1 Mayıs sabahı saldırıya uğrayan CHP Sincan Gençlik Kolları üyeleri: "Biz ülkücüyüz" diyerek saldırdılar

CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı Osman Çağatay Ayrıçal ve parti üyesi Hamza Balkoca, 30 Nisan'ı 1 Mayıs'a bağlayan gece kalabalık bir grup tarafından sopalı saldırıya uğramışlardı. Her ikisinin de vücutlarında ciddi kırık ve morluklar var

 

32 yaşındaki CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı Osman Çağatay Ayrıçal (solda) ve 24 yaşındaki CHP Sincan Gençlik Kolları üyesi Hamza Balkoca, 30 Nisan geceski saldırıya uğramışlardı 

Seçime dokuz gün kala ülkedeki heyecan kadar yükselen bir şey varsa o da gergef gibi gerilen sinirler. 

Ve ne yazık ki bu durum, CHP, AK Parti ve Yeşil Sol Parti'nin; İstanbul, Adana ve Edirne'deki seçim büroları ile stantlarına gerçekleşen saldırılarda da kendini gösterdi. Adana ve Edirne'de toplamda 2 kişi yaralandı.

Seçim çalışmaları için sürekli sahada olanlara yönelik en ciddi saldırılardan biri ise 30 Nisan'ı 1 Mayıs'a bağlayan gece gerçekleşti. 

Kamuoyu, bu saldırıyı CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı Osman Çağatay Ayrıçal'ın sosyal medyada paylaşılan, yüzünün tanınmaz hale geldiği fotoğrafla öğrendi. 

Hatta CHP Ankara İl Gençlik Kolları Başkanı Tolga Turgut, kendisinin çektiği bu fotoğrafla bir paylaşım yapmış, olayla ilgili olarak eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'i suçlamıştı. 

 

 


Olayın sıcağı sıcağına, ağrıları nedeniyle konuşacak durumda olamayan Ayrıçal ile daha sonra bir araya geldik ve o gecenin detaylarını kendisinden dinledik. 

Ayrıçal yalnız değildi. Kendisiyle birlikte saldırıya uğrayan ancak sosyal medyada adı duyulmayan CHP Sincan Gençlik Kolları üyesi Hamza Balkoca da koltuk değneği ile oradaydı. 

"Asılan afişlere gidip müdahale edin" mesajı

30 Nisan akşamı, CHP Sincan İlçe Başkanlığı'nda 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı için pankartlar hazırlanıyordu. Yaklaşık 12-13 kişi vardı. 

Ancak daha sonra bu hazırlığa, Osman Çağatay Ayrıçal'a partili arkadaşlarından gelen bir mesajla ara verildi. 

"Sincan Fatih bölgesinde provakatif afişler asılıyor. Gidip müdahale edin" deniyordu mesajda. 

"Ben, Hamza ve arkadaşımız Abdurrahman Aydoğdugil, üçümüz gidip bakmak istedik. İlçedekilere de ‘Siz pankartı hazırlamaya devam edin, bir şey olursa çağırırız' dedik. Tedbir almak istemedik, çünkü biz sadece afişleri söker, geri döneriz diye düşündük. Bir kavga için gitmemiştik" diyerek anlatıyor mesajdan sonrasını Ayrıçal. 

Hatta mesajın geldiği saat ile afişlerin asıldığı otobüs duraklarına vardıkları zamana kadar yaklaşık 30-40 dakika var. Bu nedenle, afişi asanlarla karşı karşıya kalacaklarını hiç düşünmemişler. 

"Bize Fiat Palio marka, beyaz bir araç olduğu söylendi. Plakanın son üç hanesi verildi. Biz de benim aracımla yola çıktık" diyen Osman Çağatay Ayrıçal'ın anlattıklarına göre Fatih bölgesine geldiklerinde bazı duraklarda afişleri gördüler. 
 

Kemal Kılıçdaroğlu Selahattin Demirtaş Pervin Buldan Meral Akşener
Ankara'da toplatılmaya çalışılan Millet İttifakı karşıtı afişler/ Fotoğraf: Osman Çağatay Ayrıçal


İki şekilde hazırlanan afişlerin birinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun yüzü ile HDP'nin eski Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın yüzü birleştirilmişti. Diğer afişte ise İYİ Parti lideri Meral Akşener ile HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın yüzü yan yana konuşmuştu. 

Ayrıçal ve arkadaşları afişlerin bazılarını çöpe attı, bazılarını ise kendilerinde bir örnek olsun diye yırtmadan yanlarına aldılar. 

"66'ncı bölgeye destek verin" 

CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı, Şehit Gökhan Uysal Caddesi üzerinde yola devam ederken gördükleri dördüncü otobüs durağında, afişleri asanlarla karşılaştıklarını söylüyor. 

Hem Ayrıçal'ın hem Balkoca'nın anlattığına göre plakası kendilerine verilen Palio marka araç, o durağın önünde kapısı açık şekilde bekliyordu. Aracın yanında da etrafı kolaçan ettiklerini düşündükleri üç kişi… 

"Biz arabayı tanıdık. Durduk. Kendilerine ‘Bu yaptığınız suç. Yüksek Seçim Kurulu'nun yasaklı olduğunu belirttiği afişleri asıyorsunuz. Polisi çağıracağız ve polislere teslim edeceğiz' dedik" diyor Çağatay Ayrıçal. O sırada Ayrıçal'ın yanındaki diğer iki kişi Hamza Balkoca ve Abdurrahman Aydoğdugil de polisi aramaya başlıyor. 

Ne koptuysa bu noktadan sonra kopuyor. 

Bahsedilen üç kişi önce direnç gösteriyor. Daha sonra iki grup arasında bir itiş kakış ve arbede yaşanıyor. 

"Onlar bize saldırınca, biz de kendimizi savunduk" açıklamasını yapan Ayrıçal, kavga ettikleri kişilerden birinin biraz uzaklaşarak telefonla konuştuklarını "kulaklarımla duydum" diyerek anlatıyor: "66'ncı bölgeye destek verin" 

Ayrıçal ve Balkoca'nın tahminlerine göre o bölgede daha önce bulunan "66 Büfe" nedeniyle, bölgeye 66'ncı bölge deniliyor. 
 

 Hamza Balkoca ve Osman Çağatay Ayrıçal
Hamza Balkoca (solda) ve  Osman Çağatay Ayrıçal/ Fotoğraf: Gökçen Tuncer

 

"Kapıyı kapatacakken tekmeyle saldırdılar"

Bir süre sonra Ayrıçal, Abdurrahman Aydoğdugil ve Hamza Balkoca, araçlarına binip, olay yerinden uzaklaşmaya yelteniyorlar. 

Ayrıçal ve Aydoğdugil'in öne otursa da karşıdaki grup, arkaya oturan Balkoca'nın kapısını kapatmasına izin vermiyorlar. 

"Hamza, arka koltuğa oturup da tam kapıyı örtecekken Hamza'ya bir tekme geldi. Sonra Hamza'yı yakasından tutup dışarı çıkardılar. Öyle olunca ben tekrar arabadan indim. Abdurrahman arabada kaldı" diyerek anlatıyor o anı Osman Çağatay Ayrıçal. 

Aynı anda telefonda polisle konuşmaya çalışan Balkoca, telefonunun da düşerek zarar gördüğünü söyledi. CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı Osman Çağatay Ayrıçal ise şöyle anlatıyor sonraki süreci: 
 

Hamza'yı kurtarmak için yakasından tutup çektim. O iki kişi, ben Hamza'yı çektikten sonra bu sefer bana saldırmaya başladılar. O esnada yüzüme yumruklar gelmeye başladı. 

Hamza'yı kaldırdım "Bin arabaya dedim". Ben de binmeye çalışıyorum o esnada. 

Biri geldi benim arabama tekme attı. Hâlâ ayakkabının izi duruyor. Arabada da göçük oluştu. Öyle şiddetli vurmuş ki…

"Sizi hiçbir yere göndermeyeceğiz. Burada kalacaksınız" diyorlar çünkü arkadan çağırdıkları desteğe güveniyorlar. 

Arabaya tekme attıktan sonra kapı kapandı. Ben bir daha binemedim arabaya. Biri de kapının önünde duruyordu. "Gitmelerine asla izin vermeyin, plakalarını alın" diye bağırıyordu. 


"Biz ülkücüyüz biz adamın …a koyarız" 

CHP'li gençlerin anlattıklarına göre "66'ncı bölgeye destek verin" telefonu ile iki araba dolusu insanın o bölgeye gelmesi arasında sadece birkaç dakika var. 

Kapıların açılmasına izin verilmediği için içeride kalan Abdurrahman Aydoğdugil, o sırada anahtarı Ayrıçal'da olan otomatik aracı yaklaşık bir kilometre ilerletebiliyor ve polisi aramaya başlıyor. 

Gece 11-12 saatleri arasında gerçekleşen olay, karşı grubun kalabalıklaşmasıyla "hayati tehlikeye" varan bir boyut kazanıyor. 

Ellerinde sopalarla araçlarından inenlerin en az 10 kişi olduğunu söyleyen Ayrıçal, "Yapabileceğim bir şey yoktu. Hamza'ya ‘kendini koru' diye bağırabildim" diyor. 

Hamza Balkoca ise konuşmaya da çalıştıklarını, ‘Biz size fiziksel temas uygulamadık' dediklerini anlatıyor ve ekliyor: Küfürler eşliğinde ikiye ayrılıp saldırdılar. "S… gidin", "Biz ülkücüyüz biz adamın …a koyarız" "Vurun, öldürün" diyerek üstümüze yürüdüler. 
 

Osman Çağatay Ayrıçal
CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı Osman Çağatay Ayrıçal/ Fotoğraf: Gökçen Tuncer

 

"Cenin pozisyonunda kapandım, kollarımı açıp vuruyorlardı"

Osman Çağatay Ayrıçal ise şöyle anlatıyor o anı: 
 

Ben o hali görünce, ölmemek için kendimi cenin pozisyonuna aldım. Adamlar, yüzüme kapattığım kollarımı açıp vuruyorlardı bana. 

Kendimi yere attım. Dayanabilecek gücüm de yoktu. "Ya öleceğiz ya burada kalacağız" dedim. Ondan sonra baya bir darbe, tekme, yumruk yediğimi çok iyi hatırlıyorum. 

O sırada yolda yürüyen vatandaş yoktu. Geçen arabalara da dursunlar diye el kol yaptık. Kimse durmadı. Bir süre sonra bayılmışım. 

Aradan herhalde 10-15 dakika geçtikten sonra ben, yüzüme su atılmasıyla uyandım. Başımda polislerin ve Hamza'nın olduğunu hatırlıyorum. 


Aynı anlarda saldırı altındaki Hamza Balkoca da "Kapanıyoruz. Kaldırıp kollarımızı açarak yumruk atıyorlar. Tekme atıyorlar. Kafamın arkası komple şişti. Yeni yeni iniyor" diyerek anlatıyor. 

Saldırganların bir süre sonra kendisini, hafif eğimli çukur bir alana fırlattığını söyleyen Balkoca, şöyle devam ediyor: 
 

Bir ara üzerimden yoğunluk kalktı. Seslerin de uzaklaştığını hatırlıyorum. Çağatay'ın üzerine gidiyorlarmış. 

Çağatay'ın bayıldığını gördüm. Çukurdan çıktığımda kaçmışlardı ki benim gözüm Çağatay Başkanımdan başka kimseyi görmüyordu. 

Baktım, yüzü yukarı bakıyor, kan akıyor her yerinden. Kan genzime dolduğu için ben ambulansta da konuşamadım. 

Olay yerine polisin gelmesinde de bir karışıklık yaşanmış. 


"Seni kurtaracağım, bende kal"

Hem Hamza'nın telefonunun kapanması hem yeni adı Şehit Gökhan Uysal olan caddeyi eski aldı Çaldıran Caddesi olarak anlatmaları ve polisin bu caddenin eski adını bilmemesiyle olay yerine intikal de gecikmiş. 

"Benim CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı olduğumu büyük ihtimalle biliyorlardı. Ölebilirdik. Çok net ölebilirdik. Ben kendimi öldüm diye bıraktım" diyen Osman Çağatay Ayrıçal, ambulansta bir sağlıkçının kendisiyle konuştuğunu hatırlıyor: "Seni kurtaracağım, bende kal". 

Devlet Hastanesi tomografiye sokmadı

Her ikisi de gelen ambulansla, yakın zaman önce yeni yerine taşınan Sincan Devlet Hastanesi'ne gönderiliyor. 

Ancak Hastane, Hamza Balkoca'ya "Seni kilodan dolayı tomografiye sokamayız", Çağatay Ayrıçal'a da "Seni de belki sokabiliriz" diyor. 
 

Hamza Balkoca ve Osman Çağatay Ayrıçal
Hamza Balkoca (solda) ve Osman Çağatay Ayrıçal, 1 Mayıs sabahı hastanedeyken... Fotoğraf: Twitter/@drservetunsal


Olayın siyasi olması nedeniyle hastaneye alınmamış olabileceklerinin düşünen gençlerden Hamza Balkoca, aynı hastanede daha önce tomografi çektirdiğini söyledi. 

Her iki yaralı da sonrasında Bilkent Şehir Hastanesi'ne sevk ediliyor. Ailelere de bu hastanede haber veriyorlar. 

"Annemin çığlıkları, babamın çığlıkları kulağımdan gitmiyor. Kardeşim Kıbrıs'ta yaşıyor. Çocuk ağlayarak açtı telefonu. İlk uçakla Ankara'ya geldi" diyerek anlatıyor Çağatay Ayrıçal, o geceyi. 

Elmacık kemiğinde, burunda kırık, ağızda 20 dikiş, vücutta morluklar

1 Mayıs sabah 07:00 sularında hastaneden çıkan Ayrıçal ve Balkoca, ifadeye çağırıldıkları için oradan da karakola geçiyorlar. Olayın en yakın tanığı ve saldırıda daha hafif yaralanan Abdurrahman Aydoğdugil'in ise onlardan önce ifade verdiğini söylüyor. Gençler için CHP Genel Merkezi'nden bir avukat görevlendiriliyor. 

Adli Tıp'tan darp raporu da alan gençlerden Çağatay Ayrıçal'ın elmacık kemiğinde kırık var. 

Vücudu ve baş çevresinde ağır yaraların tespit edildiği Ayrıçal'ın ağız içinde de 20 dikiş bulunuyor. Konuşmakta güçlük çeken CHP Sincan Gençlik Kolları Başkanı, çok darbe aldığı göğüz kafesinin hâlâ mor olduğunu, eklemlerinde ciddi ağrılar hissettiğini söylüyor. 

Hamza Balkoca'nın ise ayak bileği alçıda. Gözü tutan kemiğinde çatlak ve burnunda kırık var. Daha sonra bir burun ameliyatı olması gerekecek. 

Vücudunun çeşitli yerlerinde morluklar da bulunan Balkoca'nın, sol elinde ise bir atel var. Bunun nedeni ise orta parmağında, bir ezilme olması. 
 

Hamza Balkoca
CHP Sincan Gençlik Kolları üyesi Hamza Koca, partiye 18 yaşında üye olduğunu söylüyor/ Fotoğraf: Gökçen Tuncer


Saldıranlar kimlerdi?

Saldırganların kim olduğu konusuna gelince… 

Kişilerin "Biz ülkücüyüz" diye bağırmasının ardından Çağatay Ayrıçal, Hamza Balkoca ve Abdurrahman Aydoğdugil, Facebook'ta yaptıkları araştırma sonucunda kendilerine saldıranlardan dört kişiyi, Fatih Ülkü Ocakları'nın hesabında yer alan fotoğraflarından teşhis ediyor. 

"Biz bugüne kadar ülkü ocakları ile hiç böyle bir sıkıntı da yaşamamıştık" diyen CHP'li gençler, teşhis ettikleri kişilerden şikayetçi olduklarını, bunlardan üçünün ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldığını, birine ise hâlâ ulaşılamadığını söylüyor. 

Ayrıçal ve Balkoca'ya göre saldırının gerçekleştiği yeri kameralar görmüyor. 

Bunun yanı sıra ilk karşılaştıkları kişilerin telefonla çağırdığı "desteğin" birkaç dakika içerisinde gelmesi, hem Ayrıçal'da hem Balkoca'da "Acaba pusu mu kuruldu? Bize afişlerle yem mi atıldı?" şüphesini uyandırmış durumda. 

Bu arada Ayrıçal ve Balkoca'nın toplarken saldırıya uğradıkları afişler, yeni değil. 

Daha önce büyük pankart boyutunda İstanbul Ümraniye Ülkü Ocakları binasından asılmış, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, sosyal medya hesabından "Gençleri zehirleyen sadece AKP değil Ülkü Ocakları da öyleymiş meğerse…Yalana, iftiraya sığınacak kadar çaresiz kalmış olmanız üzücü. Son kez uyarıyorum! İftiralarınıza devam ederseniz eğer ne yapacağımızı çok iyi biliyorum!" açıklamasını yapmıştı. 
 


Ayrıçal ve Balkoca, üzerinde "Bazıları ikiyüzlü" yazan posterlerin, 3-4 ay önce Kaftancıoğlu tarafından, Ümraniye'de AK Partili bir matbaada basılırken yakalandığını söylüyor. 

"Melih Gökçek" iddiasının bir geçmişi var

CHP Ankara Gençlik Kolları Başkanı Tolga Turgut'un "Melih Gökçek'in adamları" iddiasını da sorduğumuz Ayrıçal, "Bizimle konuşmadan öyle bir açıklama yapmış tam net değil" açıklamasını yaptı ama bu iddianın da bir nedeni var. 

2014 Yerel Seçimleri sırasında CHP Gençlik Kolları üyesi olduğunu aktaran Osman Çağatay Ayrıçal, o dönem Mansur Yavaş'ı desteklediklerini ve bayraklama yaptıkları bir günde altı tane kapalı kasa, siyah camlı transporterın Sincan Vatan Caddesi'nde park ettiğini anlattı. Ayrıçal'ın açıklamasına göre transporter'lardan inenler ilçe başkanı ve oradakilere saldırdı. 

Mansur Yavaş'ın kendilerini Lokman Hekim Hastanesi'nde ziyaret ettiğini söyleyen Ayrıçal, "Bu Sincan'da yaşadığım ikinci vaka. Biz o zaman da çok çalıştık. Sincan'ın dört bir yanına pankartlar asmıştık" dedi. 

"Kemal Kılıçdaroğlu telefonla aradı"

30 Nisan 2023 gecesi yaşadıkları olay sonrası kendilerini ilk arayan isimlerden biri ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu olmuş. 

Hem Çağatay'la hem Hamza'yla konuşan ve geçmiş olsun dileklerini ileten Kılıçdaroğlu, "Seçime kadar bunlar bu şekilde yapacaklar. Anladılar kaybedeceklerini ama bizi bu şekilde yıldıramayacaklar" demiş. 

Yaralı gençleri arayan diğer isimler arasında  CHP Parti Örgütü ve Örgüt Yönetimlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı ve  CHP Ankara Milletvekili Levent Gök de var. 

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Selçuk Sarıyar, CHP Parti Meclis üyeleri Umut Akdoğan, CHP Doğu Masası Danışma Kurulu Üyesi Mehmet Yula, CHP Ankara Milletvekili Gamze Taşçıer ise evlerine kadar giderek ziyaret edenler arasında. 

"Meral Akşener'in de aramasını beklerdik"

Aramadığı için ise bir kişiye kırgınlar: Meral Akşener. 

"Meral Akşener'den de beklerdik aramasını" diyorlar. 

Osman Çağatay Ayrıçal'ın açıklamasına göre Akşener-Buldan afişlerinin fotoğrafını gönderdikleri Sincan İYİ Parti Belediye Meclis Üyesi Fatih Kişi dışında İYİ Parti'den destek görmemişler. 

"18 yaşıma bastığım gün CHP ilçeye üyeydim"

Saldırının gündeminden çıkıp biraz da seçim konuşuyoruz CHP'nin genç üyeleriyle. 

Seçimle ile ilgili olarak umutlu her ikisi de… 

1999 doğumlu Hamza Balkoca, "18 yaşıma bastığım gün CHP ilçeye üyeydim" diyor. Bugüne kadar Muharrem İnce'nin 2018 adaylığında da yerel seçimlerde Mansur Yavaş için de aktif görev almış seçim kampanyalarında. 

Bu sene üniversite sınavına da girecek Balkoca, daha önce, siyasi görüşlerini açıkça dile getirdiği için çalıştığı özel bir şirketten atılmış. Hayatını ortaya koyduğu partisinden gençlerin önünü açmaları konusunda biraz daha destek bekliyor. 

Osman Çağatay Ayrıçal ise 1992 doğumlu, 2010 yılından beri de CHP Sincan İlçe Başkanlığı'nda. 

"2018'de Muharrem İnce için çok çalışmıştık"

Yıllardır partinin genç üyeleri ile bir arada olan iki isme de siyasilerin, genç seçmene yaklaşımını soruyoruz. Zira, 14 Mayıs seçimlerinde yaklaşık 5 milyon kişi ilk defa oy kullanacak. Toplam oyların yüzde 8'ine tekabül eden bu sayı, az bir sayı değil. 

"Muharrem İnce'yi destekleyen gençler, neden destekliyor; Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyenler neden destekliyor?" şeklindeki sorumuza Hamza Balkoca şöyle yanıt veriyor: 
 

2018'de oy kullanamayan gençler bile çok umutlanmıştı. Muharrem İnce, projelerini anlattığında hepimiz çok sevindik. Muharrem İnce'nin verdiği mücadeleyi görünce gençler, içlerinde bir umut oldu.

Şu an destekleyenlere ise ben pek inanmıyorum. 15-16 yaşındaki çocukların dans etmesinden ibaret değil siyaset. Bu biraz daha komediye doğru gidiyor. 

Ben çok severdim kendisini. 2018'de çok çalışmıştık onun için. Ama şu an yaptığı şeyler… Kazanamayacak zaten. Kendisi de biliyor kazanamayacağını. 


"Yarın cumhurbaşkanı olsa yine mi bizi bırakıp gidecek?"

Balkoca için İnce'yi tamamen bitiren olay ise Kemal Kılıçdaroğlu'na "Yeni FETÖ ortağı" demesi olmuş. 

2 Mayıs'ta Kocaeli'de konuşan Muharrem İnce, "Bir başka konu da FETÖ'nün siyasi ayağı. Benden başka hiç kimse bu konunun üstüne gidemez, hiçbiri. Bu ülkede ne kadar terörist varsa kökünü kazıyacağım. Erdoğan gidemez eski ortağı, Kılıçdaroğlu da gidemez yeni ortağı" ifadelerini kullanmıştı. 

"Sen önceden 'Vefa borcum var, onun karşısında aday olmam' dediğin bir insana bunları yapıyorsan, zaten yazıklar olsun" diyen Balkoca, "Ki o seçim zamanında da Muharrem İnce'nin kazandığını düşünüyordum. Seçim akşamı ortalıktan kaybolarak herkesi mahvetti. O çok büyük bir şeydi. Yarın cumhurbaşkanı olsa yine mi aynı durumda bizi bırakıp gidecek?" ifadelerini kullandı. 

"Saldırı sonrası beni telefonla aradığında ağlayacaktım"

Bugüne kadarki seçimlerde çok düşük oylar aldığı Van, Konya gibi şehirlerde bile Kemal Kılıçdaroğlu'nun büyük bir izdihamla karşılanmasını çok olumlu buluyor hem Hamza hem de Çağatay. 

Kemal Kılıçdaroğlu'nu tanıdığında 18 yaşında olduğunu söylüyor Osman Çağatay Ayrıçal. 

"Hâlâ seviyorum Kemal Kılıçdaroğlu'nu. Hem genel başkanım olarak hem bir insan olarak" diyen Ayrıçal'a göre CHP lideri, gençlere dokunmasını çok iyi biliyor: 
 

Ben ne zaman genel başkanımızı ziyarete gitsem, beni oturtup bizimle sohbet ettiğini gördüm. Gençlere olan yaklaşımı ve tavrı çok güzel. 

Gözerimizin içine bakarak konuştuğunu hissettiğimiz için bu bize güven veriyor. Saldırı sonrası beni telefonla aradığında bile ağlayacaktım, çok duygulandım. 


Hamza Balkoca'ya göre ise "siyasetçi nefreti" denilen şeyin Kılıçdaroğlu'nda olmaması çok önemli bir "artı". 

Çok şefkatli bir adam. Yüzünde nefret yok. Bazı siyasetçilerde görüyorsunuz o nefreti. O adamda o yok. Sağduyuya çağırıyor. Kendisi Çubuk'ta yumruk yediğinde bile "Onlar da insandır" diyebilen bir adam. 

Bu nefret biter mi?

Bundan sonraki sürece gelecek olursak… 

Hem Balkoca hem de Ayrıçal, biri yürüyemediği bir konuşmakta zorluk çektiği için seçim çalışmalarına devam edemeyecekler. 

Zira doktorların da söylediği seçime kadar yaraların iyileşemeyeceği yönünde. Adli süreç ise devam ediyor. 

Kendilerinin ve sevdiklerinin hâlâ tehdit altında olup olmadıkları tek endişeleri, nefretin bittiği bir Türkiye siyaseti ise tek umutları… 
 

 

© The Independentturkish

DAHA FAZLA HABER OKU