Herkes çıksın açıkça söylesin, fazla da uzatmasın.

Yani aynen AK Parti gibi kendi önerilerini getirsin.

Doğrudur, yanlıştır... Somut maddeler üzerinde tartışılsın.

Böyle afaki, hayali, işte demokratikleşme, insan hakları, eşitlik değil.

Nedir bu eşitlik nedir?

İnsan hakları nedir?

Demokratik nedir?

Bunları maddeler halinde herkes göstersin.

Aynı şekilde Terörle Mücadele Kanunu, Türk Ceza Kanunu, infaz işte düzenlemesi, umut hakkı ne varsa yani bu konularda da hiç bugünden yarına kalmadan yine bizim halk tabirimizde en acil bir şekilde en süratli bir şekilde herkes ne düşünüyor ne yapmak istiyor bunları kamuoyuyla paylaşsın.

Ondan sonra yani bu paylaşımdan sonra zaten yapılacak olan belli 360 oyluk asgari bir uzlaşma sağlanırsa zaten bu kervan yol alacak.

Onun için bana göre yeterli, yetersiz, erken, geç, kim ne derse desin.

Sonuçta doğru bir yola girilmiştir.

Doğru yola girildiği vakitte üzüm yemeye bakmak lazım.

Bacı dövmenin, muhalefet etmenin, birbiriyle tartışmanın bir faydası yok.

Herkes ne düşünüyor, ne istiyor, neyin lehinde, neyin aleyhinde bir duruşu var, net olarak ortaya koysun ve önümüzdeki birkaç aydır, uzun bir zamanda değil, biz en azından nelerin olacağını, nelerin olmayacağını görelim.

Evet, iş başına.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU