Öyleyse, neden Avrupa sorusunu sorma ve cevaplama zamanı geldi çattı. Batı medeniyetinin merkezinde ve ruhunda olan tüm değerleri içinde barındıran Avrupa bugün sağlı sollu eleştiri yağmuru altında ve işte tam bu noktadayken; Avrupa’daki politikacı portföyü ve politik anlayışlar, Münih Güvenlik Konferansı (Munich Security Conference - MSC) gibi platformlarda mevcut ve gelecek tasarımları için politik bakış açıları gözden geçirilmektedir.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bu yılki Münih Güvenlik Konferansı-2026, özellikle gerçekleştirilen tartışmalarla birlikte, Avrupa'nın küresel konumunu yeniden değerlendirdiği bir platform oldu. Konferansın ana teması “Yıkım Altında” ("Under Destruction") gibi ifadelerle, uluslararası düzenin baskı altında olduğunu, ABD'nin geleneksel rolünden uzaklaştığını ve Rusya'nın agresif tutumunun devam ettiğini vurguluyor. Liderlerin konuşmaları (örneğin ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Avrupa'ya yönelik "ortak medeniyet" çağrısı, AB Dışişleri Sorumlusu Kaja Kallas'ın yeni Avrupa güvenlik stratejisi vurgusu, Alman Şansölye Friedrich Merz'in transatlantik güveni onarma çağrısı) büyük ölçüde benzer: Transatlantik bağları koruma çabası, Rusya tehdidine karşı birlik ve Avrupa'nın daha fazla sorumluluk alması gerektiği.
Avrupa, burada bir tür muhasebe yapıyor. ABD'nin politikalarındaki değişkenlik (Trump yönetiminin "America First" yaklaşımı, Avrupa'ya yönelik eleştiriler, Ukrayna desteğinin belirsizliği), Rusya'nın hibrit saldırganlığı ve genel jeopolitik baskılar altında, Avrupa "geri kaldığını" fark ediyor. Konferans hem iç kamuoyuna hem dış dünyaya "güven verici" mesajlar vermek için kullanılıyor: Avrupa pasif kalmayacak, kendi ayakları üzerinde duracak.
Avrupa’nın Potansiyel Gücü Nasıl Tarif Edilebilir?
Bu noktada soru şu: Avrupa'nın potansiyeli nedir ve bugünün dünyasında bu potansiyelle nasıl bir konum elde edebilir?
Avrupa'nın (özellikle AB'nin) potansiyeli, tarihsel olarak dünyanın en güçlü "yumuşak güç" merkezi olmasının yanı sıra, şu alanlarda hâlâ üstün veya çok güçlü:
- Kültür ve normlar: Liberal demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü, sosyal refah modeli gibi değerler hâlâ küresel çekim merkezi. Bu, "normatif güç" olarak Avrupa'yı farklı kılıyor; Çin veya Rusya gibi otoriter modellerle rekabet edebilecek tek büyük alternatif.
- Ekonomi: Dünyanın en büyük tek pazarlarından biri (yaklaşık 450 milyon nüfus, yüksek GSYİH), euro gibi güçlü para birimi, yenilikçi şirketler (Almanya-Fransa-İskandinavya ekseninde). Ticaret hacmi, standart belirleme gücü (GDPR gibi) küresel etki yaratıyor.
- Askeri: Henüz ABD'ye bağımlı olsa da, son yıllarda savunma harcamaları %40’tan fazla arttı (özellikle 2022 sonrası). Fransa'nın nükleer kapasitesi, Almanya'nın yeniden silahlanması, ortak projeler (Eurofighter, FCAS) potansiyel var. Ancak koordinasyon eksikliği büyük sorun.
- Bilim ve teknoloji: Üniversiteler, araştırma ağları (CERN, ESA), yeşil teknoloji liderliği (yenilenebilir enerji), yapay zeka ve yarı iletkenlerde güçlü oyuncular (ASML gibi). Dijital regülasyonlarda öncü.
Bugünün dünyasında (çok merkezli, rekabetçi güçler çağı) bu potansiyeli karşılaştırınca ortaya çıkan tablo şöyle:
- Avantajlar: Avrupa, "orta güçler koalisyonu" veya "orta güç" olarak konumlanabilir. ABD-Çin rekabetinde tarafsız kalmak yerine, kurallara dayalı düzeni savunan, teknoloji ve ticaret standartlarını belirleyen bir "dengeleyici" olabilir. Kültürel yumuşak gücüyle Küresel Güney'de (Afrika, Latin Amerika) hâlâ etki yaratıyor – Rusya/Çin'in sert gücüne karşı alternatif sunuyor.
- Zayıflıklar ve gerçekler:
- Askeri olarak hâlâ "güvenlik tüketicisi" (ABD'ye bağımlı); stratejik özerklik (strategic autonomy) tartışmaları sürüyor ama yavaş ilerliyor.
- İç bölünmeler (popülizm, milliyetçilik, Doğu-Batı ayrımı) karar alma hızını düşürüyor.
- Ekonomik büyüme yavaş, demografik sorunlar var; Çin'in üretim gücü, ABD'nin inovasyon hızı karşısında geride kalma riski.
- Rusya tehdidi (Ukrayna savaşı devam ederken) ve hibrit saldırılar (siber, dezenformasyon) acil güvenlik açığı yaratıyor.
Sonuç olarak, Avrupa potansiyelini realize etmek için şu adımları atarsa konumunu güçlendirebilir:
- Stratejik özerkliği hızlandırmak: Savunma harcamalarını, GSYİH'nın %2-3'üne çıkarmak, ortak ordu/komuta yapıları kurmak (AB Harp Grupları’nı - EU battlegroups - genişletmek), enerji bağımlılığını azaltmak.
- Birlik olmak: Dış politika ve güvenlikte oybirliği yerine nitelikli çoğunluk mekanizmalarını genişletmek; "daha Avrupa" yaklaşımı (Macron-Merz çizgisi).
- Teknoloji ve ekonomi liderliği: Yeşil dönüşüm, AI regülasyonu, kritik mineraller tedarik zincirlerinde öncülük etmek; "risk azaltma" (Çin'den bağımsızlık) stratejisini güçlendirmek.
- Transatlantik ilişkiyi yeniden tanımlamak: ABD ile "eşit ortaklık" vurgusu yapmak; Rubio gibi figürlerin "ortak medeniyet" çağrısına olumlu yanıt vererek, ama kendi çıkarlarını korumak.
Bugünden Sonra Avrupa Dünyaya Ne Tür Bir Alternatif Sunabilir?
Avrupa (özellikle AB) şu anda NATO'nun varlığı altında bile stratejik özerklik yönünde somut adımlar atıyor ve bu, 2026 Münih Güvenlik Konferansı'nda net bir şekilde kendini gösterdi. Konferansın ana teması ve raporları ("Under Destruction", "Europe: Detachment Issues"), ABD'nin politikalarındaki belirsizlik (Trump yönetiminin yük paylaşımı baskısı, Ukrayna desteği dalgalanmaları, hatta Grönland gibi konulardaki retorik), Rusya'nın hibrit tehdidi ve genel olarak çok merkezli baskı altında Avrupa'nın "bağımsızlık anı" (Europe's independence moment) yaşadığını vurguluyor. Ursula von der Leyen'in konuşması gibi müdahalelerde "Avrupa'nın her boyutta bağımsızlaşması zorunlu" mesajı hâkimdi: savunma, enerji, ekonomi, dijital, ham madde ve teknoloji.
Bu süreç, sadece savunma harcamalarını artırmakla sınırlı değil; Dördüncü Sanayi Devrimi (AI, kuantum, biotech, yarı iletkenler), iklim krizi, enerji politikaları, askeri güvenlik ve dünya barışı gibi unsurları entegre eden bir alternatif jeopolitik vizyon oluşturma potansiyeli taşıyor. Bugünün atmosferinde (ABD-Çin rekabeti, Rusya'nın revizyonizmi, küresel parçalanma) Avrupa'nın sunduğu alternatif politika, şu şekilde özetlenebilir:
A. Normatif ve Düzenleyici Güç Olarak Alternatif Model
Avrupa, ABD'nin "America First" veya Çin'in otoriter devlet kapitalizmi karşısında kurallara dayalı, değer odaklı bir düzen savunucusu olarak konumlanıyor. Bu, çok merkezli dünyada "orta yol" sunuyor:
- İklim ve enerji güvenliği entegrasyonu: Yeşil Dönüşüm'ü (Green Deal) stratejik özerklik aracı haline getiriyor. Yenilenebilir enerji ve elektrifikasyon hızlandırılırsa (2026'da Electrification Strategy ve Energy Security Package bekleniyor), fosil yakıt ithalatı azalacak, Rusya/Orta Doğu bağımlılığı bitecek ve enerji fiyat dalgalanmaları azalacak. Bu hem iklim hedeflerini hem enerji güvenliğini aynı anda çözüyor; IEA ve AB raporları da bunu doğruluyor.
- Dördüncü Sanayi Devrimi liderliği: ASML gibi şirketlerle yarı iletken, AI regülasyonu (EU AI Act), yeşil teknoloji standartları belirliyor. Çin'in üretim üstünlüğü, ABD'nin inovasyonuna karşı Avrupa "regülasyonla standart koyma" avantajını kullanıyor.
B. Güvenlik ve Savunmada Önerilen Alternatif Yaklaşım
NATO'da kalarak "Avrupa savunma omurgası" oluşturma:
- Ortak savunma kapasiteleri (uzay istihbaratı, derin vuruş yetenekleri, askeri mobilite).
- Savunma harcamalarının GSYİH'nın %2-5'ine çıkması (bazı müttefiklerde 5% hedefi tartışılıyor).
- Yeni Avrupa Güvenlik Stratejisi (2026'da bekleniyor): Hibrit tehditlere (siber, dezenformasyon) karşı bütüncül yaklaşım, Rusya'ya karşı caydırıcılık ve barış için diplomatik kaldıraç.
- Bu, ABD'ye "eşit ortak" mesajı veriyor: Transatlantik bağ korunurken Avrupa yükünü artırıyor.
C. Çok Merkezli Dünyada Avrupa'nın Farklılaştırıcı Rolü
ABD-Çin-Rusya üçgeninde Avrupa, dengeleyici ve bağlayıcı güç olabilir:
- Küresel Güney'e (Afrika, Latin Amerika, Asya) alternatif sunuyor: Çin'in borç tuzağına karşı yeşil altyapı (Küresel Geçit veya uluslararası alanda bilindiği şekilde Global Gateway), Rusya'nın enerji silahına karşı temiz teknoloji transferi.
- Jeo-ekonomik parçalanmalara karşı: Tedarik zincirlerini "risk azaltma" ile çeşitlendirme (bağımsızlık, vazgeçilmezlik, çeşitlendirme; Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde'ın MSC'deki vurgusu).
- Barış ve istikrar için: Çok taraflılığı savunma (BM reformu, DTÖ'nde aktif rol), iklim diplomasisiyle sistemik riskleri yönetme.
D. Potansiyel ve Sınırlamalar
Avrupa önemli ve dikkate değer bir alternatif sunabilir, hatta sunmaya başladı:
- Avantaj: En entegre pazar, normatif yumuşak güç, yenilenebilir liderlik, yüksek eğitimli işgücü.
- Risk: İç bölünmeler (Doğu-Batı, popülizm), yavaş karar alma, demografik yaşlanma, savunma koordinasyon eksikliği.
- Kritik eşik 2026: Yeni güvenlik stratejisi, enerji paketi, savunmada beyaz sayfa gibi adımlar realize edilirse Avrupa "güvenlik sağlayıcısı"na dönüşür. Aksi takdirde, çok merkezli dünyada "stratejik nesne" (piyon) konumuna düşme riski var.
Avrupa’nın Somut Açılımları Neler Olabilir?
Avrupa'nın (özellikle AB'nin) Afrika, Orta Doğu, Hint-Pasifik ve yeni ortaya çıkan Arktik bölgelerindeki politikaları, tarihsel olarak yumuşak güç, normatif etki (demokrasi, insan hakları, sürdürülebilirlik) ve ekonomik işbirliği odaklı olmuştur. Ancak 2026 itibarıyla Konferans’ta vurguladığı gibi, uluslararası düzenin parçalanması, ABD'nin değişkenliği, Rusya'nın revizyonizmi ve Çin'in yükselişi altında bu politikaların etkinliği sınırlı kalmış, eksik yönler belirginleşmiştir. Bugünden sonra Avrupa, stratejik özerklik sürecini hızlandırarak, bu bölgelerde daha iddialı, entegre ve destekleyici politikalar tasarlayabilir hem kendi çıkarlarını korurken hem de küresel ölçekte (özellikle Küresel Güney ve orta güçlerle) ittifaklar kurarak destek sağlayabilir.
A. Bölgelere Göre Değerlendirme ve Eksikler
- Afrika:
- Bugüne kadar: Global Gateway (Çin'in Bir Kuşak Bir Yol (BRI) projesine alternatif olarak 300 milyar Avroluk taahhüt), yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve kritik mineraller (Lobito Koridoru gibi projeler) odaklı. AB, değerlere dayalı (şeffaflık, çevre standartları) yaklaşımıyla fark yaratmaya çalıştı.
- İş yaradı mı?: Kısmen. Bazı altyapı projeleri ilerledi, Çin bağımlılığını azalttı ama Çin'in hızı, ölçeği ve "müdahale etmeme" yaklaşımı karşısında AB "büyük konuşup az teslim" eleştirisi aldı. Finansman eksikliği (BRI'ye kıyasla çok daha az), bürokratik yavaşlık ve yerel önceliklere yeterince danışma olmaması büyük sorun.
- Eksik yönler: Daha hızlı uygulama, özel sektör entegrasyonu zayıf; Afrika'nın kendi önceliklerini (iş yaratma, borç tuzağı kaçınma) yeterince dikkate almama.
- Orta Doğu:
- Bugüne kadar: İki devletli çözüm desteği, İbrahim Anlaşmaları'nın dolaylı teşviki, İran yaptırımları, Gazze'de insani yardım ve yeniden inşa çabaları. MSC 2026'da Gazze Barış Planı (2025'te imzalanan) ve Suudi-Fransa önerisi gibi gelişmelerle momentum yakalandı.
- İş yaradı mı?: Kısmen. AB diplomatik olarak aktif (G7 ve MSC'de rol), ama kriz yönetiminde (Gazze, İran, Suriye) ABD ve bölgesel aktörlere bağımlı kaldı. Etki sınırlı; İran'ın vekil güçleri ve çatışmalar devam ediyor.
- Eksik yönler: Sert güç eksikliği (askeri caydırıcılık), iç bölünmeler (üye devletlerin farklı tutumları), insani yardımın yetersiz kalması ve uzun vadeli siyasi çözümde liderlik alamama.
- Hint-Pasifik:
- Bugüne kadar: 2021 Hint-Pasifik Stratejisi ile güvenlik, yeşil/dijital geçiş ve ticaret odaklı. ASEAN, Japonya, Hindistan'la diyalog; Global Gateway yatırımları; QUAD/AUKUS'a dolaylı destek.
- İş yaradı mı?: Kısmen. Normatif güç olarak standart belirleme (AI, yeşil teknoloji) başarılı, ama askeri varlık ve caydırıcılıkta ABD/QUAD/AUKUS gölgesinde kaldı. Çin'in agresifliği karşısında "görünürlük" arttı ama etki sınırlı.
- Eksik yönler: Sert güç projeksiyonu yok (donanma, üsler), karar alma yavaşlığı, ekonomik bağımlılık (Çin'le ticaret) ve minilateral (küçük gruplu çok taraflı) yapılara (QUAD) entegrasyon eksikliği.
- Arktik (yeni bölge):
- Bugüne kadar: 2021 Arktik Politikası (2026'da güncelleniyor) iklim, sürdürülebilirlik ve barış odaklı; yerli halklar vurgusu.
- İş yaradı mı?: Hayır, yetersiz. Rusya'nın askeri genişlemesi, Çin'in "Arktik'e yakın" iddiası ve kaynak ilgisi karşısında AB "yumuşak" kaldı. İklim değişikliğiyle açılan rotalar (Northern Sea Route - NSR) Rusya-Çin işbirliğini artırdı; NATO'nun Arktik Muhafızı misyonu (2026) gibi adımlar Avrupa'yı geride bıraktı.
- Eksik yönler: Savunma koordinasyonu yok, enerji güvenliği-iklim çelişkisi (fosil yakıta karşı yeşil), Grönland gibi hassas konularda ABD'yle gerilim.
B. Bugünden Sonra Avrupa Ne Tasarlayabilir / Planlayabilir?
Avrupa, MSC 2026'da vurgulanan "stratejik özerklik" ve "güvenlik sağlayıcısı" dönüşümünü bu bölgelerde entegre ederek ilerletebilir. Anahtar: Değer, kapasite, ortaklık formülü.
1 - Afrika için:
- Global Gateway'i hızlandır: Özel sektörle satın alma gücü paritesini artır, Afrika Birliği'yle ortak öncelik belirle (2026-2030 için 500 milyar Avro hedefi?). Yeşil madencilik ve iş yaratma odaklı projeler (kritik minerallerde tedarik zinciri güvenliği).
- Yeni atılım: "Afrika-Avrupa Yeşil Ortaklık Paktı"; iklim finansmanı ve teknoloji transferi, Çin'e alternatif borçsuz model.
2 - Orta Doğu için:
- Gazze’nin yeniden inşası ve iki devletli çözümde çaba: AB fonlu "Gazze Marshall Planı" ve Arap İletişim Grubu'yla koordinasyon.
- Yeni atılım: "Orta Doğu İstikrar ve Yeniden Yapılanma Fonu"; İran yaptırımlarını yumuşatarak diplomatik kaldıraç yarat, ABD ve İsrail politikalarına yaklaşmak adına İbrahim Anlaşmaları'nı genişlet (AB'nin normatif desteğiyle).
3 - Hint-Pasifik için:
- Savunma işbirliğini derinleştir: Ortak deniz tatbikatları, siber güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı.
- Yeni atılım: "Hint-Pasifik Yeşil ve Dijital İttifakı"; ASEAN+3 (Japonya, Hindistan, Avustralya) ile standart belirleme, QUAD'a "normatif köprü" rolü.
4 - Arktik için:
- 2026 Politika Güncellemesi: Güvenlik, savunma ve ekonomik güvenlik ekle (NATO Arktik Muhafızı'na katkı, Avrupa Arktik Komutanlığı önerisi).
- Yeni atılım: "Avrupa Arktik İttifakı" (Nordik, Baltık, Almanya/Fransa); kritik mineraller, yeşil koridorlar, Rusya-Çin'e karşı caydırıcılık ve bilimsel işbirliği.
C. Dünya Ölçeğinde Destek Sağlayacak Yeni Politik Atılımlar
Avrupa, çok merkezli dünyada "dengeleyici güç" olarak konumlanırsa küresel destek kazanabilir:
- Global Gateway 2.0: Tüm bölgeleri kapsayan, 1 trilyon Avroluk "Kurallara Dayalı Bağlantı Ağı"; yeşil, dijital, altyapı odaklı; Küresel Güney’e "Çin alternatifi ve değerler" sunar.
- Orta Güçler Koalisyonu: Hindistan, Brezilya, Endonezya, Güney Afrika gibi ülkelerle "Multipolarizm İçin Normatif İttifak"; BM reformu, ticaret standartları, iklim diplomasisinde ortak ses.
- İklim-Güvenlik Entegrasyonu: "Küresel İklim Güvenlik Paktı"; bölgeler arası (Afrika-Arktik-Hint-Pasifik) bağlantı kurarak, iklim mültecileri, kaynak savaşları riskini yönetir; ABD/Çin'e karşı "barışçıl liderlik" imajı verir.
- Savunma ihracı ve ortak üretim: Avrupa silahları/teknolojisiyle (Eurofighter, FCAS) ortak üretim anlaşmaları; Afrika ve Hint-Pasifik'te kapasite inşası, Rusya/Çin'e karşı caydırıcılık.
Sonuç
Özellikle ABD, Trump Yönetimi fazlaca dile getirdi: Avrupa için işler iyi gitmiyor! Biz de bu gibi değerlendirmeleri esas alarak geniş bir analiz yapma ihtiyacı duyduk, jeopolitik bakış açısıyla Avrupa’yı masaya yatırdık. Basitçe ifade etmeliyim ki Avrupa yerinde duruyor ve ruhunu da yitirmiş değil. Sadece farkındalık için gecikmiş bir dönemde, hantal politik ve bürokratik yapısının farkında, ama böyle bile olsa, “ben buradayım” diyor.
Bu durumda Avrupa'nın potansiyeli hâlâ çok yüksek demeliyiz. Avrupa dünyanın en entegre, refah odaklı, normatif gücüdür. Bugünün kaotik çok merkezli dünyasında, eğer "güvenlik sağlayıcısı"na dönüşür, iç bölünmeleri aşar ve değerlerini cesurca savunursa, "Batı'nın ruhu ve dengeleyicisi" olarak kalıcı bir küresel konum elde edebilir. Aksi takdirde, sadece "eski kıta" olarak kenara itilme riski var. Konferansın mesajı da tam bu: Zaman daralıyor, harekete geçme vakti.
Avrupa'nın önerdiği alternatif, "değerler, yenilik, sürdürülebilirlik" ekseninde bir "Avrupa yolu"; ne ABD'nin tek taraflılığı ne Çin'in otoriterliği ne Rusya'nın revizyonizmi. Bu yol, iklim krizini fırsata çevirerek enerji güvenliğini artırır, Dördüncü Sanayi Devrimi’nde standart belirler ve çok merkezli dünyada barışçıl denge unsuru olur. Münih 2026, bu sürecin "dönüm noktası" olarak tarihe geçti; şimdi uygulama zamanı.
Sonuç olarak Avrupa'nın bugüne kadarki politikaları "yetersiz" kaldı; eksiklikler hız, koordinasyon ve sert güçtü. Bugünden sonra stratejik özerkliği realize ederek, bölgelerde entegre, değer odaklı ama gerçekçi politikalarla (MSC 2026 momentumuyla) hem kendi güvenliğini sağlar hem de çok merkezli dünyada "güvenilir ortak" olarak destek toplar. Zaman daralıyor; uygulama 2026-2030 kritik eşik.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish