Irak’ta dengeler yeniden kurulurken Maliki sahnede

Serbest Ferhan Sindi, Independent Türkçe için yazdı

Fotoğraf: AA

Irak’la ve Iraklılarla iyi ve kötü derin bir geçmişi olan Kanun Devleti İttifakı lideri Nuri Maliki’nin yeniden Şiilerin adayı olarak ilan edilmesi, ülkenin yeni dönemde izleyeceği politikalara ve bunun Kürtler ile Sünnilere etkisine dair de çok fikir vermektedir. Öncelikle Maliki konusunda kötümser değil iyimser bir noktada olduğumu söylemek istiyorum. Maliki’nin geçmişte kötü olarak hatırlanması son dönem politikaları nedeniyledir fakat ilk dönemi tüm Iraklılar için en iyi dönemdir. 

Irak’ın içinden geçtiği şartlar Maliki’yi yeniden sahneye taşıdı

Irak’ta 11 Kasım 2025’te yapılan parlamento seçimlerinin ülkenin geleceği ve yeniden şekillenmesi için çok önemli olacağı başından beri dile getirilen bir husustur. Şiiler arasındaki güç dengesinin oluşumu ve bunun Kürtler ile Sünnilere etkisi de kaçınılmazdır. Önemli olan bu etkinin ne yönde olacağı ve Kürtler ile Sünnilerin 2012-2014 yıllarındaki acı tecrübelerden çıkararak Maliki ile ilk döneminde olduğu gibi bir güven ilişkisi tesis edebilmeleridir. 

Maliki, 2006-2010’daki ilk dönemi ve ikinci döneminin de 2012’ye olan kısmındaki ilişki biçimini hayata geçirmeyi başarabilir ve bu temelde bir ilişki geliştirirse güveni yeniden tesis edebilir ve Irak’ta Sudani ile başlayan kalkınma hamlesini İran ile ABD’nin de çok engeline takılmadan çok daha ileri bir noktaya taşıyabilir.

ABD’nin Irak’taki önceliği İran’ın etkisinin zayıflatılması ve Haşdi Şabi milislerinin zayıflatılması. Bunu da siyasi olarak zayıf bir konumda olan ve büyük bir değişime belki de iç çatışmaya liderlik etme vasfını taşımayan Sudani’nin gerçekleştirmesi mümkün görünmüyor. Bu konuda tecrübesi olan ve özellikle de Şiiler arası bir krize liderlik edebilecek olan Maliki’nin tercih edilmesi tesadüfi değildir. Maliki’nin geçmişte yaptıkları yeniden yapılanma sürecindeki Irak’ta tercih edilmesinde en önemli etkendir.

Maliki’nin adaylığı ile birlikte Irak’ta tarihin tekerrürüne şahit olabiliriz. Milis grupların en radikal olanı Kays Haz Ali liderliğindeki Asaib Ehli Hak’ın Maliki’nin adaylığına karşı çıkmasının arkasında yatan neden de tam olarak budur. Meclis’te Sadikun olarak temsil edilen ve 27 sandalyesi olan Asaib Ehli Hak, tarihin tekerrür etmesinden ve Sadr’ın akıbetine uğramaktan çekindiği için Maliki’ye karşı çıktı. 

Irak’ta kendisine en fazla bağlı olan Asaib’in karşı olması İran’ı Maliki’yi desteklemekten alıkoymuyor. Çünkü İran da Irak’ta Maliki’nin olmasını istiyor ve karşı çıkanları da İran ikna etmiş görünüyor. 

Kürtler Maliki’yi desteklerken Sünniler bölünmüş durumda

Maliki ismi üzerinde Şiiler arasında yukarıda işaret ettiğimiz gibi Asaib Ehli Hak ve Ammar el-Hekim dışında ciddi bir çatlak ve itiraz görünmüyor. Kürtlerde hiç karşı ses çıkmazken Sünniler ise iki bölünmüş halde. Karşı çıkanların razı edilebileceği söyleniyor.  

Maliki’nin İran’ın adamı olarak öne çıktığı, yolsuzluk yaptığı, Kürtler ile en fazla sorun yaşayan Başbakan olduğu, Sünnilerin barışçıl gösterilerini terörize ettiği vs. eleştirileri doğru ve biz de geçmiş yazılarımızda bunu defalarca yazdık, anlattık. Fakat ABD’nin karşı olduğu, Şiiler arasında destekçisi olmadığı ve Kürtler ile Sünnilerin istemediği yönündeki iddialar yüzeysel bir şekilde dile getiriliyor ve sahadaki gerçeklikle uyuşmuyor. 

Değişen şartlar ve zamanla birlikte önceliklerin de değiştiğini unutmayalım. Bugün ABD için öncelikli olan ile Kürtler ve İran için öncelikli olan çakışıyor. Sünnilerin durumu bu konuda biraz karmaşık fakat onların da blok olarak karşı olmadığını görüyoruz. Sünnilerin Takaddum Partisi açıktan karşı çıktı fakat Azim Koalisyonu açıktan destek sundu ve 15 sandalyesi var. Hasım Koalisyonu da destekliyor ve 6 sandalyeye sahip. 

Kürtler 2006 ile 2012 dönemine dönüş beklentisiyle Maliki’ye yeniden tam destek veriyor ve 2006’da kurdukları ittifakın bir benzerini kurmuş durumdalar. Irak Meclis Başkanlığı seçimlerinde İkinci Başkan Yardımcılığı için KDP’nin adayı rakibi karşısında geride kalınca Maliki devreye girdi ve KDP adayının kazanmasını sağladı. Bu bize Maliki ile Barzani arasında tam bir anlaşmanın olduğunu gösteriyor. KYB de Koordinasyon Çerçevesi’nin bir parçası olduğu için oradan çıkacak kararla bir sorunu olamaz. 

Maliki hem İran hem de ABD’nin Irak’taki çıkarlarını savunabilecek biri 

Seçimlerden önce ve seçim atmosferinde ABD’nin Sudani’yi desteklediği ve tavrını ondan yana koyduğu yorumları yapılıyordu. Doğruydu da. Çünkü Sudani’nin Sadr’ın desteğini alabileceği ve 70-80 sandalyeye çıkabileceği beklentileri vardı. Ayrıca İrancı kadanın bu kadar güçlü bir şekilde Meclis’te yer alması beklenmiyordu. Sudani’nin 45 sandalyede kalması ve doğal müttefikleri ile koalisyon için bedel ödemeye hazır müttefiklerinin olmayışı iktidar yarışında yalnız kalmasına yol açtı. 

Sudani’nin yeniden başbakan olabilmesi oluşan aritmetikte mümkün değildir. Yeni oluşan Meclis’teki sandalye dağılımı ve grupların eğilimleri tamamen Sudani’nin aleyhine. Şartlar hiçbir şekilde Sudani’ye yeni bir şans vermiyor. İmar Kalkınma Koalisyonu 45 sandalyeye sahip ve onunla birlikte yürüyecek başka hiçbir siyasi parti ya da blok görünmüyor. 

Öte yandan İran’ın Sudani’ye yönelik vetosu ve seçimlerden güçlü çıkan Haşdi Şabi gruplarının da karşıtlığı yukarıdaki olumsuzluklara eklendiğinde tablo daha da netleşmiş oluyor. O yüzden seçim sonuçlarıyla birlikte Sudani seçeneği ortadan kalktı denilebilir. Maliki ismi de tam olarak burada gündeme geldi ve masada neredeyse tek seçenek olarak durdu. 

Maliki, ABD kadar İran’ın da endişelenmekte haksız olmayacağı bir siyasi aktör. Çünkü geçmiş tecrübelerden Maliki’nin ABD ile çok iyi anlaştığını biliyoruz. İran’ın çıkarlarını temin etmiş, Tahran’ın Irak’a iyice kök salmasını sağlamış bir Iraklı Şii lider olarak tanındığı kadar ABD’nin Irak’taki kaygılarını gideren, tehditleri berteraf eden ve çıkarlarını koruyan başbakan olarak da hafızalarda yerini korur. 

ABD’nin 2005-2007 yıllarında Bağdat Büyükelçisi olan Zalmay Halilzad da Maliki’nin aday olmasıyla ilgili şu tespitte bulunuyor: “Irak, Maliki ile güçlü ve deneyimli bir Başbakana sahip olacak. Cumhurbaşkanı da Fuad Hüseyin olursa harika bir ekip olurlar. Keşke oy kullanma hakkım olsaydı.” Bu tespit ve yorum bence ABD’nin durduğu yeri anlamak, Irak’ın en sancılı dönemlerine şahitlik etmiş bir diplomatın Maliki değerlendirmesi açısından çok önemli. 

Maliki’den beklenen

Irak’ta istikrarın sağlanması, ekonomik gidişatın düzeltilmesi, Sünni bölgelerdeki huzur-güvenliğin tesis edilmesi, Kürtlerle bütçe-maaş krizi başta olmak üzere askıda kalan sorunların giderilmesi, ABD’nin Haşdi Şabi milislerine dair tehdit algısını değiştirerek İran’ın da beklentilerini karşılaması Maliki’nin önündeki en önemli dosyalar olacaktır. 

İran’ın Irak’ta Haşdi Şabi’nin geldiği noktadan razı olduğunu söylemek pek isabetli olmayacaktır. İran da mevcut tablodan rahatsız ve ABD’nin müdahalesine imkan tanıyacak bir Haşdi Şabi yapılanması istemiyor. Bunun daha kontrol edilebilir ve görünür olmaktan çıkması İran’ın tercih ettiği bir seçenektir. ABD’nin de taleplerini karşılayacağı için bu senaryo en uygulanabilir olanıdır. 

Maliki de gerekirse siyasi yollarla gerekirse de askeri zor kullanarak hükümete tabi olmayan askeri unsurları hizaya getirecek tecrübesi, siyasi iradesi ve dirayeti olan birisidir. O nedenle her zaman ifade ettiğimiz gibi Maliki İran destekli olabilir fakat ABD’nin üzerini çizdiği bir isim değil. Maliki, İran’ın adamı görülebilir fakat ABD’nin çıkarlarını savunmayacağı söylenemez. Kürtlerle sorun yaşamış olabilir fakat Kürtlerle sorunları çözebilecek en güçlü aktör olarak öne çıkıyor. Sünnileri provoke etmiş ve terörize etmiş olabilir fakat yine düzeltecek ve rayına sokacak kişi olarak görülüyor. 

 

*Bu içerik serbest gazeteci veya konuk yazarlar tarafından hazırlanmıştır. Bu içerikte yer alan görüş ve ifadeler yazara aittir ve Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU