Cehenneme ve aya giden yol

“Savaş ile inşa etme arasında bir yarış var ve her ikisi de insan eseridir”

Fotoğraf: AA

Bir hafta önce, ABD Başkanı Donald Trump iki yolu bir araya getirdi: Biri cehenneme giden yoldu; İran'ı bir kez daha uyararak, İran ulusunun geçmiş medeniyetini ve bugününü yok etmekle, yani İran’ı enerji santrallerinden, elektrikten, gıda ve üretiminden yoksun hale getirmekle tehdit etti.

Cehennem, bir devletin insan medeniyetine ait her şeyden yoksun kaldığı yerdir. İran da son birkaç on yıldır gelişen medeniyet potansiyellerini yok etmeye çalışarak, Arap Körfez devletlerine karşı menfur eylemlerine devam etmekle tehdit ettiğinde, en az Trump kadar acımasızdı.

Bu arada, İsrail Lübnan'ın bazı bölgelerini işgal etme ve 1 milyon insanını evlerinden etme hobisini sürdürüyordu. “Dördüncü Körfez Savaşı” sadece yakın bölgesinde değil, küresel yankıları olan bir cehennem yarattı ve derin acıları etkilemediği ülke veya bölge bırakmadı. 

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Tahminler, petrol fiyatlarındaki sürekli artışın ve ticaretteki çalkantının küresel bir ekonomik durgunluğa yol açacağı yönünde. İkinci Dünya Savaşı'nın taşlarını döşeyen ve bazı nedenleri 1929'da başlayan ekonomik durgunluğa kadar uzanan bir başka cehenneme işaret ediyor. İronik bir şekilde, bu durum, Amerikan uzay aracı Artemis 2'nin Ay yörüngesine keşif görevi için fırlatılmasıyla aynı zamana denk geldi.

1967'de, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin de dahil olmak üzere 113 ülke Uzay Anlaşması'nı imzaladı. Bunların ilk ikisi araçları uzaya giden ilk iki ülkeydi ve aralarında Ay'a ilk ayak basan ülke olmak için bir yarış başlamıştı.

Çatışmayı önlemek için anlaşmanın 1. ve 2. maddeleri, Ay ve diğer gök cisimleri de dahil olmak üzere uzaydaki keşiflerin tüm ulusların yararına olmasını öngörüyordu. Anlaşma, karasularının ve şimdiki münhasır ekonomik bölgelerin dışındaki deniz ve okyanusların insanlığın ortak malı olarak kabul edildiği dünyadaki emsallerine dayanıyordu.

Bu doğrultuda, Birleşmiş Milletler, uzayda bırakılan kalıntıların yönetimi, anlaşmazlık çözüm mekanizmaları, uzay araçları ve personel için güvenlik ve kurtarma hususları ile uzay faaliyetlerinin kayıt altına alınması gibi sorumlulukları olan Uzay İşleri Ofisi'ni kurdu. O zamandan beri dünya biraz değişti. 1979'da uzay faaliyetlerinde hakemlik etmesi için Ay Sözleşmesi imzalandı, ancak imzalayan güçlerden hiçbiri bu anlaşmayı onaylamadı.

Buna rağmen, uzay artık filmlerin veya bilim kurgunun konusu değildi; uzayın keşfi, Dünya'dakinden daha az yoğun olmayan bir rekabetle gerçeklik haline geldi. Nitekim şimdi, Mars'ı kolonileştirmeye çalışan “girişimciler” var ve Çin, Ay'da nükleer enerjili bir üs kurmayı planlıyor.
 


Çin, kalıcı Uluslararası Uzay İstasyonu'na katılmak istemedi, bunun yerine 2028 yılına kadar kendi istasyonunu inşa etmeyi hedefliyor. Her halükarda, Uluslararası Uzay İstasyonu operasyonel ömrünü aşmış durumda ve Washington ile Moskova da kendi istasyonlarını inşa etmeye çalışıyorlar.

NASA, 2030 yılına kadar Ay'da kalıcı bir istasyon inşa etmeyi planlıyor ve Artemis-2 görevi bu projenin bir parçası. Şimdi ülkeler sadece aya gitmek için değil, aynı zamanda “İran Savaşı”nın izlediği yoldan çok farklı bir yolda yarışıyorlar. Bu savaşa aynı zamanda çatışmanın yoğunlaştığı ve sadece Arap Körfezi bölgesi ve Ortadoğu'yu değil, tüm dünyayı boğan boğaza atıf ile “Hürmüz Savaşı” da deniliyor.

Dünya, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiki İsrail'in İran'a karşı savaş hazırlıkları haberleriyle veya Hürmüz Boğazı'nın iki haftadan daha uzun süre açık kalmasını sağlayacak bir ateşkes çabasıyla meşgul olabilir. 

Yine gezegenin sakinleri, devam eden Gazze savaşının gizemlerini çözmesi beklenen Barış Konseyi’nin akıbetini anlamaya çalışırken, aynı zamanda ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşının etkilerini de tahmin etmeye çalışıyor, ABD ile Rusya arasında Soğuk Savaş'ın geri dönüp dönmeyeceğini ya da dünyanın geri dönülmez bir şekilde değişip değişmediğini sorguluyor olabilir. 

Kısacası, savaş ile inşa etme arasında bir yarış var ve her ikisi de insan eseridir.

 

 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir. 

Şarku'l Avsat

DAHA FAZLA HABER OKU