CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a "insan içine karışması" ve vatandaşlara derdini sorması tavsiyesinde bulunurken, "Sandık geliyor, hesap orada görünecek senin" ifadesini kullandı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla depremden etkilenen illere yaptığı ziyaretlerini sürdürüyor. Gaziantep'in Nurdağı ilçesine giden Özel, CHP Nurdağı İlçe Başkanlığı önünde konuştu.
Özel, şunları söyledi:
Depremin büyük acısının üçüncü yıl dönümünde buradayız. Hem Nurdağı'nda hem İslahiye'de, hem bütün Gaziantep’te ve 11 ilimizde depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Bir kez daha hepimizin başı sağ olsun. Böyle büyük bir acıyı, böyle büyük bir faciayı bir daha yaşamamayı ümit ediyoruz. Sabah Osmaniye’deydim, şimdi Nurdağı'ndayım. Birazdan İslahiye'ye gideceğim. Hafta boyunca depremde hasar gören, ağır kayıplar veren illerimizde ziyaretlerde bulunacağım. Ziyaretimizin temel amacı elbette yeniden taziye ve geçmiş olsun dileklerimizi iletmek. Ama bir yandan da ülkenin ana muhalefet partisi olarak denetim görevimizi yerine getiriyoruz, eksiklikleri dile getiriyoruz. Diğer yandan ülkenin iktidar namzeti olan, iktidar olmak için seçim bekleyen; bugünden yapılacak seçime, ülkeyi yönetmeye kadrolarıyla ve programıyla hazır olan siyasi parti olarak bölgede nelerin nasıl yapılması gerektiğini, biz geldiğimizde neler yapacağımızı paylaşmak üzere buradayız. Gördükleri eksiklikleri hem çözüm önerilerimizde hem de gerekiyorsa Meclis zemininde, bakanlıklar nezdinde dile getireceğiz. İktidarımızda dirençli kentler nasıl oluşturulur? En önemlisi budur. Hatırlanacak olursa bu iktidar partisi deprem günü yaşandığında aslında acemi bir parti değildi. Deprem günü yaşandığında 21 yıllık bir iktidar partisiydi, kimselere nasip olmamıştı. Kimselere bu boyutta nasip olmamıştı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün 15 yıl aralıksız yönettiği, 21 yıl aralıksız, koalisyon ortağı olmadan, çoğunluk kendisinde olarak yani mazeretsiz yönetmiş.
"Kentleri depreme dirençli hale getirememiş, mazeretsiz, yıkımdan sorumlu bir iktidarla karşı karşıyayız"
Deprem vergileri toplamış. Milyar dolar değil, trilyon dolar. 4 trilyon dolar toplam vergi toplamış. Milyar dolarlarca topladığı deprem vergilerinin yanında, çıkardığı imar haklarından topladığı ücretlerle büyük bir imkan yakalamış. Partiler iktidar olduğunda 5 yıllık hedefler açıklar. Bu iktidar depremin üzerine gelmiş, depremin sarılmakta olan yaralarının üstüne gelmiş. Deprem vergisinin birkaç yıl toplanacağı söylenmişken 21 yıl boyunca toplamış ama kentleri depreme dirençli hale getirememiş, mazeretsiz, yıkımdan sorumlu bir iktidarla karşı karşıyayız. Nurdağı’nda da hep birlikte yaşadık. Biraz önce gençler 'Sesimizi duyan var mı?' diyor. Evet, o enkazın altındaki sesti. Ama enkazın üstündekiler milletvekillerini görünce kolumuza yapışıp 'Ordu neredeydi?' diyorlardı. Üç gün boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri tüm donanımıyla, eğitimiyle beklerken birileri 'Orduyu kışladan çıkarmak kolay, geriye sokmak zor' diyerek bir darbe paranoyası ile Mehmetçiği üç gün sonra çıkardı. Yine de inanılmaz işler başardı, canlar kurtardı. Ama hepinizin malumu: Depremde kayıp dediğin en fazla ilk 24 saat ve 72 saatte olur.
"Bu hallerde 3 gün boyunca ordunun içeride durmasının açıklanabilir hiçbir tarafı yok"
Oradan sonra iş mucizeye kalıyor, duaya kalıyor. Cenabı Allah'ın takdirine kalıyor? O bağışlarsa bağışlar. Ve depremin ilk günü kuldan beklenen çıkıp da kurtarma çalışmalarına hızla başlayacak olan orduyu harekete geçirmek. O zaman başka. Ama bu hallerde 3 gün boyunca ordunun içeride durmasının açıklanabilir hiçbir tarafı yok. Bu soruyu inanın ben sormadım, muhalefet partilerinin liderleri sormadı. Bu soruyu enkaz başında bekleyen, yakınından umudu kesen depremzedeler sordu. Ordu neredeydi üç gün? Biz bu soruya cevap veremedik. Devamında çok söz verildi. 6 Şubat günü yıkılmış şehirlere 7 Şubat, 8 Şubat günü söz verilmeye başlandı. Dedi ki malum 14 Mayıs'ta seçim var. Sakın ha sakın. Bakın millet canınla uğraşıyor. Erdoğan diyor ki: 'Başkasına oy vermeyin'. Çünkü kendinden önceki iktidarı Erdoğan yenerken depremde gördüğü eksiklikleri, kusurları bol bol söylüyor. Mesela rahmetli Ecevit'e diyordu ki: '3 gün oldu hala çadır sırası' diyordu. Biz 33'üncü gün çadır sırası gördük arkadaşlar. Ecevit'e ne söylediyse bin beterini ülkeye yaşattığı için depremzedelere şöyle diyordu. 'Sakın ha sakın. Başkasına meyletmeyin. Mutlaka oyu bana verin. Onlar daha iktidara alışana kadar biz tecrübeliyiz. Deprem konutlarını yapacağız bir yıl içinde. Bir yıl sonra konteynerda kimse kalmayacak' dedi.
"TOKİ'nin teslim ettiği kimi evde 300 - 400 bin lira masraf var"
Ben neredeyim? Gaziantep'in Nurdağı ilçesindeyim. Ne gün bugün? Tam bir yıl değil üç yıl sonra. Nereyi ziyarete geldim? Konteyner kenti ziyarete geldim. Konteyner kentte kaç kişi yaşıyor? 4 bin 500 kişi var. Ne olacak şimdi? 'Oyu bana verin bir yıl içinde' diyordu. Ben birinci yıl geldim arkadaşlar. Birinci yılda Türkiye'de yüzde 2,4. Yani 100 depremzedenin 2.5'u girmiş, 98'i dışarıdaydı. İkinci yıl geldim sözünü tuttu mu diye yüzde 30. Depremzedenin yüzde 70'i dışarıdaydı. Üçüncü yıl geldi, övünüyorlar. İnsan çatlar. Ya nasıl bir şey bu? Bununla övünülür mü? Utanılacak durumdan övünüyoruz. Bir yıl dediğin işi üç yılın sonunda tam yapmamışsın. Yüzde 70'ine anahtar dağıtmışsın bununla övünüyor. Ne olacak geri kalan yüzde 30? Şimdi anahtarı alanın geçeni var, geçemeyeni var. Gittiğinizde depremzede anlatıyor: 'Nasıl geçeyim? Bir, kiracıyım bana ev vermediler. Eskiden işim vardı şimdi işim yok. Kira için en az 20 bin lira istiyorlar, 15 bin lira istiyorlar, depozit istiyorlar, 3 ay peşin istiyorlar.' Kiracı bir kere perişan. İş bulamayan, düzen kuramayan. İşini bulmuş. Diyor ki 'lastikçiyim, lastikçilik yapıyorum ama nasıl eşya alacağım, nasıl depozit vereceğim, nasıl 3 aylık peşin vereceğim?' Sen bunun konteynerinin elektriğini kesiyorsun ve 'Git kiraya çık' diyorsun. Birincisi bu. İkincisi ev sahibi. Anahtarı vermişler. Gideyim yerleşeyim. Nasıl yerleşeyim? Şimdi söylediler işte. TOKİ'nin teslim ettiği evlerde en az 100 bin lira. Kimi evde 300 - 400 bin lira masraf var. Çatıdan su sızmış, parke kabarmış, kapının kolu yok... Bunlar depremzedenin anlattığı işler. Nasıl geçecek? Geçti, aidat başlıyor, elektrik başlıyor, su başlıyor, doğalgaz başlıyor. Anahtarı aldın, geçemedin. Aidat başlıyor. Aramaya başlıyorlar 'aidat borcunu öde' diye. Bunların hepsi bu kentin gerçekleri.
"Bugün 50. ziyaretim deprem bölgesine. Erdoğan'ın kendisi 38 kere gitmiş"
Ben Sayın Erdoğan'ı kızdırıyorum. Neden? Bana diyor ki 'Ankara'da otur. Ankara merkezli siyaset yap'. Ben oturmayıp sokağa çıkınca sokakta vatandaşın hatrını sorunca Türkiye'yi dolaşınca bana kızıyor. Bir de şöyle bir şey söylemiş. Nurdağlılar bilir de bana diyor ki: 'Depremde neredeydin?' Şimdi Nurdağlılar dedi: '3 gün buradaydı' dedi. İki gün İslahiye'deydim. Nurhak'a ilk ben gittim. Sayın bakalım. Erdoğan kaç kez gelmiş, ben kaç kez gelmişim. Bugün 50'nci ziyaretim deprem bölgesine. Erdoğan'ın kendisi 38 kere gitmiş. Neyle? 14 uçakla devletin bütün helikopterleriyle, bütün imkanlarla biz ne yapmışız? Geçmişte grup başkan vekili olarak, şimdi partinin genel başkanı olarak 50'nci ziyareti yapıyoruz. Ama diyor ki: CHP deprem turisti bir kere geldiler, gittiler. Bir daha gören oldu mu? Meydan duruyor. Koca cumhurbaşkanı 'oldu' desen o bozulacak. 'Olmadı' desen Allah günah yazacak. Sorayım burada konteyner kenttekilere. 'Depremde Cumhuriyet Halk Partisi yanınızda mıydı?' Bunlar CHP'li değil, burada konteyner kent sakinleri. Sıcak salonların kalbi soğumuş, taşlaşmış Erdoğan'ı sana söylüyorum. Gel de bir insan içine karış bakalım. Bir sor, derdin tasan var mı diye. üç yıl vadeli söz tutulup 1 yıl önce yapacağım diye sözün yüzde 70'ini üç yıl sonra tutun. Peşin peşin sevinilmez. Hiç peşin peşin sevinme. Sandık geliyor, hesap orada görünecek senin.
Osmaniye'de halka hitap etti
CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in ilk durağı Osmaniye olmuştu. Özel, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla geldiği Osmaniye'de, "Bana, 'Depremden sonra neredeydin?' diyen Erdoğan, depremden sonra deprem illerine toplam 38 kez gitmiş. Özgür Özel ise 26'sı o günkü görevi olan Grup Başkanvekili olarak, 23'ü de Genel Başkan olduktan sonra toplam 49'uncu kez gitmiş. Bugün 50'ncidir. 50'nci sefer buradayım. Belki attığın yalandan utanırsın" dedi. Burada parti örgütüyle bir araya gelen Özel, daha sonra il başkanlığı önünde toplanan vatandaşlara hitap etti. Alandaki vatandaşlar, "Gençliğin umudu Özgür Özel", "Kadirli ayakta, Özgür Özel sahnede", "Kof çıkan vaatlerden bıktık. Fıstık gibi geleceği Özgür ile kuracağız", "Geleceğimiz enkaz altında kalmasın", "Kaza değil, cinayet", "Değişimin öncüsü Özgür Özel" ve "İmar affı cinayettir" yazılı döviz taşıdı.
Özel, Osmaniye'nin ikinci memleketi olduğunu belirterek, "Her Osmaniye’ye geldiğimde sizleri biraz daha kalabalık, biraz daha coşkulu, yarınlardan biraz daha umutlu ve derdini, tasasını, sıkıntısını bir yana bırakmış, yanımıza koşmuş, bize böyle ev sahipliği yaparken görüyorum" dedi.
"Tarihimizin en acı günlerinden birine uyandık"
Özel, vefat eden önceki Osmaniye il başkanları Kemal Tabak ve Mehmet Döğüşçü'yü andığı konuşmasında, şunları kaydetti:
6 Şubat 2023, Türkiye tarihinin en acılı günlerinden birine uyandığımız ve resmi rakamlara göre 53 bin 537 kayıp verdiğimiz, 107 binin üzerinde vatandaşımızın yaralandığı, hepimizin yüreğine en büyük ateşin düştüğü gündür. O gün Osmaniye’de resmi rakamlara göre 993 vatandaşımız hayatını kaybetti, 2 bin 606 vatandaşımız yaralandı. Ben o gün hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, acılı ailelerine ve siz tüm Osmaniyeli hemşehrilerine bir kez daha başsağlığı diliyorum. Hepimizin başı sağ olsun.
"21 yıl aralıksız iktidarlarında yaşadık"
Depremin üçüncü yıl dönümünde buraya Parti Meclisi üyelerimizle, milletvekillerimizle, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nden Bakanlarımızla ve Merkez Yönetim Kurulu üyelerimiz, Genel Başkan Yardımcılarımızla birlikte geldik. Hep beraber hem Osmaniye’nin, hem tüm deprem bölgesinin sorunlarını bir kez daha yerinde görmek, söylemek, eksiklikleri dile getirmek ve yapacaklarımızı söylemek üzere buradayız. Hatırlayalım; nasıl bir süreçte 6 Şubat 2023 depremine yakalanmıştık? Biz bu felakete aslında öyle daha yeni iktidara gelmiş, ne yapacağını bilemeyen, kötü konut stokunu kucağında bulmuş, kaynağı ve imkanı olmayan bir hükümetle yakalanmadık. Öyle olsaydı bazı şeylerin mazereti olurdu. Ama o günkü hükümet 21 yıldır iktidardaydı. O günkü hükümet 21 yıldır Cumhuriyet tarihinde kimselere nasip olmayacak şekilde aralıksız, tek başına, yani mazeretsiz olarak iktidardaydı. O günkü hükümet 21 yılda 3 trilyon dolar vergi toplamış bir hükümetti. Bakın ‘milyon dolar’ demiyorum, ‘milyar dolar’ demiyorum. Duymadığınız bir parayı söylüyorum. 21 yılda 3 trilyon dolar vergi toplamış. 21 yılda sadece 40 milyar dolar deprem vergisi toplamış. Yine övüne övüne bitiremedikleri dirençsiz, zayıf yapıların yasal hale getirildiği 8 ayrı imar affından 26 milyar lira daha toplamış. Yani depreme harcayacak para toplanmış, gelmiş, hesaplara yatmış. Ama 21 yıl boyunca deprem için hiçbir hazırlık yapılmamış. O mazeretsiz hükümetin asla kabul edilemeyecek şekilde depreme Osmaniye’yi de 10 güzel şehrimizi de hazırlıksız yakalattığını, üstüne düşeni yapmadığını söyleyince kimse kusura bakmasın.
"Ordu çıkarsa darbe yapar diye korktular"
Peki tüm bu imkanlara rağmen felaket yaşanınca ne oldu? Hep birlikte yaşadık. Osmaniye de yaşadı ama bilhassa Adıyaman, Kahramanmaraş, Hatay bu anlatacağım güçlükleri en felaket şekilde yaşadı. Enkazlara günlerce ulaşılamadı. Çünkü enkaz sayısı o bölgede çoktu. İnsanlar enkaz altındaydı, ‘Sesimi duyan var mı?’ diye seslendiler. Duyuldu ama o enkazlara ulaşılamadı. Depremin büyüklüğü düşünüldüğünde bir mazeret olabilirdi. Şanlı ordu üç gün sonra kışladan çıkarıldı. Neden? Aklı evvel bir danışman Saray’da demiş ki ‘Orduyu kışladan çıkarmak kolaydır, geriye sokmak zordur.’ 21 yıldır iktidarda olacaksın, tarihin en büyük depremi ile karşılaşacaksın, ordu elinde, kamyonuyla, topuyla, kazmasıyla, yiğit evlatlarıyla hazır olacak. Sen çıkarlarsa darbe yaparlar diye korkacaksın. Yazıklar olsun, yazıklar olsun. Öyle acılar yaşadık ki o acı unutulmaz. Depremde evi yıkılmış, elindeki cep telefonunun şarjı bitti, bitecek. O cep telefonuyla hayata tutunan depremzedenin cep telefonuna IBAN attılar. ‘Devletimize, milletimize yardım etmek istiyorsan depremde şu numaraya para yolla’ diye enkaz altındakilere IBAN atıldığı günleri gördük. Millet sokaktaydı. Soğuk vardı, yağmur vardı, çamur vardı. Çadır yoktu. Kızılay’ın çadır sattığını gördük. O yüzden bu iktidar depremin öncesinden tüm kaynaklara rağmen hazırlıkları yapmayan, deprem sırasında üç gün boyunca üstüne düşeni yapmayan, depremden sonra da iyileştirme faaliyetlerini yapmayan biri iktidardır.
"Deprem bölgesi uyumadan uyumadık"
Ben depremi duyduğu anda grup başkanvekili olarak 120 milletvekiline bir gün içinde şimdi kapatılan Adana’nın eski havalimanına çağrı yapan… Çünkü o gün Hatay’ın, Kahramanmaraş’ın ve Malatya’nın pistleri tahrip olmuştu. Adana Havalimanı’na 120 milletvekilini toplayan, onları illere göre paylaşan, onları depremin üzerinden 12 saat geçtikten itibaren bütün bölgeye dağıtan, ilk akşam deprem bölgesine gelen, deprem bölgesi uyumadan uyumayan, onlar su içmeden su içmeyen, çorbasına kavuşmadan çorbasına kavuşmayan ve 45 gün boyunca deprem bölgesinde kalan bir kardeşinizim. Biz depremden siyaset çıkarmadık. Bugün Silivri cezaevinde olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, depremin ertesi günü Hatay’daydı. İBB’nin bütün imkanlarını seferber etmek üzere oradaydı. Sayın Mansur Yavaş, depremin ertesi günü Kahramanmaraş’taydı ve bütün süreç boyunca oradaydı. Antalya’nın belediye başkanı ki burada değil, vekili burada ve kendisi Antalya cezaevinde, Eskişehir’in o dönemdeki Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ile şimdiki Belediye Başkanımız Ayşe Ünlüce burada ve deprem sırasında Osmaniye’den sorumluydular. Bunları hiç konuşmadık, hiç söylemedik. Ne zamana kadar? Tayyip Erdoğan çıkıp bize ‘Siz deprem bölgesinde yoktunuz. Enkaz sırasında yoktunuz. Devamında yoktunuz. Bir işin ucundan tutmadınız’ diyene kadar.
"Aha 50'nci sefer buradayım"
Osmaniye’den açıklıyorum. Geçtiğimiz günlerde ‘Depremden sonra neredeydin Özgür efendi?’ dedi bana. Dedim ki arkadaşlara, ‘Dönün bakın. Deprem bölgesinde Erdoğan kaç kere gitti? Özgür Özel kaç kere gitti?’ Bana, ‘Depremden sonra neredeydin?’ diyen Erdoğan, depremden sonra deprem illerine toplam 38 kez gitmiş. Özgür Özel ise 26’sı o günkü görevi olan Grup Başkanvekili olarak, 23’ü Genel Başkan olduktan sonra toplam 49’uncu kez gitmiş. Aha bugün 50’ncidir. Değerli Osmaniyeliler, Sayın Erdoğan ‘İki kere iki dört eder’ dese dönüp kerrat cetvelini kontrol edin. Bir tahrifat yapmış olabilir. Ne zaman bir iddiada bulunsa, dönüp kontrol ederim. Saydırdık, 38 kez devletin bütün imkanlarıyla, 13 tane uçak var. Bütün helikopterler emrinde. Almanların yaptırdığı dünyanın en değerli 10 makam aracından ikisi bunda. Jandarma emrinde, polis emrinde ve o imkanlarla deprem bölgesine 38 kez üç senede gelen Erdoğan, Özgür Özel‘e ‘Sen neredeydin?’ diyor. 50’nci sefer buradayım. Belki attığın yalandan utanırsın. Benim görevim millet adına denetlemek. Benim görevim millet adına söylemek, uyarmak. Yapabildiğini yapmak, yaptırabilmek. Senin görevin depreme hazırlamaktı. Senin görevin enkazı kaldırmaktı. Senin görevin orduyu harekete geçirmekti. Sen bu görevleri yapmadın. Dönmüş şimdi yaptığı deprem konutları ile övünüyor. Oysa o deprem konutları ile ilgili bir kere o deprem konutları yapılırken bir çakıl taşının ucundan tutan, alnının terini harca katan, orada o deprem konutunun temelinden çatısına kadar bir damla teri nasip olmuş olan kim varsa Allah onlardan razı olsun. Allah hepsinden razı olsun. Sanki deprem konutunu kendi cebinden yapmış gibi ve sanki yıllarca toplanan vergileri zamanında yapmış da yaptığı evler hiç yıkılmamış gibi ve yıkılanların yerine yapılanları milletin parasıyla ve devletin parasıyla kendi özel eseri gibi anlatıyor. Hadi anlatıyorsun. Sen ne söz verdin depremin ertesi günü, ne söz verdin? Dedin ki, ‘Bir yıl içinde 650 bin konutu yapıp ben vereceğim. Oyu bana verin. Yeni bir hükümet alışana kadar aylar, yıllar geçer. Onlar yapamaz. Ben bir yıl içerisinde yaparım’ dedin. Sen bunu diyerek Osmaniye’den, bunu diyerek Hatay‘dan, Kahramanmaraş’tan, Gaziantep’ten, Malatya’dan, Adıyaman‘dan oyları bunu diyerek topladın. Ne oldu? Bir yılın sonunda biz buradaydık.
Bir yılın sonunda ‘Bitecek’ dediği evlerin yüzde 2,7’si bitmişti. İki yılın bittiği gün buradaydık ‘Bitecek’ dediği evlerin yüzde 30’u bitmişti. Üç yıl doluyor bugün ve ben konuşuyorum. ‘Bitti’ diyeceğim sanıyor Osmaniyeli oradan bağırıyor, ‘Daha bitmedi konteynerde kalan var.’ Hiç merak etmeyin üç yılın sonu oldu vereceğim yapacağım dediği evlerin yüzde 70ini yaptı, 11 ilimizde toplam 270 bin kişi konteynerde kalıyor. Bu mikrofonu bırakayım önce şehitliğe, kabristana gideceğim duamı yapacağım, sonra o konteynere gideceğim tüm Türkiye’ye göstereceğim.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinde CHP'li belediyelerin 28 bin 531 personelle ve 9 bin 638 araçla bölgede çalıştığını belirterek, "Bakalım Tayyip Bey özür dileyecek mi? Sen benden utanmazsın. Ama belki CHP'li, kimi 15 gün kimi bir ay kimi iki ay kimi üç ay bu bölgede çalışan 28 bin 521 emekçimizin hakkı için söylüyorum. Kul hakkı bu, kul hakkı. Onlara bir Allah razı olsun diyecek misin" ifadesini kullandı.
"Bakalım Tayyip bey özür dileyecek mi? Bakalım özür dileyecek mi? Ben diyorum ki Tayyip Bey AK Partili ne belediye hangi siyasetçi taş üstüne koyduysa Allah razı olsun. Sen benden utanmazsın. Sen çekinmezsin. Ama belki CHP ile kimi 15 gün kimi bir ay kimi iki hakimi üç ay bu bölgede çalışan 28 bin 521 emekçimizin hakkı için söylüyorum. Kul hakkı bu kul hakkı. Onlara bir Allah razı olsun diyecek misin? CHP’li diye onları yine görmezden mi geleceksin" dedi.
"Öyle algı operasyonlarıyla görüntülerle milleti kandırmayacaksın"
Tayyip Bey, öyle sıcak salonları soğutup, soğuk salonlarını ısıtıp salon siyaseti yapmak bitti. İşte bugün Şubat ayının 2’si, haftanın başı, Osmaniye burası ve Özgür Özel burada, meydanda, sıcak salon siyaseti yapmıyor senin gibi. O kolay siyaset bitti, kendin söyle, kendin işit. Ondan sonra seçimler için de propagandayı onlardan söyle. Burada yaptığını da söylüyorum yapmadığını da. Sıkıntıyı da anlatıyorum milletin ferasetini de. Ve ayrıca o konteynerlerde kalanların sorunlarını dile getireceğimiz gibi deprem bölgesi, tarihimizin en büyük göçünü verdi. Özellikle Hatay’dan çok önemli miktarda insan Mersin’de, Adana’da ve civar illerde yaşamaya devam ediyor. Ankara, deprem bölgesinden 450 bin gelmiş ve kalmış, oraya göç etmiş insanı barındırıyor. Bunların hiçbirisini görmezden gelip teslim ettiği evlerle ki drone havalanıyor bakıyorsun evler tamam, drone inince bir bakıyorsun ön tarafını brandalamışlar. Öyle algı operasyonlarıyla görüntülerle milleti kandırmayacaksın ayrıca depremzede ev sahibi değil kiracıysa onu unuttun, perişan ettin bu gerçeği de milletten saklayamayacaksın. Buradan önemli bir hususu daha dile getireyim. 11 il biliyor geri kalan 70 il bilmez.
"Bu milletten faiz alınmasın, maliyet ne kadarsa o maliyet üzerinden hesap görülsün"
Sanki bu deprem konutlarını bedava veriyor. Biz söyledik. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu ‘Deprem konutları bedava olacak’ dedi. Bu dedi ki ‘Bedava olmaz. Yalan söylüyorlar. Acemiler, bunlar gelirse yapamazlar. Ben yapacağım, parasını alacağım’. Ancak deprem konutlarının kaça mal olduğunu ve depremzedeye kaça verileceğini söylemiyorlar. Deprem konutunun anahtarını gösteriyorlar. Anahtarı alacaksın, eline kalem veriyorlar, tükenmez kalem. Önüne senet sürüyorlar. Diyorlar ki 'Bu boş senede imza atacaksın'. Depremzede diyor ki 'Boş mu?' 'Kaç para ödeyeceğin sonra çıkacak.' Yazmış oraya; '... TL ödenmesine ... faiz işletilmesine.’ Deprem konutu dediğin Afet Kanunu’na göre yapılır. Afet Kanunu’nda ‘Vergi alınmaz’ diyor. Gencecik bir avukat depremzedeye demiş ki 'Ablacım faiz alamazlar. Faiz yazan kısmı çizin.' Depremzedemiz de gitmiş… Kendinden dinledik. Faiz yazan yeri çizmiş ya da oraya 'sıfır' yapmış. Anahtara uzanmış. Vermemişler. ‘Yeni sözleşme, yeni senet getirin. Faiz boş olacak. İmza öyle olacak.’ O gün bugün soruyorum. Bakan lafı çeviriyor, nerelere lafı getiriyor, nerelere. Buradan Erdoğan’a söylüyorum. Şunu söyle. Bak bazısı filan değil hepsi için söyle. Ben de biliyorum ki tamamen kanun çerçevesinde olandan faiz alamazsın. Şunu söyle, milleti kandırma. 'TOKİ konutları, rezerv alanlara yapılan konutlar ve esnafın işyerlerinden faiz alınmayacak. TÜFE alınmayacak. Memur maaş artışı dahil hiçbir fiyat farkı alınmayacak.' Bunu söylersen bu hafta deprem bölgesine müjde olur. Ama 'Tutar belli değil, faiz belli değil. At imzayı. Dükkandan faiz alırım.' Neden? 'Kanun açık yazmamış.' Getir, çıkartalım. 'Rezerv alana yapılandan alırım'. Kanun açık yazmamış. ‘Yerinde dönüşümden alırım.' Kanun açık yazmamış. Açık açık söylüyorum Osmaniye’den, bu hafta Meclis de açık. Getirin kanunu, açık açık yazalım. Bu milletten faiz alınmasın, maliyet ne kadarsa o maliyet üzerinden hesap görülsün. Millet rahat etsin.
"9 bin 638 araçla deprem bölgesine gelmişiz. 28 bin 521 personelle deprem bölgesinde çalışmışız"
Ben normalde Hatay’da nisan sonu - mayıs gibi miting yapacaktım. Erdoğan, Hatay’a gitti. Hatay’da branda siyaseti yaptı. Bitmiş gibi brandaları gerdirip, olmuş gibi yolları bir gecelik asfaltlatıp, arka sokaklardaki rezaletleri örtüp, Hatay’a ‘Her şeyiniz halloldu’ dedi. Hatay çıldırdı. Hatay ayağa kalktı. Gittim Hatay’da öyle toplama kalabalığa değil; salonda, malonda değil. Meydanda büyük bir kalabalığa konuştum. Büyük bir miting yaptım ve Hatay içini döktü, gördük ki sorunlar büyük. Ama bu hazımsız; deprem paralarını toplayıp şehirleri depreme hazırlamayan, depremde üç gün orduyu dışarı çıkarmayan, üstüne düşeni yapmayan bu hazımsız tuttu bu sefer… Önce şu yalanı atmıştı; 'Özgür Özel deprem bölgesine uğramadı.' Kendisi 38 kez gitmiş, 50 kez gelene 'Gelmedin' diyen, yalanı doğru gibi söyleyen, kendinden emin gerçeği çarptıran… Bize dedi ki 'Siz deprem bölgesine ne yaptınız? Gelip fotoğraf çektirmek dışında?' Toplamda Cumhuriyet Halk Partili belediyeler 9 bin 638 araçla deprem bölgesine gelmişiz. 28 bin 521 personelle deprem bölgesinde çalışmışız. 7 bin 200 tır, dört uçak, altı gemiyle gıdadan sağlık malzemesine, çadırdan sobaya kadar her türlü yardımı ulaştırmışız. AFAD’ın kayıtlarına göre CHP’li belediyelerce 155 mobil mutfak, 163 ikram aracı, 18 mobil fırın kurmuş. 3 milyon battaniye, 266 bin ısıtıcı soba, 2 bin 220 jeneratör, 4 milyon 600 bin hijyen paketi dağıtmış. 50 bin çadır, bin 810 konteyner kurmuş. Osmaniye’ye gelen ikisi büyükşehir, belediyelerimizi gördünüz mü? Bak Sayın Erdoğan; canlı yayın, Osmaniye ve Osmaniye’de Osmaniyeliler. Depremde CHP’li belediyeleri gördünüz mü? Onlardan razı mısınız?
"Tüm siyasetçilere ve o belediyelerin tüm emekçilerine bir kez daha yürekten teşekkür ediyoruz"
Osmaniye’ye tabii ölçek daha küçük, ölüm sayısı toplam kayıpların 50’de biri. 9 bin 638 araç var ya, onun 153’ü Osmaniye’ye gelmiş. 28 bin personelin 242’si Osmaniye’de çalışmış. 119 tır, beş mobil mutfak, üç ikram aracı Osmaniye kurulmuş. 28 bin 500 battaniye Osmaniye’de dağıtılmış. 5 bin 700 ısıtıcı, 850 çadır Osmaniye’ye gelmiş. Doğru bir ölçeklendirme ile yapılan yardımların 50’de biri de Osmaniye‘ye gelmiş. Osmaniye’de 230 konteynerli yaşam alanı kurmuşuz. 90 tankerle su dağıtmışız. Dört kamyon paket su gelmiş. Hatay’ın ilçelerinde gördüğümde de Gaziantep’in ilçelerinde gördüğümde de Kahramanmaraş’ta da Adıyaman’da da… AK Partili, MHP’li bir belediye koşuyor ve bir mutfak kurmuş, çalışıyor. Soruyorum; ‘Nereden geldin?’ ‘Uşak’tan geldim.’ Onlara teşekkür ettim, istediler, fotoğraf çektirdim. AK Partili belediye başkanı… O tarihte AK Parti’deydi Uşak. Aradım, tebrik ettim. ‘Bu çocuklara da helal olsun, sizden de Allah razı olsun’ dedim. Depreme gelen, koşan, hangi belediyeden olursa olsun… AK Partili, MHP’li, DEM’li tüm belediye başkanlarına ve belediye meclis üyelerine, hangi partiye mensup olursa olsun tüm siyasetçilere ve o belediyelerin tüm emekçilerine bir kez daha yürekten teşekkür ediyoruz. Bu işin siyaseti olmaz. Bizim ağzımızdan bugüne kadar gelip ‘Şunu yaptım, bunu yaptım’ çıktı mı, söyledik mi? Yok. Ama inkar ediyor adam. ‘Hiçbir şey yapmadılar’ diyor. ‘Hepsini ben yaptım’ diyor. O zaman karşısına rakamlar çıkıyor.
"AK Parti siftahsız konteyner esnafının peşine düşmüş"
Bugün deprem haftasın ilk günü. Ben bugün buradan Osmaniye’den başlayıp depremdeki tüm illeri gezeceğim, Osmaniye’den Malatya'ya kadar gideceğim. Bu gerçekleri konuşacağız. Bakalım Tayyip Bey özür dileyecek mi? Bakalım özür dileyecek mi? Ben diyorum ki Tayyip Bey AK Partili ne belediye hangi siyasetçi taş üstüne koyduysa Allah razı olsun. Sen benden utanmazsın. Sen çekinmezsin. Ama belki CHP'li, kimi 15 gün kimi bir ay kimi iki ay kimi üç ay bu bölgede çalışan 28 bin 521 emekçimizin hakkı için söylüyorum. Kul hakkı bu, kul hakkı. Onlara bir Allah razı olsun diyecek misin? CHP’li diye onları yine görmezden mi geleceksin?
Artık altı milyonluk eve üç milyon biçilen değerleri, rezerv alan sorunlarını, acil kamulaştırmanın yarattığı haksızlıkları söylemeye geldim bölgeye. Teslim edilmeyen konutlar var, söylemeye geldik. Teslim edilse de tadilat isteyen, para olmadığı için geçilemeyen konut var. Teslim edilmiş konut ama gidip de oturmak için içine eşya almak lazım. Bu paralar yok. O konuta geçersen aidat başlıyor, aidat ödeyecek imkan yok. O konuta taşınınca yeni masraflar var ama gelir yok. Nasıl ödenecek elektrik? Nasıl ödenecek doğalgaz? Kişi sabit bir gelire kavuşana kadar bu konutlarda elektriğin, suyun, doğalgazın uzun süre desteklenmesi, parası olmayanlara ücretsiz verilmesi lazım. Dükkanlar yapılmadı, 70 metrekare dükkanda çalışan 10 metrekare konteynere kaldı. Yapılmayan dükkanın sahibi eve geçse nasıl ödeyecek aidatı, elektriği, suyu, diğer masrafları. Bunları söylemeye geldik. AK Parti siftahsız konteyner esnafının peşine düşmüş. Biliyorsunuz mücbir sebep verginin çıkmamasına, alınmamasına imkan sağlayan bir kanun. O kanunun süresi 30 Kasım’da doldu. Ve uzatmadılar, konteynerdaki esnaftan vergi istiyorlar, SGK primi istiyorlar. Esnaf kredi istiyor, yıkılmış bitmiş. Yeniden işe başlayacak. Halk Bankasına gidiyor, kredi alayım diyor. 'Vergi borcun var SGK borcun var borcu yoktur kağıdı getir' diyor. Buradan ilan ediyorum. Depremde ezilmiş esnafın borcu olmaz. Onun borcu yoktur. Ondan bu belgeyi isteyenin vebali çoktur. Bunların tamamını konuşmak durumundayız. Osmaniye’de ağır hasarlı 14 okuldan 8’i bitti. 6 okul şantiye. Aile sağlığı merkezleri, birinci basamak merkezleri, hekim, hemşire, yardımcı personel açığı büyük bir sıkıntıdır. Bunların üzerinde durmak lazım. Bu iktidarın bu işlerden sorumlu boş senetçi bakanı ki buradan ilan ediyorum. Boş senet imzalatmak Türk Ceza Kanunu’nun 158 ve 209’uncu maddelerine göre suçtur. Nitelikli dolandırıcılık suçudur.
"Osmaniye benim ikinci memleketim: Devlet Beyin birinci memleketi"
Bu nitelikli dolandırıcılığa meyleden bakan çıkmış geçen gün diyor ki Meclis’te ağzıyla; 'Deprem bölgesinde 5 bin liraya kiralık ev var' diyor. Osmaniye’de 5 bin liraya kiralık ev var mı? 20 bin diyor, biz baktık Osmaniye’de ev kiralarının ortalaması tam da 20 bin lira. Asu Başkanıma sordum, en uzak ucuz yerde 15 bin lira dedi. Ortalama 20 bin lira kira var. Gökan Zeybek telefonunu açtı. Kiralık evlerin sitesine girdi. O evlerin üzerinde haritaya koymuşlar, Osmaniye’deki bütün kiralık evler ve ücretleri. Kamera gel bak. Osmaniye’deki kiralık evler. Eyüpsultan Mahallesi, 16 bin lira. Hacıosman Mahallesi 20 bin lira. 7 Ocak Mahallesi 18 bin lira. '5 bin liraya kiralık ev var' diyen bakan, gel 5 bin liraya kaç tane kiralık ev varsa biz kiralayıp dağıtacağız depremzedelere. Hadi bakalım gel Osmaniye’de bir tane göster. Bu Osmaniye benim ikinci memleketim. Devlet Bey'in birinci memleketi.
"Bir dahaki seçimlerde ikinci memleketim Osmaniye Belediyesini de alacağız"
Doğduğum memleketim Manisa’da son seçimlerde yüzde 6 aldığımız yerde, rahmetli Ferdi Zeyrek ile yüzde 60 aldık. Gülşah ile Ferdi’nin resmini asmışsınız. Allah sizden razı olsun. Birinci memleketimde birinci görev tamam. Yüzde 6 alıyorduk, 60 aldık. Manisa Büyükşehir ve 18 ilçenin 16’sını aldı CHP. Bir dahaki seçimlerde sıra geldi ikinci memleketime. Osmaniye Belediyesi'ni de alacağız Allah’ın izniyle. Büyük meydanda miting yapacağımız zaman dediler ki 'Ne yapıyorsun? Bu meydanı burada bir tek Devlet Bey doldurur' dediler. 'Memleketi dedim' tabii dolduracak. Ama ben de gittim o meydanı doldurdum. 'Gördünüz mü bak, Osmaniye benim de memleketim' dedim. Hepinizi çok seviyoruz. bir kez daha başımız sağ olsun. biz şimdi buradan çıkıp bütün deprem bölgesini dolaşacağız. Oturarak siyaset yapmaya değil sokakta mücadele ederek siyaset yapmaya devam edeceğiz. Yalanların, iftiraların üstüne üstüne yürüyeceğiz. Eninde sonunda milletimizin rızasıyla iktidarı değiştireceğiz, hepinizin yüzünü güldüreceğiz.
CHP Genel Başkanı Özel, Nurdağı'nda esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gaziantep'in Nurdağı ilçesindeki esnafla bir araya geldi. Esnaf ziyaretinin ardından bir evi ziyaret eden Özel, vatandaşların sorunlarını dinledi. Ev sahibi, "Ben çiftçiyim emekliyim. Buğday, mısır, biber üretiyordum. Fiyatlar berbat. Araziye gidesim bile gelmiyor. Traktörüm kapıda, avukat götürecek. Bankaya gidiyorum, ‘TIR’ını, neyin varsa sat, borcunu öde’ diyor. Ödeyemedik. Çiftçi de emekli de bitti. Bizde çiftçi malum. Battık bu sene. Onun için TOKİ’ye geçemedik, nisana kadar burada kalalım dedik. Nisandan sonra bir şekilde eve geçeceğiz. 50 yıldır MHP’liydim, CHP’ye geçtim" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü dolayısıyla depremden etkilenen illere yaptığı ziyaretlerini sürdürüyor. Gaziantep'in Nurdağı ilçesine giden Özel, esnafla bir araya gelerek sohbet etti. Özel, "Ben Islahiye’de depremde 3 gün geçirmişim. Erdoğan 38 kez deprem bölgesine gelmiş bu benim 50. gelişim. Geçen sene buradaydım, ondan önceki sene de geldim. Her sene geliyorum. Devletin bütün imkanları olan bir adam, 38 kere gelmiş, bize ‘gelmediler’ diyor. Ben geldim Islahiye’de,burada, ilk deprem gününde 3 gün kalmışım, birinci yıl dönümünde gelmişim, ikincisinde gelmişim. Deprem, diye kızım var benim burada" şeklinde konuştu.
Deprem döneminde herkesi yanlarında görmek istediklerini dile getiren esnaf, “Devleti kötülemiyorum ama devletimiz o acılı zamanımızda evlerimizi yaptı, burada ekmek paramızı kazanıyoruz, dükkanlarımızı verdi. Şu an tek istediğimiz evlerimizin affa gelmesini çok istiyoruz. Kendimize zor yetiyoruz” dedi.
"Bu hükümet seçildi, bunlar paralı yaptı"
Evlerin ücretsiz olması gerektiğini söylediklerini belirten Özel, “Şu an faiz almaya kalkıyorlar ben ona, boş senete itiraz ediyorum. Biz afet konutu bedava olur dedik, onlar ‘paralı olacak’ dedi. Devletin bir günahı yok, devlet binadan ibaret. Hükümetler sorumlu. Memnunsan devam eder memnun değilsen değişir. Bu hükümet seçildi, bunlar paralı yaptı, parasız yapan seçilse parasız olurdu” diye konuştu.
Muhtar, ilçedeki mağduriyetin bir tek ilerleyen süreçlerde kendilerinin hakkında ne olacağını bilmediklerini bunun da TBMM’de dile getirilmesini talep etti.
"İş yerlerinden faiz almaya niyetleniyorlar, bunun olmaması lazım"
Özel, muhtarın kendisine ilettiği talebe ilişkin, “Muhtarım valla dilimizde tüy bitiyor. Bugün canlı yayında anlattım. Boş sözleşmeye imza attırmak olmaz. Faiz alınmaması lazım, faiz kısmını boş bırakıyorlar. İş yerlerinden faiz almaya niyetleniyorlar, bunun olmaması lazım. Sosyal Güvenlik Kurumu’na bir borç varsa kredi kullandırmıyorlar, Halk Bankası’ndan, bu olmaz. Deprem bölgesindeki milletvekillerinin hepsi ısrarla söylüyor. Gaziantep’te, Kahramanmaraş’ta vekilim var, Hatay’da 3 milletvekilimiz var. Hepsi ısrarla bunu anlatıyor, bunu gündemde tutacağız. Ben de esnaf ziyaretine onun için geliyorum” dedi.
Nurdağı Esnaf Sanatkarlar Odası Başkan adayı olduğunu dile getiren bir vatandaş, “Nurdağı olarak depremde en büyük yarayı biz aldık. Memleketimizi ayağa kaldırmak için çabalıyoruz. bu durumdan rahatsızız basit usulden gerçek usule geçmesi esnafımızı çok zor duruma soktu. 100-200 lirayla dükkan kapatan esnafımız var. Biz memleketimizi bırakıp gitmek istemedik ama şu an zor günler yaşıyoruz. Rezerv alanda diğer esnaf arkadaşlarımız var, kiralar çok yüksek o esnaf da zor durumda. Bir de KOSGEB’in bize verdiği deprem kredisi en azından mücbir sebep olarak ertelenmesi ya da silinmesi de iyi olabilir. 400 bin kredi aldım ama şu an esnaf onu ödeyemez. Bugün hiç ciromuz olmadı. Rezerv alan biraz hareketli olabilir ama orada da kiraların yüksek olduğu söyleniyor” dedi.
"Meclis’te uğraşacağız"
Özel, ilk problemin dükkanın yapılıp verildiğinde deprem konutlarından faiz alınmaması ancak dükkanlardan faiz alınması olduğunu söyledi. İkinci problemin ‘borcu yoktur kağıdı’ olmadan Halk Bankası’ndan kredi alınamaması olduğunu dile getiren Özel, basit usulden deftere geçilmesini de eleştirdi. Özel, “Bu zorlayıcı bir şey ama deprem bölgesinde bunu yapmak daha zorlayıcı. Şimdi mücbir sebep de kaldırıldı. Van’da, tek şehirde 6 yıl sürmüştü. Burada bunu 2 yıl 8 ayda kaldırdılar. Bana KOSGEB kredilerini geri aldıklarını söylediler. O dönemde kredi alan esnaf onu hibe gibi düşündü şimdi onu geri almak... Faiz de varmış. Meclis’te uğraşacağız. İnşallah ertelettireceğiz. Bunun için geliyoruz” ifadelerini kullandı.
Başka bir esnafı ziyaret eden Özel, deprem bölgesi programından bahsetti. Özel, esnafa siftah yapıp yapmadığını ve nasıl sorunlar yaşadıklarını sordu. Herkesten destek gördüklerini dile getiren esnaf, “Allah razı olsun. Elinize emeğinize sağlık. Bizi o günlerde yetim bırakmadınız” dedi.
Bölgede Yörük Türkmen Başkanı olduğunu dile getiren bir esnaf, Özgür Özel’e bir hediye takdim etti. Depremden sonra henüz yeni faaliyete geçebildiklerini aktaran esnaf, “Ancak toparlayabildik. Devletimiz var olsun. 1,5 yıldır evdeyiz, geçebildik. Devletimiz var olsun. Ben enkazda kalmıştım ciğerim patlamıştı, vücudumda kırıklar vardı. Bir şekilde istedikten sonra ayağa kalkabiliyorsun, hamdolsun. İlk önce Türkoğlu’na götürdüler sonra da sürecim Konya’da devam etti ” dedi.
Bir vatandaş, Özel'den iş istedi
Özel güvenlik görevlisi olan ancak şu an işsiz olan bir vatandaş, “Başkanım ben iş istiyorum. Babam ameliyat oldu çalışamıyor. Evde çalışanımız da yok, zor durumdayız. İş bulamıyorum, 24 yaşındayım. Başka şehirde de olur. Adana, Gaziantep, Maraş da olur” sözlerine Özel, “Burada bir belediyemiz olsa yapacağız" diyerek vatandaştan numarasını aldı.
Bir şarküteriyi ziyaret eden Özel, vatandaşın “Satış yok. Ben 15 milyar kira veriyorum. 5 milyarla bunu nasıl yiyeceğim. Kalan da doğal gaz, elektrik, su parası. 20 bin oldu maaş. Hanımla birbirimize sarılıp kapatıyoruz kombiyi. Böyle yaşıyoruz” sözlerine karşılık, “Ne diyeyim Allah yardımcınız olsun” dedi.
Esnaf ziyareti esnasında yaşadığı bölgenin çevre kirliliğinden bahseden bir vatandaş, “Çocuklarımız perişan” dedi. Özel, “Biz geleceğiz diye buraları temizlemişler ama sizin mahalleye gelmemişler galiba” diye konuştu.
"Bankaya gidiyorum, ‘TIR’ını, neyin varsa sat, borcunu öde’ diyor, ödeyemedim"
Esaf ziyaretinin ardından bir evi ziyaret eden Özel, ev konusunda yaşadıkları sorunları sordu. Eşyalarını kaybettiklerini, evlerinin yıkıldığını dile getiren ev sahipleri, ev verdiklerini ancak evdeki eksiklikleri anlatarak, “Ben çiftçiyim emekliyim. Buğday, mısır, biber üretiyordum. Fiyatlar berbat. Araziye gidesim bile gelmiyor. Traktörüm kapıda, avukat götürecek. Bankaya gidiyorum, ‘TIR’ını, neyin varsa sat, borcunu öde’ diyor. Ödeyemedik. Çiftçi de emekli de bitti. Bizde çiftçi malum. Battık bu sene. Onun için TOKİ’ye geçemedik, nisana kadar burada kalalım dedik. Nisandan sonra bir şekilde eve geçeceğiz. 50 yıldır MHP’liydim, CHP’ye geçtim. Cumhur İttifakı oldu MHP’yi bıraktım, gitmem. Bütün ailem MHP’li ben rest çektim CHP’liyim. Artık önce Allah, sonra ümidi sizden bekliyoruz” dedi. Kendisine 200-400 bin arasında masraf etmeden eve geçilmeyeceğinin aktarıldığını belirten Özel, “Doğal gaz, elektrik su derken aylık 10 bin lira oluyor sanırım” dedi. Eşinin “gidelim” dediğini belirten ev sahibi, “Ben izin vermedim burada kalalım dedim. İmkanlar el vermediği için gitmeyelim dedim. Yoksa bir bayan bu rezilliği çeker mi?” diye sordu.
"Bu şekilde üretimi sürdürebilmemiz çok zor"
Tarımdaki kötü gidişata dikkati çeken başka bir vatandaş, “Çiftçi gerçekten de zor durumda. Bunu milletvekillerine gerekli yerlere iletiyoruz. Ticaret Bakanıyla görüşüyoruz. Bir türlü önleyemedik. Acı biberde fon yüzde 75'ti, tatlı biberde fon düşük. Şimdi girdi maliyetleri yüzde 100 artmış. Biz ürünümüzü 3 yılın altında satıyoruz. Buğday 13,5 kuruya gitti bu sene. Mısır yine o keza. Pamuk 4 yıldır aynı fiyata. Yani çiftçiyi ithalatla terbiye etmeye çalışıyorlar. Enflasyon düşük çıksın, çiftçiyi ithalatla terbiye edelim. Ziraat Bankası kredi musluklarını kısmış, özel bankalara çiftçi yönlendiriliyor. Yani gerçekten de çiftçi zor durumda. Tarıma ayrılan bütçe 5.7 geçen yıla göre bu sene ayrılan. Gayri Safi Milli Hasıla’nın yüzde 1'ini verecek. O da verilmiyor, binde 28 veriliyor. Yani ayakta durmamız, üretim yapmamız çok zor. Elektrik parasını ödeyemiyoruz. Kuraklıktan dolayı yeraltı suları çekildi. Bu sene biraz yağmur geldi. Yüzümüz gülmeye çalışıyor. Bu şekilde üretimi sürdürebilmemiz çok zor” ifadelerini kullandı.
ANKA