Görünmeyen egemenlik ve epistemik körlük: Emergent gücün algılanamamasının ontolojisi (5)

Hasan Köse, Independent Türkçe için yazdı

Görsel: Gemini (Yapay zekâ aracılığıyla hazırlanmıştır.)

I. Algı Problemi: İnsanlar Alanları Neden Göremez?

Görünmeyen egemenlik kavramının temel iddiası, gücün çoğu zaman bir aktörde değil bir alan yapısında bulunduğudur. Ancak sosyal algı genellikle alanları değil aktörleri görme eğilimindedir. İnsan zihni karmaşık sistemleri anlamlandırırken nedenselliği basitleştirir ve olayları belirli bir faille ilişkilendirir.¹

Bu bilişsel eğilim, emergent sistemlerde ortaya çıkan güç alanlarının fark edilmesini zorlaştırır. İnsanlar:

  • bir lideri,
  • bir kurumu,
  • bir ideolojiyi egemenliğin kaynağı olarak görür; oysa bu aktörler çoğu zaman mevcut alanın yüzeydeki temsilcileridir.

II. Bilişsel Heuristikler ve Fail Yanılsaması

Bilişsel psikoloji, insanların karmaşık süreçleri anlamak için heuristik (kısa yol) kullandığını gösterir. Kahneman ve Tversky’nin çalışmaları, insan zihninin belirsizlik altında basitleştirilmiş nedensellik modelleri oluşturduğunu ortaya koymuştur.²

Bu bağlamda “fail yanılgısı” ortaya çıkar:

  • sistemsel sonuçlar kişisel niyetlere indirgenir,
  • emergent süreçler lider anlatılarıyla açıklanır.

Bu nedenle görünmeyen egemenlik çoğu zaman görünür aktörlere atfedilir.

III. Alan Ontolojisinin Epistemik Zorluğu

Alan fenomenleri doğası gereği dolaylıdır. Yerçekimi alanı doğrudan görülmez; etkileri üzerinden anlaşılır. Sosyal alanlar da benzer şekilde yalnızca davranış kalıpları aracılığıyla gözlemlenebilir.

Foucault’nun analizinde güç görünür bir merkezde değil, ilişkiler ağında dolaşır.³ Ancak modern siyasi söylem çoğu zaman bu dağıtık yapıyı tekil fail anlatılarına indirger.

Bu indirgeme üç nedenle gerçekleşir:

  1. İnsan zihni basit anlatıları tercih eder.
  2. Siyasi söylem sorumluluğu kişiselleştirir.
  3. Medya dramatik figürleri öne çıkarır.

IV. Emergent Sistemlerde Nedensellik Problemi

Emergent sistemlerde nedensellik doğrusal değildir. Küçük yerel etkileşimler makro düzeyde büyük sonuçlara yol açabilir.⁴

Bu nedenle:

  • başlangıç noktası belirlemek zordur,
  • sorumluluk dağıtık hale gelir,
  • egemenlik görünmezleşir.

İnsanlar bu karmaşıklığı anlamlandırmak için tek bir neden arar; bu da alanın epistemik olarak gizlenmesine yol açar.

V. Rezonans ve Kahraman Yanılsaması

Tarihsel anlatılarda büyük dönüşümler çoğu zaman karizmatik liderlere bağlanır. Ancak rezonans modeli, liderlerin çoğu zaman zaten oluşmakta olan alanla uyumlu hareket eden aktörler olduğunu gösterir.

Bu durum “kahraman yanılsaması”na yol açar:

  • lider alanı yaratmış gibi görünür,
  • oysa lider alanın yükselen dalgası üzerinde hareket etmektedir.

VI. Görünmeyen Egemenliğin Epistemolojisi

Görünmeyen egemenlik:

  • algısal olarak görünmezdir,
  • çünkü fail merkezli algı tarafından maskelenir.

Egemenlik:

 bir kişi değil, davranış eğilimlerini yönlendiren alan geometrisidir.

Bu nedenle görünmeyen egemenliği anlamak için:

  • aktörlere değil,
  • akış çizgilerine bakmak gerekir.

Sonuç

Görünmeyen egemenlik kavramının epistemik temeli, insan zihninin karmaşık alan fenomenlerini algılamadaki sınırlılığıdır. Emergent güç alanları çoğu zaman aktör anlatıları tarafından maskelenir. Bu nedenle egemenliği anlamak için klasik fail-merkezli analizlerden alan geometrisine yönelmek gerekir.

Dipnotlar

  1. Daniel Dennett, The Intentional Stance (MIT Press, 1987), 34–45.
  2. Daniel Kahneman, Thinking, Fast and Slow (Farrar, Straus and Giroux, 2011), 98–110.
  3. Michel Foucault, Power/Knowledge (Pantheon Books, 1980), 98–110.
  4. Melanie Mitchell, Complexity: A Guided Tour (Oxford University Press, 2009), 23–40.

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU