Tiani ziyaretinin ötesinde: Cezayir Sahel’de kaybolan ağırlığını nasıl arıyor?

Göktuğ Çalışkan, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Nijer Cumhurbaşkanı Abdourahamane Tiani, 15 Şubat 2026 sabahı Cezayir’e indiğinde havalimanında dikkat çekici bir kalabalık vardı. Askerî üniformalar, geleneksel kıyafetler, kameralara dönük sıcak tebessümler...

İki gün süren resmî ziyaretin başlangıcında protokol, “kardeşlik ve çalışma ziyareti” vurgusunu özellikle öne çıkarıyordu. Oysa bundan aylar önce aynı başkentler birbirlerine nota veren, büyükelçilerini çeken ve hava sahalarını kapatmakla tehdit eden bir kriz yaşamıştı.

Nisan 2025’te Cezayir’in, hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Mali insansız hava aracını düşürmesiyle tırmanan gerilim, AES ülkelerinde “kardeşlikten uzak” cümlelerle karşılık bulmuştu.

Bugün aynı aktörlerin kameralar önünde yan yana gelmesi, bölgede dostluk kadar zorunlulukların da belirleyici hâle geldiğini gösteriyor.

Dolayısıyla Tiani’nin 15–16 Şubat tarihli ziyareti sadece iki komşu ülke arasındaki buzların erimesi değil.

Cezayir açısından bu ziyaret Sahel dosyasında giderek silikleşen rolünü hatırlatmak için önemli bir fırsat. Ama bu “geri dönüş” denemesinin önünde hem bölgesel hem de algısal ciddi engeller var.

Geri dönen misafir, çekingen ev sahibi

Tiani’yi karşılayan törenin dili, “yeni bir başlangıç” vurgusuyla kuruldu.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun, Cezayir Havalimanı’nda konuğunu bizzat karşılarken iki günün sonunda yayımlanan ortak açıklamada “gerilimin geride kaldığı” mesajı verildi.

Yine de satır araları, tam bir güven tazelenmesinden ziyade zorunlu bir yakınlaşma görüntüsü veriyor. Nijer’in Batı’yla gerilimi yükselen yeni blok düzeninde kuzeye açılan nefes kanalları sınırlı.

Cezayir ise AES ile yaşanan diplomatik fırtınanın ardından Sahel başkentleriyle diyaloğu tamamen kaybetmenin kendi güvenlik kuşağı için riskli olduğunu görüyor.

Cezayir’deki sıcak karelerin ardında, her iki tarafın da “zorunlu bir orta yol” arayışı hissediliyor. Zira Tiani’nin uçağı Cezayir’den havalandığında, AES ile Cezayir arasındaki temel güvensizlik başlıklarının çoğu hâlâ masada duruyor.

Kaybolan etki ve AES’in Cezayir’e bakışı

Cezayir, uzun yıllar Sahel’de müzakere masalarının doğal ev sahibi olarak görülüyordu.

1990’lardan itibaren Mali’deki çatışmalarda oynadığı arabuluculuk rolü, 2015 tarihli anlaşmayla sembolleşmişti. Ancak son on yılda bu tablo köklü biçimde değişti.

Mali’deki ardışık darbeler, yeni yönetimin önce anlaşmadan uzaklaşmasına, ardından anlaşmayı fiilen rafa kaldırmasına yol açtı.

Bu süreçte Bamako, Cezayir’i “iç işlerine karışmakla” suçlarken, Cezayir kendisini barış sürecine sadık kalan tek aktör olarak sunmaya çalıştı.

Diplomatik krizin zirvesi, 2025’te yaşanan drone olayıydı. Cezayir’in hava sahasını ihlal ettiği gerekçesiyle bir Mali İHA’sını düşürmesi, AES ülkelerinde ortak bir tepki üretti.

Konfederasyon, bunu Sahel ittifakına yönelik bir saygısızlık olarak tanımladı ve Cezayir büyükelçileri birkaç hafta içinde geri çekildi. Bu tablo Cezayir’in Sahel’deki geleneksel rolüne gölge düşürdü.

AES başkentlerinde “kriz anında sahada risk almakta isteksiz ama diplomatik sahnede görünür olmak isteyen” bir Cezayir algısı güçlendi.

Tiani’nin ziyareti, bu algıyı tek hamlede tersine çevirmekten uzak; daha çok zorunlu bir normalleşmenin ilk adımı gibi okunuyor.

Dahası, Nijer hattında normalleşme ilerlerken Mali dosyası hâlâ kilitli. Cezayir ile Bamako arasındaki diplomatik trafik sınırlı, arabuluculuk mekanizmaları ise fiilen donmuş durumda.

Bu durum Cezayir’in Sahel’de “üçlü blokla aynı anda konuşabilen hakem” iddiasını zayıflatıyor.

Yeni aktörler, değişen dengeler

Cezayir’in etkisinin tartışıldığı bir dönemde Sahel sahnesi yeni aktörlerle doldu.

Körfez ülkeleri, finansman ve güvenlik işbirliği başlıklarında görünür hâle gelirken, Rusya askerî ortaklıklar ve özel güvenlik şirketleri üzerinden etkisini artırdı.

Türkiye; eğitim, insani yardım ve kalkınma projeleriyle daha görünür bir profil çizerken, uluslararası örgütler de yeni programlarla bölgeye tutunmaya çalışıyor.

Fas’ın da son yıllarda Sahel’e dönük diplomatik ve ekonomik açılımları oldukça değerli ve dikkatle izleniyor.

Bu girişimler, bölge ülkeleri için liman bağlantıları, tarımsal işbirlikleri ve yeni yatırım kanalları gibi başlıklarda seçenekleri çeşitlendiriyor.

Cezayir’in bölgesel tabloya bakışında, başka aktörlerin varlığından ziyade, kendi tarihsel etki alanının daraldığı hissi öne çıkıyor.

Bugün Sahel’de hiçbir ülke tek başına oyun kurucu değil. Çok sayıda orta ve büyük aktör, farklı kapasite ve önceliklerle sahada yer alıyor.

Cezayir, eski alışkanlıklarla “tek arabulucu” rolünü sürdürmeye çalıştığında, bu çok aktörlü gerçeklikle arasındaki mesafe açılıyor.

Tam da bu nedenle, Tiani ziyareti Cezayir için yalnızca bir normalleşme değil, aynı zamanda yeni dengeyi kabullenip kabullenmediğinin de testi.

Ya daha paylaşılmış bir güvenlik mimarisine uyum sağlayacak ya da “kaybolan ağırlığını” sadece söylem üzerinden telafi etmeye çalışacak.

Algı savaşı, iç sıkışma ve sınırlı araçlar

Cezayir, resmi söyleminde Sahel’i ülkenin “güvenlik kuşağı” olarak tanımlar. Bu kuşağın istikrarsızlaşmasını ulusal güvenliğe doğrudan tehdit sayar ve kendisini “doğal güvenlik mimarı” olarak konumlandırır.

Pratikte ise daha karmaşık bir manzara var. Sınır bölgelerinde sertleşen göç politikaları, geri itmeler ve sınır ötesi geçişlere ilişkin haberler Sahel kamuoylarında Cezayir’e dair daha mesafeli bir algı üretiyor.

Güvenliğe odaklanan dil, çoğu zaman ortak kalkınma ve toplumsal dayanışma söylemini gölgede bırakıyor.

İçeride ise ekonomideki baskılar, genç işsizliğinin uzun süredir çift haneli seyretmesi ve siyasi tıkanma dış politika araçlarını sınırlıyor.

Cezayir, Sahel’de görünürlüğünü artırmak istese de büyük ölçekli projelerin milyarlarca dolarlık finansman ihtiyacını tek başına karşılayacak esnek bütçe imkânına sahip değil. Bu nedenle çoğu zaman söylemde iddialı, sahada temkinli bir profil çiziyor.

Tiani ziyareti sonrasında kullanılan “yeni dinamik”, “kuzey-güney köprüsü”, “ortak kader” gibi kavramlar bu çelişkinin izlerini taşıyor.

Bu ifadeler algı düzeyinde önemli ancak gerçek bir geri dönüş için sahada karşılık bulmaları gerekiyor.

Sınır güvenliği koordinasyonunun gerçekten işletilmesi, ortak devriyelerin kalıcı hâle gelmesi ve somut ekonomik projelerin ilerlemesi, AES başkentlerinde Cezayir’e dair algıyı yumuşatabilecek tek yol gibi görünüyor.

Cezayir’in elindeki en güçlü kartlardan biri hâlâ coğrafya.

Enerji hatları, Akdeniz bağlantıları ve Sahel’e açılan kuzey koridorları onu bölgesel denklemin dışına itilemez kılıyor.

Fakat coğrafya tek başına yetmiyor. Zira yeni dönemde itibar ve güven de en az boru hatları kadar kıymetli.

Olası Adımlar ve Sınırlar

Tam da bu noktada önümüzdeki dönemde hangi adımlara yöneleceği önem kazanıyor. İlk halka, Nijer hattını somutlaştırmak olabilir.

Trans‑Sahra Gaz Boru Hattı için ihaleler, güncellenmiş fizibilite çalışmaları ve güzergâh güvenliğine dair ortak planlar, Cezayir’in “yeni dinamik” söylemini sahaya taşıyabileceği en görünür kanallar arasında.

Buna, Sonatrach’ın Nijer’deki enerji sahalarına dönük yatırımları ve daha küçük çaplı elektrik ya da rafineri projeleri eklendiğinde, Tiani ile verilen fotoğraf sadece bir protokol karesi olmaktan çıkabilir.

İkinci halka, Mali dosyasını kontrollü biçimde yeniden açmak.

Bamako ile doğrudan liderler düzeyinde temas zor olsa da istihbarat servisleri, dini figürler ya da bölgesel arabulucular üzerinden dolaylı kanallar işletmek, Cezayir’e hem yüzünü kaybettirmeden geri adım atma hem de anlaşma mirasını güncelleme imkânı sunabilir.

2015 mutabakatını “değişen sahaya uyarlama” başlığı altında teknik çalışma gruplarına havale etmek, en azından masayı tamamen boş bırakmama stratejisi olarak okunabilir.

Üçüncü halka ise AES algısını onarmak. Kriz anlarında öğretici bir ton kullanmak yerine ittifakın egemenlik vurgusunu tanıyan, “ders veren değil dinleyen komşu” profiline yaklaşmak Cezayir’in elini güçlendirebilir.

Üç ülkeyi aynı masaya getirmek mümkün olmasa bile enerji, ulaştırma ya da göç başlıklı teknik toplantılara AES temsilcilerini birlikte davet etmek “blokla kolektif çalışma” mesajı verecek düşük maliyetli adımlar arasında.

Son halka ise iç kapasitenin gerçekçi bir çerçeveye oturtulması.

Güvenlik harcamalarını artırırken, Sahel sınır illerine dönük sınırlı ama görünür kalkınma fonları ayırmak hem iç kamuoyuna hem güneydeki komşulara “sadece güvenlik odaklı değilim” mesajı verebilir.

Aksi hâlde Cezayir, dışarıda kendisinden beklenen rol ile içerideki ekonomik ve toplumsal gerçeklik arasındaki makasın daha da açılması riskini taşır.

Geri dönüş mü, zorunlu uyum mu?

Tiani’nin söz konusu ziyaretini ilk bakışta “dondurulmuş ilişkilerin çözülmesi” olarak okumak mümkün. Fakat daha geniş çerçeveden bakıldığında, bu adımın aslında tüm aktörlerin yeni dengelere uyum çabası olduğu görülüyor.

Nijer; yaptırımlar, güvenlik tehditleri ve ekonomik baskıların ortasında, kuzeye açılan kapısını kapalı tutamayacağını biliyor.

Cezayir ise AES ile kopuk bir ilişkiyi sürdürebilecek lükse sahip değil, zira Sahel’deki her kırılma doğrudan kendi sınırlarına yansıyor.

Bu sebeple ortaya çıkan fotoğraf, tam anlamıyla zafer ilanından çok, “başlangıç” niteliğinde. Ama bu başlangıcın nereye evrileceği Cezayir’in bundan sonra atacağı adımlara bağlı.

Cezayir’in Sahel’de kaybolan ağırlığını yeniden kazanması için, Nijer hattında başlatılan normalleşmeyi Mali dosyasıyla, Burkina Faso ile ve daha geniş bölgesel çerçeveyle desteklemesi gerekecek.

Aksi hâlde Cezayir, sorumluluğu yüksek ama araçları sınırlı bir aktör olarak kalmaya devam edecek.

Yeni Sahel düzeni şekillenirken soru şu: Cezayir, değişen güvenlik ve diplomasi paradigmasını zamanında okuyup kendini bu yeni oyunun kurucu unsurlarından biri hâline getirebilecek mi?

Yoksa Tiani’nin ziyareti, tarihe sadece krizlerin arasına sıkışmış, zorunlu bir nefes alma molası olarak mı geçecek?

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU