Gelişme ve değişme çağındaki çocukların, ergenlerin, gençlerin 2 ayrı dünyası vardır.
- İçinde bulundukları fiziki yani gerçek dünya: aile, okul ve arkadaş çevresi.
- Cep telefonundaki, tabletindeki, bilgisayarındaki, oyunlarındaki, sosyal medyasındaki, televizyon dizilerindeki sanal, dijital dünya.
Gerçek şu ki, günümüzde çocuklar, ergenler, gençler ağırlıklı olarak bu 2. dünyada yani sanal âlemde yaşıyorlar.
Her defasında çocuklar, ergenler, gençler dememek için sadece ergenler tanımlamasını kullanacağımı belirterek devam edelim.
Amerika Birleşik Devletleri ve Avustralya başta olmak üzere bazı Batılı ülkelerdeki ergenlerin, kendi okullarına ya da başka okullara düzenledikleri, onlarca çocuğu, yetişkini öldürdükleri kanlı saldırıları hatırlayalım.
Bu saldırıların failleri genelde polis tarafından öldürülüyor ya da intihar ediyorlardı.
İşte bu olayların videoları, ergenlerin ikinci dünyaları olan sanal âlemde dolaşıyor, paylaşılıyor ve bolca izleniyor.
Söz konusu videolar, ailesinde, okulunda, arkadaş çevresinde ya da başka nedenlerle sorunlar yaşayan, kendini anlatmanın, göstermenin, kanıtlamanın bir yolunu arayan ergenleri fazlasıyla etkiliyor.
Kendini ifade edememenin, yaşadığı sorunlardan çıkış yolu bulamamanın, çaresizliğin, yalnızlığın yarattığı ruh hali, ergenleri kendi gibilerini aramaya itiyor.
Bunu da 2. dünyaları olan sanal ve dijital âlemde buluyorlar.
Oynadıkları öldürme, katletme, yok etme içerikli oyunlarda, içlerinde biriktirdikleri kini, nefreti, acıyı ve her türlü kötü duyguyu serbest bırakıyorlar.
Sanal olarak da olsa birilerini öldürmek onları rahatlatıyor.
Özellikle ABD’de meydana gelmiş okul saldırılarının videolarını izlerken, kendilerini faillerin yerine koyuyorlar.
Bu kanlı saldırıların faillerini aynı zamanda kahramanları, idolleri olarak görüyor, onları örnek alıyorlar.
Gerçek şu ki ABD başta olmak üzere Batılı bazı ülkelerdeki okul saldırıları salgını, virüsü günün birinde Türkiye’ye de gelecekti.
Yılların biriktirdiği bu negatif psikoloji, ülkemizi de etkileyecekti.
Çünkü ergenlerin ikinci dünyasının materyalleri olan cep telefonlarında, tabletlerinde, bilgisayarlarında, oyunlarında, televizyon dizilerinde kısacası sanal âlemlerinde bu birikim çoktan sağlanmış ve dışa vurum noktasına gelmişti.
Okul önlerinde, parklarda, kafelerde ergen grupları arasındaki öldürmeye, yaralamaya varan kavga görüntülerini uzun bir süredir sosyal medyada görüyorduk, haberlere konu olması nedeniyle de biliyorduk.
Ama son okul saldırılarıyla çok tehlikeli bir aşamaya geçildi.
Şanlıurfa-Siverek ve ardından Kahramanmaraş’taki okul baskınlarıyla alarm zilleri Türkiye için de çok sert bir şekilde çalmıştır.
Ailelerin, eğitim kurumlarının, medyanın, yetkililerin, devletin üzerine düşen görevler, acilen atılması gereken adımlar elbette vardır.
Tek bir yazıda bu devasa sorunu tüm ayrıntılarıyla ele almak mümkün değildir.
Ama bir yerlerden başlamak gerekirse öncelikle ergenlerin sosyal medya kullanımını engelleyecek önlemler hızla alınmalıdır.
fazla oku
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Sırasıyla TikTok, X, Facebook, Snapchat ve Instagram, ergenlerin şiddet ve silah içerikli videoları gördükleri, izledikleri, paylaştıkları sosyal medya platformlarıdır.
Araştırmalar, 12-17 yaş aralığındaki ergenlerin sosyal medyadan çok tehlikeli bir şekilde etkilendiğini ortaya koymuştur.
Ergenlerin yüzde 60’ı, sosyal medyada silah içerikli videoların sıklıkla karşılarına çıkmasının, onlarda silah taşımanın günlük hayatın normal bir parçası olduğu hissini uyandırdığını söylüyor.
Yine ergenlerin yüzde 40’ı, silah içerikli videoları izledikten sonra kendilerinde silah taşıma isteğinin arttığını söylüyor.
Bununla beraber, ergenler arasında sosyal medyada, internette gördüğü her türlü silahtan korkan önemli bir kesim de var.
Kesici ve ateşli silahların yarattığı korku nedeniyle evden çıkmak, sokakta dolaşmak, özellikle de yaşadıkları kentlerin bazı bölgelerine hiç gitmek istemeyenler, ergenler arasında önemli bir orana sahip.
Ergenlerin yüzde 64’ü yüz yüze söyleyemediklerini sosyal medya üzerinden birbirlerine söylediklerini belirtiyor.
Bu gerginliklerin yüzde 16’sı da yüz yüze karşılaşmalarda kavgayla, şiddet uygulamayla sonuçlanıyor.
Gerçek hayattaki şiddet içerikli videoları internette izleyen ergenlere, daha sonra bu videolar algoritmik öneri özellikleri aracılığıyla otomatik olarak yönlendiriliyor.
Bu yüzden ergenler sürekli olarak yeni şiddet ve silah içerikli videolarla karşı karşıya kalıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde silahlı saldırıları düzenleyen ergenlerin ortak özellikleri; sessiz, içine kapanık, iletişim sorunları, kişisel bozuklukları ve aile içi sıkıntıları olması şeklinde sıralanıyor.
Bu değerlendirmeyi özellikle verdim, çünkü ülkemizde de bu özelliklere sahip sayısız ergen var.
Okul önlerinde, sokakta ya da sosyal medyada başkalarını tehdit eden ergenlere elbette dikkat edilmeli, takip altına alınmalı, gereken neyse yapılmalıdır.
Onlar zaten ne yapacaklarını neredeyse ilan ediyorlar, dolayısıyla biliniyorlar.
Ama sessiz ve içine kapanıkların ne zaman, ne yapacağını ve nasıl yapacağını bilmek, tahmin etmek mümkün değildir.
İşte asıl tehlike de bu kesimden gelebiliyor.
Burada görev öncelikle ailelere düşüyor.
Odasından pek çıkmayan çocuklarının uzun saatler boyunca hangi internet sitelerine girdiğini, hangi oyunları kimlerle oynadığını, sosyal medyada kimleri takip ettiğini, hangi paylaşımları beğendiğini, yorum yaptığını kısacası 2. dünyası olan sanal âlemdeki varlığını mutlaka kontrol altına almalılar.
Bu konuya devam edeceğiz.
*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.
© The Independentturkish