Ahbap soruşturması: Kumar bağımlılığı ve güven krizi

Turgut Özal Tekpınar Independent Türkçe için yazdı

Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent hakkında başlatılan soruşturma kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Soruşturmaya ilişkin hukuki süreç devam ediyor / Fotoğraf: AA

Tarihler 12 Temmuz 2026'yı gösterirken Türkiye, devam eden soruşturma haberlerinden biriyle güne başladı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ahbap Derneği Başkanı Haluk Levent hakkında "Dernekler Kanunu'na muhalefet", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama" ve "örgüt üyeliği" suçlarından soruşturma başlatıldığı, şüphelinin Bursa'da gözaltına alındığı ifade edildi.

Ahbap Derneği, 2017 yılından bu yana faaliyet gösteren, 65 binden fazla gönüllü ile yaklaşık 40 bin bağışçıyı bünyesinde barındıran; deprem ve orman yangınları başta olmak üzere birçok doğal afette ön sıralarda yer alarak birçok insanın güvenini kazanmış bir dernek olarak tanınıyor. Bu soruşturmanın açılması, ülkemizde son yıllarda artan güven erozyonunun son örneklerinden biri olarak karşımıza çıktı.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Hiç şüphesiz konunun ahlaki bir problem olduğunu da ifade etmekte yarar var. Nitekim 65 binden fazla gönüllü ile yaklaşık 40 bin bağışçıyı bünyesinde barındıran Ahbap Derneği'nin, 6 Şubat depremleri sonrasında yaklaşık 3 milyar TL bağış topladığı ifade ediliyor.

İddialar arasında, özellikle 6 Şubat depremleri sırasında binlerce insanın dişinden tırnağından artırarak yardım için gönderdiği bu paraların üçüncü kişilere aktarılıp bu kişiler üzerinden bahis oynandığı yer alıyor. Bu iddiaların yanı sıra savcılığın dosyayı bilirkişi heyetine gönderdiği, nihai durumun hazırlanacak bilirkişi raporu ile ortaya çıkacağı da ifade ediliyor. Kuvvetle muhtemeldir ki gerçekleştirilen usulsüz işlemler bunlarla sınırlı kalmayacaktır.
 

Ahbap Derneği, 6 Şubat depremlerinin ardından yürüttüğü yardım faaliyetleriyle milyonlarca kişinin desteğini almıştı. Devam eden soruşturma, yardım kuruluşlarında denetim ve şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı / Fotoğraf: AA
Ahbap Derneği, 6 Şubat depremlerinin ardından yürüttüğü yardım faaliyetleriyle milyonlarca kişinin desteğini almıştı. Devam eden soruşturma, yardım kuruluşlarında denetim ve şeffaflık tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı / Fotoğraf: AA

 

Burada tartışılması gereken en önemli hususun ise derneklerin denetlenmesi olduğunu ifade etmekte yarar var. Ülkemizde İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü verilerine göre 102 bin 758 dernek bulunuyor. Derneklerin denetimi için ise 2 tür denetim mekanizması bulunuyor.

Bunlar, genel kurulca seçilmiş denetleme kurulları tarafından yapılan iç denetim ile mülki idare amirlerince yılda 1 kez veya talep üzerine gerçekleştirilen dış denetimdir. Ancak söz konusu denetimler, derneklerin mali yapısı ve muhasebesiyle ilgili olmaktan ziyade defter incelemeleri ve hukuki incelemeler gibi usule ilişkin işlemlere yöneliktir.

Söz konusu denetim mekanizmasının yetersiz olduğu bu hâliyle ortada. Bu sebeple düzenleme yapılarak denetimlerin mali birimlerin de katılımıyla gerçekleştirilmesi gerekir. Bununla beraber dünyada birçok yardım derneğinde derneğin mali durumu internet siteleri üzerinden aktif olarak takip edilebilmekte ve şeffaflık adına alınan her karar kamuoyu ile paylaşılıyor. Ülkemizde de derneklerimizi bu konuda bir zorunluluğa tabi tutmak doğru olacaktır. Bu sayede şeffaflık adına önemli bir adım atılacaktır.
 

Türkiye'de faaliyet gösteren binlerce derneğin mali denetimi ve şeffaflığı uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor / Fotoğraf: X
Türkiye'de faaliyet gösteren binlerce derneğin mali denetimi ve şeffaflığı uzun süredir tartışma konusu olmaya devam ediyor / Fotoğraf: X

 

Ayrıca sürecin hukuki ve idari boyutunun yanı sıra soruşturmalarda adı geçen kişilerin 990 milyon TL'ye ulaşan bahis oynaması, ülkemiz açısından bir başka büyük sorunu da gözler önüne sermiş oldu. Özellikle bir süredir kamuoyunda tanınmış kişilere dair artan bahis ve uyuşturucu-uyarıcı madde soruşturmaları, bağımlılık konusunun ülkemiz açısından gündemde geriye düşmemesi gereken bir mesele olduğunu bizlere hatırlattı.

Kumar denilince akla zarla ya da kartla kumarhanede oynanan oyunlar gelse de günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte mobil cihazlar ve bilgisayarlar aracılığıyla günün her saatinde ulaşılabilir bir hâl aldı.

Klasik kumar oyunları olan rulet ve poker gibi oyunların yanı sıra futbol bahisleri, piyangolar ve slot gibi oyun türleri de yaygın bir şekilde oynanıyor. Kumar oynama sebeplerine bakıldığında ise tek bir etkenin olduğunu söylemek oldukça güç.

Özellikle psikolojik, çevresel ve ekonomik olmak üzere birçok sebebi bulunuyor. Temel motivasyon para kazanma hırsı olarak görünse de birçok kişi açısından bir eğlence aracı ya da yaşanacak heyecana duyulan bağımlılık da karşımıza çıkabiliyor.

Bireysel sebeplerle birlikte büyüyen kumar endüstrisi de bireyleri bu bağımlılığa itiyor. Dünya genelinde yaklaşık 1,7 trilyon dolara ulaşan kumar endüstrisi, kişileri ağına çekebilmek için çeşitli faaliyetler yürütmekte ve bu konuda nispeten başarılı oluyor.

Özellikle kullandığı dil, renkler ve söylemler insanlar üzerinde etkili olabiliyor. Örneğin bonus verdiğini söyleyerek bireylerin oyun oynamaları sağlanmakta, hatta ilk zamanlarda kazanmalarına imkân tanınarak daha fazla kazanma güdüsünün harekete geçmesi hedefleniyor.
 

Mobil uygulamalar ve internet üzerinden erişilebilen bahis platformları, kumara erişimi geçmişe kıyasla çok daha kolay hâle getirdi / İllüstrasyon: Gerasimoviç (E r k a n d a g h l i)
Mobil uygulamalar ve internet üzerinden erişilebilen bahis platformları, kumara erişimi geçmişe kıyasla çok daha kolay hâle getirdi / İllüstrasyon: Gerasimoviç (E r k a n d a g h l i)

 

Peki, kumar bağımlılığına dair tanı ölçütleri neler?

Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayımlanan DSM-5'e göre bir kişiye kumar oynama bozukluğu tanısı konulabilmesi için son 12 ay içinde aşağıdaki belirtilerden en az 4'ünü göstermesi gerekir. Bunlar:

• İstenilen heyecanı duymak için giderek daha yüksek miktarlarda parayla oynama ihtiyacı duyma.
• Kumarı azaltmaya veya bırakmaya çalıştığında huzursuzluk veya sinirlilik hissetme.
• Kumarı kontrol altına almak, azaltmak veya tamamen bırakmak için defalarca başarısızlıkla sonuçlanan çabalar gösterme.
• Zihninin sürekli olarak kumar deneyimleriyle, geçmişteki oyun planlarıyla veya bir sonraki kumarı nerede ve nasıl oynayacağını düşünmekle meşgul olması.
• Sıkıntıdan, çaresizlikten (örneğin suçluluk, kaygı, depresyon) kaçmak veya rahatlamak için kumara yönelme.
• Kumarda para kaybedildiğinde, kaybedilen parayı geri kazanmak amacıyla hemen ertesi gün tekrar kumar oynamaya gitme.
• Kumar oynama miktarını ve boyutunu gizlemek için aile üyelerine, terapistlere veya diğer kişilere yalan söyleme.
• Kumar yüzünden önemli bir ilişkiyi, işi, kariyeri veya eğitim-öğretim fırsatını tehlikeye atma ya da kaybetme.
• Kumar nedeniyle düştüğü umutsuz insansal durumdan kurtulmak için başkalarından borç para alma.

Kumar alışkanlığı bireylerde ve toplumda büyük zararlara yol açmakta, devletleri de bu konuda adımlar atmaya itiyor. Bağımlılık tanısı alan bireylerde ödül ve haz merkeziyle ilişkili dopamin sistemi etkilenirken serotonin ve norepinefrin sistemlerinin işleyişi bozuluyor, buna bağlı olarak dürtü kontrolü de olumsuz etkileniyor. Bu kişiler psikolojik olarak kendilerini dışlanmış hissedebilir, kontrol kaybı ve suçluluk duygusu yaşayabilir.

Ayrıca bu kişilerde travma sonrası stres bozukluğu ve anksiyete gibi rahatsızlıkların daha sık görüldüğü araştırmalarda ortaya konuluyor. İntihara kadar varabilen duygu durum bozuklukları da görülebiliyor.

Kumar oynayan bireylerde ekonomik zararlar; birikimlerin kaybedilmesi ve iflas gibi sonuçlara yol açıyor, bu durum çevresindeki kişilerden borç almaya kadar uzanabiliyor. Yaşanan bu kıskaç aile içi huzursuzluklara neden olarak toplumun yapı taşı olan aile kurumunun zedelenmesine ve boşanma sayılarının artmasına yol açabiliyor.

Ez cümle, devam eden bu soruşturmalarla birlikte kumar bağımlılığının yalnızca bireyi etkileyen bir sorun olmadığı, toplumsal düzeni de doğrudan etkileyen çok boyutlu bir toplumsal problem olduğu ortaya çıktı. Teknolojik gelişmelerin artmasıyla birlikte kumara erişim kolaylaşmış, bağımlılık daha geniş kitlelere yayıldı.

Bu sebeple mevcut hukuki tedbirlerin etkinliğinin artırılması lazım. Etkili bir mücadele için önleyici politikaların geliştirilmesi, başta gençler olmak üzere risk gruplarının eğitilmesi ve topluma sunulan psikolojik destek hizmetlerinin daha erişilebilir hâle getirilmesi gerekir.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU