İnsansız amfibi harekâtın doğuşu

Dr. Osman Gazi Kandemir Independent Türkçe için yazdı

Ukrayna'nın geliştirdiği insansız deniz platformları, klasik amfibi harekât anlayışını dönüştüren yeni konseptlerin temel unsurları arasında yer alıyor / Fotoğraf: Ukrayna SK

Amfibi harekât denildiğinde uzun yıllar boyunca aynı sahne akla geldi. Ufukta beliren çıkarma gemileri, kıyıya yaklaşan zırhlı araçlar ve sahili ele geçirmek için ilerleyen piyadeler. Normandiya'dan İnçon'a, Falkland Savaşı'ndan Irak'a kadar temel model büyük ölçüde değişmedi. Deniz kuvvetleri askerleri kıyıya taşır. Deniz piyadeleri köprübaşı oluşturur. Sonrasında kara birlikleri devreye girip harekâtı genişletir.

Bugün ise bu tablo değişiyor.

Ukrayna'nın Kinburn Yarımadası'nda gerçekleştirdiği operasyon, klasik amfibi harekât anlayışının yeni bir evreye girdiğini gösteriyor. İnsansız bir deniz aracı kıyıya ulaştı. Üzerindeki silahlı kara robotunu sahile indirdi. Kara robotu görevini yerine getirdi. Operasyon boyunca sahile tek bir asker çıkmadı.

İlk bakışta bu operasyon küçük çaplı bir teknoloji gösterisi gibi görülebilir.

fazla oku

Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)

Peki gerçekten öyle mi?

Bence hayır. Çünkü ilk kez üç farklı insansız sistem tek bir harekât zinciri içinde birlikte çalıştı. Deniz platformu taşıdı. Kara robotu çatışmaya girdi. Hava aracı keşif ve gözetleme desteği sağladı. Ortaya çıkan yapı artık tek bir insansız araçtan ibaret değil. Birbirini tamamlayan robotik bir kuvvet mimarisi ortaya çıkıyor.


Peki bunu önemli kılan ne?

Modern savaşta en pahalı unsur platformlar değil, eğitimli personeldir. Bir piyadeyi yetiştirmek aylar alır. Özel kuvvet mensubu ya da deniz piyadesi yetiştirmek ise daha uzun süreler gerektirir. Bu yüzden ordular artık platform kaybetmekten çok personel kaybetmemeye odaklanıyor. İnsansız sistemlerin yükselişi de bu eğilimi yansıtıyor.

Rusya Ukrayna Savaşı bu dönüşümün laboratuvarı hâline geldi.

Savaşın ilk dönemlerinde insansız hava araçları ağırlıklı olarak keşif görevlerinde kullanıldı. Ardından FPV kamikaze dronlar cephedeki mücadeleyi değiştirdi. Daha sonra insansız deniz araçları Karadeniz'de Rus filosuna ağır kayıplar verdirdi. Şimdi ise insansız kara araçları daha karmaşık görevler üstleniyor.

Ukrayna'nın kullandığı Rys ailesi platformları lojistikten yaralı tahliyesine, mayın temizlemeden ateş desteğine kadar geniş bir görev yelpazesinde faaliyet gösteriyor. Son operasyonda bu sistemlerden biri insansız deniz platformuyla kıyıya taşındı ve doğrudan muharebeye katıldı.


Bu gelişmenin askerî açıdan asıl değeri nerede?

Amfibi harekâtın en riskli aşamasında.

Askerî literatürde kıyıya çıkış, harekâtın en kırılgan anıdır. Birlikler dar bir sahilde toplanır. Manevra alanları sınırlıdır. Savunma yapan mevzilenmiştir ve taarruz edeni rahatlıkla ateş baskısı altına alabilir. Normandiya'da binlerce asker daha sahilde hayatını kaybetmişti. Bugün uydu gözetlemesi, kamikaze dronlar, termal kameralar ve hassas topçu sistemleri bu riski daha da artırıyor.


Bu tablo geleceğe ne söylüyor?

Geleceğin çıkarma harekâtında ilk dalga büyük ihtimalle insanlar olmayacak.

Önce keşif robotları sahile çıkacak. Ardından elektronik harp sistemleri konuşlandırılacak. Mayın temizleme araçları koridor açacak. Silahlı kara robotları savunma noktalarını baskı altına alacak. İnsanlı birlikler ise sahilin güvenliği büyük ölçüde sağlandıktan sonra karaya çıkacak.

Aslında benzer bir dönüşüm hava savaşında yıllar önce yaşandı. Hava savunma sistemlerini bastırmak için eskiden pilotlu savaş uçakları kullanılıyordu. Bugün bu görevlerin önemli bölümü insansız sistemlerle yerine getiriliyor. Aynı yaklaşımın kara ve deniz savaşına da taşındığı görülüyor.

Bu eğilim Ukrayna ile sınırlı değil.

ABD Donanması uzun süredir insansız yüzey araçlarını keşif, lojistik ve mayın harbi görevlerinde test ediyor. Çin ise Tayvan senaryosuna yönelik çok sayıda insansız çıkarma sistemi geliştiriyor. Avrupa ülkeleri de kara robotlarını mühendislik ve lojistik görevlerinde kullanmaya başladı.


Bu çalışmaların ortak noktası ne?

İlk teması mümkün olduğunca makinelere bırakmak.

Ancak burada başka bir unsur daha öne çıkıyor.

İnsansız sistemler tek başlarına savaş kazanmıyor. Asıl avantaj, ağ merkezli harekât anlayışıyla ortaya çıkıyor. Denizdeki platform, havadaki drone ve karadaki robot aynı veri ağı içinde çalıştığında etkinlik artıyor. Yapay zekâ destekli hedef tespiti, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve otomatik rota planlaması bu yapıyı daha etkili hâle getiriyor.

Kinburn operasyonunda dikkat çeken asıl yenilik de burada yatıyor. Silahlı robotun kıyıya ulaşması kadar, farklı platformların tek görev planı içinde eşgüdüm sağlaması da önem taşıyor. Bu yüzden operasyonun büyüklüğünden çok ortaya koyduğu konsepte odaklanmak gerekiyor.

Elbette bu yaklaşımın sınırları var.

Elektronik harp sistemleri veri bağlantısını kesebilir. Uydu haberleşmesi engellenebilir. Robotlar karmaşık arazi şartlarında beklenmedik sorunlarla karşılaşabilir. Hava koşulları deniz platformlarının hareketini sınırlayabilir. Bütün bu sistemler yüksek bant genişliğine sahip güvenli bir iletişim altyapısına ihtiyaç duyuyor.


Peki bu sınırlamalar dönüşümü durdurur mu?

Tarih farklı örnekler sunuyor. Tanklar Birinci Dünya Savaşı'nda sık sık arızalanıyordu. İlk uçak gemileri de birçok deniz subayı tarafından gereksiz görülüyordu. Birkaç on yıl içinde her iki sistem de savaşın karakterini değiştirdi.
Bana göre insansız amfibi harekât da benzer bir eşiğin başlangıcında bulunuyor.

Bugün sahile küçük bir robot çıkıyor. Yarın aynı görevi onlarca otonom deniz aracı ve yüzlerce kara robotundan oluşan koordineli sürüler üstlenebilir. Ardından hava araçları, elektronik harp sistemleri ve yapay zekâ destekli komuta ağları bu yapıyı tamamlayabilir.

Belki de gelecekte amfibi harekât denildiğinde akla ilk gelen unsur çıkarma gemileri olmayacak. Sessizce kıyıya yaklaşan insansız platformlar öne çıkacak. İnsan askerler ise harekâtın başlangıcında değil, daha ileri safhalarında görev alacak. Rusya Ukrayna Savaşı'nın ortaya koyduğu tablo, robotların yardımcı unsur olmanın ötesine geçtiğini gösteriyor. İnsansız amfibi harekât da bu dönüşümün en görünür örneklerinden biri olmaya aday görünüyor.

 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU